pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: Haziran 2026

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

16 Haziran 2026 Salı

EDİLLEİ ŞERİYYE - ŞERİ DELİLLER DÖRTTÜR



EDİLLEİ ŞERİYYE - ŞERİ DELİLLER DÖRTTÜR
olarak da ifade edilir ve dört kısımdır ;
1. Kitab
2. Sünnet
3. İcma
4. Kıyas
1-KURAN-I KERİM
Yukarıda zikredilen namazın farz olması, zinanın haram olması hükümleri, Edille-i Şer’iyye’nin
birincisi Kur’an’dır.KURAN
Yani Kur’an âyetleridir. Farz ve Vacip hükümler genelde âyetlerden çıkar.
2- SÜNNET
İkincisi: Hz. Peygamberin peygamber sıfatıyla söylediği sözler ve yaptığı işler demektir.
Farz ve Vacibin dışındaki hükümler genelde sünnetlerden çıkar. Sünnet’e ise şu örnek verilebilir. Rasûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bir hadis-i Şerif’inde ; “Altın ve ipek, ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır.”
3- İCMA ÜMMET
Üçüncüsü Hz. Peygamberin vefatından sonra müçtehittik vasfını kazanmış olan alimlerin herhangi bir meselede fikir birliği etmeleridir.
İttifakla alınan böyle bir hüküm bütün ümmeti bağlar. İcma’ya ise şu örnek verilebilir; Satıcı ile müşteri arasında icab, kabul (yani; sattım, satın aldım gibi herhangi bir sözlü muamele) bulunmaksızın yapılan alışveriş’in geçerli olduğuna alimler icma (söz birliği) etmişlerdir.
Bir asırda bulunan müçtehitlerin bir hâdisede ittifakları ve bu ittifaktan Müslümanların haberdar olması aklen mümkün ve vakidir. Nitekim Ashab-ı Kiramın bazı mes’elelerde ittifak etmiş olması katiyyen sabit ve bize göre tevatüren mâlumdur. Ümmet-i Muhammed’in en kudretli mümessilleri olan müçtehidîn-i izamın bir mes’elede ittifak etmeleri bir hüccettir. Böyle bir ittifakın şer’an bir hüccet sayılması bu ümmete İlâhi bir ikramdır.
İcma-i ümmet için bir çok deliller getirilmiştir. Bunların en meşhurları;
AYET:  “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhalefet eder, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette de) kendisini cehenneme koyarız. O, ne kötü bir yerdir” (Nisa Suresi-115) âyet-i kelimesiyle “Ümmetim dalalet üzerine toplanmaz” (İbn-u Mâce, Fiten 8 ) hadis-i şerifleridir. Diğer bir hadis-i şerifte de “Müslümanların güzel gördüğü şey Allah’ın indi manevisinde de güzel görülmüştür” (Müsned-ü Ahmed 1, 379; Keşfu’1-Hafa 2, 188; Sehâvi, Makâsıdu’l-Hasene s. 432) buyurulmaktadır.
4- KIYAS
Kitap ve sünnette hükmü bulunmayan bir meseleye aralarındaki illet (gerekçe) birliği sebebiyle kitap ve sünnetle düzenlenmiş meselenin hükmünü vermektir. Şarabın haram olması âyetlerle sabittir sebebi ise sarhoşluk verme illetidir (özelliğidir). Aynı özelliği taşıyan fakat ismi Kur’an ‘da geçmeyen diğer içkilere kıyasla onların da haramlılığına hükmedilir. Bira ve viski gibi hakkında nas (ayet) olmayan içeceklerin, iskar (sarhoşluk veren) anlamında hakkında nas (ayet) olan şaraba kıyas edilmeleriyle haramlığının kendilerinde sabit olmasıdır.
Kıyas; şer’i hükmü malûm olmayan bir hâdiseyi; hükm-ü Şer’isi malum olan başka bir hâdiseye teşbihle hüküm vermektir. Şöyle ki; iki hâdiseden birinin illeti gibi bir illet, diğerinde de bulunursa, onun hükmü gibi bir hüküm bu ikinci hâdise için de verilebilir. Fıkıh kitaplarımız, kıyas ile tespit edilen hükümler ile doludur. Şunu da ifade edelim ki, kıyas yapmak zannedildiği gibi kolay bir iş değildir. Şöyle ki, bir hükmün çeşitli illetlerinin bulunması halinde bunların hangisinin fetvada esas tutulacağına karar vermek ancak mütehassıs fukahanın işidir.
Kıyasın hüccet olması hem Kitap, hem sünnet, hem de icma-i ümmet ile sabittir. Kur’an’daki delilleri ibret alın!( Haşr Sûresi (59), 2) âyet-i kerimesidir. Elmalılı Muhammed Hamdi Hazretleri bu âyetin tefsirinde, “İbret almak diye hulâsa ettiğimiz i’tibar, meşhud olan bir malûma dikkat edip ondan bir meçhulü bilmeğe intikal eylemek demek olur. Bu da usûl-ü fıkıhta kıyas denilen istinbat usûlünün ta kendisidir. Fahr-i Kainat Efendimiz, ashabın fakih ve alimlerinden Muaz İbn-i Cebel Hz’lerini Yemen’e kadı olarak gönderdiğinde kendisini imtihana tabi tutarak şu sualleri sordular
– Ya Muaz ne ile hükmedeceksin
–Kitab ile hükmederim Yâ Resûlallah.
– Ya Onda bulamaz isen ne ile hükmedeceksin?
– Sünnet-i seniyye ile hükmederim.
–Onda da bulamazsan.
– Artık o zaman rey’im ile içtihat ederim ya Resûlallah, dedi.
Hazret-i Peygamber (a.s.m.) Hazret-i Muaz’ın bu cevaplarından çok memnun oldular ve “Cenâb-ı Hakka hamdederim ki, Resûlünün elçisini, Resûlünün razı olacağı şeye muvaffak buyurmuştur” dediler. (Ebu Davud, Akdiye 11, 3592-3593 )
Sahabe-i kiram ve selef-i salihin bir çok meselede kıyas ile amel ettiler. Diğer sahabe ve müçtehidin-i izam da bunu gördükleri halde reddetmediler. Böylece kıyas hakkında bir icma vukua gelmiş oldu.
Şu halde kıyasın hüccet olması icma ile de sabit oldu
Bu dört delile asli (ana) deliller denir ki, bu dört delil üzerinde bütün alimler ittifak etmişlerdir. Bunlardan başka tâli (yan) deliller de vardır ki, alimler farklı yalnız tâli deliller ortaya koymuşlardır. Bunları detaylı olarak bir yazımda ifade ettiğim için burada yer vermiyorum.
Bir konuyu anlamak veya bir İslami meseleyi çözmek için önce o mesele ile ilgili âyeti olup olmadığına bakmak gerekir. Sonra Hz. Peygamberin sünnetine yani hadise müracaat etmek, bulamazsa konuyla ilgili alimlerin görüşünü (icmanın olup olmadığını) araşmak zorundadır. Onda da bulamazsa kıyas yaparak meseleyi çözmeye çalışır. Fakat bunların hiçbirine müracaat etmeden bu İlahiyatçı şarlatanların sözüne uyarak konuşmak insanı mesul eder. Allah katında da cezaya müstehak olduğu gibi örneğin hadislerden yola çıkarak bir konuda yorum yapanların kul hakkına girerler. Bu nedenle ahkam kesmeden insanlara atıp tutmadan önce düşünmeli ve tam olarak idrak etmese dahi reddetmemelidir. Hiç olmaz ise bu yalandır, uydurmadır, şirktir, küfürdür diye haddi aşan beyanlardan çekinmek gerekir.
Hadis ilmi ayrı bir meslek ve müstakil sahadır. O sahada, hüneri ve melekesi olmayanın bazı hadisleri inkâr etmesi internette veya televizyonlarda bahis konusu yapması hikmet ve hakikata uygun olmaz. Selefi salihin, hadislerin kısımlarını, sahihlerini ve zayıflarını, meşhur, mütevatir, müteşabih, gibi mertebelerini birbirinden ayırmak için birçok külli kaide tespit etmişlerdir. Bunların tümüne birden “Usul-ü Hadis” denilmiştir. Usul-ü Hadis, başlı başına bir ilimdir. “Hadislerin zamanında gerekli değerlendirmeleri yapılmış; sahih olanlar olmayanlardan ayrılmış; kendileriyle amel meselesinde her nevi hadis için bir değer ölçüsü konulmuş; fakihler onlardan gerektiği şekilde hüküm istinbat etmişlerdir. Artık Müslümanlara düşen, fıkıh kitaplarında hazır hale getirilen malzeme ile amel etmektir.
Hadislerin sıhhati hakkında Bediüzzaman, şu tespitlerde bulunmuştur: Sahabelerin ellerinden, binler Tabiînin muhakkikleri el atıp almışlar; sağlam olarak ikinci asır müçtehitlerinin ellerine vermişler. Onlar da, kemal-i ciddiyetle ve hürmetle el atıp, kabul edip, arkalarındaki asrın muhakkiklerinin ellerine vermişler. Her tabaka, binler kuvvetli ellerden geçip, gele gele tâ asrımıza gelmiş. Hem Asr-ı Saadette yazılan Kütüb-ü Ehadîseye sağlam olarak devredilip, tâ Buhari ve Müslim gibi ilm-i hadîsin dahî imamlarının eline geçmiş. Onlar da, kemal-i tahkik ile meratibini tefrik ederek, sıhhati şüphesiz olanları cem’ederek bize ders vermişler, takdim etmişler.
Zaten Sahabeden sonra Tâbiînin eline geçtiği vakit, tevatür suretini alır. Hususan Buhari, Müslim, İbn-i Hibban, Tirmizî gibi kütüb-ü sahiha; tâ zaman-ı sahabeye kadar, o yolu o kadar sağlam yapmışlar ve tutmuşlar ki, meselâ Buhari’de görmek, aynı sahabeden işitmek gibidir.
Tarihin şehadetiyle sabittir ki, mazide olduğu gibi Peygamberimize yalan isnad edenler, hadis uyduranlar bugün de, yarın da çıkabilir. Ancak usûl-ü hadis ilminin koyduğu kaideler birer miyar ve mihenk taşıdır ki, altını bakırdan, hakkı batıldan temyiz eder.
Bediüzzaman der ki “İnsaf ediniz. Bir râfızî bir hadîse yanlış mana verse veya yanlış amel etse; acaba hadîsi inkâr etmek mi lâzımdır, yoksa o râfızîyi tahtie edip namus-u hadîsi muhafaza etmek mi lâzımdır? Belki hürriyet budur ki: Kanun-u adalet ve te’dibden başka, hiç kimse kimseye tahakküm etmesin. Herkesin hukuku mahfuz kalsın, herkes harekât-ı meşruasında şahane serbest olsun”.(Münazarat- Bediüzzaman)
Şimdi gelelim günümüze ve yapılan ciddi ve büyük yanlışlara bir bakalım. Öncelikle, meydana gelmiş ve zuhura çıkmış olaylardan yola çıkarak hadisleri yorumlamak ayıp ve günah olmadığı gibi hadislerin hak ve hakikat olduğuna ayrı bir letafet katmaktadır. Aynı zamanda peygamber Efendimizin (asm) mucizesine bir delil teşkil etmektedir. Kuran’da ismen geçmese dahi Mehdi, Deccal, Süfyan ve ahirzaman hadiseleri ile ilgili olayları hadislerin ışığında değerlendiren insanlara hücum edenler yaptıkları hatayı anlamaları kendileri için çok önemlidir. Zira günümüzü hadislerin ışığı ile aydınlatmaya çalışan insanlara karşı kul hakkı doğmaktadır. Teşekkür yerine hakaret etmek kişiyi kurtarmaz bilakis mesul ve sorumlu yapar.
Hadislerle ilgili yazı ve yorumları okuyanlar her şeyi kabul etmek zorunda olmadığı gibi karşı çıkmak zorunda da değildir. Çünkü İslam’a ve onun emirlerine aykırı bir durum söz konusu değildir. Nihayetinde olmuş olaylar ve zuhura gelmiş hadiselerle ilgili olarak hadislerin ışığında yorum yapılmaktadır.
“La ya’lemul gaybe İllallah- Gaybı Allah’tan başkası bilemez” ayetine hürmetsizlik de yoktur. Zira gayptan ve gelecekten de haber verilmemektedir. Zuhura çıkmış olaylar ayet ve hadislerin ışığı altında değerlendirilmektedir. Bu sayede Kuran’a ve hadislere dikkat çekilmekte önemini bir vesile ile hatırlatmak söz konusu olmaktadır. Bunlara karşı çıkmanın anlamı ve mantığı yoktur.

