pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: ATASÖZLERİ

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ATASÖZLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ATASÖZLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2024 Pazar

I-İ İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

I-İ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ I Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Irak yerin haberini kervan getirir: Erişemediğimiz şeyle aramızdaki ilişkiyi bir aracı sağlar. Irmak kenarına çeşme yapılmaz: Zaten var olan ve herkesin işine yarayan bir şeyin yanına aynı işi görmek üzere benzerini yapmak boşunadır. Irmaktan geçerken at değiştirilmez: Bir yöntemden başka bir yönteme geçiş tehlikeli bir durum veya zamanda yapılmamalıdır. Irz insanın kanı pahasıdır: İnsan ırzını, namusunu korumak için canını feda eder. Isıracak it (köpek) dişini (dişlerini) göstermez: Kötülük edecek kimse önceden haber vermez, belli etmez. Isıramadığın (bükemediğin) eli öp başına koy: Düşmanını yenemiyorsan ona hoş görünmeye çalışarak kötülüğünden kendini koru. Isırgan ile taharet olmaz: Kötü kişiden iyilik beklenmez. Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz: Daha önce bir zarara uğramış kimse, kendisine aynı zararı verecek şeyden korkmaz. Ismarlama hac, hac olmaz: Kişi, kendisi yapması gereken bir işi başkasına yaptırmamalıdır. İ Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları İçi beni yakar, dışı eli (seni) yakar: Dış görünüşü ile başkalarının hoşuna giden bir şeyin veya durumun gerçekte kötü yönleri olabilir. İki arslan bir posta sığmaz: Bir ülkede iki baş egemen olamaz. İki at bir kazığa bağlanmaz: Ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar. İki baş bir kazanda kaynamaz: Ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar. İki cambaz bir ipte oynamaz: Kurnazlıkta eşit olan iki kimse birbirlerini aldatamaz. İki deliye bir uslu koymuşlar: Birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir. İki dinle bir söyle: Çok konuşmak doğru değildir. İki el bir baş içindir: Ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir. İki emini bir yemin aralar: Birbirinin doğruluğuna güvenerek birlikte iş yapmakta olan iki kişiden biri, hile yapmadığına arkadaşını inandırmak için yemin ediyorsa artık güven bozulmuş demektir, ayrılmaları gerekir. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur: Birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir. İki kaptan bir gemiyi batırır: Bir işi iki kişi yürütemez. İki ölç, bir biç: Bir iş yaparken ayrıntıları ve sonuçları iyice düşünülmelidir. İki testi tokuşunca biri elbet kırılır: Kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar. İlk vuran okçudur: Amaca başkalarından önce ulaşan, işinin ehlidir ve kazançlı çıkar. İnsan (adam) kıymetini insan (adam) bilir: Bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir. İnsan ayaktan, at tırnaktan kapar: Birçok hastalık insana ayağını üşütmesi, ata da tırnağı yoluyla gelir. İnsan beşer, kuldur şaşar: Kişinin zaman zaman şaşırmasını, yanılmasını hoş görmek gerekir. İnsan çeşit çeşit, yer damar damar: Toprağın her kesimi ayrı ayrı nitelikler taşıdığı gibi insanlar da birbirlerinden farklı özelliklere sahiptirler. İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde: İnsan doğduğu yeri değil geçimini sağladığı yeri yurt edinir. İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur: Kişinin çocukluğundaki huyları, özellikleri yaşlılığında da değişmez. İnsan yükü (eti) ağırdır: 1. Hiç kimse başka bir kimseye yük olmamalıdır. 2. Yatalak insanı kaldırmak, yatırmak güçtür. İnsanın (adamın) alacası içinde, hayvanın alacası dışındadır: Hayvanların işe yarayıp yaramayacakları görünüşlerinden belli olur ancak insanların kötü huylu olup olmadıkları dışarıdan anlaşılamaz. İnsanın adı çıkacağına canı çıksın: İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir. İnsanın eti yenmez, derisi giyilmez; tatlı dilinden başka nesi var: İnsan kendisini ancak tatlı diliyle sevdirebilir. İp inceldiği yerden kopar: Bir durum, en çürük yerinden patlak verir. İsin yanına varan is, misin yanına varan mis kokar: Kişi kiminle arkadaşlık ederse ondan kendisine birtakım huylar geçer. İstediğini söyleyen istemediğini işitir: Bir kimseye hakaret etmek, ağır sözler söylemek doğru değildir, o da ağır sözlerle karşılık verir. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara: Birinden bir şey isteyen utanır ancak isteği yerine getirmeyen daha çok utanmalıdır. İş amana binince kavga uzamaz: Kavga edenlerden biri aman dilerse çekişme sona erer. İş bilenin kılıç kuşanın: Her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır. İş insanın aynasıdır: Bir kimsenin nasıl bir kişi olduğu yaptığı işlerden anlaşılır. İşine hor bakan boynuna torba takar: İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.

K İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

K Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz: Hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez. Kaçan balık büyük olur: Elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür. Kaçanı kovmazlar, yıkılanı vurmazlar: Kaçan bir düşmanı kovalayıp ezmeye çalışmak mertliğe yakışmaz, âciz olduğunu göstereni de vurmak insanlık değildir. Kaçanın anası ağlamamış: Tehlikeden kaçan kazançlı çıkmış. Kader olmayınca kadir bilinmez: Kişi talihsiz ise ne kadar iyi insan olursa olsun, değeri bilinmez. Kadı anlatışa göre fetva verir: Haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa dinleyen ona hak verir. Kadı kızında bile kusur olur: Üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçük bir kusurdur. Kadının fendi, erkeği yendi: Kadınlar kurnazlıkta erkeklerden üstündürler. Kalaylı bakır küflenmez: Temizliğini herkesin bildiği kişi ve iş lekelenemez. Kalbin yolu mideden geçer: Bir kimsenin sevgisi kazanılmak istendiğinde ona güzel yiyecekler ikram edilmelidir. Kalın incelene kadar ince süzülür: Bir hastalık, bir sıkıntı karşısında güçlü gücünden bir parçasını yitirerek zayıflar ama zayıf olan, ölecek duruma gelir. Kalıp kıyafetle adam adam olmaz: Gösterişli bir vücut, iyi bir giyim kuşam, kişiye insanlık değeri kazandırmaz. Kalp kalbe karşıdır: Sevgi karşılıklıdır. Kalp kazanır, kaltaban gönenir: İş becerme yeteneği bulunmayan kişi, düzenbazın kendisine yutturduğu şeyi kazanç sanır. (kalp: Gösterişli ama işe yaramaz kişi. kaltaban: Düzenci. gönenmek: Mutlu olmak.) Kalpten kalbe yol vardır: Sevgi karşılıklıdır. Kanaat gibi devlet olmaz: Elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez. Kanatsız kuş uçmaz: Gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz. Kanı kanla yumazlar, kanı suyla yurlar: Kötülük, kötülük yapılarak düzeltilmez ancak iyilik yapılarak ortadan kaldırılır. (yumak: Yıkamak) Kanlı gömlek gizlenmez: Bazı kötü şeylerin gizlenmesi mümkün değildir. Kâr, zararın kardeşidir (ortağıdır): Ticarette sadece kâr etmek düşünülmez, zarar da edilebilir. Kar ne kadar çok yağsa yaza kalmaz: Elverişli bir ortamda çoğalan şeyler, ortam elverişliliğini yitirince yok olur. Kar susuzluk kandırmaz: Gerçek gereksinimler, avutucu, oyalayıcı şeylerle karşılanmaz. Kara gün kararıp kalmaz: İnsanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından iyi günler de gelir. Kara haber tez duyulur: Ölüm gibi kötü haber çabuk yayılır. Kara yaslanma kar erir, ere yaslanma er ölür: İnsan başkalarından gelecek olan desteğe çok güvenmemelidir. Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu: Bir şeye tam güvenmeyip ileride ne olacağı konusunda bilgi sahibi olunamadığı durumlarda kullanılan bir söz. Karaya sabun, deliye öğüt neylesin: Özü bozuk olan şey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez. Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış: Kardeşler ne kadar geçimsiz olsalar da kötü bir durumda birbirlerine yardım ederler. Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu: Kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır. (onmak: Daha iyi duruma gelmek) Kardeşim olsun da kanlım olsun: Kendisine çok büyük kötülük de yapsa insan kardeşinden vazgeçemez. Karga kekliği taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü şaşırmış: Görgüsüz kişi, görgülü kişinin yaptığını yapmaya kalkışırsa beceremez, kendisinin doğal davranışını da yitirir, gülünç duruma düşer. Karga mandayı babası hayrına bitlemez: Bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de çıkarı vardır. Karı koca bir sözle yakın, bir sözle uzaktır: Bir kadınla bir erkek, birbirlerine bağlandıklarını bildiren bir sözle karı koca olurlar, böyle bir bağın kalmadığını bildiren bir sözle de yabancı olurlar. Karınca, zevali gelince kanatlanır: Kişi durumunun gereklerine aykırı taşkınlıklarda bulunursa artık düşecek demektir. (zeval: Yok olma.) Karıncadan ibret al, yazdan kışı karşılar: Kişi çalışıp kazanabildiği zamanı boş geçirmemeli, çalışamayacağı günler için geçimini sağlayacak varlık edinmelidir.

O- Ö İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

O- Ö İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ O Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası: Eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek gibi görülür. Kızın anası ise baş köşeye oturtulur. Oğlan atadan (babadan) öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir biçki biçmeyi: Erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri annesinden öğrenir; anne ve baba bunları bilmiyorsa çocuktan böyle şeyler beklenemez. Oğlan dayıya, kız halaya çeker: Oğlan çocuğun yüzü de, huyu da dayısına, kız çocuğununki ise halasına benzer. Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün: Doğacak çocuğun oğlan olması istenir. Kız olması istenmez. Onun için oğlan doğuran ana sevinir; kız doğuran ana üzülür. Oğlan doğurdum, oydu beni; kız doğurdum, soydu beni: Erkek çocuklar, yaramazlıklarıyla, haylazlıklarıyla, ana-babayı üzerler. Kız çocuklar ise giyime, süse düşkün olduklarından ana-babalarından sürekli para çekerler. Oğlan doğur, kız doğur; hamurunu sen yoğur: Ana-baba özveriyle çocuk yetiştirirler. Ancak çocukların kendilerine pek yardımı olmaz. Oğlan yetir, kız yetir; ağır yükü sen götür: Çocuk büyütmek, evi yönetmek hep annenin görevi olduğundan anne olmak kolay iş değildir. Oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü: Torun, oğlandan olursa oğul balı, kızdan olursa bahçe gülü diye sevilir. Oğlum deli malı neylesin, oğlum akıllı malı neylesin: Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır; akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir. Oğlumu (evladımı) ben doğurdum amma gönlünü ben doğurmadım: Bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez. Olacakla öleceğe çare bulunmaz: İnsanın alnına yazılmış olan şeyler önlenemez. Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar: Zengin, giyinir, kuşanır, istediği gibi yaşar; fakirse yoksulluğun acısını çeker. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz: Hiçbir şey için olmaz deme. Dünyada olmayacak şey yoktur. Olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile yuh bitmiş: Şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz. Olsayı bulsaya vermişler, hiç doğmuş: Şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz. Onmadık hacıyı deve üstünde (Arafat’ta) yılan sokar: Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar. (onmadık: Talihsiz, bereketsiz) Onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar: Zamanında olduğunda büyük yarar sağlayacak bir durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir. (onmadık: Bereketsiz, talihsiz) Ortaklık öküzden, başlı başına buzağı yeğdir: Kişinin malı çok ama bunlar ortak malıysa yalnız kendisine ait azıcık malı bulunması daha iyidir. Otu çek, köküne bak: Kişinin kimliğini öğrenmek için soyunu sopunu bilmek gerekir. Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır: Bir ağızdan çıkan söz, başkalarının ağzına geçer, her tarafa yayılır. O HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER Okur, düşünürken okur, okurken düşünür Olacak oğlan gelişinden belli olur. Okuma bir düşünme ve bilgi edinme eylemidir Oynayamayan gelin; “Yerim dar.” der. Okumak, bilgiye giden en kısa yoldur Oynayacak adam, kağnı gıcırtısında da oynar. Olanak rüzgar gibidir, gerçekten yakalayamazsan ardına düşme. Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır Olasılıkların cetvelinde yenilgiler de vardır Otu çek, köküne bak. Oduncunun gözü onçada, dilencinin gözü çömçede. Ot kökü üstünde biter. Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar. Oğlan babadan öğrenir meclis gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra yazmayı. Ortak atın beli sakat olur. Oğlan yemiş oyuna, çoban yemiş koyuna gitmiş. Olsayı bulsaya vermişler hiç doğmuş. Oğlanın şaşkını, babasının zenginliğini metheder. Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz. Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş. Olmayacak duaya amin denilmez. Olacakla öleceğe çare bulunmaz. Oynamasını bilmeyen gelin “yerim dar” demiş; yerini genişletmişler; “yerim dar” demiş. Olgun bir insanı dost edinmek isterseniz tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek isterseniz, methedin