15 Haziran 2026 Pazartesi

İSLAMDA AKRABA

 https://www.youtube.com/watch?v=_SWEIK_Dqlo

İSLAMDA AKRABA
Akraba: Birbirine yakın kimseler; Aralarında nesep, süt, veya evlilikten doğan bir yakınlık bulunanlara verilen addır. Dinimiz akrabalık bağlarının kuvvetli olmasına son derece büyük önem vermiştir. Kuran-ı kerimde akraba bağlarının güçlü olmasını tavsiye eden birçok ayeti kerime mevcuttur. Hadis kitapları da akraba hakkındaki hadislerle doludur. Cuma günleri imamların her hafta hutbede okudukları ayet akraba ile ilgilidir. İşte
MUHAKKAK Kİ ALLAH AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDER
AYET: Nahl-90) (veitai zilgurba):”Muhakkak ki Allah akrabaya yardım etmeyi emreder.”( Kuran-ı kerim akrabalık bağlarını kesenlerin lanetleneceğini ve cehennemlik olacağını bildirir. Bu husustaki ayet-i kerime şudur.
AKRABALIK BAĞLARINI KESENLER İŞTE LANET ONLAR İÇİNDİR VE ONLARIN YURDU CEHENNEMDİR
AYET: (Rad-25) ”Allah’ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri, akrabalık bağlarını koparanlar ve yeryüzünde fesat çıkaranlar. İşte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt cehennem onlarındır Başka bir ayeti kerimede ise
AYET: (Nisa-1)” Allahtan ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Böylece Allah(cc) Ancak Allahtan korkmayanların akrabalık bağlarını koparabileceğini; Allahtan korkanların ise asla akrabalarla bağlarını koparamayacağını bize açıkça bildiriyor. Akrabaya iyilik yapmanın Allah(cc) katında ne kadar büyük önemi olduğunu şu ayeti kerimeden anlıyoruz. İşte ayet
AYET: (Nisa- 36) ”(Vebizilgurba)”Akrabaya iyilik edin.
AYET: (Bakara-215)” Allah(cc) için harcayacağınız şey, ana baba, akraba ve fakirler için olmalıdır.
Yine başka bir ayeti kerimede ise akrabaya hakkını vermemiz emrediliyor. İşte ayet.
AKRABAYA HAKKINI VER
AYET: (İsra -26)”Birde Akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Başka bir ayette ise şöyle buyrulur.
AYET: (Rum -38)”O halde sen akrabaya, yoksula ve yolda kalmışlara hakkını ver.
Sayın okurlarım dikkat ettiyseniz akrabaya hakkını ver buyuruyor rabbimiz. Demek ki akrabaya yardım etmek bir lütuf değil zaten yapman gereken bir vazife hakkı olana hakkını vermektir. Akrabaya yardım eden ona bir şey bağışlamış değildir. Onun hakkı olan şeyi ona vermiştir. Allah(cc) akrabaya yardım etmemeye yemin edenlerin bu yeminlerini bozmalarını gerektiğini. Yemin ettim diye akrabaya yardım etmekten kurtulamayacağını mutlaka yeminlerini bozup akrabaya yardım devam etmeleri gerektiğini, Bunu yapanların yani yeminin bozupta akrabaya yardım etmeye devam edenleri kendisinin affedeceğini bize bildiriyor. İşte Kuran-ı kerimdeki o ayet.
AKRABASINA YARDIM ETMEMEYE YEMİN EDEN ZENGİN YEMİNİNİ BOZAR VE AKRABASINA AFFEDER VE YARDIM EDERSE ALLAHTA ONU AFFEDER
AYET: (Nur22) ”İçinizdeki zenginler akrabaya yardım etmemeye yemin etmesinler. Yeminlerini bozsunlar; akrabalarının suçlarını affetsinler ki Allah’ta onları affeder ve bağışlar.
RIZGININ GENİŞLMESİNİ İSTEYEN AKRABASINI ZİYARET EDİP İYİLİKTE BULUNSUN
HADİS: ”Kim rızkında genişlik olmasını, ecelinin geciktirilmesini, sevip arzu ederse akrabasına ziyaret ve iyilikte bulunsun.(Buhari- Müslim-Riyazüssalihin-252)
Aman Allah’ım ne büyük lütuf biz her zaman rızkımızın darlığından, ve uzun ömür yaşayamamaktan şikayet etmez miyiz?
İşte cevabı bu hadis. Ey rızkının genişlemesini, ömrünün uzun olmasını dileyen kardeşim. İşte çözüm akrabanla ilişkini kesme ona iyilik et bu kadar basit. Basit diyorum ama şeytan ve nefis. En çokta akrabaların arasını bozar. Bugün etrafınıza bakın herkes akrabayla dargın. Ne bayramda ne seyranda bir kez olsun akrabanın kapısını açmaz olduk. Ondan sonrada niçin rızkım dar niçin? Geçim sıkıntısı çekiyorum diye şikayet ederiz. İşte çözüm. Şeytanını nefsini yen, akrabanla arandaki buzları erit. O senden kaçsa bile sen ondan kaçma görevini yap. Peygamberimiz(sav) Allaha ve ahirete imanın ancak akrabayı gözetmek ve kollamakla mümkün olacağını bize çok açık bildiriyor.
HADİS: ”Kim Allaha ve ahiret gününe inanıyorsa akrabalarını gözetsin.(Buhari-ilim-37) Müslim-Birr ve sıla-17-Riyazüssalihin-249)
AKRABASINA İYİLİK YAPTIĞI HALDE KÖTÜLÜK GÖRENE PEYGAMBERİMİZİN CEVABI
HADİS: Sahabeden biri peygamberimize gelerek akrabalarına iyilik yaptığını fakat onlardan kötülük gördüğünü Akrabalarına yanaştığını fakat onların kendisinden kaçtığını onlara güzel davrandığını fakat onların kendisine kaba ve sert davrandığını söyleyince Peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuştur.
HADİS: ” Eğer dediğin gibi davrandıysan Sanki sen onlara sıcak kül yedirmiş gibisin. Sen bu hal üzere devam ettikçe onlara karşı Allahtan gelen bir yardım. Daima seninle beraberdir. Buyurdu.(Müslim-Riyazüssalihin-251)
Peygamberimiz(sav) akrabaları ile ilişkiyi kesenlerin amellerinin(yaptığı hayır, iş, sadaka, ibadet) Allaha ulaşmayacağını bize bildiriyor. Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki
HADİS: ”Her cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allaha arz olunur. Yalnız sılai rahim(Akraba ziyareti) de bulunmayanların amelleri kabul edilmez.(Ahmet. b. hambel-48-4) Yine şöyle buyuruyor.
HADİS: ”Akrabalık arşta asılıdır. Ve derki beni gözeteni Allah gözetsin. Beni terk edeni Allah terk etsin der. (Müslim Birr ve sıla-17) Belki de Peygamberimiz (sav) bu hususta en ağır hadisi şudur.
AKRABALIK BAĞLARINI KOPARAN ASLA CENNETE GİREMEZ
HADİS: ”Akrabalık bağlarını koparan kimse asla cennete giremez. Onun yeri narı cehennemdir.(Buhari- edep-11) Aman Allah’ım ne büyük tehdit ne korkunç son lütfen bu hadisleri defalarca düşüne düşüne okuyun.
Kuran-ı kerimden onlarca ayete ve Sahih hadislerden oluşan bu hadislere kulak kabartalım, kulaklarımızı ve gözlerimizi dört açalım. Sakın ha aman boş ver demeyelim. Bu ayet ve hadisleri asla aklımızdan çıkarmayalım. Akrabalarımızdan darbe yiyebiliriz. bize miras kalan mallarımızı zorla elimizden almış olabilirler, Bizi dövmüş , bize hakaret etmiş olabilirler. Her ne kötülük yapmış olurlarsa olsunlar. Akrabalarımızla ilişkimizi kesmemeliyiz. Çünkü ne ayetlerde nede hadisi şeriflerde akrabası kötü olan bundan muaftır denmiyor
Sayın okurlarım. Bize her türlü eza ve cefayı çektiren akrabalarımıza karşı hoşgörülü davranırsak kazanan biz oluruz hem dünyada hem ahirette kazanırız. Allah(cc) ve Peygamber(sav) yanında olan kimse elbette ki kazanır. Kaldı ki Elinizden miras malını zorla alanlar ki genelde kız kardeşlerin malına el konuyor. Üstelikte buna Kuran ayetleri alet ediliyor. Bu konuyu uzun uzun açıklamıştım. Merak edenler. ‘İslam da Nesh yoktur” adındaki siteme bakabilirler. ) Akrabalarının malına el koyanlar eninde sonunda ya kendileri ya da çocukları haklarını yedikleri akrabanın eline düşüyor. Allah(cc) onu hakkını yediği akrabaya muhtaç ediyor. O nedenle her ne olursa olsun akrabaların zulümlerine katlanalım. Kazançlı çıkalım. Allah’ın ve peygamberimizin müjdelerine kavuşalım. Elbette bunu yapmak zordur. Kolay olsa sana hem dünyayı hem ahireti verirler mi. Basit bir memur olmak için 20 yıl okuyorsun, yüzlerce kez sınava giriyorsun. Gece gündüz çalışıyorsun. Hem malından hem canından hem istirahatinden hem özgürlüğünden onca fedakarlık yapıyorsun da ancak memur olabiliyorsun. Elbette büyük ödüller büyük bedeller ödemeyi gerektirir. Peygamberimiz(sav)akrabaya verilen sadakanın iki kat daha büyük sevap olduğunu bakın nasıl buyuruyor.
AKRABAYA YAPILAN SADAKANIN SEVABI YABANCIYA GÖRE 2 KATTIR
HADİS: ”Yoksula yapılan sadaka 1 sadakadır. Akrabaya yapılan sadaka 2 katıdır. Biri sadaka sevabı İkincisi ise sıla-ı rahim sevabıdır.(Tirmizi-zekat-28) Peygamberimiz(sav) Akraba ziyaretinin(sıla-ı rahim) çok önemli olduğunu ama asıl önemli olanın sana gidip gelmeyen seninle arası açık olan akrabayı ziyaret etmek olduğunu bakın nasıl açıklıyor.
HADİS: ”İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi tam anlamıyla akrabasını görüp gözetlemiş olmaz. Hakiki sıla hakiki iyilik Kişinin kendisi ile ilişkisini kesen akrabasını ziyaret etmesi ve yardım etmesidir.(Buhari-Edep-15)
Akraba; Kan bağının, akrabalığın, ilişkilerinin önemini inkâr etmez. Bunları kabul ederek bağların güçlendirilmesini, ilişkilerin geliştirilmesini öngörür. Bu nedenle Kur'an'da müminler akrabalık bağlarının kesilmemesi konusunda uyarılır:
ALLAHTAN VE AKRABALIK BAĞLARINI KOPARMAKTAN SAKININ
AYET: (En-Nisa /1) "Allah'tan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının." Muhammed suresinde ise akrabaları ile bağlarını kesenler şiddetle uyarılır ve akrabalık bağının kesilmesi münafıklık alameti olarak gösterilir ve şöyle buyurulur:
AYET: ." (Muhammed suresi / 22-23)"Demek iş başına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, akrabalık bağlarını koparacaksınız öyle mi? Onlar Allah'ın lânetleyip sağırlaştırdığı, gözlerini kör ettiği kimselerdir
AYET: (el-Hucurat /10) Kur'an'a göre müminler kardeştirler ama akrabalar birbirine daha da yakındır:
AYET: (el-Enfal/75)"Rahim sahipleri (kan akrabaları) Allah'ın kitabına göre birbirine daha yakındırlar".
AYET: (el Ahzab/6)"Rahim sahipleri (anne tarafından akrabalar) da Allah'ın kitabında birbirlerine öteki müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar" Bu nedenle birbirlerinin mirası hakkında öncelikle hak sahibidirler. Ancak bunun dışında da akrabaların gözetilmesi, onlara yardım edilmesi gerekir:
AYET: (en-Nur, 24/22) "Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder."
AYET: (en-Nahl /90) "Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere bir şey vermemeye yemin etmesinler."
KİM RIZGININ GENŞLEMESİNİ ECELİNİN GECİKMESİNİ İSTİYORSA AKRABASINA İYİLİK ETSİN
HADİS:''Kim rızgında genişlik olmasını ,ecelinin geciktirilmesini, sevip arzu ederse akrabasına ziyaret ve iyilikte bulunsun.(BUhari- Müslim-Riyazüssalihin-252) Aman allahım ne büyük lutuf biz herzaman rızgımızın darlığından, ve uzun ömür yaşayamamaktan şikayet etmezmiyiz. işte cevabı bu hadis. Ey rızgının genişlemesini, ömrünün uzun olmasını dileyen kardeşim. İşte çözüm akrabanla ilişkini kesme ona iyiylik et bu kadar basit. Basit diyorum ama şeytan ve nefis. en çokta akrabaların arasını bozar. Bugünetrafınıza bakın herkes akrabayla dargın. Ne bayramda ne seyranda bir kez olsun akranbanın kapısını açmaz olduk. Ondan sonrada niçin rızgım dar niçin? geçim sıkıntısı çekiyorum diye şikayet ederiz. işte çözüm. şeytanını nefsini yen akrabanla arandaki buzları erit. o senden kaçsa bile sen ondan kaçme görevini yap.Peygamberimiz(sav) Allaha ve ahirete imanın ancak akrabayı gözetmek ve kollamakla mümkün olacağını bize çok açık bildiriyor.
HADİS.:''Kim Allaha ve ahiret gününe inanıyorsa akrabalarını gözetsin.(buhari-ilim-37) Müslim-Birr ve sıla-17-Riyazüssalihin-249) Sahabiden biri peygamberimize gelerek akrabalarına iyiylik yaptığını fakat onlardan kötülük gördüğünü Akrabalarına yanaştığını fakat onların kendisinden kaçtığını onlara güzel davrandığını fakat onların kendisine kaba vesert davrandığını söyleyince peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuştur.
HADİS:'' Eğer dediğin gibi davrandıysan Sanki sen onlara sıcak kül yedirmiş gibisin. Sen bu hal üzere devam ettikçe onlara karşı Allahtan gelen bir yardım. daima seninle beraberdir. Buyurdu.(müslim-Riyazüssalihin-251) Daha azını gör
HADİS: Rahim (akrabalık bağı) Rahman'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır." (Kaynak: Tirmizi, Birr 16, (1925); Ebu Davud, Edeb 66, (4941) Ravi (r.a.): Abdullah İbnu Amr İbni'l-As)
HADİS: Resulüllah (sav) buyurdular ki: "Nesebinizden sıla-i rahm yapacaklarınızı öğrenin. Zira sıla-i rahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır." (Kaynak: Tirmizi, Birr 49, (1980) Ravi (r.a.): Ebu Hüreyre)
HADİS: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır, ama zi-rahm'a (yani akrabaya) yapılan ikidir; Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka." (Kaynak: Nesai, Zekat 82, (5, 92); Tirmizi, Zekat 26, (658); İbnu Mace, Zekat28, (1844) Ravi (r.a.): Selman İbnu Amir)
Allah, insanlara kötülük yapmaktan sakınmalarını emretmiş; zulmü, zorbalığı, öldürmeyi, kan dökmeyi yasaklamıştır. Allah'ın bu emrine uymayanlar, ayette geçen ifadeyle "şeytanın adımlarını izleyenler" olarak nitelendirilmiş ve açıkça Allah'ın haram kıldığı bir tutum içerisine girmişlerdir. Kuran'da bu konudaki birçok ayetten bazıları şöyledir:
AYET:'' Allah(cc) için harcayacağınız şey .ana baba , akraba ve fakirler için olmalıdır.(Bakara-215)
Yine başka bir ayti kerimede ise akrabaya hakkını vermemiz emrediliyor. İşte ayet.
AYET:''Birda Akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver.(İsra -26) Başka bir ayette ise şöyel buyrulur.
AYET:''O halde sen akrabaya ,yoksula ve yolda kalmışlara hakkını ver. (Rum -38)
Sayın okurlarım dikkat ettiyseniz akrabaya hakkını ver buyuruyor rabbimiz. Demekki akrabaya yardım etmek bir lutuf değil zaten yapman gereken bir vazife hakkı olana hakkını vermektir.Akrabaya yardım eden ona birşey bağışlamış değildir. Onun hakkı olan şeyi ona vermiştir. Allah(cc) akrabaya yardım etmemeye yemin edenlerin bu yeminlerini bozmalarını gerektiğini. Yemin ettim diye akrabaya yardım etmekten kurtulamayacağını mutalaka yeminlerini bozup akarabaya yardım devam etmeleri gerektiğini, Bunu yapanların yani yeminin bozupta akrabaya yardım etmeye devam edenleri kendisinin affedeceğini bize bildiriyor.İşte kuran-ı kerimdeki o ayet.
AYET:''İçinizdeki zenginler akrabaya yardım etmemeye yemin etmesinler. Yeminlerini bozsunlar.akrabalarının suçlarını affetsinlerki Allahta onları affeder ve bağışlar.(Nur-22) AYET: (Rad,13/25)"Allah'ın ahdini, O'na söz verdikten sonra bozanlara, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği (akrabalık bağlarını) koparanlara ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara gelince, işte lânet onlaradır. Kötü yurt cehennem de onlaradır."
AYET: (Bakara Suresi,2/ 60)" Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için yalnız azıp yeryüzünde fesat çıkarmayın"
AYET: (Araf Suresi, 56) "Yeryüzü düzene girdikten sonra bozgunculuk yapmayın. Allah'a azabından korkarak, lütfunu umarak dua edin. Şüphesiz Allah'ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır." Resûlullah efendimiz, Müddessir suresinin nazil olmasıyla, insanları İslam dinine davete başlamıştı. Bu daveti gizli yapıyordu. Bir müddet sonra da:
AYET: (Şuara suresi: 214) "Yakın akrabanı Allahü teâla'nın azabı ile korkutarak, onları hak dine çağır" mealindeki ayet-i kerime nazil oldu. Bunun üzerine Muhammed (SAV) akrabalarını dine davet etmek için Hazret-i Ali'yi gönderdi ve hepsini Ebu Talib'in evine çağırdı ve onları hak dine çağırdı.
İslâmiyet gerek İslam'a davet konusunda, gerek iyiliği emir ve tavsiye konusunda gerekse yardımlaşma ve dayanışma konusunda hep yakından uzağa ilkesini takip etmiştir.
Sayın okurlarım bu konuda ciltler dolusu kitaplar yazılmıştır. Binlerce hadisi şerif ve onlarca ayet mevcuttur. Ancak şu ayet meali ile son vermek istiyorum. Allah (cc) kuran-ı kerimde buyuruyor ki.
AYET: (Muhammet-22-23) ”Demek idareyi ve hakimiyeti ele alırsanız. Hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarını bile kesip koparacaksınız. Öylemi. Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuşta, duygularını almış, gözlerini kör etmiştir.(cehennem onları beklemektedir.)’’ Allah(cc) bizi böyle akrabaların şerrinden muhafaza eylesin. Bizleri akrabalarının zulmüne katlanmak için sabır ihsan etsin. bizleri şeytanın ve nefsin şerrinden muhafaza eylesin. AMİN