P-R İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

P-R İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ P Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Paça ıslanmadan balık tutulmaz: Hiçbir nimet zahmet çekilmeden, özveriye katlanılmadan elde edilemez. Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar: Kendisinden çekinilen kimsenin yüzüne karsı kimse ağız açmaz da en güçlü kimsenin bile arkasından herkes düşmanlık gösterilerinde bulunur. Papaz her gün pilav yemez: 1. Bir insanı hep aynı hileyle kandıramazsın. 2. İnsan zaman zaman değişiklik ister. 3. Her zaman aynı fırsat ele geçmez. Para ile imanın kimde olduğu bilinmez: Kimin ne kadar parası bulunduğunu, kimin ne kadar Tanrı’ya yakın olduğunu kimse bilemez. Para isteme benden, buz gibi soğurum senden: Kişi, kendisinden para isteyen kimseden artık uzak durmak ister. Para parayı çeker: Elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanılır. Para peşin, kırmızı meşin: Her işin karşılığı anında ödenmelidir. Paran çoksa (borcun yoksa) kefil ol, işin yoksa şahit ol: Tanıklık boş oturan kimselerin, kefillik ise parası çok olan kimselerin işidir. Paran gitti mi diye sormazlar, isin bitti mi diye sorarlar: Yapmak istediğin işi yapabildinse bu uğurda harcadığın paralara acıma. Çünkü para, istediğin şeyi yapmak içindir. Paran ucuz olursa sen pahalı olursun: Çok alışveris yapan, bol bahşiş veren kisi, parasından yararlananlardan büyük saygı görür. Paran varsa cümle alem kulun, paran yoksa tımarhane yolun: Zengin olana herkes hizmet eder, fakir olana ise kimse yüz vermez. Paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak: Yapmak istediğin isi yapabildiysen bu uğurda harcadığın paralara acıma. Çünkü para, istediğin şeyi yapmak içindir. Paranın yüzü sıcaktır: Para çekicidir ve geri çevrilemez. Parası (akçesi) ucuz olanın kendisi kıymetli olur: Parasını esirgemeyen, cömert kimseyi herkes el üstünde tutar. Parayı veren düdüğü çalar: Parasını veren kimse, istediği şeyi elde eder. Parayı zaptetmek deliyi zaptetmekten zor: Elindeki parayı çarçur etmeyip tutmasını bilmek, herkesin yapamayacağı zor bir iştir. Pazar, ilk pazardır: Satılacak mala ilk olarak kaç para değer biçildiyse satıcı buna razı olmalıdır. Pazarda herkes ambarındaki unu kadar konuşur: Bir kimse, maddi alanda olsun, manevi alanda olsun, yeteneğinin ölçüsünü bilmeli, sınırı aşan davranışlarda bulunmamalıdır. Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın: Çok uysal olursan ezilirsin. Hep dik başlı olursan yalnız kalır, herkesi karşında bulursun. Hüner, gerektiğinde uysal, gerektiğinde sert olmayı bilmektir. Pekmez gibi malın olsun, Antakya’dan sinek gelir: Malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir: Bir işin sonunun nasıl olacağı şimdiki gidişinden belli olur. Pilav yiyen kaşığını yanında (belinde) taşır: Bir şey yapmak, bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın: Yararlı bir şeyi elde etmek için sonuna kadar uğraşılmalı, direnilmelidir. P HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın. Pişmiş aşa su katan, işi bozan kişiyi tanımlar. Paramparça olmuş kalbimin en derin yerine gömdüm seni. Pilavdan döne kaşığın sapı kırılsın. Parayla saadet olmaz derler, peki saadetle para oluyor mu? Pilav yiyen, kaşığını yanında taşır. Paça ıslanmadan balık tutulmaz. Para para kazanır, koçyiğit bağ beller. Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar. Parayı veren düdüğü çalar. Papaz hergün pilav yemez. Paranın yüzü sıcaktır. Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz. Para parayı çeker. Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.R Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Rahat ararsan mezarda: Herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter. Ramazanda yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayramda yüzü kara olsun: Bir sözün yalan olduğu, bir ödevin yapılmadığı bir süre sonra gerçekleşen olaylarla anlaşılır. Rüşvet kapıdan girince insaf (iman) bacadan (pencereden) çıkar: İşini herkese eşit davranarak yapmak zorunda olan bir görevli, kendisine çıkar sağlayan kimselere ayrıcalık tanıyorsa o kişi hak, adalet, insaf gibi duygulardan yoksun demektir, onun gözü paradan, maldan başka bir şey görmez. Rüzgâr eken fırtına biçer: Herkesin zarar görmesine yol açacak işler yapan kimse, çok sert tepkilerle karşılaşır ve sonunda en büyük zarara kendisi uğrar. Rüzgâr esemeyince yaprak oynamaz (dal kımıldamaz): Her durumu meydana getiren bir etken vardır. Rüzgâra (karşı) tüküren, kendi yüzüne tükürür: Bilgi, beceri, fizikî güç gibi yönlerden kendisinden üstün olanlarla mücadeleye giren bir kimse bu mücadelede yenik düşer, birtakım kayıplara uğrar. Rüzgârın önüne düşmeyen, yorulur: Genel gidişe ayak direten boşuna çaba harcamış olur, bir yere varamaz. Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu: Rüzgârlı havada kuytu bir yer, yağmurlu bir havada da uyku tercih edilir.