14 Haziran 2026 Pazar

HİCRİ YILBAŞI- MUHARREM AYI VE AŞURE

HİCRİ YILBAŞI (MUHARREMİN 1. GECESİ)
Peygamber efendimiz 622’de Mekke’den Medine’ye hicret etti. miladi 20 Eylül Pazartesi günü, Medine’nin Kuba köyüne geldi. Bu tarih Müslümanların şemsi yılbaşı oldu. O yılın Muharrem ayının 1. günü de, hicri [kameri] yılbaşı oldu. Muharrem ayının birinci gecesi Müslümanların yılbaşı gecesidir.
Bu geceyi ihya etmeli ve saygı göstermeli. Saygı göstermek, günah işlememekle olur. Zilhicce ayının son günü ve Muharrem ayının birinci günü oruç tutan, o yılın tamamını oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. Bir hadis-i şerifte, (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur) buyuruldu.
Muharrem ayı Müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz Mekke’de on üç yıl insanları Allah’a davet etti. Bu daveti kabul etmeyen müşrikler Hz. Peygamber ve Müslümanlara baskı yapmaya başladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini emretti. Kendisi de miladi 622 yılında Allah’ın izin ve emriyle hicrete karar verdi. Hz. Ebubekr ile birlikte Hicret etti.
Hicri takvim: Peygamberimizin Mekke'den Medine'ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir.
İslamiyet'ten önce, her önemli olay tarih başlangıcı olarak kabul edilirmiş. En son fil vakası da takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu uygulamada seneler, her önemli olaya göre sayılarak geldiğinden birçok karışıklıklara sebep oluyordu.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin 16. yılında Miladi 638 yılında Hz. Ömer (r.a.) Medine'de bir meclis topladı. O toplantıda Hz. Ali'nin (r.a.) teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (s.a.v.)'in Mekke'den Medine'ye hicreti, İslâm tarihinin (hicri takvimin) başlangıcı ve muharrem ayının da bu yılın ilk ayı olması kararlaştırılmıştır. Fakat Rasulullah hicrete, Muharrem ayında değil safer ayinin 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte çıkmıştır.
Hicri aylar;
Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahir, Cemaziyülevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade Ve Zilhicce seklinde sıralanırlar.Muharrem ayı Müslümanların takvim başlangıcı, hicri yılbaşıdır. Rasul-i Ekrem (sav) Efendimiz miladi 622 yılında Mekkeden medineye hicretini esas alan Hicri takvim: ayın hareketleri esas almakta olup 12 ay ve 355 gündür. İslamiyet’ten önce, önemli olaylar tarih başlangıcı olarak kabul edilirdi. Bu durun karışıklıklara sebep olurdu.
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin 16. yılında Miladi 638 yılında Medine’de bir meclis toplanır. Hz. Ali’nin (r.a.) teklifi ve mecliste bulunanların kabulü ile Hz. Muhammed (s.a.v.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti, İslâm tarihinin (hicri takvimin) başlangıcı ve muharrem ayının da bu yılın ilk ayı olması kararlaştırılır.
İslam dininde zamana bağlı ibadetlerin kameri takvime göre belirlenmesi hicri takvimin önemini artırmıştır. Ramazan, kurban, hac, mübarek zamanlar, zekat, kefaretler hep bu esasa göre yerine getirilmektedir.
Hicri Yılbaşı
Müslümanlar için bir dönüm noktası olan hicret, tarihte yeni bir sayfa açmıştır. Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicretin gerçekleştiği gün, Hz. Ali’nin teklifiyle hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. O günden itibaren de İslam âleminde 1 Muharrem hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul görmüştür.
Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun Kutlu Elçisi Rahmet Peygamberine gönülden bağlılığın bir ifadesi; hakka, hakikate, ilme, irfana ve medeniyete yapılan yolculuktur.
Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsü; Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır. Öyle ki tebliğ hicreti doğurmuş, hicret ise tebliği yoğurmuştur. Kısaca hicret Müslümanlar için bir milattır.
Hicret, Allah yolunda fedakârlığın, yardımlaşmanın kardeşliğin zirvesidir..
HİCRİ TAKVİM NEDİR?
Hicri takvim, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği (M.S. 622) yılı başlangıç alan ve Ay'ın Dünya etrafındaki dönüşünü (evrelerini) esas alan bir takvim sistemidir. İslam alemi tarafından dini günlerin, oruç ve hac gibi ibadetlerin zamanlarını belirlemek için kullanılan İslami takvimdir
HİCRİ YILBAŞI:MUHASEBE ZAMANI
16 HAZİRAN 2026 SALI  Muharrem ayının ilk günüdür. Hicri olarak 1448 yılına gireceğiz inşaallah. Hicret, İslâm tarihinin en önemli hadisesidir. Müslümanlar, müşrik ve kâfirlerin zulmünden kurtulmuş, İslam dini ise geniş kitlelere yayılma imkânı bulmuştur. Hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ali’nin teklifiyle, Hz. Ömer zamanında Hz. Peygamberin hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi; “Hicrî-Kamerî Takvim” için,“Takvim Başlangıcı” olarak kabul edilmiştir. O gün onlar az sayıda, güçsüz, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış, ama yürekten inanmış, inancı uğruna serden geçmiş Mü’min bir topluluktu. Kur’an-ıKerim onların bu durumunu Kitab-ı Aziz’in de şu şekilde bahseder.
وَاذْكُرُٓوا اِذْ اَنْتُمْ قَل۪يلٌ مُسْتَضْعَفُونَ فِي الْاَرْضِ تَخَافُونَ اَنْ يَتَخَطَّفَكُمُ النَّاسُفَاٰوٰيكُمْ وَاَيَّدَكُمْ بِنَصْرِه۪ ,
وَرَزَقَكُمْمِنَ الطَّيِّبَاتِ لَعَلَّكُمْتَشْكُرُونَ ﴿٢٦
AYET: “O vakti hatırlayınki siz yeryüzünde güçsüz ve zayıf idiniz. İnsanların sizi kapıp götürmesindenkorkuyordunuz. Derken Allah sizi barındırdı, yardımıyla destekledi ve sizitemiz şeylerden rızıklandırdı ki şükredesiniz.” (Enfâl,8/26)
... ve işin önemini daha iyi anlamakiçin o vakitleri hatırlayınız ki, hani siz gayet azınlık idiniz, ve ezilmekisteniyordunuz. Mekke'de iken Kureyş'in elinde hemen ezilebilecek zayıf birazınlık idiniz. Veya daha önce Farslar ve Bizanslılar açısından önemsizgörülen, küçümsenen ve onların idareleri altında ezilen bir topluluk idiniz.İnsanların sizi ezip geçivermesinden korkuyordunuz. Çevredeki insanlar sizeböylesine bir kin ve öfkeyle bakıyorlardı ve siz onlardan kendinizi koruyacakdurumda da değildiniz, sizin için güvenli bir yer de yoktu. Daha sonra Allahsizi yerleştirdi, yuva sahibi yaptı. Medine'ye göç ettirip, iskân eyledi,emniyet ve asayiş verdi, ve sizi yardımıyla güçlendirdi. Ensar'ı size yardımcıyaptı, melekler ile imdat eyledi ve Bedir'de zafer ihsan edip güçlendirdi ve okâfirlere karşı sizi destekledi, helâl ve güzel nimetlerden size rızıklar ihsanetti, ganimetler nasip eyledi. Hasılı o ezilmişlikten, o aşağılanmışlıktan kurtarıp, böyle şanlı ve şerefli bir hayata geçirdi, ki, şükredesiniz. Bu nimetleri hatırlayıp şükrünü eda edesiniz. (Elmalı Tefsirinden)
Bugün Alem-i İslam olarak bizde ezilmek isteniyoruz. Sayıca az değiliz ama yine de her türlü hakaret, ihanet, katl ve tecavüze maruz kalıyoruz. Küçük bir topluluğu çok kısa sürede tüm imparatorluklarına hakim kılan tüm dünyaya medeniyette üstad yapan Rabbimiz O’nun ipine tam manasıyla sarıldığımız anda Müslüman’ın layık olduğu şehamet, izzet ve vakarını tesis edecek vetekrardan tüm dünyaya maddi- manevi üstad eyleyecektir. Rabbimiz dünya-ahiretbizlere hayat veren bir çağrıda bulunmaktadır.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِاِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَالْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿٢٤
AYET: Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayatverecek şeylere davet ettiği zaman, Allah'a ve Resul'e icabet edin. Ve bilin kiAllah, kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz kesinkes O'nun huzurundatoplanacaksınız. (Enfâl,8/24)
Allah ve resulününçağrısına cevap verme ve gereğini yerine getirme vazifesini daha geniş ve genelbir çerçeve içinde anlamak gerekir. Buna göre Hz. Peygamber zamanında onunçağrısına uymak, yanında yer almak, emirlerini yerine getirmek nasıl çağrıyauymaksa, ondan sonra gelenlerin Kur’an ve Sünnet’in buyruklarına uyması, bunauygun bir hayat sürmesi de onların çağrısına uymaktır. Esasen bu çağrıya uymakyalnızca müminlerin değil, bütün insanların faydasınadır ve insanlığınmeselesidir. Çünkü Allah ve resulünün insanlara öğrettikleri ve hayatageçirilmesini istedikleri bilgi, inanç ve uygulamalar insanlara hayat verecekmahiyette ve niteliktedir. Burada “hayat vermeyi, ihya etmeyi” en genişmânasıyla almak gerekir. Dinin emirleri sağlıklı yaşamanın kurallarını ihtivaettiğinden, insan fıtratına uygun olduğundan, biyolojik mânada hayatvermektedir. İnsanın ruh ve beden sağlığını tehdit eden stres, yalnızlaşma,ümitsizlik ve çeşitli korkuların önemli sebeplerinden birisi insanın maddedünyasında tutuklu kalıp, iman ve mâneviyâtın huzur ve rahatlık bahşeden geniş ufkundanmahrum olmasıdır. Allah ile beraber olma ve O’nun eşi bulunmaz koruması altındabulunma şuurunun insana verdiği güç onu, psikolojik olarak canlı tutmakta, ihyaetmektedir. Dünyayı bir imtihan yeri olarak gören, burada insanların bazıödevlerinin bulunduğuna inanan, bu ödevlerin yerine getirilmesi halinde kişininiki cihanda mutlu olacağına iman eden bir kimseye göre dinin emirleri, hayatınamacını gerçekleştirme çabasında ona rehberlik ederek insanı ihya etmekte,hayatın boşa gitmemesini sağlamaktadır. İslâm kelimesinin kök mânası “barış veesenlik”tir, doğru anlaşıldığında din olarak İslâm’ın da bir barış çağrısıolduğu anlaşılacaktır. Dinin talebi, zulmün ve baskının yer almadığı, hukuk veadaletin hâkim olduğu bir dünya düzenidir. Bu mânada Allah ve resulününçağrısı, bütün dünya insanları için “barış içinde yaşama” çağrısıdır.
“İnsan ilekalbinin arası” ifadesi bir deyim olup bundan insanın şuuru, aklı ve duygularıkastedilmektedir. Buralarda bulunan hiçbir bilgiyi, kararı, eğilimi, duyguyuAllah’tan gizlemek mümkün değildir. Allah’ın çağrısına içtenlikle katılanlarlamenfaati için öyle görünenleri Allah bilir ve ayırır. Ayrıca hiçbir beşeringiremeyeceği, bilemeyeceği ve müdahale edemeyeceği bu alanlara Allah müdahaleedebilir; inanç, bilgi ve duyguların değişmesini sağlayabilir. Bu sebeplekullar rablerine sığınmalı; inanç, duygu ve düşüncelerini güzelleştirmesi içinO’na yakarmalı, “Ey durumları değiştiren, gönülleri evirip çeviren rabbim!Halimi ve gönlümü güzelleştir” diye niyazda bulunmalıdır (Hz.Peygamber’in duası için bk. Müsned, IV, 182; VI, 91). (Kur'anYolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa:679-680)MUHARREM AYI 
Muharrem ayı hem İslam gelmeden önce hem de İslam geldikten sonra hep önemli olan aylardan biridir. Muharrem, Hicri takvimin ilk ayıdır. Sami dinlerde ve Yüce Dinimiz İslam’da özel bir yere sahip olan Aşure günü muharrem ayı içerisindedir. Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarına gelen Muharrem, savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biridir.
أفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللّهِ الْمُحَرَّمُ، وَأفْضَلُ الصلاة بَعْدَ الْمُكْتُوبَةِ صلاة اللَّيْلِ
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”
Her dinin, milletin kutsal veya diğer zaman dilimlerinden farklı kabul ettiği kendine özgü belirli gün ya da ayları vardır. Yüce Dinimiz İslâm’da da bu tür gün, gece ve aylar mevcuttur. Şüphesiz insan için en değerli mefhumlardan birisi zamandır. Çünkü her şey zaman içinde var olmakta, gelişmekte ve yine zaman içinde yok olmaktadır. İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan ilim, amel, servet ve diğer bir çok değer, zaman içinde elde edilebilmektedir. Zamanı, gerektiği şekilde değerlendirebilenler hem dünyada hem de âhirette huzuru yakalayacaklardır. Zira Kur’an-ı Kerim’de zamanın öneminin bir sûre ile vurgulanması gerçekten anlamlıdır:
إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ وَالْعَصْر ِ 
AYET: “Andolsun asra ki insan gerçekten ziyan içindedir…” (Asr, 103/1)
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَةُ وَالْفَرَاغُ
HADİS: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunların değerinden habersizdirler. Bunlar sağlık ve boş zamandır.” ( Buhâri, Rikâk, 1; VII, 170) buyurmak suretiyle zamanın ve sağlığın önemine dikkat çekmiştir.
اِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللّٰهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فى كِتَابِ اللّٰهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذٰلِكَ الدّينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا فيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ
AYET: “Şüphesiz, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.” (Tevbe, 9/36)
“Haram aylar” Cahiliye devri uygulamasına göre, hürmet edilmesi gereken, savaş yapılması ve kan dökülmesi yasak olan Kameri aylar demektir. “Haram aylar” nitelemesinin, bu aylarda yapılacak ibadetlere daha çok sevap, günahlara ise daha çok ceza verilecek olmasına dayandığı da ifade edilmiştir. Bu aylardan Muharrem birinci, Recep yedinci, Zilkade on birinci ve Zilhicce de on ikinci aydır.
“Haram aylar” içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ayrıcalığı “Muharrem”adından da fark etmek mümkündür. Zira “muharrem” kelimesi, “haram kılınmış”, “hürmete layık” anlamlarına gelmektedir.
Bu dört ayın hürmeti öteden beri süre gelen dini bir uygulamadır. Hz.İbrahim ve İsmail (a.s.) zamanından beri Araplar bu esasa riayet ede gelmişlerdi.
Tarihi süreç içerisinde Hz. Nuh peygamberle başlayıp İbrahim ve İsmail ile devam etmiş ehli kitap dediğimiz Yahudi ve Hıristiyanlar için ve ayrıca cahiliye toplumu için önemli bir yere sahip olmuş ve mukaddes kabul edilmiş, haram aylarda savaş yapılmamış, barış zamanı olmuştur.
MUHARREM AYININ ÖNEMİ
Hicret bu ayda neticelenmiştir
Hicri/kameri takvimin başlangıcıdır
İbadetlerdeki zaman mefhumu kameri takvime göre ayarlanmaktadır.
Meydana gelen bir çok olay tarihin akışını değiştirmiştir.
MUHARREMİM 10. GÜNÜ AŞURE VE ORUCU
Aşura orucu önemlidir.
Aşure tatlısı insanları birbirine bağlamaktadır
İslam’ın zuhurundan sonra da Muharrem ayı, dini, sosyal ve tarihi önemi haiz olaylara sahne olmuştur. Hicret ve hicri takvim, aşura ve kerbela. Bu durum Muharrem ayını, İslam kültürü açısından daha da ön plana çıkarmaktadır.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet oruç tutmaktır.
Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan, Yahudi ve İslam öncesi Cahiliye Arapları tarafından mukaddes kabul ediliyor ve oruç tutuluyordu. İslam’da da oruç ibadeti farz kılınmadan önce İbrahim’i bir ibadet olarak aşure gününde oruç tutuluyordu.
قَدِمَ رَسُولُ اللّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَة فَرَأى الْيَهُودَ تَصُومُ يَوْمَ عَاشُورَاءَ فَقَالَ: مَا هَذَا؟ قَالُوا يَوْمٌ صَالِحٌ نَجَّى اللّهُ تَعَالَى فِيهِ بَنِى إِسْرَائِيلَ مِنْ عَدُوِّهِمْ فَصَامَهُ مُوسَى. فَقَالَ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ فَصَامَهُ وَأمَرِ بِصِيَامِهِ
İbni Abbas’ın şöyle değdiği rivayet edilmiştir: 
HADİS: “Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Aşûre günü oruç tuttuklarını gördü. “Bu nedir (niçin oruç tutuyorsunuz)?” diye sordu. “Bu hayırlı bir gündür. Bu, Allah’ın İsrail oğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Musa’nın oruç tuttuğu gündür” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.)
HADİS: “Ben Musa’ya sizden daha layığım” buyurdu ve hem kendisi bu günde oruç tuttu, hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.” (Buhari,Savm, 69; II, 251)
HİCRİ AYLAR
Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahir, Cemaziyülevvel, Cemaziyelahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade Ve Zilhicce seklinde sıralanırlar.
Hz. Peygamber Aşûre günü oruç tutmayı teşvik etmiş ve Bu oruç, büyük günahlardan kaçınmak şartıyla bir yıl boyunca işlenen küçük günahlara keffâret olacağını bildirmiştir.
İSLAM TARİHİNDE AŞURA GÜNÜNÜN ÖNEMİ
1- Allah, Hz Musa (as) a, Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür
2- Hz Nuh (as), gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure Gününde demirlemiştir
3- Hz Yunus (as), balığın karnından Aşura Günü kurtulmuştur
4- Hz Âdem (as) ın tevbesi Aşura Günü kabul edilmiştir
5- Hz Yusuf, kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure Günü çıkarılmıştır
6- Hz İsa (as), o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir
7- Hz Davud (as) ın tevbesi o gün kabul edilmiştir
8- Hz İbrahim (as) ın oğlu Hz İsmail o gün doğmuştur
9- Hz Yakub (as) ın, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır
10- Hz Eyyûb (as), hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
11- Hz. Aişe'nin belirttiğine göre, Kâbe’nin örtüsü daha önceleri Aşure gününde değiştirilirdi.
12- Muharrem ayı, tarihte bazı büyük acılardan kurtuluş ayı olduğu gibi, bu ayda unutulmaz acılar da yaşanmıştır. Rasulullah (sav)’ın
HZ HÜSEYİN(RA) AŞURE GÜNÜ ŞEHİT EDİLMİŞTİR
"Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin efendileridir. Babaları onlardan daha hayırlıdırlar”[10] diye nitelediği torunlarından Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Muharrem ayının onuncu gününe rastlamaktadır
İslam tarihinde özel bir yeri olan Peygamber torunu Hz. Hüseyin, Hicrî 61. Yılında Şehit düştüğünde 57 yaşında idi.
Bilindiği gibi, sevgili peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin, o dönemde cereyan eden siyasi kargaşa ve çatışmalar neticesinde, müessif bir şekilde öldürülmek suretiyle şehit edilmiştir. Bu üzücü olay, Hz. Peygamberi ve ailesini seven müminlerin gönüllerinde silinmez izler bırakmıştır.
Hz. Hüseyin’in şehadeti, bilhassa şehit oluş şekli her Müslüman’ı oldukça üzmüş, kalbini kanatmıştır. Her Müslüman’ı derinden yaralayan bu acı hadiseyi tasvip etmek elbette ki mümkün değildir. Ancak bu acıyı Müslümanlar arasında husûmet sebebi yapmak, ebetteki öncelikle Hz. Hüseyin’in aziz ruhunu incitir. Her şeyden evvel Rasulullah’ı, onun Ehl-i beytini ve sahabîlerini severiz; onları ancak rahmetle yâd eder ve yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’de öğrettiği şu duayı yaparız:
“Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve iman etmiş kardeşlerimizden hiç birine karşı, kalplerimizde yersiz ve uygunsuz düşüncelere (kin) yer bırakma. Şüphesiz sen, çok merhametli ve çok şefkatlisin.[11]
İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
HADİS: "Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin."[12]
Bu Hadis Rabbimizi sevmenin fıtrî ve tabii bir şey olduğunu bildiriyor. Allah'ı sevdik mi ister istemez kendisini yani Hz. Peygamber'i seveceğiz, çünkü O, Habîbullah'tır. Dostun dostu sevilir. Ayrıca Kur'an'da Allah'ı sevenlere, Resûlullah'a ittiba ve onu sevmek emredilmiştir. Resûlullah’ı sevince, onun sevdikleri ve sevilmesini emrettikleri de sevilecektir. Âl-i Beyt bunlardandır: Resûlullah hem sevmiştir, hem de sevmemizi emretmiştir. Âl-i Beyt Aleyhissalâtu vesselâm'ın bu alâkası, akrabalık gayretinin bir sonucu olmayıp, risalet vazifesinin icabı olduğunu, ileride sayıca çok artacak ümmetinin, yeryüzünün her tarafına dağılarak İslâm'a fıtrî bağlarla bağlı ve ciddi taraftar bir cemaat teşkil edeceğini; ilim, maneviyat, cihad gibi cemiyetlerin dinamiği olan, milletlerin ayakta kalmasını sağlayan ve devamları için şart olan hususlarda onların daima önde olacakları ve onların sevilmesi ve sayılmasının ümmetî birliğe temel teşkil edeceği hikmetine dayandığını hatırlatır.[13]
Bizlere düşen görev bu sevgi ile, tarihten ders alarak benzer olayların bir daha tekerrür etmemesini ve Müslümanların birbirleriyle kardeş olmalarını temin etmektir.
Merhum Şair Mehmed Akif’in dediği gibi,
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar
Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”
Muharrem ayınızı, hicri yılbaşınızı, Âşüre gününüzü tebrik eder, Ümmet-i Muhammed’in Kerbelâ gibi acıları bir daha yaşamamasını yüce Rabbimiz’den niyaz ederim.[14]
İslam kültürü içerisinde önemli zaman dilimleri vardır Bunlar Müslümanlar tarafından dört gözle beklenir, gelince de gereği yapılır Bu müstesna zaman dilimlerinden birisi de Aşure günüdür Bu gün diğer günlere nazaran farklı bir öneme sahiptir
Muharrem, “Allah’ın ayı” olarak bilinir Muharrem ayı, Kur’an-ı Kerim’de kıymet verilen dört aydan biridir Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir Muharrem ayının onuncu gecesi, Aşure gecesidir Ertesi günü de Aşure günüdür Aşure, İbranice “aşûr” sözcüğünden gelir Türkçeye ise Arapçadan geçmiştir Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir Bugünde Cenab-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuştur
Aşure günü oruç tutmak sünnettir
AŞURE GÜNÜ ORUÇ TUTMAK SÜNNETTİR  
HADİS: Resulullah Efendimiz aşure orucunu ihmal etmezdi Fakat sadece o gün değil, bir gün evveli ve bir gün sonrasıyla birlikte üç gün boyunca oruç tutardı Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutulmalıdır! Aşure günüyle ilgili şu hadisler bizlere yol göstermektedir: “Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur”
HADİS: “Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehitler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur”
HADİS: Hz Peygamber Medine’ye geldiği zaman Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü ve bunun ne orucu olduğunu sordu Cevap olarak şöyle dediler: “Bugün, iyi bir gündür Allah, İsrailoğullarını Firavun’un zulmünden bugün kurtarmıştır Musa (as) Allah’a şükür için bugünde oruç tutmuştur Biz de tutarız” dediler Bu cevap karşısında Hz Peygamber;
HADİS: “Biz Musa’nın sünnetine sizden daha yakınız” dedi ve o gün oruç tuttu ve ashabına da tutmalarını emir buyurdu O gün bugündür Aşure günü oruç tutmak faziletli bir ibadet kabul edilir Muttakiler Aşurenin bir gün öncesini, bir gün sonrasını ve gününü oruçlu geçirmeye gayret ederler Bu hususta Resulullah’ın sünnetine sarılırlar
Aşure orucu çok eskilere dayanmaktadır Ramazan orucu yokken Aşure orucu vardı Bu hususta Hazret-i Ayşe validemiz şöyle demektedir:
HADİS: “Aşure, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü Resulullah da buna uygun hareket ediyordu Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretmiştir Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı”
Aşure günü, bazı kesimlerin zihninde tatlıyı çağrıştırır Midelerini beyinlerinden öncelikli düşünen bu insanları fazla yadırgamamak lazımdır Çünkü Aşure aynı zamanda bir tatlının adıdır Muharrem ayı boyunca evlerde aşure pişirilmesi de adettendir Aşure hicri takvime göre Muharrem aynının onuncu günü yapılan tatlıdır
AŞURE TATLISI İLK OLARAK HZ. NUHUN GEMİSİNDE YAPILMIŞ VE YENİLMİŞTİR
Aşure tatlısının tarihi kökeni ve kökleri vardır İslami inanca göre Muharrem ayının onuncu günü, Hz Nuh (as), Nuh tufanından sonra karaya ayak bastığında elinde kalan son malzemelerle bu tatlıyı(aşureyi) yapmıştır Aşure genel olarak su, buğday, nohut, tozşeker, kuru fasulye, pirinç kullanılarak yapılır İçine onlarca malzeme konulur Konu komşuya, eşe dosta dağıtılarak günün anlam ve önemine münasip bir biçimde paylaşılır Böylelikle bu önemli güne herkes ağız tadıyla girer Resulullah Efendimiz Aşure günüyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
AŞURE GÜNÜ AŞURE TATLISI İKRAM EDENİN RIZGI GENİŞLER EVİNE BEREKET GELİR
HADİS: “Her kim Aşura gününde ailesine ve konu komşusuna ikramda bulunursa, Cenab–ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder”
Muharrem ayı, Aşure günü ve Kerbela hadisesi Türk kültüründe ve şiirinde derin akislerini bulmuştur Bu günü sadece bir kesimin değeri gibi görmek ve göstermek son derece yanlıştır Bu değerler İslam kültürünün paydalarındandır Pek çok şair ve yazar bu konuya değinmiş, duygularını satırlara ve mısralara yansıtmıştır İşte bunlardan biri olan, âlimliği, arifliği ve şairliği yüreğinde terkip eden Avlarlı Efe Hazretleri divanına aldığı bir şiirinde muharrem ayını, aşure gününü ve Kerbela hadisesini şöyle şiirleştirmiştir:
“Bu gün mah–ı Muharremdir, muhibb–i hanedan ağlar
Bu gün Eyyam–ı matemdir, bu gün ab–ı revan ağlar
Hüseyn–i Kerbela’yı elvan eden gündür bugün
Bu gün Arş–ı muazzamda olan âli divan ağlar
Risalet gül gülistanı, nübüvvet bağu bostanı
Hüseyni ol nuristanı gören Pir ü civan ağlar
Güruh–i hanedana Lütfiya kurban ola canım
İla yevmil kıyame can ile ehl–i iman ağlar”
صِيَامُ يَوْمِ عَاشُورَاءَ اَنِّى اَحْتَسِبُ عَلَى اللّٰهِ اَنْ يُكَفِّرَ السَّنَةَ الَّتِى قَبْلَهَا
HADİS: “Aşûre günün orucunun, bir önceki yılın günahlarına keffaret olmasını Allah’tan umarım” (Tirmizi,Savm,48; III, 126)
Aşûre günü oruç tutulması uygulaması, Ramazan orucunun farz kılınmasına kadar devam etmiştir.
يَا اَيُّهَا الَّذينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
AYET: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç sizden öncekilere olduğu gibi oruç size de farz kılındı.” (Bakara, 2/183) âyeti inince Aşûre orucu isteğe bağlı hale geldi.
Hz. Aişe’den (r.anha) rivayet edildiğine göre:
كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اَمَرَ بِصِيَامِ يَوْمِ عَاشُورَاءَ فَلَمَّا فَرَضَ رَمَضَانُ كَانَ مَنْ شَاءَ صَامَ وَ مَنْ شَاءَ اَفْطَرَ
HADİS: “Resülullah (s.a.v.) Aşûre günü oruç tutulmasını emretti. Ramazan orucu farz kılınınca, dileyen Aşûre günü oruç tuttu, dileyen tutmadı.” (Buhari, Savm, 69; II, 250)
Hz. Aişe’den gelen diğer rivayet de şöyledir:
HADİS:  “Ramazan orucu farz kılınmadan önce (Kureyşliler) Aşûre günü oruç tutarlardı. Aşûre günü, Kabe’nin örtüsünün değiştirildiği gündü. Allah Teâla Ramazan orucunu farz kılınca Resülullah (s.a.v.) HADİS: ‘Dileyen Aşûre günü oruç tutsun, tutmak istemeyen de tutmasın’ dedi.” (Ahmed, VI, 244)
Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Hz. Peygamber (s.a.v.) Muharrem ayının 9,10 ve 11. günlerinde oruç tutmayı ashabına tavsiye etmiştir.
حِينَ صَامَ رَسُولُ اِلله يَوْمَ عَاشُورَاءَ وَ اَمَرَ بِصِيَامِهِ قَالُوا يَا رَسُولَ اِلله اِنَّهُ يَوْمٌ تُعَظِّمُهُ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى فَقَالَ رَسُولُ الِله صَلَّى اُلُله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَاِذَا كَانَ الْعَامُ الْمُقْبِلُ اِنْ شَاءَ الله صُمْنَا اِلَى يَوْمِ التَّاسِعِ قَالَ فَلَمْ يَاْتِ الْعَامَ الْمُقْبِلِ حَتّٰى تُوُفِّىَ رَسُولُ الله صَلَّى الله عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
HADİS: “Resülullah (s.a.v.) Aşûre günü oruç tutunca kendisine; “Ey Allah’ın Resulü, bu gün, Yahudilerin ve Hıristiyanların hürmet gösterdikleri bir gündür” dediler. Bunun üzerine Resülullah “Gelecek yıl inşallah muharremin dokuzuncu gününde de oruç tutacağız” dedi. Ertesi yıla ulaşmadan Resulullah vefat etti.” (Müslim, Sıyâm,133; I, 797-798)
اَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ الله الْمُحَرَّمُ وَ اَفْضَلُ الصَّلاةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلاةُ اللَّيْلِ
HADİS: “Ramazan ayından sonra tutulan oruçların en hayırlısı, Allah’a izafetle (Allah’ın ayı denilerek) şereflendirilen Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz ise geceleyin kılınan namazdır.” (Müslim, Sıyâm, 202; I, 821)
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: 
HADİS: “Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.“( et-Tergîb ve’t-Terhib, 2:116.) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir.
MEYDANA GELEN OLAYLAR
“Allah’ın ayı” olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Her ay, her gün Allah’ın yılıdır ancak Allah müminleri ibadet ve duaya teşvik etmek için bazı günlere ayrıca dikkatimizi çekmiştir. Muharrem ayında özellikle de bu ayın 10. günü olan aşura gününde İslam tarihinde dönüm noktası sayılabilecek çok önemli olaylar olmuştur.
Bu güne âşûra denmesiyle alakalı olarak ulema tarafından değişik görüşler serdedilmiştir.Âşûra; on manasına gelen “aşere” kökünden türemiştir. Bu sebeple ulemadan pek çoğu Hicri yılın başlangıcı olan Muharrem ayının onuncu günü olmasından dolayı “âşûra” ismini aldı demişlerdir.
AŞURE GÜNÜNÜN FAZİLETİ
Ulemadan bazıları ise; Allah-u Tela’nın bu ümmete ihsan ettiği ikramların onuncusu olmasından dolayı bu güne “âşûra” denildiğini, ifade etmişlerdir. (1. Recep ayı (Regaib ve Mirac Geceleri), 2. Şaban ayı (Berat), 3. Ramazan (İbadet ayı), 4. Kadir gecesi, 5. Ramazan Bayramı, 6. On Günler (Ramazanı son 10 günü, Zil Hiccenin ilk 10 günü ve Muharremin ilk 10 günü), 7. Arefe günü, 8. Kurban Bayramı, 9. Cuma Günü ve Gecesi, 10. Aşura günü)
Bir kısım ulema da; Allah-u Teala bu günde, on peygamberini düşmanlarından kurtardığı için bu ismi aldığını söylemişlerdir.Hz Âdem (as) ın tevbesi Aşura Günü kabul edilmiştir.
Hz Nuh (as), gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure Gününde demirlemiştir.
Hz İbrahim (as) ın oğlu Hz İsmail o gün doğmuştur.
Hz Yusuf, kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure Günü çıkarılmıştır.
Hz Yakub (as) ın, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
Hz Eyyûb (as), hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Hz Yunus (as), balığın karnından Aşura Günü kurtulmuştur.
Hz Davud (as) ın tevbesi o gün kabul edilmiştir.
Hz Musa (as), Âşura Gününde bir mucize eseri denizi yararak nehri geçmiş ve Firavun ile ordusu sulara gömülmüştür.
Hz İsa (as), o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
Aişe’nin belirttiğine göre, Kâbe’nin örtüsü daha önceleri Aşure gününde değiştirilirdi.
İdris (Aleyhisselam)’ın göklere kaldırılışı, Davut (Aleyhisselam)’ın tevbesinin kabul edilmesi, Süleyman (Aleyhisselam)’a saltanatın ihsan edilişi gibi olaylarında âşûra gününde vaki olduğu rivayet edilmiştir.
Netice itibariyle “Âşûra günü” selefin de tazim ettiği, kesinlikle gaflet edilmemesi gereken çok kıymetli bir gündür. Hakkında pek çok hadîs-i şerifler varid olmuştur.
Bir keresinde sahabe-i kiram Peygamber Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)e: “Allah âşûra gününü diğer günlerden üstün kıldı değil mi?” diye sordular.
Efendimiz (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) de cevaben: “Evet! Allah gökleri ve yerleri, dağları ve denizleri, levhi, kalemi, Adem (Aleyhisselam)ı ve Havva anamızı âşûra günü yarattı. Âşûra gününe saygı göstermek gerek, çünkü arşın hâmili olan melekler dahi onun değerini biliyorlar”, buyurdu.
Bu olayların neler olduğuna kısaca değinelim:Hz Âdem (as) ın cennetten çıkarılması ve tövbesinin kabulü Aşura Gününde olmuştur.
HZ ADEMİN CENNETTEN ÇIKARILMASI
Cennette Allah imtihana tabi tutmuş ve şeytan yanıltarak imtihanı kaybetmesini sağlamış ve Havva validemizle dünyaya gönderilmişler ve yıllarca ayrı yerlerde birbirlerini aramışlar ve nihayetinde Allah onların dualarını kabul etmiş ve Arafat mevkiinde vuku bulmuştur.
فَتَلَقَّى اٰدَمُ مِنْ رَبِّهٖ كَلِمَاتٍ فَتَابَ عَلَيْهِ اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ
AYET. “Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb’ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.” (Bakara 37)
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرينَ
AYET: “(Âdem ile eşi) dediler ki: Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (A’RAF 23)
HZ NUHUN GEMMİSİNİN CUDİ DAĞINA OTURMASII
Hz Nuh (as), gemisini Cûdi Dağının üzerine Aşure Gününde demirlemiştir
Hz. Âdem ve Hz. İdris’ten sonra insanlarda hakikat­ten sapmalar baş gösterince Cenab-ı Hak bunlar üzeri­ne Hz. Nuh’u peygamber olarak göndermişti. Hz. Nuh insanlara tevhid inancını anlatıyor, onları hak yola da­vet ediyor ve putlara tapmaktan men ediyordu.
Ancak onlar Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Zalimdiler, azgındılar, fasıktılar, kötüydüler, kalp gözlen kapalıydı, vicdansızdılar, doğru yoldan çıkmışlardı, günahlara dalmışlardı...”
Hz. Nuh’u ve çağrısına uyarak iman edip Allah’ın sevgili kulları arasına yükselen kim­sesiz, yoksul kişileri hor gördüler, onlarla aynı çatı al­tında bir arada bulunamayacaklarını söylediler, büyüklendiler… Onlar, üstünlüğün parada, malda, mülkte de­ğil yüksek insanlık ideallerine sahip çıkmada, tevhide, güzel ahlâk sahibi olmada ve topluma yararlı işler yap­mada olduğunu kabul etmiyorlardı.
Hâlbuki onların ayak takımı diyerek küçük gördüğü kişiler, Hak Teâlâ katında onlardan kat kat faziletli kim­selerdi. Hz. Nuh’a deli demeye kadar azıttılar ve onun davranışlarını kontrol altında tutmaya, göz hapsine almaya karar ver­diler. Hz. Nuh, davasından yine de vazgeçmeyince bu sefer ölümle tehdit ettiler… Ama hak yolu gö­ren göz, gerçeği duyan kulak, Hakk’ı zikreden kalp, doğ­ruyu savunan yürek azdı…
AYET: Nihayet Hz. Nuh, Allah’a yal­varıp yakardı: قَالَ رَبِّ اِنَّ قَوْمى كَذَّبُونِ “Rabbim! Milletim beni yalanladı, ) فَافْتَحْ بَيْنى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنى وَمَنْ مَعِىَ مِنَ الْمُؤْمِنينَ benim­le onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberim-deki insanları kurtar.” (Şuarâ, 26/117-118) dedi.
AYET: Yüce Allah, peygamberinin duasını kabul buyurdu ve ona evvela bir gemi yapmasını vahyetti. وَاصْنَعِ الْفُلْكَ بِاَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا وَلَا تُخَاطِبْنى فِى الَّذينَ ظَلَمُوا اِنَّهُمْ مُغْرَقُونَ (HÛD 37) Böylece inananlar, Hz. Nuh’un denetiminde gemi yapımına baş­ladılar. Gemi yapımı ilerledikçe sapık ve azgınlar Hz. Nuh ve ona bağlı mü’minlerle alay ediyorlardı… Hz. Nuh ise, bir gün alay etme sırasının kendilerine gelece­ğini, o zaman azgınların yok olacağını hatırlatıyordu…
Tam 950 yıllık tebliğ ve irşad faaliyetine karşılık imana gelmeyen bir kavim…
Cenab-ı Hakk’ın emri üzere her cinsten birer çift ile mü’minler, kendileri gibi inançlı aile fertleriyle gemiye bindiler. Adeta gök kapıları açıldı, sular boşalmaya baş­ladı. Yeryüzünden de kaynaklar fışkırdı. Her iki su kay­nağı karışıp birleşti.
Hz. Nuh’un inanmayan oğlu da dâhil sapıklar, münkirler boğuldular; alay ettikleri azap, onları enselerinden tutup ölüm der­yasına atıverdi.
Hz. Nuh, gemi sakinlerinin bereketli, sakin bir yere indirilmesi için dua etmişti, duası kabul edildi.
وَقيلَ يَا اَرْضُ ابْلَعى مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ اَقْلِعى وَغيضَ الْمَاءُ وَقُضِىَ الْاَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِىِّ وَقيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمينَ
AYET: “Ey arz, suyunu yut! Ve ey gök, yağmuru tut!” (Hûd, 11/44) Bu emir üzerine göğün gürlemesi, yerin fışkırma­sı kesildi, gemi Cudi dağı üzerine oturdu.
قيلَ يَا نُوحُ اهْبِطْ بِسَلَامٍ مِنَّا وَبَرَكَاتٍ عَلَيْكَ وَعَلى اُمَمٍ مِمَّنْ مَعَكَ وَاُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُمْ مِنَّا عَذَابٌ اَليمٌ
AYET: “Ey Nûh! Bizim katımızdan selametle in. Sana ve seninle olanlara hayr ve bereketler olsun denildi. Ama birçok ümmetlerde var ki, onları geçindireceğiz. Sonra can yakıcı azaba sokacağız”.( Hud 48)
Hz. Nuh’un aile fertlerinden başka yanında çok az mümin vardı. Allah Teâlâ bunlara öyle bir selamet ve bereket ihsan buyurdu ki, bunlar çoğaldıkça çoğalacaklar ve kendilerinden bir çok ümmetler gelecekti.
HZ NUH AŞURE GÜNÜ ORUÇ TUTMUŞ ŞÜKÜR NAMAZI KILMIŞTIR
Hz. Nuh Recep ayının onunda gemiye binmiş ve Muharrem ayının onunda inmiş, o gün şükür orucu tutmuş ve bu orucu tutmak sünnet olmuştur.
Hz. Nuh’un soyundan gelecek olan ümmetler de iki kısım olacak. Bunlardan birinci kısım yine o selamet ve berekâta nail olup kıyamete kadar üremeye devam edecek, diğer bir kısmı da bir müddet dünya nimetlerinden istifade ettikten sonra yine acı bir azaba çarptırılacak ve ahiret selametine eremeyecek. Hud, Şuayb, Lut, Firavun Ve Nemrutlar gibi helak olup gittikleri tarihen sabit bir gerçektir.Hz İbrahim (as)’ın ateşten kurtulması ve oğlu Hz İsmail’in doğumu o gündür
İlerlemiş yaşına rağmen eşi Sare’den çocuğu olmamıştı. Sare daha sonraları Hz. İbrahim’i Hacer’le evlendirir ve İsmail ile İshak ilerlemiş yaşına rağmen dünyaya gelir.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذى وَهَبَ لى عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعيلَ وَاِسْحٰقَ اِنَّ رَبّى لَسَميعُ الدُّعَاءِ
HZ YUSUF KUYUDAN AŞURE GÜNÜ ÇIKARILMIŞTIR
AYET: “İhtiyar halimde bana İsmail’i ve İshak’ı lütfeden Allah’a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.” (İBRÂHİM 39)Hz Yusuf, kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşure Günü çıkarılmıştır
Kıskançlığın ne olduğunu, insanı ne hallere düşürebileceğini Allah Yusuf peygamberin şahsında bizlere örnek olarak gösteriyor.
قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فى غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلينَ
AYET: “Onlardan biri: Yusuf’u öldürmeyin, eğer mutlaka yapacaksanız onu kuyunun dibine atın da geçen kervanlardan biri onu alsın dedi.” (Yûsuf 10)
وَجَاءَتْ سَيَّارَةٌ فَاَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَاَدْلٰى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرٰى هٰـذَا غُلَامٌ وَاَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللّٰهُ عَليمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
AYET: “Bir kervan geldi ve sucularını (kuyuya) gönderdiler, o da (gidip) kovasını saldı, (Yusuf’u görünce) «Müjde! İşte bir oğlan!» dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Allah onların yaptıklarını çok iyi bilir.” (Yûsuf 19)
HZ YAKUBUN KAPANAN GÖZÜ AŞURE GÜNÜ AÇILMIŞTIR
Hz Yakub (as) ın, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır
فَلَمَّا اَنْ جَاءَ الْبَشيرُ اَلْقٰیهُ عَلٰى وَجْهِه فَارْتَدَّ بَصيرًا
AYET: “Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya’kub) görür oldu..” (Yûsuf 96)Hz Eyyûb (as), hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Yıllarca hastalıkla mücadele etmiş, şikâyette bulunmamış, malını mülkünü kaybetmiş, nihayetinde sabrına karşılık Allah ona nasıl iyileşeceğini bildirmiştir.
وَاَيُّوبَ اِذْ نَادٰى رَبَّهُ اَنّى مَسَّنِىَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِمينَ
AYET: “Eyyub’u da (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti”. (ENBİYÂ 83)
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِدينَ
AYET: “Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.” (ENBİYÂ 84)
HZ YUNUS BALIĞIN KARNIINDAN AŞURE GÜNÜ KURTULMUŞTUR
Hz Yunus (as), balığın karnından Aşura Günü kurtulmuştur
Kavmini Allah’ın dinine davet etmiş ancak inanan olmamış, ümidini yitirerek ilahi emri beklemeden görev bölgesini terk etmiş ve gemiye binerek giderken ilahi takdir gereği denize atılmış ve balık tarafından yutulmuştur. Ancak onun ardından kavmi hidayeti tercih etmiştir. Balığın karnında Dua etmiş ve Allah onun duasını kabul etmiştir.
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُليمٌ ﴿١٤٢﴾ فَلَوْلَا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحينَ ﴿١٤٣﴾ لَلَبِثَ فى بَطْنِه اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤﴾ فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقيمٌ ﴿١٤٥﴾
AYET: “Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. Eğer Allah’ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık.” (Sâffât 142-145)
فَنَادٰى فِى الظُّلُمَاتِ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمينَ
AYET: “Nihayet karanlıklar içinde: «Senden başka hiçbir tanrı yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!» diye niyaz etti.” (ENBİYÂ 87)
HZ DAVUDUN TÖVVBESİ AŞURE GÜNÜ KABUL EDİLMİŞTİR
Hz Davud (as) ın tevbesi o gün kabul edilmiştir
قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِه وَاِنَّ كَثيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغى بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَليلٌ مَا هُمْ وَظَنَّ دَاوُدُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ
AYET: “Davud: Andolsun ki, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edip de iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah’a yöneldi.” (SÂD 24)
فَغَفَرْنَا لَهُ ذٰلِكَ وَاِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفٰى وَحُسْنَ مَاٰبٍ
AYET: “Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.” (SÂD 25)
HZ MUSANIIN DENİZİ YARMASI AŞURE GÜNÜ OLMUŞTUR
Hz Musa (as), Âşura Gününde bir mucize eseri denizi yararak nehri geçmiş ve Firavun ile ordusu sulara gömülmüştür.
وَاِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَاَنْجَيْنَاكُمْ وَاَغْرَقْنَا اٰلَ فِرْعَوْنَ وَاَنْتُمْ تَنْظُرُونَ
AYET: “Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık, Firavun’un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk.” (Bakara 50)
HZ İSA AŞURE GÜNÜ DÜNYAYA GELMİŞ VE AŞURE GÜNÜ GÖĞE YÜKSELMİŞTİR
Hz İsa (as), o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir
اِذْ قَالَتِ الْمَلٰئِكَةُ يَا مَرْيَمُ اِنَّ اللّٰهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِنْهُ اِسْمُهُ الْمَسيحُ عيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجيهًا فِى الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبينَ
AYET: “Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa’dır. Mesîh’tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır”. (ÂLİ IMRÂN 45)
اِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا عيسٰى اِنّى مُتَوَفّيكَ وَرَافِعُكَ اِلَیَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ الَّذينَ كَفَرُوا
AYET: “Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım” (ÂLİ IMRÂN 55)
KABENİN ÖRTÜSÜ AŞURE GÜNÜ DEĞİŞTİRİLMİŞTİR
HADİS: Aişe’nin belirttiğine göre, Kâbe’nin örtüsü daha önceleri Aşure gününde değiştirilirdi.
Ramazan orucu farz kılınmadan önce (Kureyşliler) Aşûre günü oruç tutarlardı. Aşûre günü, Kabe’nin örtüsünün değiştirildiği gündü. (Ahmed, VI, 244)
HZ HÜSEYİNİN ŞEHİT EDİLDİĞİ KERBELA AŞURE GÜNÜ GERÇEKLEŞMİŞTİR
KERBELÂ
 Emeviler’in ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve Hicri 61,Miladi 680 yılı Muharrem ayının onuncu Cuma günü Hz. Hüseyin ve aile fertlerinden 70 kişinin şahadeti ile sona eren tarihi olay meydana gelmiştir. Ehlibeytin çok değerli bir ferdinin hayatına mal olan bu elim olay sebebi ile 10 Muharrem Şiilerce yas günü sayılmış ve bu matem daha sonraları geniş çaplı hale gelmiş ve bir nevi resmi hüviyete bürünmüştür. Muharrem ayı içerisinde Hz. Hüseyin gibi büyük bir şahsiyetin şehit edilmiş olması, bütün Müslümanlar için büyük bir acı olmuş ve Müslümanları derinden etkilemiştir. Bu zatın, Hz. Peygamberin sevgili torunu olması ise bu acıyı daha da artırmaktadır. Tarihin belli bir kesitinde meydana gelen bu üzücü olayları iyi düşünmek ve bunlardan ders çıkarmak gerekir. Müslümanlara düşen görev, bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak; kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi 4 korumaktır. Fakat Kerbela olayını istismar edip Hz. Hüseyin’e yapılan zulmü ’un benzerini yapan bazı kesimlerde vardır. Bunlara asla pirim verilmemeli ve bu gibi oyunlara gelinmemelidir. 
KERBELA OLAYINDAN ALINMASI GEREKEN DERS
Kerbela Olayından Alınması Gereken Ders: Hepimiz aynı Rabbe iman eden, aynı Peygamberi kabul eden, aynı Kitabı benimseyen ve aynı Kıbleye yönelen Müslümanlarız. Tarihin bir devrinde yaşanmış bu gibi üzüntü verici olaylardan gerekli dersleri çıkarmalı ve aramızdaki kardeşliği pekiştirmeliyiz. Sonuç olarak Muharrem ayı, İslam kültür tarihinde önemli yeri olan bir zaman dilimini temsil etmektedir. Bu ayın önemi, içinde meydana gelmiş olan öemli olaylardan kaynaklanmaktadır. İslam tarihinin en üzücü olaylarından biri olan Kerbela olayı da bu ayda gerçekleşmiştir. Bütün Müslümanları üzen bu tarihi olay, tarihin hakemliğine bırakılmalı, müminler arasında soğukluğun ve kırgınlığın sebebi kılınmamalıdır. Bütün müslümanlara düşen görev, tarihin güzelliklerini yaşadığımız dönemin şartları içinde yeniden yaşamaya gayret göstermek, yanlış ve üzücü örneklerden ibret alarak onların tekrar yaşanmaması için ne gerekiyorsa onu yapmaktır.
 Konumu Yüce Rabbimizin bir ayetiyle bitiriyorum
. ِل َّٰللاِ ِ َحإب ِص ُموا ب َوا إعتَ ۖ َّرقُوا َوََل تَفَ َج إم ۪ميعاً إصبَ إحتُ ُكإم فَاَ ِ ُوب ل َف بَ إي َن قُ َّ ًء فَاَل إعدََٓا إم اَ إي ُكإم اِذإ ُكإنتُ َواذإ ُكُروا ِن إعَم َت َّٰللاِ َعلَ ِِن إعَمتِ۪ه ِر فَاَإنقَذَ ُكإم ب َرة ِم َن النَّا ى َشفَا ُحإف ٰ إم َعل َو ُكإنتُ ًۚ ُك اِ إخَواناً َّ ل يَاتِ۪ه لَعَ ٰ ُن َّٰللاُ لَ ُكإم ا ِ ِل َك يُبَيِّ َكذٰ َهاۜ إهتَدُو َن إن إم ِم تَ 
AYET: Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. (Âl-i İmrânSûresi (103) 
DUA
Dua Ya Rabbi! Bedirde, Uhutta, Kerbelada, Çanakkalede, Malazgirtte, Kut'ul amarede, sakaryada, Kafkaslarda ve Dünyanın dört bir yanında şehit düşmüş Aziz şehitlerimizin ruhlarını şad eyle.Ülkemizi ve İslam beldelerini rahmet, bereket ve inayetinle mamur eyle. Ehli imana, huzur, emniyet ve güven ihsan eyle! Allah’ım! Ülkemizi her türlü felâket ve musibetlerden muhafaza eyle. Milletimizi her türlü dâhili ve harici fitnelerden fesatlardan halas eyle. Allah’ım! Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve sükûnetimizi, dirlik ve düzenimizi daim eyle! Amîn. 
İSLAM TARİHİNDE KERBELA  AŞURE GÜNÜNDE GERÇEKLEŞMİŞTİR
İslam tarihinde kerbela aşura gününde gerçekleşmiştir
قَالَ رَسُولُ اللّهِ الْحَسَنُ وَالْحُسَيْنُ سَيِّدَا شَبَابِ أهْلِ الْجَنَّةِ. وَأبُوهُمَا خَيْرٌ مِنْهُمَا
HADİS: “Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin efendileridir. Babaları onlardan daha hayırlıdırlar”(İ.Canan, Kutub-i Sitte Ter.ve Şerhi, Akçağ Yay: 16/513) diye nitelediği torunlarından Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesi Muharrem ayının onuncu gününe rastlamaktadır
Âşura gününün manevi berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir.Emeviler’in ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve Hicri 61,Miladi 680 yılı Muharrem ayının onuncu Cuma günü Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Ehlibeytin çok değerli bir ferdinin hayatına mal olan bu elim olay sebebi ile 10 Muharrem Şii Müslümanlarca yas günü sayılmışve bu matem daha sonraları geniş çaplı hale gelmiş ve bir nevi resmi hüviyete bürünmüştür.
Hz Hüseyin’i kendi iktidarı ve ikbali açısından potansiyel bir tehlike olarak gören Yezid bin Muaviye Hz Hüseyin’e Kufe valiliği vaadiyle tuzak kurmuştur. Hz Hüseyin’e, bunun bir tuzak olabileceği, gitmemesi ve Mekke’den ayrılmaması yönünde tavsiyeler olduysa da dinlememiş, 50-60 kişilik aile fertleri ve arkadaş grubu ile yola çıkmıştır. Hz Hüseyin, Kerbela’ya geldiğinde tuzağa düşürülmüş, Yezit’e biat etmesi için kendisine baskı yapılmış, çölde günlerce aç ve susuz bekletilmiştir. Peygamberin güllerine bu zulmü reva görenler nasıl bir kalbe sahipti acaba? Allah böylesi trajedilerin tekrarından bu ümmeti muhafaza buyursun.
Tarihin belli bir kesitinde meydana gelen bu üzücü olayları iyi düşünmek ve bunlardan ders çıkarmak gerekir. Müslümanlara düşen görev, bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak; kardeşlik, birlik ve beraberliğimizi korumaktır. Günümüzde de aynı veya benzer vakalara rastlamamız mümkün. Zevkine öldürülen insanlar, sarhoş araç kullanıp insanların canlarına kıyanlar, bilge köyü katliamını düşünün…
AYETLER: Yüce Allah, insanı ruh ve beden yapısıyla en güzel bir şekilde yaratmış, (Tîn, 95/4) ona şan ve şeref vermiş (İsra, 17/70), ona ruhundan üflemiş (Hicr, 15/29 ) ve yeryüzündeki her şeyi onun hizmetine sunmuştur. (Mülk, 67/15)
 Bütün bu özellikleriyle insan, yaratılanlar arasında en seçkin ve en değerli varlıktır. Yaratılış gayesine uygun olarak yaşayan insan, sevgi dolu, merhametli, hoş geçimli, güvenilir, içinde yaşadığı toplumla ve bütün insanlıkla barışık olandır. Bu vasıflar, kuşkusuz olgun müslümanın da belirgin özelliklerindendir.
Her zaman, sağduyulu hareket ederek Allah ve Peygamber sevgisi etrafında kenetlenmeliyiz. Hz. Peygamberi, O’nun aile fertlerini ve ashabını sevmek hepimizin müşterek heyecanı olmalıdır.
HADİS: Hz. Peygamber (s.a.v.), savaş ortamında bile, müslümanlarla savaşmayan gayrı Müslim kadınların, çocukların, yaşlıların ve ibadetle meşgul din adamlarının öldürülmesini hatta, ibadethanelerinin yıkılmasını, ağaçların kesilmesini ve hayvanların öldürülmesini yasaklamıştır.
Genel bir ilke olarak yer yüzündeki bütün canlılara merhametle yaklaşmayı öngören İslam dini,
HADİS: “insanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez”(Müslim, “Fedâil”, 2319; II,1809.) peygamberî buyruğuyla da bu ilkeyi âdeta perçinlemiştir.
Yaşanan olaylara ibret nazarıyla bakıp gereken dersleri toplum olarak çıkarmalıyızYaşanan sıkıntıların sebeplerini iyi düşünmeliyiz
Kuran ve sünnete göre yaşamalıyız
Toplumun her kesiminin kuran ahlakıyla ahlaklanmasını sağlamalıyız
Çocukları dini terbiye ile yetiştirmeliyiz
Sahabeyi iyi tanıyıp örnek almalıyız
Birlik beraberliği sağlayacak değerler etrafında bütünleşmeliyiz
Tarihten, yaşanan elim hadiselerden dersler çıkarmalı, aynı hatalara düşmemeliyiz
Barış dininin barışını hakim kılacak adımlar atmalı ve toplumu bu şekilde yoğurmalıyız
“Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın ve parçalanıp bölünmeyin”
Bu acı olayın tasvibi mümkün değildir. Müslümanlara düşen görev, bu tür olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak, kardeşlik, birlik ve beraberliği koruyabilmek ve yüce Allah’ın; وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ 
AYET: “Hep birlikte Allah’ın ipine / Kur’ân’a sımsıkı sarılın ve parçalanıp bölünmeyin” (Al-i İmran, 103)
Hepimizin Allah’ı, Peygamberi, kitabı, kıblesi, vatanı ve bayrağı birdir. Bu birlik, birbirimize sevgi ve saygı bağları ile bağlanmamızı gerektirir. Kardeş olarak yaşamamız Rabbimizin ve Peygamberimizin bir emridir.
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ Yüce Allah,
AYET:  “Müminler ancak kardeştirler” (Hucurat,10)
HADİS: “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kimsedir. Mü’min ise, insanların canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir”(Tirmizi,“İman”12)
Temeli barış, uzlaşma ve hoşgörüye dayanan, ismini de bu anlamlara gelen “İslam” kelimesinden alan yüce dinimiz; birliği, sevgiyi ve kardeşliği emrederken, haksızlığı, insan hayatına, kişi dokunulmazlığına ve insanın onur ve haysiyetine zarar verecek her şeyi de kesin bir dille yasaklamıştır. İnsanların can, din, mal, nesil ve akıl emniyetini temin etmek İslam’ın temel hedeflerindendir. 
AYET: Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, haksız yere cana kıymak haram kılınmış ve bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmeye, bir hayatı kurtarmak da bütün insanlığı kurtarmaya denk tutulmuştur.( Mâide, 5/32)
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır.
AŞURE AŞI ÇORBASI
Aşûre günü oruç tutmanın faziletine ilişkin sahih hadisler bulunmasına karşılık, o günde hububat karşımı aş (aşûre) pişirmek, sadaka vermek, mescitleri ziyaret etmek ve kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih habere rastlanmamaktadır. ( Yavuz, Yusuf Şevki, “Aşûra”, DİA, IV, 25) Bununla birlikte, Müslüman Türklerin dînî halk geleneğinde önemli bir yer tutan aşûre, aynı zamanda Muharremin onuncu günü başlamak üzere, daha sonraki günlerde de özel merasimle pişirilip dağıtılan tatlıya isim olmuş ve sosyal dayanışmaya önemli katkılarda bulunmuştur.
Rivayete göre iman edenler sel felaketinden, tufandan kurtulduklarında azıklarını açtılar; buğday, nohut, fasulye, mısır, üzüm, ceviz, şeker vs. yiyecek maddelerinden karıştırarak pişirdiler… Pişiri­len aş öyle bereketlenmişti ki, herkes doymuştu. Aradan nice bin yıllar geçmesine rağmen iman edenlerin kurtuluş günü, zaman içinde aşure denilen bir tatlı yaparak anılır ve yaşatılır oldu.
Çok eskiden beri devam eden aşûre aşı, Osmanlılar döneminde sarayda da pişirilmiş, “aşûre testisi” adı verilen özel kaplarla da saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtılmıştır.
Merhum Şair Mehmed Akif’in dediği gibi,
“Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”
Sonuç olarak:Muharrem ayı “Allah’ın ayı”dır. Bu yüzden iyi değerlendirmeliyiz.
Kuranı kerimde zikredilen hadiseler ibret almak içindir. İbret ve derler almalı, düşülen hatalar tekerrür ettirilmemelidir.
Üzerine düşen görevi