S-Ş HARFLERİ İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

S Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Sabah ola, hayrola: Sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir. Sabah sürçen, geceye dek sürçer: Bir işe başladığı zaman beceriksizliği görülen kişinin bu durumu sonuna kadar sürer. Sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder: Sabahleyin gökyüzünde görülen kızıllık, o akşam havanın kış gibi olacağını, akşam görülen kızıllık ise ertesi sabah havanın güze döneceğini belirtir. Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır: Sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır. Sabreden derviş muradına ermiş: Beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır. Sabreyle işine, hayır gelsin başına: Bir işi yaparken acele etmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız. Sabrın sonu selamettir: Karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya ulaşır. Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana; baba malı tez tükenir evlat gerek kazana: Hakkıyla yararlanılacak bir şeyin meydana gelmesi için birtakım ögelerin bir araya gelmesi gerektir; kişi kendi emeği ile kazanç sağlayıp bunu baba malına katmıyorsa babasından kalan mal tez tükenir. Sadık dost akrabadan yeğdir: Candan dost akrabadan daha hayırlı olur. Sağ (sağlam) baş yastık istemez: Sağlam insan durup dururken yatmak istemez eğer istiyorsa hasta olduğu düşünülmelidir. Sağılır ineğin buzağısı kesilmez: Çıkar sağlamaya yardım eden kimseye veya şeye zarar gelmemesine dikkat edilmelidir. Sağır için iki kere keramet olmaz: Herkesin işitip öğrendiği şey, dikkatsiz kimse için bir daha söylenmez. Sağır işitmez (duymaz) uydurur: Sağır, yanında konuşulan şeyleri işitmez ama konuşanların durumuna bakarak ve anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp söyler. Sağlık varlıktan yeğdir: Sağlıktan büyük zenginlik olmaz. Sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın?: Gelir gidere denk değilse durumu düzene koymaya çalışan kişi durumu düzeltmek için fazla bir şey yapamaz Sakal keçide de var: Sakal, kişiye değer kazandırmaz. Sakınılan göze çöp batar: Üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar. Sakla samanı, gelir zamanı: Gereksiz görülen şey ileride gerekli olabilir. Sana taşla vurana sen aşla (ekmekle, pamukla) var (dokun): Sana sert davranana sen yumuşak davran. Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt: Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır. Sanat altın bileziktir: Kişinin elindeki sanat, değeri hiç eksilmeyen bir servettir. Sanatı ustadan görmeyen (öğrenmeyen) öğrenmez: Kişi tek başına ne kadar çalışırsa çalışsın işin inceliklerini bir bilenden öğrenirse o işi daha çabuk ve kolay yapabilir. Sanatını hor gören boğazına torba takar: İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur. Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış: İnsanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir. Sarımsağını hesap eden paçayı yiyemez: Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır. Sarımsak da acı ama evde lazım bir dişi: Gerekli olanın niceliğinden çok niteliği önemlidir. Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı: Anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır. Sarımsak yemedim ki ağzım koksun: Kötü bir iş yapmadım ki sonucundan korkayım, sorumlu olayım. Satılık ziftin olsun, Selânikten kel gelir: İşe yaramaz sandığın bir malı satılığa çıkarırsan akla gelmeyen yerlerden onu arayanlar gelir. Say beni, sayayım seni: Sevgi karşılıklı olur, sen beni seversen ben de seni severim. Sayılı günler (gün) tez (çabuk) geçer: Bir işin yapılması veya gerçekleşmesi için konulmuş olan belli bir süre çabucak geçer. Sayılı koyunu kurt kapmaz (yemez): Miktarı saptanarak bir kimseye teslim edilmiş olan eşya iyi korunur. Sebepsiz kuş bile uçmaz: Kılavuz ve yardımcı olmadan hiçbir iş başarılamaz. Sel gider, kum kalır: Geçici durumlara güvenmek doğru değildir. Sel ile gelen yel ile gider: Emek vermeden ele geçen para kısa zamanda çarçur olur gider. Selam verdik, borçlu çıktık: Küçük bir ilgi gösterdik, üzerimize büyük bir iş yüklendik. Selden gelen suya gider: Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar. Selin ağzı tutulur, elin ağzı tutulmaz: Doğal yıkımlara karşı önlem alınır ama söyledikleri yalan yanlış olanı susturmaya kimsenin gücü yetmez. Sen ağa ben ağa, koyunları (inekleri) kim sağa?: Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede: Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar? Sen dost kazan, düşman ocağın başından çıkar: Sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır. Senden devletliye ortak olma: İki insan arasındaki beraberliğin sağlıklı yürüyebilmesi, anlaşma koşullarının her iki taraf için de eşit olmasıyla sağlanır, bu denge kurulamazsa yönetim güçlü olan tarafa geçer, hep onun dediği olur. (devletli: Zengin)