RIZKI VEREN ALLAHTIR



RIZKI VEREN ALLAHTIR
Faydalanılması için verilen bağış, nasip, gıda, yiyecek ve mutlaka kendisiyle faydalanılan şey. Allah Teâlâ'nın canlılara yiyip içerek yaşaması için lütfettiği şeylerdir, Rızık; rezaka fiilinden türemiş bir isimdir. Çoğulu erzak gelir. Rızka sebeb olmasından dolayı yağmura da rızık denilir
AYET: " (el-Casiye- 45/5)"Gecenin ve gündüzün değişmesinde (birbirini takip etmesinde) Allah'ın gökten indirmiş olduğu rızıkta (yağmurda) ve bununla ölümünden soma yeri diriltmesinde ve rüzgarları evirip çevirmesinde aklını kullanan topluluklar için pek çok âyetler vardır). Ezd lügatında rızık, nimete şükretmek anlamına da gelir.
Bazı âlimler, rızık, insan ve diğer bütün canlıların sadece beslenip yaşamaları için yedikleri ve içtikleri yiyecek ve içecekler yani besinlerdir derler. Bazı Eşari âlimleri, tarifini geniş tutarak rızkı şöyle tanımlamışlardır. Rızık, Allah Teâlâ'nın bütün canlılara, yiyip içerek gıdalanmaları ve faydalanmaları için lütfettiği şeylerdir. Bu tarife göre rızkın içerisine, yiyecek ve içecek ve insan hayatını sıcak ve soğuktan korumaya yarayan elbise ve mesken gibi şeyler girer.
Rızık yalnız Yüce Allah'a isnad edilir. Rızk veren ancak Allah Teâlâ'dır.
Herkes, kendisi için takdir edilen rızkını yer, bir kimse başkasının rızkını yiyemez. Kimse kendisi için takdir edilen rızkını yemeden ölmez.
AYET: (el-Bakara- 2/3) "Kendilerine rızktan başkalarına infak (sarf) ederler" ayetindeki "bir kimsenin rızkını başkasına vermesine" rızık denilmesi mecaz yoluyladır. Çünkü yapılan infak, başkalarının rızıklanmalarına, infak edenin de ecir ve sevaplarla rızıklanmasına sebep oluyor. Bu âyette, rızkın sebebi olan infak zikrediliyor ve infakın sebep olduğu müsebbeb kasd ediliyor. Allah'ın ilminde bir insanın ömrü boyunca yiyeceği rızıklar bellidir. Bir insan, dağlar kadar mal ve yiyecek kazansa, onun ömrü boyunca bundan yiyeceği ve midesinin alacağı ve hazmedeceği miktar muayyendir. Kazandığı mal ve yiyeceklerin hepsini midesine doldurma gücü ve imkânı da yoktur. Bu sebeple bir mümin kazandıklarından ihtiyaç fazlasını ihtiyaç sahiplerine vererek manevi rızık (ahirete azık) kazanmaya çalışması güzel bir davranıştır.
Rızıklarını elde etmede insanların çalışkanlıklarının rolü vardır.
Haram olan şeyleri ve helâl olmayan yollardan temiz yiyecekleri elde edenler, kendileri için haram olan rızkı elde etmiş ve yemiş olurlar. İnsanların haram olan yollarla rızıklarını elde etmelerine Allah Teâlâ'nın rızası yoktur. Haram lokmada, hiç bir hayır yoktur. Onun için müminler, haram olan yollardan rızıklarını kazanmaktan sakınırlar.
Haram olan rızıklar da yaratılma bakımından Allah'a isnad edilir, elde etme açısından kullara nispet edilir. Mutezileye göre haram olan yiyecekler Allah'a nisbet edilemeyeceği için rızık değildir. Bu bakımdan Mutezile, rızkı; "faydalanmaktan alıkonulmayan şeydir" diye tarif etmişlerdir. Onların yanlış olan bu görüşlerine uyulacak olsa hayatı boyunca haramla beslenen bir kimse rızıksız yaşamış olur. Halbuki yeryüzünde bulunan her insan ve canlının rızkının Allah tarafından verildiği
HER CANLININ RIZGI ALLAHA AİTTİR
AYET: (Hûd,11/6) "Yer yüzünde yürüyen her canlının rızkını vermek Allaha aiddir" ayeti de bunu açıklar.
Canlılar; rızıklarını Allah Teâlâ'nın yarattığı bitki ve hayvanlardan elde ederler. Bunları da Allah Teâlâ, bitki ve hayvanların tohum hücrelerine koyduğu gen (DNA Deoksiribonükleik asit) planlarına göre yaratır. O halde; cansız, şuursuz ve bilgisiz maddelerin aralarında ittifak edip tabiata konulmuş kimya kanunlarını kullanarak bir rızkı sentezlemelerine imkân yoktur. Rızkı kendilerine verdiği can yoluyla bitki ve hayvanlarda yaratan yalnız Allah Teâlâ'dır.
AYET: (en-Nahl- 16/73-74) "Onlar (materyalistler) Allah'ı bırakıp da kendileri için yerden ve göklerden hiç bir rızka malik olmayan ve buna (rızık vermeye) güç yetiremeyen maddelere taparlar. O halde (rızkı veren Allah olduğuna göre) Allah'a eş ve benzer isnad etmeyiniz. Allah bilir, siz bilemezsiniz"
AYET: (el-Vâkıa- 56/82)"Rızkınıza şükr edeceğinize, siz her halde (O'nu) yalanlamaya mı kalkıştınız".
AYET: (el-Mülk- 67/21). "O (Allah) eğer rızkınızı tutup kesiverse size şu rızık verebilecek olanlar kim? "
Her insanın, kâfir de olsa müşrik de olsa rızkı Allah'a aittir. Allah bütün canlılara yetecek miktarda rızık yaratır. Ama bazen yeryüzündeki zalim ve zorbalar mustazaf insanların rızıklarını gasb etmeye yeltenirler. Onların da cezası Allah'a aittir.
Rızkın birkaç anlamı var:
1- Rızk denince yiyecek içecek şey anlaşılır. Çoğulu da erzaktır, rızıklar demektir. İnsanlar rızk denince bunu anlarlar.
2- Rızk, sadece yiyip içilen ve kullanılanlardır. Yiyip içilmeyen ve kullanmayan rızk sayılmaz. Fazla kazanç, malı arttırır; ama, rızkı arttırmaz. Rızk, mukadderdir. İki hadis-i şerif meali:
(Hiç kimse rızkını bitirmeden ölmez.) [Hâkim]
(Hiç kimse, nasibinden fazla rızka kavuşamaz. Rızkına kavuşup yemedikçe de ölmez. İstemese de rızkı kendisine verilir.) [Hakim]
3- İnsana faydası olan maddi ve manevi her şey rızktır. Bir âyet-i kerime meali:
(Dünya hayatında onların geçimliklerini [maddi, manevi bütün rızklarını] aralarında biz taksim ettik.) [Zuhruf 32]
İnsanlar, İslamiyet'i terk ettikleri için, yani Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymadıkları için ve İslam dininin gösterdiği rahat ve huzur yolundan ayrıldıkları için, dünyada bereket kalmadığı gibi maddi ve manevi rızklar da azaldı. Bir âyet-i kerime meali:
(Beni unutursanız [maddi ve manevi] rızklarınızı kısarım.) [Taha 124]
Bunun için, iman rızkı, ilim rızkı, kalbin rızkı, mal rızkı, rütbe rızkı, evlat rızkı, sıhhat rızkı, gıda rızkı, insanlık ve merhamet rızkı ve daha nice rızklar azaldı. Bu rızkların hepsi dünya yaratılmadan önce, ezelde taksim edilmiştir. Kalbin rızkı dini ilimdir. Namaz manevi bir rızktır.
İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve ruhunun rızkları da bellidir. Rızk hiç değişmez, azalıp çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yemeden, bitirmeden ölmez. Rızk, maaşa, mala, çalışmaya bağlı değildir. Ama yine rızk için çalışmak dinimizin emridir.
İNSANLAR RIZIK YÖNÜNÜNDEN BEŞE AYRILIR
İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:
1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inanır. (Kâfirler)
2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sanır. (Müşrikler)
3- Rızkın Allah’tan geldiğini bilir; ama rızkı verir mi vermez mi endişe içindedir. (Münafıklar)
4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğine inanır ama, çalışırken Allah’a asi olur. (Fâsıklar)
5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inanır. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmaz, haram işlemez. (Salih müminler)
Hak teâlâ buyurdu ki:
(Ya Musa, bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü eda etmiş olur. Eğer rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü eda etmemiş olur.)
Allahü teâlâ, herkesin rızkına kefildir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
AYET: (Allahü teâlânın rızık vermediği, bir canlı yoktur.) [Hud 6]
HADİS: Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
HADİS(Rızık için üzülme! Takdir edilen [ezelde ayrılmış olan] rızık seni bulur.) [İsfehani]
Bir hadis-i kudsi de şöyledir:
Halaktüke li-nefsi, fela tel’ab,
Ve tekeffeltü, bi rızkıke fela tet’ab.
HADİS: Manası: Seni kendim için yarattım, başka şeyle oyalanma! Kefil olduğum rızık için endişelenme!
Allahü teâlâ rızka kefil; ama çalışmayı da emretmiştir. Çalışmak rızkın gelmesine sebeptir. Çalışmadan rızık beklemek Allahü teâlânın emrine aykırıdır.
Yiyip içilen, kullanılan ve faydası görülen şeylerin hepsi rızıktır. Yiyip içilmezse, kullanılmazsa ve faydası görülmezse, bizim malımız ve mülkümüz olsa da rızka dâhil değildir. Diyelim ki, iki ekmek aldık, birini yedik, birini yemeden öldük. Sadece yediğimiz rızıktır. Bir ev satın aldık, içinde oturmadık veya kiraya verip parasını almadık, hatta parasını alsak bile, o parayı harcayıp faydalanmadıysak, o bizim rızkımız değildir.
Rızık denince genelde yiyecek şeyler anlaşılır. Ev, giyim eşyası, kullandığımız ve faydalandığımız her mal rızıktır. Hatta haramdan kazanılsa bile rızıktır.
Aklı esas alan Mutezile sapık fırkası, (Haram şey rızık değildir) demişse de, Ehl-i sünnet âlimleri, (Helal da, haram da rızıktır) buyuruyor. Bir hadis-i şerif şöyledir:
HİÇ BİR KUL TAKDİR EDİLEN RIIZGINA KAVUŞMADIKÇA ÖLMEZ
HADİS:(Elbette, hiçbir kul, takdir edilen rızkına kavuşmadıkça ölmez. O halde rızkınızı ararken güzel bir yol tutun, helali alın, haramdan kaçın!) [Hâkim]
Allahü teâlâ rızka kefildir, ama çalışmayı da emretmiştir. Çalışmak rızkın gelmesine sebeptir. Çalışmadan rızık beklemek Allahü teâlânın emrine aykırıdır. Rızık için çalışmayı sebep kılmıştır. Çalışmadan rızık bekleyen, açlıktan ölebilir. Bu durum karşısında belki, (Hani Allah rızka kefildi, rızıklar ezelde takdir edilmişti) diyen çıkabilir. Bu durumu Allahü teâlâ ezelde biliyordu. Bu kul çalışmayacak ve açlıktan ölecek diye kaderine yazılmıştır. Çalışmak rızkı artırmaz, ama rızkın gelmesine çalışmayı sebep kıldığı için bu emre uymak şarttır.
İmam-ı Ahmed hazretleri nasihat isteyen birine buyurdu ki:
Hak teâlâ, senin ve bütün âlemin rızkına kefildir. Rızık için [emre uyarak çalışıp tedbir aldıktan sonra] düşünmeye hiç lüzum yoktur, çünkü Cenab-ı Hak tarafından bütün rızıklar taksim edilmiştir. Çalışarak, hissene düşen rızka kavuşursun. Bir sadakaya on misli sevab verildiğine göre, çalışana karşılığı verileceğine hiç şüphe yoktur. Cehennemde azap yapıldığını bilen, günah işlemeye nasıl cesaret eder? Bütün işler, Hak teâlânın takdiri iledir. Fakirim diye zenginlere haset etmenin, canını sıkmanın hiçbir faydası olmaz. Bir hadis-i şerif meali:
HADİS: (Hak teâlâ, çalışan bir kuluna az rızık verse, o kul da, isyan etmeyip fakir hâline sabretse, Hak teâlâ, bu kulla iftihar edip, meleklerine “Şahit olun, bu kulumun her lokmasına Cennet-i a’lada bir köşk ve bir derece ihsan ederim” buyurur.) [İslâm Ahlâkı]
Rızıklar, ezelde takdir edilmiştir
RIZIIKLAR EZELDE TAKDİR EDİLMİŞTİR
Allahü teâlâ, her insanın ve her hayvanın rızkını ezelde takdir etmiş, ayırmıştır. İnsanların ve hayvanların ecelleri ve nefeslerinin sayısı belli olduğu gibi, her insanın bedeninin ve ruhunun rızıkları da bellidir. Rızık hiç değişmez, azalmaz ve çoğalmaz. Kimse kimsenin rızkını yiyemez. Kimse kendi rızkını yemeden, bitirmeden ölmez. Bir kimse, Allahü teâlâ emir ettiği için çalışır, rızkını helal yoldan ararsa, ezelde belli olan rızkına kavuşur. Bu rızık, ona bereketli olur. Bu çalışmaları için de sevap kazanır. Eğer, rızkını Allahü teâlânın yasak ettiği yerlerde ararsa, yine ezelde ayrılmış olan o belli rızka kavuşur. Fakat, bu rızık ona hayırsız, bereketsiz olur. Rızkına kavuşmak için kazandığı günahlar da, onu felaketlere sürükler.
Zamanımızda, zamana, modaya uymadan olmuyor diyerek, çocuklarını, para kazanmak için haram yerlere gönderenler çoğalmaktadır. Aç kalmalarından korkarak, onlara dinlerini öğretmiyor, Kur’ân-ı kerim okutmuyor, yavrularını cahillerin ellerine bırakıyorlar. Çocukları dinsiz, imansız yetişiyor. İstikballerini, geleceklerini kazansınlar diyerek, namuslarının, hayalarının yok edilmesine hangi vicdan razı olur? Sıkıntılar çekerek, ezelde ayrılmış olan rızıklarına kavuşuyorlar. “Namaz karın doyurmuyor, kızların ev işlerini öğrenmesi, ekmek parası getirmiyor. Zamana uymazsak, dine bağlı kalırsak sürünürüz” gibi çılgınca konuşanlar da oluyor. Halbuki, oğullarına, küçük iken dinleri, imanları öğretilir, Kur’ân-ı kerim okutulur ve bundan sonra da, Allahü teâlânın emirlerine uygun olarak para kazanmaya çalıştırılırsa, yine aynı rızka, hem de kolayca, rahatça kavuşurlar. Anaları, babaları ve çocuklar hem sevap kazanır, hem de kazançlarının hayrını görürler. Dünyada ve ahirette mesut olurlar. Bu sebeple aklımızı başımıza toplayıp, rızıklarımızı helal yoldan aramalıyız.
RIZKI VEREN ALLAHTIR ÇALIŞMAK BİZDEN RIZIK ALLAHTAN