T HARFİ İLE BAŞLAYAN, ATASÖZLERİ

T HARFİ İLE BAŞLAYAN ATASÖZLERİ T Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları Tabak sevdiği deriyi taştan taşa (yerden yere) çalar: Birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir. Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar: Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar. Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır: Kirli işler yaparak çıkar sağlayan kişi, buna elverişli olan durum sona erince sersemleşir, hiçbir iş yapamaz. Tarlada çayırda, bağ bayırda: Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir. Tarlada izi olmayanın harmanda sözü (yüzü) olmaz: Kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez. Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın: Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur; bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir. Tarlayı koçan zapt etmez, saban zapt eder: Elinizde tarlanın tapusunun olması o tarlaya sahip olduğunuzu göstermez, onu ekip biçebiliyorsanız asıl o zaman o tarla sizin demektir. Taşa çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur: Çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler. Taşıma su ile değirmen dönmez: İşi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır: Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir. Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı: Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir. Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir: Güzel bir konuşmayı dinlemeyi herkes sever, sıkıcı bir konuşma dinlemek zorunda kalanlar, sıkıldıklarını belli etmekten kendilerini alamazlar. Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur: Sonunu düşünmeden hoşlandığı şeyleri yapan kişi bir süre sonra bunun sıkıntısını çeker. Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin: İşe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış: Önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz. Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur: Akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz. Taze bardağın suyu soğuk olur: Hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar kişiye hoş görünür. Tebdilimekânda ferahlık vardır: Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere gitmek huzur sağlar. (tebdilimekân: Yer değiştirme) Tek elin nesi var, iki elin sesi var: Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek. Tek kanatla kuş uçmaz: Gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur: Sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur. Tekkeyi bekleyen çorbayı içer: Bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir. Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin: Tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir. Tembele “kapını ört” demişler, “yel eser örter” demiş: Tembel, kapısının örtülmesini bile rüzgârdan bekler. Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş: Hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş. Terazi var, tartı var, her şeyin bir vakti var: Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır. Terzi kendi söküğünü dikemez: İnsanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar. Terzinin işi kötü, ayıbını örten ütü: Kişi, olumsuz yanlarını gizlemeyi bilir. Terziye “dinlen” demişler, ayağa kalkmış: Rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur Testi kırılsa da kulpu elde kalır: Zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz. Teşbihte hata olmaz (olmasın): Yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır. Teyze, ana yarısıdır: Teyze, bir kimseye annesi gibi sevgi, şefkat gösterir, onunla yakından ilgilenir.