13 Haziran 2026 Cumartesi

ADAN ZEYE GÜZEL SÖZLER



ADAN ZEYE GÜZEL SÖZLER
ADAMLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Adam olmayanın eline bir mal, bir mevki geçti mi herkesten önce kendi rezilliğini sergileyen kendisi olur.
Zenginliği olmayan adamı, adamlığı olmayan zengine tercih ederim.
Gerçek adam odur ki; öfkelense dahi saçma söz söylemez.
Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın, düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın, her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın.
Allah erkeği çok, adamı az yarattı
AĞAÇ İLE İLGİLİ SÖZLER
Bir ağacın yenilen meyvesi, o ağacı dikenin sadakası olur.
Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.
Bu ülkede dört şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç, sokak hayvanı.
Kökleri güçlü olan bir ağaç, en şiddetli fırtınalara karşı ayakta kalabilir, ama fırtına ufukta göründükten sonra ağaç kök geliştiremez.
Bir ağaç, herhangi bir prensten daha soyludur.
Ormanlardan bir dal kesenin başını keserim
AHLAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar. Bir millet, zenginliğiyle değil ahlak değeriyle ölçülür. Saygısızlığın, saldırının küçüğü, büyüğü yoktur.
Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.
Dostluğu hem doğuran, hem sürdüren erdemdir, erdem olmadan dostluğun hiçbir türlüsü olmaz.
İslam'ın temeli güzel ahlak; ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır.
Sizin en hayırlınız ahlakı en güzel olanınızdır.
İnsana verilenlerin en hayırlısı, güzel ahlaktır. En fenası da, kötü kalptir.
Sakın ahlak kurallarını çiğnemeyin çünkü öcünü çabuk alır.
Asıl yetimler, anadan ve babadan değil, bilim ve ahlaktan yoksun olanlardır.
Ahlak'ın ahlaksızların elinde oyunca olduğu bir toplumdan hayır bekleme.
Ahlakı güzel olanın seveni de çok olur.
Ahlak ve karakter olmadıkça, cemiyette esaslı bir iş görmeye imkan yoktur.
Ahlakta çamurdan ve politikada beladan korkmayanlar devletin yöneticisi olabilir.
Ahlak ve sanat, değerini yitirirse, adalet yolunu şaşırır.
Bir ülkenin ahlak bakımından nasıl yönetildiğini anlamak isterseniz o ülkenin müziğini inceleyiniz.
Hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır.
Ahlak terbiyesi, ekmek ve elbiseden daha gereklidir.
Yeryüzündeki şartların düzelmesi, sadece bilimsel buluşlardan çok, daha ahlaklı bir yaşama düzeninin gerçekleşmesine bağlıdır.
Hukuk açısından başka birinin hakkını ihlal eden birisi suçludur. Ahlak açısından suçlu olduğunu düşünen ve hisseden birisi suçludur.
Ahlak sadece ne yaptığınızla değil onu neden yaptığınızla da ilişkidir.
Gerçek erdem, ahlaksızlıktan kaçınmak değil, ahlaksızlık yapmamaktır.
Eğer bir millet iktidarda bulunan kişilerin şereften, onurdan, ahlaktan yoksun davranışlarını, hırzılığını yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir.
İnsanlığı iki tür ahlakı vardır: Biri sözünü edip uyguladığımız, öteki de uygulayıp sözünü etmediğimiz.
Ahlakın olmadığı yerde yasa bir işlem yapamaz.
Birisiyle ilişkin bitince onun bütün sırlarını topla ve kalbinde bir yere gizleyip unut! Çünkü gerçek ahlak, ilişki bitince belli olur.
Güzel ahlak, en hayırlı dosttur.
Temel ahlak ilkeleri ortalarda yoksa boş yasalar neye yarar?
Namus ve ahlak, hiç umulmadık zamanda ödülünü verir.
Ahlak, yapmaya hakkınız olan şeyle, yapılmasının doğru olduğu şey arasındaki farkı bilmektir.
AKARSU İLE İLGİLİ SÖZLER
Akarsu ne güzel hayat dersidir; küçük engellerin üzerine köpürür de, büyüklerin yanından geçerken sus pus olur.
Nerede akarsu varsa orada yeşillik, nerede kardeşlik varsa orada merhamet olur.
ALÇAK GÖNÜNÜLLÜK İLE İLGİLİ SÖZLER
İnsanın en büyüğü, en yüksek yerde iken alçak gönüllü olan, kudret sahibi iken bağışlayan ve güçlü olduğu vakit adaletli davranandır.
Alçakgönüllülük, gururun perhizidir.
Yalan alçakgönüllülük doğdu, gerçek alçakgönüllülük öldü.
Kişinin yüceliği, alçakgönüllülüğündendir.
İnsan, gururu yüzünden de alçakgönüllü olabilir.
ALDATMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Aldatmaların en kötüsü kendi kendini aldatmaktır.
Biri sizi bir kez aldatırsa suç onundur, ikinci kez aldatırsa suç sizindir.
Kurnazlıkların en incesi, bize kurulmuş olan pusulara düşer gibi görünmeyi iyi bilmektir ve insanın en kolay aldatıldığı zaman başkalarını aldatmaya çalıştığı sıralardır.
En kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiğinin gerçek olduğuna inanır.
Görünüş insanı aldatır.
Birini aldatan ötekini de aldatır.
İnsan başkalarından ziyade kendisini aldatmaya uğraşan bir mahluktur, önce kendi nefsine karşı yalan söylemekle vaktini geçirir.
Kocalar yangın gibidirler, başı boş kaldıklarında dışarı kaçarlar.
Kendini aldatmamak kadar zor olan bir şey yoktur.
ANLAŞILMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.
Belki de insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu.Aldırmadan gidemiyorsa, aldırmadan kalmayı bilmeli insan. Çünkü henüz icat edilmedi; anlamayana anlamayı öğretecek bir lisan.
Şu hayatta en az bir kişi tarafından anlaşıldığını hissetmeyen hiç kimse tam anlamıyla yaşayıp kendini geliştirmeyi başaramaz.
Bir kişi bile olsa birinin sizi anlıyor olması, büyük bir zenginliktir.
İnsan, anlaşılmadığı her yerde yalnızdır.
Birbirimizi bağışlayabilmeden önce, birbirimizi anlamamız gerekir
ARKADAŞLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Kimle gezdiğinize, kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin. Çünkü; bülbül güle, karga çöplüğe götürür.
Bir kimseyi tanımak istiyorsan, düşüp kalktığı arkadaşlarına bak.
Sakın kendine verdiğin değeri sana vermeyenle arkadaş olma.
Arkadaşlık da, sevgi gibi yoklukla kaybolur.
Kusursuz arkadaş aramak, dost edinmeyi istememek demektir.
Kimlerin gerçek arkadaş olmadığı, talihsizliklerle karşılaşıldığında belli olur.
Sizin ruhunuzu aydınlatacak insanlarla arkadaşlık edin. Başkalarının görüşleri, sıkıntıları bulaşıcı olabilir. Onların üretken olmayan, olumsuz bakış açılarını kabullenerek kendinize kötülük yapmayın.
Arkadaşlık insanlar arasında değil, fikirler arasındadır.
Dürüst olduğun için kaybettiğin arkadaş, zaten iyi bir arkadaş değildir.
Dostluk havası yaratmak için ufak bir gülümseme yeterlidir.
Para size arkadaş satın alamaz ama daha kaliteli düşmanlar getirir.
Zaman arkadaşlığı daha güçlendirir, ama aşkı daha zayıflatır.
Hatalarımızı zamanında söyleyecek arkadaş gereklidir.
Şu iflas etmiş dünyada, en geçerli para birimi, kendin gibi bir insanla paylaştığın duygulardır.
Arkadaş edinmenin tek yolu, arkadaş olmaktır.
Arkadaşınızın evine sık gidin ve kendi kapınızı da ona açın. Çünkü kullanılmayan yolu çalılar bürür.
Gerçek arkadaşlığa, gerçek aşktan daha ender rastlanır.
Arkadaşlar, insan ırkının insanı insan yapan parçasıdır.
Öfkeni arkadaşına söyle, geçsin; düşmanına söyle, artsın.
Nezaketle başlayan bir arkadaşlığın kökleri kolayca sökülebilir.
Arkadaşlar kavun gibidir. Neden mi? Bir tane iyisini bulmak için yüzlercesini yoklarsınız da ondan.
Arkadaşlık aşktan daha zordur... Çünkü daha uzun sürer..
AYRILIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Gel de birbirimizin kadrini bilelim. Çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.
Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişiler, her hatırladığında seni tekrar tekrar terkeder.
Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim.
Hayatımdan çıkan, beni kendinden kurtaran herkese teşekkür ederim. Çok ağır bir hastalığı yenmiş kadar hafifim. Yokluğunuz harika bir ilaçmış.
Her gidiş bir ayrılık değildir. Çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git; yüreğin hep bıraktığın yerdedir.
Birisiyle ilişkin bitince onun bütün sırlarını topla ve kalbinde bir yere gizleyip unut! Çünkü gerçek ahlak, ilişki bitince belli olur.
Sevmediğinle yaşamak, sevdiğinin ayrılmasından da beterdir.
Ayrılık, sevdanın merhemi olduğu gibi, öfkeyi de, kini de azaltır.
Senin için mücadele etmeyen insan, sadece gitmeni bekliyordur.
Eğer dönüp gittiğinde arkandan gelmiyorsa, o zaman dönüp giderek doğru şeyi yapmışsın demektir.
ACI İLE İLGİLİ SÖZLER
Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.
Acı da olsa doğruyu söyleyiniz,
Büyük insanlar, şikayetsiz bütün acılara katlanır.
Yeryüzünde çoğu ızdıraplar, aza kanaat etmemekten doğar.
Yaşamak, acı çekmek, hayatta kalmak, acı içinde bir anlam bulmaktır.
Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler; ağzına dolar insanın. Sussan acıtır, konuşsan kanatır.
Boş yere canı yanmaz insanın. Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair yada bir fazlalık geçmişten gelen.
Büyük insan ıstırap çektiğinde bile başkalarının acısını düşünebilendir.
Kuşkusuz acıların da sonu vardır. Bir felakete düştüğünüzde, ondan kurtuluncaya kadar sabrediniz. Aksi takdirde acılarınıza acı katmış olursunuz.
Özlemin azı çoğu olmaz, ağırdır işte.
Acı olsa da, hakikatı görmekten bir an geri kalmamak lazımdır. Kendimizi ve birbirimizi aldatmak için lüzum ve mecburiyet yoktur.
Acı geldi mi tek tek değil, cümbür cemaat gelir.
İçinizi dökün; dile gelmeyen acı, zaten dolu olan yüreğe akar, onu parçalanmaya zorlar.
Çok sevdiğin ama geri döndüremeyeceğin kişiler, her hatırladığında seni tekrar tekrar terkeder.
Bir noktaya kadar mutlu olabilmek için, o noktaya kadar acı çekmiş olmak gerekir.
İnsan ruhunda açılan yaradan da ölür.
Acıtan şeyler ders verir.
Bir insan değişmeye başlamışsa, ya hayattan iyi bir ders almıştır, ya da çok acı çekmiştir.
Hafif acılar konuşabilir ama, derin acılar dilsizdir.
Suratı ekşi olanın balı da acı olur.
Beklemek acı verir. Unutmak acı verir. Ama en büyük acıyı hangisini yapmak bilememek verir.
Tatlı şeyler, sonu iyi biten acılardır.
Uykunun yenemediği hiçbir acı yoktur.
Acı çekmemiş bir ruh mutluluktan ne anlar.
Acınızı herkese göstermeyin. Çünkü ateşinize kimin odun atacağını bilemezsiniz.
İçiniz kor gibi yanarken susmak, acıların en beteridir.
Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar.
AÇLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Yemeklerin en kötüsü, tokların çağrıldığı, açların çağrılmadığı düğün yemeğidir.
Tembellik iki çocuklu bir anadır. Kızının adı açlık, oğlunun adı hırsızlıktır.
Aç bir ulus ne mantık dinler, ne adalete kulak asar, ne de dua ile eğilir.
Demiri demirle dövdüler; biri sıcak biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar, biri aç biri toktu
ADIM ATMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Karanlıktan şikayet edeceğine kendin bir mum yak.
Güneşi kaçırdım diye göz yaşı dökersen yıldızları göremezsin.
AHLAKSIZLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Her derde bir deva bulunur. Lakin ahlaksızlık illetini iyi edecek ilaç bulunmaz.
Dünyadaki en büyük ahlaksızlık, bir insanı araç olarak kullanmaktır.
Gerçek erdem, ahlaksızlıktan kaçınmak değil, ahlaksızlık yapmamaktır
AKIL İLE İLGİLİ SÖZLER
İslam'ın temeli güzel ahlak; ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır.
Verilen öğütlerden yalnız akıllılar yararlanır.
Zihin fukara olunca, akıl ukala olurmuş.
Önemli olan akıllı olmak değil, aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır.Akıllılar zayıf yanlarını bildiklerinden yanılmazlık iddiasında bulunmazlar; en çok bilen, ne kadar az bildiğini herkesten çok daha iyi bilir.
Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır.
Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: Kendi aklından, başkalarının akılsızlığından faydalanmak.
İnsan hayatını yükselten servet değil akıldır
İnsanlığın yükselmesi akıl ile olur. Akıl sahibi olan herkes, akıl hastalarına sahip çıkmalı ve onlara yadımcı olmalıdırlar.
Öfke ile beraber akıl da uçup gider.
Vatanı savunmanın en sağlam ve akıllı yolu eğitimdir.
İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.
Yalnız akıl tarafından yönetilen insan özgürdür.
Kendini akıllı sanan, büyük bir aptaldır.
Bir ülkede, akıl ve sanattan çok maddi servete kıymet verilirse bilinmelidir ki, orada keseler şişmiş kafalar boşaltılmıştır.
Akıl bir kuzu, nefis bir kurt, iman ise çobandır. İman kuvvetli olmazsa, nefis aklı yer.
Çiftçiler toprakla, doktorlar bedenle, bilge adam ise akılla ilgilenir.
Bir akıl iyidir ama iki akıl daha iyidir.
Akıllı insanlar yapmak istedikleri tecrübeleri kendileri seçerler.
İnsan akılla pir olur; saçı sakalı ağarmakla değil.
Akıllı kimse oturup kayıplarını düşünerek dövünmez, aksine zararlarını gidermeye çalışır.
Akıllı olmak da bir şey değil, önemli olan o aklı yerinde kullanmaktır.
İnsan aklı sınırlarını zorlamadıkça hiçbir şeye ulaşamaz.
Ne aklını beğenmeyeni gördüm, ne talihini beğeneni.
Bir adamın akıl derecesi, sorduğu sorudan anlaşılır.
Aklın ve cesaretin ak saçlılarınki gibi, ama yüreğin masum çocuğun yüreği gibi olsun.
Öfke ile beraber akıl da uçup gider.
Akıllı bir kimse, düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez.
Kalbi eğitmeden, aklı eğitmek eğitim değildir. Vicdan olmadan, bilgi sahibi olmak tehlikelidir
Başarı, kişinin beyninin büyüklüğüyle değil, düşüncelerinin büyüklüğüyle belirlenir.
Herkes parçalara ayırabilir fakat parçaları birleştirmek çok daha güçlü bir beyin ister.
ALGI İLE İLGİLİ SÖZLER
Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadarı kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.
Başınıza gelen başınıza geldiğini düşündüğünüz şey değildir.
Size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkalarına yapmayın. Onların zevki sizinkiyle aynı olmayabilir.
Ben söylediklerimden sorumluyum, anladıklarınızdan değil.
Ben kendi ayakkabımın vurduğu yeri bilirim.
Biz kendi yarattığımız bir dünyada yaşıyoruz.
ADALET İLE İLGİLİ SÖZLER
İstiklal, istikbal, hürriyet ve herşey adaletle kaimdir.
Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.
Her şey, neye layıksa ona dönüşür.
Para ile tuttuğunuz kişiye, teri kurumadan ücretini veriniz.
Bir saat adaletle karar vermek, bin saatlik ibadetten hayırlıdır.
Zulmün topu var, güllesi var, kalesi varsa, Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Masumu ezen hakim, kendini mahkum eder.
En mükemmel adalet vicdandır.
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.
Suç işleyenin affı, çok kere adalete karşı gelmektir.
Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar güçlünün umurunda bile değildir.
Her dönemde karanlıkları aydınlatan bir ışık olacaktır.
İnsanın en büyüğü, en yüksek yerde iken alçak gönüllü olan, kudret sahibi iken bağışlayan ve güçlü olduğu vakit adaletli davranandır.
Dosta ve düşmana karşı adaletli davran, fakirlik ve zenginlik anında ölçülü ol.
Yüce Allah; adaleti ve iyiliği emretmiş, kötülük ve zulme karşı uyarmıştır.
Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hale geldiği noktaya gelince, o rejim mahkum olmuştur.
Adalet, önce devletten gelir. Yasalar, bir devletin toplumsal düzenidir.
Bir yanı dinlemeden karar veren, doğru karar verse bile adaletsizlik etmiş sayılır.
Aç bir ulus ne mantık dinler, ne adalete kulak asar, ne de dua ile eğilir.
Adaletin azı ya da çoğu olmaz. Ya vardır ya yoktur.
Tüm insanların aslı birdir; onları birbirlerinden ayıran adaletleridir.
Ahlak ve sanat, değerini yitirirse, adalet yolunu şaşırır.
Soylu insan, hak ve adaleti her şeyin üstünde tutar.
Acımak adaletin şanındandır, onu yalnız zorbalar zalimce kullanır.
Haksızlığa sapıp, bütün insanların seninle beraber olmasındansa, adaletle hareket edip, tek başına kalmak daha iyidir.
Adaletsizliği, adaletle yıkmak gerekir.
Vicdan mahkemesinden daha yüksek bir mahkeme yoktur.
Adaleti seven bir insan için her yer emindir.
Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar.
Adalet dünyadan kalkarsa, insan hayatına değer verecek bir şey kalmaz.
Hukuk açısından başka birinin hakkını ihlal eden birisi suçludur. Ahlak açısından suçlu olduğunu düşünen ve hisseden birisi suçludur.
Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir.
Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir.
Sevgi ve kin adaleti değiştirir.
Bilgisizliğin belirtisi, adaletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir.
Doğaya karşı işlenen suçun öcü, insan adaletinden daha zorlu olur.
Ülkeler kılıçla alınır ama adaletle korunur.
Adalet olmadan düzen olmaz.
Adaletli ve gözetici bir yönetim altında yürekler umuda açılır.
Adaletin bulunmadığı bir ülkede herkes suçludur.
Adalete hükmeden tilki olduğunda tavuklar daima suçlu bulunacaktır.
Eğer özgür bir toplum fakir çoğunluğa yardım edemezse, zengin azınlığı da koruyamaz.
Adalet ancak hakikatten, mutluluk ancak adaletten doğabilir.
Adalet evrenin ruhudur.
Adalet ancak hakikatten, mutluluk ancak adaletten doğabilir.
Silahla elde edilen adalet, en kötü adaletsizliğe bedeldir.
Adalet mülkün temelidir.
Sağlam korkusuz bir hüküm vermek, adalet için onurdur.
Adaletsizlik eden adaletsizliğe uğrayandan daha mutsuzdur.
Zulüm kapıdan girerse, adalet bacadan kaçar.
Adaleti ödün istemeden yerine getir.
Yurt adaletle pekiştirilir, ama rüşvet alan onu yıkar.
Bir milletin adaletinin en emin sığınağı, hakimlerin pak vicdanlarıdır.
Hukuk, çeteleri yok edemezse çeteler hukuku yok eder.
Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur.
AĞLAMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Gözyaşının bile görevi varmış. Ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.
Kıymet bilmek; kaybedince arkasından ağlamak değil, yanındayken sımsıkı sarılmaktır.
İçteki kiri su değil, ancak göz yaşı temizler.
Ağlayıp sızlamak, sabırdan daha fazla yorucudur.
Bir insan doğarken ağlamalı, ölürken değil.
Yağmur altında, gülen ile ağlayan pek anlaşılmaz.
Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum. Tam da palyaçonun dediği gibi, ağlayamadığımdan gülüyorum.
İnsan, hayata iki anlam yükler: Biri ağlarken diğeri gülerken ve tek bir kere kıymet bilir, o da elindekini kaybederken.
Sessizlik bir kadının en sesli ağlamasıdır. Eğer bir kadın seni görmezden gelmeye başladıysa, onu çok fazla incittiğinden emin olabilirsin.
Kimseye göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.
Yüreğim ıslaktır benim. Kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez güneşe asılmaktan.
Hayat gelip geçiyor ağlamakla, gülmekle. Zaten komiklik yapmışım ben, bölye bir dünyaya gelmekle!
ANNE İLE İLGİLİ SÖZLER
Büyük başarılar, kıymetli anaların yetiştirdikleri seçkin evlatlar sayesinde olmuştur.
Dünyada her güzel şey kadının eseridir.
Cennet anaların ayakları altındadır.
Anasının gönlünü kıran, büyük günah işlemiş olur.
Hiç unutulmayacak yüz, anne yüzüdür.
Kadınlar zayıftır ama anneler güçlüdür.
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
Çocuklar en başta anne ve babalarını koşulsuz severler. Bir zaman sonra onları yargılamaya başlarlar. Nadiren onları affederler.
Hiçbir sevgi ve şefkat, anneninkinin yerini tutamaz.
Bir anne yüreği, dibinde daima af bulunan bir uçurumdur.
Anne gezdiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır.
"Seni tüm insanlar sevse bile, kimse seni annen gibi sevemez...
En yüce ve en derin sevgi, anne sevgisidir
ALIŞKANLIKLAR İLE İLGİLİ SÖZLER
Alışkanlıkların zincirleri, önce duyulmayacak kadar hafif, sonra kırılmayacak kadar güçlü olurlar.
Alışkanlık, insanın ikinci huyudur.
Alışkanlık, anahtarı kaybolmuş bir kelepçedir.
Hiç kimse bir alışkanlığına veda etme cesaretini gösteremez.
İnsan, alışkanlıklarının çocuğudur.
Eti tadan köpek, artık kuru ekmeğe dönmez
AMAÇ İLE İLGİLİ SÖZLER
Başkalarını kendi amaçlarını gerçekleştirmek için araç olarak görme.
Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder. Çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamamaktır.
Yaşamın amacı, hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil, hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir.
Bütün amaçlarına ulaştığını söyleyen kişi, amaçlarını yeterli düzeyde seçmemiş demektir.
Neden bizim için neyin önemli olduğunu bulmaya zaman harcayıp sonrasında peşinden gitmiyoruz?
Gerçek mutluluk, kendinle uğraşmakla değil, kendini hayattaki amacına adamakla elde edilir.
Bazı amaçlar o kadar değerlidir ki, o yolda mağlup olmak bile zafer sayılır.
İnsanlar tembel değildir, yalnızca kendilerine esin kaynağı oluşturacak kadar güçlü amaçları yoktur.
Seninle amacın arasında duran yegane şey, kendine söyleyip durduğun neden başaramayacağının saçma sapan öyküsüdür.
Amaç ve başarı arasındaki köprü disiplindir.
ANLAMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Kulak, yüreğe giden bir caddedir.
İnsan ancak anladığı şeyleri duyar.
Söz söylemek irfan ister, anlamak insan.
Gençliği anlamadığınız an, dünyadaki işimiz bitmiş demektir.
Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.
Güzel söz söyleme sanatı olduğu gibi, güzel anlama ve dinleme sanatı da vardır.
Az anlamak, ters anlamaktan iyidir.
İnsanlar hatalarını mutluyken değil, ancak mutsuzken anlar.
İnsanlar mutsuz olmadıkça başkalarının mutsuzluğunu anlayamaz.
Çoğu insan kendine anlatılanları anlamak değil cevaplamak niyeti ile dinler.
Birbirimizi bağışlayabilmeden önce, birbirimizi anlamamız gerekir.
Başkalarının bizi kızdıran tarafları kendimizi anlamamıza yol açar.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.
ARZU İLE İLGİLİ SÖZLER
İnsan ulaşamadığı her şeyin "delisi", ulaştığı her şeyin "nankörüdür".
En kolay şey insanın kendisini aldatmasıdır, çünkü bir insan genellikle arzu ettiğinin gerçek olduğuna inanır.
Erkeklerin tersine, kadınlar sevdikten sonra arzu etmeye başlarlar.
AYDINLANMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Yüzünü güneşe çeviren kimse, gölge görmez.
Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır.
Aydınlanma, insanın aklını kendisinin kullanmaya başlamasıdır.
Güneş, diz çökenlerden önce ayakta duranları aydınlatır.
AZİM İLE İLGİLİ SÖZLER
Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur.
Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, tüm düşleriniz gerçek olabilir.
Azim ve sebat insanın en büyük yardımcısıdır.
Güçlü olan, yenilmeyen yalnız azimdir.
Dünyada insana yardım eden şey, tesadüf değil, azim ve sebattır.
AFFETMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Suç işleyenin affı, çok kere adalete karşı gelmektir.
Nefret kolaydır. Affetmek, güçtür. Güç olanı başarmak, insalığın faziletidir.
Affetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır.
Affetmenin ne olduğunu yalnız cesurlar bilir. Korkakların tabiatında af diye bir şey yoktur.
İnsan dostunu düşmanından daha zor affeder.
Kendini affetmeyen bir insanın bütün hataları affedilir.
İntikam almayı düşünüyosan, zayıf insansın. Affedip yoluna devam ediyorsan güçlüsün. Yok sayıyorsan zeki insansın.
Bir anne yüreği, dibinde daima af bulunan bir uçurumdur.
Emrindekilerini bağışlamasını bilmeyenler, bir gün bu insanların affına muhtaç olurlar.
Size kötülük eden düşmanlarınızı affediniz. Ancak vatanınıza ve ulusunuza kötülük eden düşmanı asla affetmeyiniz.
Faziletlerin en yükseği, seninle ilişkisini keseni senin arayıp sorman, senden esirgeyene senin elini açman ve sana zulüm edeni affetmendir.
Çocuklar en başta anne ve babalarını koşulsuz severler. Bir zaman sonra onları yargılamaya başlarlar. Nadiren onları affederler.
Zayıf insanlar affedemezler. Affetmek güçlülere has bir özelliktir.
Başkalarını sık sık affedin, ama kendinizi asla
Bir düşmnı affetmek, bir arkadaşı affetmekten kolaydır
AİLE İLE İLGİLİ SÖZLER
Benim üç güzel dostum var: Biri evde kalır, Biri yolda kalır, Biri de benimle gelir. Evde kalan ailemdir. Yolda kalan dostlarımdır. Benimle gelen iyiliklerimdir.
Yuvasını seven kadın için; tahammül edilmeyecek bir zorluk, katlanılmayacak bir fedakarlık yoktur.
Aile hayatının güzelliği gibi hiçbir şey yoktur.
Aile bağının esası sevgidir.
Kirli çamaşırlar aile içinde yıkanmalıdır.
Çocuklarınızın göz yaşını koruyun ki, mezarınızın üstünde akıtacak gözyaşı kalsın.
Bir memleketin yükselmesi ev ve aile muhabbetine bağlıdır.
Anne gezdiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır.
Aile, her türlü iyilik ve kötülüğün öğretildiği bir okuldur
BABA İLE İLGİLİ SÖZLER
Hiç bir baba çocuğuna güzel bir terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz.
Baba sevgisini koru. O sevgiyi kesip atarsan, Allah da senin mutluluk ışığını söndürür.
Babaya saygı, Allah'a boyun eğmedir.
Babasını kabrinde ziyaret eden kimse o ziyaretten sonra babasının dostlarını da ziyaret etsin.
İnsan, babasına borçlu olduğu saygıyı ancak baba olduğu zaman duyar.
Bir baba, kendi mutluluğundan çok, çocuklarının mutluluğu ile mutlu olur.
Babaların erdemleri, çocukların servetidir.
Babanın rolü, yüz öğretmeninkine bedeldir.
Anne gezdiğin bağ, baba yaslandığın dağdır. Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır
BAĞLANMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
İyice tanımadan hiç kimseye bağlanma... Unutma, gerçek sevgi, tanıdıkça büyüyen sevgidir.
Sevmek, mutluluğumuzu bir başkasının mutluluğuna bağlamaktır
BEDEN İLE İLGİLİ SÖZLER
Ruhların alçalması, bedenin yüzündendir. Bedenin yücelmesi, ruhlardandır.
Bedenimiz bizim bahçemizdir. İrademiz de onun bahçıvanı.
Hekimlerin yaptığı en büyük hata ruhu düşünmeden bedeni tedaviye teşebbüs etmeleridir.
Eğitim, beden çalışmalarıyla, fikir çalışmalarını birbirleriyle yardımlaştırmaktır.
Zamanla insanın hem bedeni, hem de ruhu değişir.
BİLGELİK İLE İLGİLİ SÖZLER
Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim; Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim.
Başta dönüp koşan nice bilgiler, nice hünerler vardır ki, insan onunla baş olmak isterse, baş elden gider. Başının gitmesini istemiyorsan ayak ol.
İnsan akılla pir olur; saçı sakalı ağarmakla değil.
Sıradan insanlar gibi konuş, bilge adamlar gibi düşün; böylelikle herkes seni anlasın.
Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Bilim servetle satın alınamaz. Onun içindir ki, bir cahil, ne derece zengin olursa olsun, en yoksul bilgin ile kıyaslanamaz.
İnsan, bir gün ölecektir. Ancak bilgi sahibi olanlar, bilgileri yüzünden her zaman anılacaklardır.
Konuşmayı çok erken öğrendim, susmayı öğrenmem içinse yaşlanmam gerekti.
Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez.
Başkalarını tanımak akıllılıktır; kendini tanımak bilgeliktir. Başkalarını yönetmek kuvvettir; kendini yönetmek iradedir.
Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz.
Çiftçiler toprakla, doktorlar bedenle, bilge adam ise akılla ilgilenir.
Azla yetinmek bütün bilgeliklerin hocasızdır ve bizim için en güzel düşünceleri yaratır.
Bilge kişi her şeye şaşan kişidir.
Bilim ve bilgelik, insan ruhunu doğanın üstüne yükseltir, ruhu zenginleştirir.
Bilgili insanlar sessiz kalırsa, aptallar çoğalır.
Emeksiz zengin olanın, kitapsız bilgin olanın, sermayesi din olanın, rehberi şeytan olmuştur.
Bilgi ile bilgeliği aynı şey zannetme, bilgeliğin başlangıcı susmaktır.
Hekimlik bedenin hastalıklarını iyileştirir, bilgelik ruhun hastalıklarını iyileştirir.
Üç kişi ancak üç özel durumda belli olur: Bilge, öfke anında, Yiğit, savaş meydanında, Dost, İhtiyaç anında.
Bütün bilginlerin içinde inanış vardır.
BİLMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Bir insan hangi limana ulaşmak istediğini biliyorsa, onun için her rüzgar uygundur
Bildiği halde susmak, bilmediği halde söylemek kadar çirkindir.
Akıllılar zayıf yanlarını bildiklerinden yanılmazlık iddiasında bulunmazlar; en çok bilen, ne kadar az bildiğini herkesten çok daha iyi bilir.
Kendini bilmek ruhunu bilmektir.
Hiçbir şey zor değildir, yalnız onu ufak parçalara bölmesini bilelim.
Çok bilen ne kadar az bildiğini çok iyi bilir.
Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.
Bilmekle bilmemek arasında doğru düşünmek diye bir eylem vardır.
Bizim bilmediğimiz sırlara eskilerin vakif olduklarını kabul etmek zorundayız.
Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir.
Ben kendi ayakkabımın vurduğu yeri bilirim.
Pek çok şeyi azar azar bilmektense; bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.
Bir gelecek inşa etmek için, geçmişi bilmen gerekir.
BARIŞ İLE İLGİLİ SÖZLER
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.
En kötü barış, en haklı savaştan daha iyidir.
Barış bile, büyük ücretlerle satın alınır.
Eğer dünyada barış ve huzur istiyorsanız, onu ilk kendi kalbinizde yaratmalısınız.
İki düşman arasında öyle konuş ki barıştıkları zaman utanmayasın.
Barış, bir gülücükle başlar.
Barışı korumanın en iyi yolu, savaşa hazır olmaktır.
Kötü bir barış, iyi bir savaştan daha iyidir.
Savaş herkesle, barış sadece onurlu kişilerle yapılı
BİLGİ İLE İLGİLİ SÖZLER
İslam'ın temeli güzel ahlak; ahlakın özü bilgi, bilginin özü akıldır.
Bildiklerini saatin gibi kullan; kendine sakla. Herkesin ortasında sık sık çıkarıp caka satma.
Kendini bilmek, tüm bilgeliğin başlangıcıdır.
Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır.
Mutluluk bilgi ile kazanılır.
Bütün sahip olduğumuz bilginin tecrübe ile başladığına şüphe yoktur.
Bilgili insan diplomalı olan değil, istediği her şeyi başkalarının hakkını çiğnemden elde edebilendir.
Bilgisizliğin belirtisi, adaletsizlik ve trajediye olan inancın derinliğidir.
Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
Sadece bir iyi vardır, bilgi ve sadece bir kötü vardır, cehalet.
Gerçek başarılar; bilgi, sebat ve doğrulukla elde edilir.
Bilginlerin aydınlatamadığı toplumları şarlatanlar aldatır.
Zengin olmanın dört şartı vardır; Bilgi, dürüstlük, çalışmak ve yılmamak, yorulmamaktır.
Bilgi, bölüşüldükçe artan hazinedir.
Yanlış bilgiden sakınınız çünkü cehaletten daha tehlikelidir.
Bilgisizler içinde bir bilgin, ölüler içinde diri demektir.
Gerçek servet cebin değil, kalbin ve zihnin zenginliğidir.
Bilgi sermayemdir, bilim silahımdır, sabır giysimdir, yetinmek en üstün kazancımdır.
Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakilerin anlayabileceği kadardır.
Gerçek bilgi, cehaletin boyutunu bilmektir.
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz.
Cehalet Tanrı'nın laneti olduğuna göre, bilgi göklere uçabileceğimiz kanatlardır.
Hayal gücü, bilgiden çok daha önemlidir. Zira bilgi sınırlıdır.
Bilgili insanlar sessiz kalırsa, aptallar çoğalır.
Ne kadar okursan oku bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir.
Sadece bilmek yetmez, bilgiyi kullanmak gerekir. Sadece istemek yetmez, harekete geçmek gerekir.
Bilmekle bilmemek arasında doğru düşünmek diye bir eylem vardır.
Bilgi başlamak için gereklidir, ama bitirmek için çalışmak şarttır.
Bilgi gençleri besler, yaşlıları yüceltir.
Bilgi insanı kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak da korkudan kurtarır.
Devlet akıllı olmasını, kendini yöneten bir topluluğun bilgisine borçludur.
Bir şeyi gerçekten bilmek onu anlamakla olur.
Başlıca üç çeşit insan vardır: Bilgi sever, ünvan sever ve para sever.
Bilgi, iyi yazmanın kaynağıdır.
Sorabilmek için önce öğrenmek gerekir.
Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.
Soruda bilgiden doğar, cevapta
Bana okuduğum kitapların en güzelinin hangisi olduğunu sorarsanız, söyleyeyim; Annemdir.
Bir halkın yönetilmesi güçleşti mi, o halk çok şey öğrendi demektir.
Yasayı, bilgiyi ve akıllıları saymak bir kuraldır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Bilgi ile bilgeliği aynı şey zannetme, bilgeliğin başlangıcı susmaktır.
Bizi güçlü yapan yediklerimiz değil hazmettiklerimizdir. Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil muhafaza ettiklerimizdir; bizi bilgili yapan okuduklarımız değil kafamıza yerleştirdiklerimizdir.
İnsan, bir gün ölecektir. Ancak bilgi sahibi olanlar, bilgileri yüzünden her zaman anılacaklardır.
Bilgi olmayan yerde cehalet ilim olur.
İnsanın değeri, bilgisiyle değil, iradesiyle ölçülür.
Kalbi eğitmeden, aklı eğitmek eğitim değildir. Vicdan olmadan, bilgi sahibi olmak tehlikelidir.
Bir kitap okuyan her şeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar.
Bilgili olduğumuz oranda özgür oluruz.
Hiç bir insanın bilgisi öğrenmiş ve görmüş geçirmiş olduğunun ötesine geçemez.
Pek çok şeyi azar azar bilmektense; bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.
Ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.
Birçokları hayranlık duyarlar fakat çok az kimse bilir.
Ağır bir kapıyı, küçük bir anahtar açar.
Her bildiğini söyleme, fakat her söylediğini bil.
BÜYÜKLÜK İLE İLGİLİ SÖZLER
Şimdiye kadar kimse taklit yoluyla büyüklüğe ulaşamamıştır.
Hayallerinizi aşağı gören insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu her zaman yapar. Ama gerçekten büyük insanlar kendinizi de büyük hissettirirler ki bu da öyle olmanızı sağlar.
Herkes tarih yapabilir. Ancak sadece büyük bir adam tarih yazabilir.
Büyük bir ruhta, her şey büyüktür.
İnsana büyüklük veren şey, düşünceleridir.
Büyüklük, hem yenilgiyi, hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar.
Büyüklere yaklaştıkça, bizler gibi birer insan olduklarını görürüz. Onlar, uşaklarına büyük görünürler ancak.
Gerçek büyüklük, kendine egemen olmaktır
BAKIŞ AÇISI İLE İLGİLİ SÖZLER
Nasıl gördüğünü değiştir, nasıl değiştiğini gör!
Hayat iki şekilde yaşanır: Ya hiç mucize yokmuş gibi ya da her şey birer mucizeymiş gibi.
İnsanın iki seçeneği vardır, ya bütün gün karanlığa küfredersiniz ya da güneşe yürürsünüz.
Eğer bir şeyi beğenmiyorsan değiştir. Eğer onu değiştiremiyorsan bakış açını değiştir.
BEKLEMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
Her şey vaktini bekler, sabret! Senin olan sana gelecektir.
Sus gönlüm! Bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.
İnsanın beklemekte olduğu mutluluk, tatmakta olduğu mutluluktan daha güzeldir.
Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki gülmeden ölürsünüz.
Beklemek acı verir. Unutmak acı verir. Ama en büyük acıyı hangisini yapmak bilememek verir.
Beklemeyi bilen insan, her şeyi elde edebilir.
Delilik aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir.
Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
Beklememek beter beklemekten
Cahillik ile ilgili sözler
Cahil insan kendine bile düşman iken, başkasına dost olması nasıl beklenir.
Herkes cahildir, tek fark konuların farklı olmasındadır.
Doğruyu gördüğü halde düşüncelerini değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.
Cahil birine karşı aşırı içtenlik aptallıktır.
Bilenle tartışabilirsin, bilmeyenle tartışabilirsin. Ama bildiğini sananla tartışmak ahmaklıktır.
Cahil insanlar, kendilerini mükemmel görmeye, Zeki insanlar ise, yeteneklerini hafife almaya eğilimlidirler.
ÇABALAMAK İLE İLGİLİ SÖZLER
Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.
İnsanın kanadı, gayretidir.
Ne kadar çaba o kadar zenginlik.
Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret, ebedi bir yaşam için gayret yok hayret!
Elde etmek mükafatını kazanamasam bile, o işte işe girişmiş olmak şerefine ererim.
Kazanmak her şey değildir, ama kazanmayı istemek her şeydir.
Elinizden geleni yapın. Hayatı bazen boşa harcıyor olsak dahi, uğraşmaya değer.
Sağır bir adamın kapısını ömür boyu çalsan ne fark eder ki?
Güçlü olmalısınız, kendi gücünüze inanmalı ama gerçekten güçlü olmak için çabalamalısınız.
ÇALIŞKANLIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Kadınlarımız eğer milletin gerçek anası olmak istiyorlarsa, erkeklerimizden çok daha aydın ve faziletli olmaya çalışmalıdırlar.
Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!
Deha, çalışkanlıktadır.
İnsan kendi değerini, ancak çalışarak koruyabilir.
Başarılı insanlar, başarılmayacak sanılan şeylerin başarılacağına inananlardır.
Uğraşının kuvveti, bilimden ve çalışkanlıktan ibarettir.
Çalışkan olmakla yükümlüyüm ben. Eşit derecede çalışkan olan herkes, eşit derecede başarı kazanır.
Büyük dinimiz, çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor.
Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.
Bu topraklarda hak sahibi olmak, herkesin çalışma esasına dayanır.
Zengin olmanın dört şartı vardır; Bilgi, dürüstlük, çalışmak ve yılmamak, yorulmamaktır.
Eğer işini yaparsan ödüllendirilsin. Hayatta kısa yol yok.
Hiçbir başarı raslantı sonucu değildir, çalışmaların sonucudur.
Çok çalışırsan, üzülmeye vaktin kalmaz.
Şimdiye dek hiç kimse başarı merdivenlerine elleri cebinde olarak tırmanmamıştır.
Eğer hayırlı bir iş görmek istersen, bugünün işini yarına koyma. Çünkü yarına kadar ne olacağı belli değildir.
Bir işi bilen yapar, az bilen akıl verir. Bilmeyen eleştirir. Yapamayan çamur atar.
Çalışmak, neşeli olmak, çeneyi sıkı tutmak, işte sana başarı.
Çalışmak, üç büyük eksikliği uzaklaştırır; can sıkıntısını, kötü alışkanlıkları ve yoksulluğu.
Harika işler yapabilmenin tek yolu yaptığın işi sevmektir.
Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır.
İnsan kendi değerini, ancak çalışarak koruyabilir.
İyi çalışmaların çoğu biraz daha çalışmamak yüzünden zayi olur.
Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak gerekir.
Hiçbir işinizde telaş, acele ve heyecana kapılmayın. Ama durmayın da.
Sevdiğiniz bir iş seçin. Böylece hayatınız boyunca bir gün bile çalışmak zorunda kalmazsınız.
Sizi gitmek istediğiniz yere götüren şeyler: inanç, dinamik hayaller ve gerçek bir çalışmadır.
Boş oturmak pas gibidir, insanı çalışmaktan daha çabuk eskitir.
Çalışanlar, kötülük düşünmeye vakit bulamazlar. Çalışmayanlar ise, kendilerini kötülükten kurtaramazlar.
Hiçbir başarımı rastlantıya borçlu değilim, buluşlarım da rastlantının değil, çalışmalarımın sonucudur.
Yoksulluğa katlanmak ayıp değildir. Ama ondan kurtulmaya çalışmamak ayıptır.
Bilgi başlamak için gereklidir, ama bitirmek için çalışmak şarttır.
Uygulayan, karar verenden daha güçlüdür.
Çalışmak en soylu iştir.
Asla umutsuzluğa düşmeyin, ama eğer düşerseniz, umutsuzca çalışmaya devam edin.
Kölelere asla özgür olacakları kadar ödeme yapmazlar. Hayatta kalmalarına yetecek kadarını verirler ki çalışmaya devam etsinler.
Kendiniz için değil, bağlı olduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur.
Plansız çalışan kimse, ülke ülke dolaşıp hazine arayan insana benzer.
Bir insana itibar sağlayan şey; çalışma ile karakterdir.
Bir işte tam başarıya ulaşabilmek için, başlangıçtaki sıkı tutumun sonuna kadar sürmesi gerekir.
En bereketli rahmet alın teridir.
Dünya uluslarının mutluluğuna çalışmak diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğuna çalışmak demektir.
Her gün yapabileceğinizi düşündüğünüzden biraz daha fazlasını yapın.
Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce onurlarını, sonra özgürlüklerini daha sonra bağımsızlık ve geleceklerini kaybederler.
Sevebilen ve çalışabilen insan sağlıklıdır.
Her neredeysen ve elinden ne geliyorsa en iyisini yap.
Büyük atıcılar, atışlarını kesintisiz sürdüren küçük atıcılardır.
ÇEVRE İLE İLGİLİ SÖZLER
Ormanı, öz malın gibi esirge. Harap edenlere kendi mülküne zarar vermiş gibi karşı koy. Sanıkları suçluları; jandarmaya, orman memuruna duyur. Bu yolda devletin, seninle olduğunu asla unutma!
Doğa ile hep savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, asıl o zaman kaybedeceğiz.
Suyun değeri, kuyu kuruyunca anlaşılır.
Bir ulusun uygarlık düzeyi, üzerinde yaşadığı toprakları ağaçlandırmasıyla ölçülür.
Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz.
Çevre, çevrecilere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.
Doğa dilsiz değil, insan sağır.
ÇIKARCILIK İLE İLGİLİ SÖZLER
Unutma, insanların çıkarları değiştiğinde zihniyetleri ve davranışları çabuk değişir.
Çoğunlukla; insanın kendisinin değil, iyi günlerinin dostları vardır.
İnsanların seni en çok sevdiği zaman, onların işine en çok yaradığın zamandır.
ÇOCUK İLE İLGİLİ SÖZLER
Hayatını eğlenerek yaşamak istiyorsan, kalbini hep çocuk tut.
Kıyaslama sevgisizliktir; kıyaslanan çocuğun ruhu zehirlenir.
Terbiye ana kucağında başlar; her söylenilen kelime, çocuğun şahsiyetine konan bir tuğladır.
Hiç bir baba çocuğuna güzel bir terbiyeden daha iyi bir miras bırakamaz.
Anne kolları şefkatten yorulmamıştır, çocuklar orada derin derin uyurlar.
Babaların erdemleri, çocukların servetidir.
Çocuğa küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur.
Çocuklarınızın göz yaşını koruyun ki, mezarınızın üstünde akıtacak gözyaşı kalsın.
Çocuk oyunla güler, haykırır, sıçrar, eğlenir ve alışkanlıklar kazanır. Oyun sağlık ve mutluluğun düzenidir. Oyundan mahrum olan çocuk sudan mahrum olmuş çiçek gibi sararıp solar.
Ne hastalıklı bir fikir adamının ne de akılsız bir pehlivanın kıymeti vardır. İyi düşünen, sıkı çalışan, becerikli, disiplinli ve sıhhatli nesiller yetiştirmeliyiz.
Çocuklar en başta anne ve babalarını koşulsuz severler. Bir zaman sonra onları yargılamaya başlarlar. Nadiren onları affederler.
Kucaklanan ve öpülen çocuk, kendisine hiçbir şey söylenmese dahi, sevildiğini, değer verildiğini bilmekte ve hem ruhen hem de bedenen daha sağlıklı gelişmektedir.
Dünyada mutsuz çocuklar olduğu sürece bütün icatlar ve ilerlemeler hiçtir.
Çocuklarımıza, sigara ve alkole karşı olan direncimizle örnek olmalıyız.
Bir çocukla uğraşırken iki duygu içinde ol; çocuk olduğu için sevgi, yarın büyüyeceği için saygı.
Her çocuk bir sanatçıdır, sorun büyüdüğümüzde nasıl sanatçı kalabileceğimizdir.
Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunu düşünerek ona göre çalışınız.
Çocuklar geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimizdir. Bugünün çocuğunu yarının büyüğü olarak yetiştirmek hepimizin insanlık görevidir.
Öldüğün zaman, çocuğunun sayesinde yeniden hayat bulursun.
Eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. Işıyacaksın! Ölüme saniyeler kalmış olsa bile...
Çocuklarınıza çok değerli birer hazineymiş gibi bakın, onları ve kendinizi onurlandırın.
Çocuğa mümkün olduğu kadar az şey söylemeli fakat çok şey keşfettirilmelidir.
Bir baba, kendi mutluluğundan çok, çocuklarının mutluluğu ile mutlu olur.
Çocuklar, fakirlerin servetidir.
Çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük hediyeler, sorumluluk ve bağımsızlığın kanatlarıdır.
ÇÖZÜM İLE İLGİLİ SÖZLER
Problemleri, onları üretenlerle çözemezsiniz. Önce onlardan uzaklaşın.
İmkansız demek, henüz bir çözüm bulamadınız demektir.
Karşı karşıya kaldığınız problemleri mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz, zira onlar mevcut düşünce yapınızın ürünleridir.
En iyi yolu bulmak, en kötüsünü bulmaktan çok daha kolaydır.
İnsanlara nasıl yapmaları gerektiğini değil, neyin yapılması gerektiğini söyleyiniz. Göreceksiniz, bulacakları çözümlerle sizi bile şaşırtacaklardır.
Her problemin çözümü, çözülmemiş yeni problemler doğurur.
DAHİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Dahi yapması gerekeni yapar. Yetenekli insan ise yapabileceklerini..
Dahiler, çağlarını aydınlatmak için yanmaya mahkum göktaşlarıdır.
Çılgınlık ile dehanın arasındaki mesafe yalnızca başarı ile ölçülür.
Ne üstün zeka, ne hayal gücü ne de her ikisi beraber, bir dahi yapmaya yeter. Sevgi, sevgi,sevgi İşte bu dehanın ta kendisidir.
DEĞER VERMEK İLE İLGİLİ SÖZLER
İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğru değildir. Bu suretle birincisini iyilikten soğutur, ikincisini kötülük yolunda cesaretlendirirsin.
Hiç kimseye değerinden fazla değer verme ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin.
Sakın kendine verdiğin değeri sana vermeyenle arkadaş olma.
Dinlemek, karşıdakine "sen varsın, sana değer veriyorum" demenin en kestirme yoludur.
Dinlemek, çocuğunuza kendini değerli hissetmesini sağlayacak en önemli yöntemlerden biridir. O yüzden; çocuğunuza kulak verin, yüz değil!
Hayallerinizi aşağı gören insanlardan uzak durun. Küçük insanlar bunu her zaman yapar. Ama gerçekten büyük insanlar kendinizi de büyük hissettirirler ki bu da öyle olmanızı sağlar.
Bir çiçeğe fazla su verirsen çürür. Bir insana gereğinden fazla değer verirsen kudurur.
Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar
DEĞİŞİKLİK İLE İLGİLİ SÖZLER
Tam bütün cevapları bulduğunu düşünürsün, sorular değişir.
Yolunu değiştirmeden gittiğin sürece, ne kadar yavaş gittiğinin bir önemi yoktur.
Bir kelime kararını, bir duygu hayatını, bir insan seni değiştirebilir.
Değişiklik yapmakta başarılı olanlar, değişikliğe kendilerinden başlayanlardır.
Düşüncelerini tümden değiştir ve dünyan değişsin.
Eğitim, dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır.
Yarının bugünden iyi olmasını istiyorsan şimdiden değişik bir şeyler yapmalısın
Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver.
Eğer bir şeyi beğenmiyorsan değiştir. Eğer onu değiştiremiyorsan bakış açını değiştir.
Açıklamak, değiştirmek için dünyayı; birlik, umut, kavga gerek insanlara
DERS ALMA İLE İLGİLİ SÖZLER
Her olayda öğrenilecek bir şey vardır; akıllı insan kendini suçlamak yerine, "bu olaydan ne öğrenebilirim?" diye düşünür.
Başkalarının hatalarından ders almaya çalışın, çünkü kimsenin ömrü, hatalar işleyecek kadar uzun değildir.
Yaşamın bana verdiği iki ders; çevreni gittikçe daralt, gereksiz kalabalıkların seni üzmesine izin verme.
Bir insan değişmeye başlamışsa, ya hayattan iyi bir ders almıştır, ya da çok acı çekmiştir.
Genellikle en büyük dersleri, en basit ve günlük olaylardan alırız.
Başkalarının acılarından, geçmiş felaketlerinden ders alanlar, gerçekten mutlu kişilerdir.
Geçmişi hatırlamayanlar onu bir kez daha yaşamak zorunda kalırlar
E HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Ev alma komşu al.
Ekmeden biçilmez.
Eğilen baş kesilmez.
Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane.
Evli evinde, köylü köyünde gerek.
Ecele çare bulunmaz.
Evi ev eden avrat, yurdu şen eden devlet.
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.
Emek olmadan yemek olmaz.
Edepsizliğin başladığı yerde edebiyat biter.
Elçiye zeval olmaz.
Edep; her edepsizin, edepsizliğine sabretmek ve dayanmaktır.
Emekte biter yumak.
En iyi eğitim bir işi yaparak öğrenmektir.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu balyoz sanırmış.
Eğitmediğin çocuk senin değildir.
Er olan ekmeğini taştan çıkarır.
Eğitim görmüş bir köpek, başka bir köpeği eğitemez
El yarası onulur dil yarası onulmaz.
Eğitim görmüş bir halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkansızdır.
Erkek arslan dişisinden kuvvet alır.
Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün.
El kazanı ile aş kaynamaz.
Eğer yürüdüğünüz yolda hiçbir engel yoksa biliniz ki o yol sizi hiçbir yere götürmüyordur.
Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır.
Erkekler kadınlar için yaratıldığı gibi, kadınlar da erkekler için yaratılmışlardır
El ile gelen düğün bayram(dır).
Erken kalk mutlu olursun.
Erteye kalan, arkaya kalır.
Eğer isteklerin için savaşmıyorsan, kaybettiklerin için ağlama.
El için kuyu kazan, evvela kendi düşer.
Evet anladık biliyoruz zaten, tipinizin gideri var ama karakterinizin ederi yok!
Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine eşektir.
En büyük ve karlı yatırım, kendine yɑpılan yatırımdır.
El eliyle yılan tutulur.
Eğer inceldiği yerden kopmɑsına izin vermezsen, Gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar.
Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun, kimi kısa der.
Erkekler kadınların ilk aşkı, kɑdınlɑrsɑ erkeklerin son aşkı olmak isterler.
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.
Evrenin tüm karanlığı tek bir mum ışığını bile köreltemez.
Evdeki hesap çarşıya uymaz.
Eden bulur, inleyen ölür.
Etme bulma dünyası.
Eğreti ata binen tez iner.
Emanete hıyanet olmaz.
Etle tırnak arasına girilmez.
Eğri otur, doğru söyle.
Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez.
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.
Esirgenen göze çöp batar.
El el ile, değirmen yel ile.
Eşek hoşaftan ne anlar; suyunu içer, tanesini bırakır.
El elden üstündür.
Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez.
El eli yıkar, iki elde yüzü.
Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla.
Ekmeğime hoş çakal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
En çok da, en zor zamanımda sana ihtiyacım olan bu sessiz gecelerde terk etmen koydu.
Elveda dercesine bakan gözlerine eyvallah dercesine çeker giderim be güzelim.
En acı şey ayrılıktır ve ölmektir ben bunu çok iyi anladım. Sevdiğin insana o kadarda güvenme! Gün gelir bakarsın arkandan vurur.
Evet, acı çekiyorum, Evet çok özlüyorum. Evet, ulan evet onu unutamıyorum. Kime ne? Sormayın artık bana nasılsın? Diye. Boş verin, ben iyiyim işte.
En mutlu gününde yanında yoksa onunlayken bile onsuzluğu yaşıyorsan bil ki terk edilmişsindir yalnızlığı yaşıyorsun ama bilmeden.
F HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Fırsat her vakit ele geçmez.
Felaketin bir iyiliği varsa hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.
Futbol, kitlelerin afyonudur. (Katolik bir rahip)
Fukaranın şaşkını, beyaz giyer kış günü.
Fakiri dövme, üstünü yırt.
Fısıltı ev yıkar.
Fazla mal göz çıkarmaz.
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.
Fırsat eldeyken sürün devranı.
Farz sünneti bastırır.
Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış.
Faydasız baş mezara yaraşır.
G HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Garip kim, kör o.
Güzel güzeli çeker
Gelecek sahneye gelince geçmiş gider
Güç, hedeften gelir
Gerçeği söylemek dindendir
Güzel değil güzellik sonsuzdur
Gece, Kadınlarla Yıldızları Güzel Gösterir.
Gevezeyi yalnızca sağır kıskanır
Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını çalar.
Gölgede kalanın gölgesi olmaz
Gavura kızıp oruç yenmez.
Gönlümüz bize aklımızdan daha yakındır.
Garip kusun yuvasını Allah yapar
H HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Hedefsiz plan olmaz.
Haddini bilmeyene bildirirler.
Hak deyince akan sular durur.
Huylu huyundan vazgeçmez.
Hak gelince, batıl gider.
Horozu çok olan köyde sabah geç olur.
Hak yerde kalmaz.
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.
Hak yerini bulur.
Hocanın vurduğu yerde gül biter.
Hal halin yoldaşıdır.
Hızlı koşan atın boku seyrek düşer.
Hamala semeri yük değildir.
Hesapsız kasap, ya bıçak kırar ya masa.
Hamama giren terler.
Herşeyin yenisi, dostun eskisi.
Hangi gün vardır akşam olmadık.
Herşey olacağına varır.
Harama el uzatılmaz.
Herkesin yorulduğu yere han yapılmaz.
Harama uçkur çözülmez.
Herkesin tenceresi kapalı kaynar.
Haramın temeli olmaz.
Herkesin ettiği yoluna gelir.
Harman dövmek keçinin işi değil.
Herkesin arşına göre bez vermezler.
Harman yel ile, düğün el ile olur.
Herkesin aklı bir olsa koyuna çoban bulunmaz.
Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.
Herkes ne ederse kendine eder.
Hatasız kul olmaz.
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.
Haydan gelen Huya gider.
Herkes kaşık yapar ama sapını ortaya getiremez.
Hayır dile komşuna, hayır gele başına.
Herkes ektiğini biçer.
Hazıra dağ dayanmaz.
Hayra yor ki ulaşasın Hz. Ali
Herkes bildiğini okur.
Her inişin bir yokuşu vardır.
Hekimden sorma, çekenden sor.
Her ziyan bir öğüttür.
Hekimsiz, hakimsiz yerde oturma.
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.
Hem kız, hem baldırı düz, hemde ucuz olur mu?
Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar.
Her ağacın meyvesi olmaz.
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
Her ağaçtan kaşık olmaz.
Her şeyin bir vakti var, horoz bile vaktinde öter.
Her akla geleni işleme her ağacı taşlama.
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.
Her çok azdan olur.
Her kuşun eti yenmez.
Her damardan kan alınmaz.
Her koyun kendi bacağından asılır.
Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan.
Her kaşığın kısmeti bir olmaz.
Her Firavun’un bir Musa’sı olur.
Her işin başı sağlık.
Her horoz kendi çöplüğünde öter.
Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten.
Hocanın dediğini yap, arkasından gitme.
Hırs boşluğunu ancak toprak doyurur Hz. Ali
Hukuk ve kanunlar devleti değil, halkı korur
Haklarımız görevlerimizi yerine getirdikçe artar.
Haram yiyen bir orduyla beldelerin fethi olanaksızdır
Hastalığın şikayet edilmesi, Allah’ı kula şikayet etmektir.
Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye.
Hedef gösterilmezse insanlar boş şeylerle uğraşırlar. Bu da doyumsuzluğa sürükler insanlığı
Hastalık, iyileştirilmesi gereken bir hali, bunalım ise aşılması, yaşanarak tüketilmesi gereken bir süreci ifade eder
I-İ HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
İyiler düşmansız olmaz.
İnsan iyiliği ile baş olur
İnsan evrenin nesnesi değil öznesidir.
İnsanın işi aslına delildir. Hz. Ali
İdeallerini gerçekleştiremiyorsan gerçeklerini idealleştir
İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir.
İlgi görmek istiyorsan, ilgi göster
İyi insan lafının üstüne gelir.
İnandığın gibi yaşayamazsan yaşadığın gibi inanırsın
İyi evlat babayı vezir, kötüsü rezil eder.
İnsanları ayakta tutan inançlarıdır
İyi dost kara günde belli olur.
İyi olacağına inanmadığınız hiçbir konuda iyi olamazsınız.
İtle yatan bitle kalkar.
İnanmak, insanı mutlu eder. Kuşku duymak sefalete sürükler
İtle çuvala girilmez.
İnsan topraktan yaratılmıştır, her an çamurlaşabilir.
İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı.
İslam ilginç başladı ve sonunda da başladığı gibi ilginç olacaktır
İti an, çomağı hazırla.
İstediğini olmak istiyorsan istediğini saklayarak çalış.
İt yal yediği kapıyı bekler.
İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz
İt ürür, kervan yürür.
İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız ondan hiç bahsetmeyin.
İt itin ayağına basmaz.
İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma
İt derisinden post olmaz.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olur.
İşten artmaz, dişten artar.
İki karpuz bir koltuğa sığmaz.
İşleyen demir ışıldar.
İki kişi konuşurken üçüncüye bok yemek düşer.
İslamın şartı beş, altıncısı insaf demişler.
İki ölç, bir biç.
İşine hor bakan boynuna torba takar.
İnsan beşer, kuldur şaşar.
İş olacağına varır.
İnsan doğduğu yerde değil, doyduğu yerde.
İş insanın aynasıdır.
İnsan göre göre, hayvan süre süre.
İp inceldiği yerden kopar.
İnsan insanın şeytanıdır.
İnsanoğlu çiğ süt emmiş.
İnsan kıymetini insan bilir.
İnsan yedisinde ne ise, yetmişinde de odur.
İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş.
İyiliği gizli yapanlar, Tanrıya inananlardır.
İhlas ne kadar çok olursa evliyanın yardımı da o kadar büyük olur
İnsan olduğu halde hayati hayvanlardan daha az anlamak ne hazin şey.
İnsan hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeyleri istemekle geçirir…
İnsan yalnızca inandığı şey için, kanıları için yaşamını gözden çıkarır
İnsan kalbindeki imanı ile mümindir. Kafasındaki malumat yığını ile değil
İyiliğe karsı iyilik çabuk unutulur,ama kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz.
İnsanları inandıkları şeylerden vazgeçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur.
İnanarak çok az şeyi başarırsınız; ama inanmazsanız hiç bir şeyi başaramazsınız.
İyi olduğun zaman insanların seni kötü bilmesi, kötü olduğun zaman iyi bilinmenden iyidir
İlim, elde edilen bilgide değil, bu bilgiden elde edilen sonuçta, yarardadır
İşini sevmeyen veya sevdiğini iş eylemeyin insan,nadasa bırakılan tarla gibidir.Bekledikçe çoraklaşır
İslam,asli olandır,tabi olandır,yaratılış ahvalinin korunmasının tek yoludur.İslam,varlığın ve yaşamın gizidir.
İnsanı ihmal eden bir hizmet ve düşünce ne kendisine ne de insanlığa katkıda bulunabilir.İnsan imar edilmeli,insan mutlu kılınmalı.
İlmi kibirlenmek ve kendisini büyük görmek isteyenlerden hiçbiri iflah olmamıştır. Ama alçak gönüllü, alimlere ve insanlara hizmet etmek için öğrenen felah bulmuştur.
K HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Kitap zekayı kibarlaştırır.
Köle olunmadan efendi olunmaz
Kadınların ve kitapların cildine bakan yanılır
Korktuğumuz şeyler efendimizdir.
Kalabalıkların başı çok, beyni yoktur.
Kalp ne ile doluysa, dudaklardan dökülür gider.
Kanaatkarın gamı olmaz. Hz. Ali
Kedinin boynuna ciğer asılmaz.
Kaçan balık büyük olur.
Kedi uzanamadığı ciğere pis der.
Kaçanın anası ağlamamış.
Keçi nereye çıkarsa oğlağıda oraya çıkar.
Kalp kalbe karşıdır.
Kardeş kardeşi atmış, yar başında tutmuş.
Keçi can derdinde kasap yağ derdinde.
Kanaat gibi devlet olmaz.
Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
Kanatsız kuş uçmaz.
Kazan kazana kara demiş.
Kanı kanla yumazlar, kanı su ile yurlar.
Kaza geliyorum demez.
Kar, zararın kardeşidir.
Kaz gelen yerden tavuk esirgenmez.
Kara haber tez duyulur.
Kaynayan kazan kapak tutmaz.
Karaya sabun, deliğe öğüt neylesin.
Kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu.
Kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz.
Katıra “baban kim?” demişler, “dayım attır” demiş.
Kusurumuz ne kadar çoksa o kadar kusur ararız.
Kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış.
Kişiliksiz insandan ne kendine ne de topluma yarar gelir
Kitaplar da dost gibidir, az fakat iyi seçilmiş olmalıdır.
Karga yavrusuna bakmış, “benim ak pak evladım” demiş.
Kusuru kendisine söylenmeyen adam ayıbını hüner sanır..
Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur.
Kartala bir ok değmiş, oda kendi yeleğinden.
Kanaatten hiç kimse ölmedi. Hırs da hiç kimseyi zengin etmedi.
Karga, kekliği taklit edeyim demiş; kendi yürüyüşünü şaşırmış.
Kanaat olmazsa zengin hiç doymaz, yoksul da toplumda çıbana dönüşür
Kesinlikle Evlen ! Karın İyiyse Mutlu , Kötüyse Filozof Olursun
Kadında hayvan niteliği üstündür. Çünkü kadın, renge ve kokuya düşkündür
Konuşulanlar kalpten çıkarsa kalbe kadar gider. Ama dilden çıkarsa kulağı aşamaz
Kanun örümcek ağına benzer. Büyük böcekler deler geçer, küçük böcekler takılır kalır
Kalabalıklardan kaçmak gerekir. Çünkü kalabalıklar insanda akıl, fikir bırakmaz. Düşünce inzivadan hoşlanır
Kul, yaptığı bir şeyi kaderinde yazılı olduğu için yapıyor değil; o şeyi yapacağı için Allah kaderine onu yazmıştır.
Konuya karşınızdaki insanın yararını gözeterek başlayın ve karşınızdaki insana “evet” dedirtecek sorular yöneltin,tartışmayın.
Kalbi kazanan insan en büyük zaferi elde etmiştir. Kalbi kaybeden kimse ise, ne yapsa, her ne yapsa, insandan ve insanlıktan uzaktadır.
Kişinin kazancı nerede ise o yerde olmak mutluluk nişanıdır.Mutsuzlar nişanı da odur ki,aç ve dinç otursun,kıtlık çeksin bu vatanımdır gitmem desin.
L HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Lokma çiğnenmeden yutulmaz.
Laf torbaya girmez.
Lodosun gözü yaşlı olur.
Lafla peynir gemisi yürümez.
Leyleğin ömrü laklakla geçer.
Latife latif gerek.
Lokum gibi kızlar, baklava sever..
Leyleği kuştan mı sayarsın, yazın gelir, kışın gider.
Lağım faresi gibi dolaşma ortalıkta!
Lal olur dönmez dilim seni görünce
Lakin ecel bile korkutmaz beni, bir ömür seninleyim..
Leyla’nın mecnunu araması
Lalelerin baharda kırmızıya boyanması
Lüle lüle saçların dalgalar gibi kıvrılması
Lunaparkdaki çocukların gözündeki sevinç
Limanda bekleyen aşkın seni bulması
Limon ağacı altında seni beklemem
L’li bütün harflerin bütününde simanın olması
L sendeki benin bendeki senin sevdanın isimdir.
Leziz bir yemekten sonra en güzel şeydir sigara yakmak.
Lavuk insanların düşünceleri sahtekarlıktan başka bir şey değildir.
Limoni olan aşkımızı sonunda bitirdin!
Lüzum yok artık seni düşünmeye, çizik çektim maziye..
M HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Malını vermeyen, canını hiç veremez
Mal adama hem dost, hem düşmandır.
Mutlu olmak bir seçenektir, sonuç değil.
Mürüvvete endaze olmaz.
Mahkeme kadıya mülk değil.
Mum dibine ışık vermez.
Mum dibine karanlık.
Mal canın yongasıdır.
Muhabbet iki baştan.
Mühür kimde ise Süleyman odur.
Maşa varken elini ateşe sokma.
Mızrak çuvala sığmaz.
Mayasız yoğurt çalınmaz.
Misafirlik üç gündür.
Mazlumun ahı, indirir şahı.
Misafir kısmetiyle gelir.
Merhametten maraz doğar.
Minareyi çalan kılını hazırlar.
Meyveli ağaç taşlanır.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Martta yağmasın, nisanda dinmesin.
Mescide gerek olan meyhaneye haramdır.
Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.
Mülkün sürekliliği adaletledir. Hz. Ali
Misafirin umduğu, ev sahibine iki öğün olur.
Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
Mutsuzluğa mı alışmışız, eksikliğe mi yoksa? Cemal Süreyya
Mantık sizi “a”dan”b”ye goturur hayal her yere.
Maymun yoğurdu yemiş, artığını ayının yüzüne sürmüş.
Misafir on kısmetle gelir; birini yer dokuzunu bırakır.
Mutluluğun resmini çizebilir misin? = Biraz sabit durursan.
Mutsuzluğun ilk koşulu herkesi memnun etmeye çalışmaktır..
Makamın şerefi makamı şereflendirenin şerefiyle şereflenir..
Mutluluk varacağımız bir istasyon değil, bir yolculuk şeklidir.
Malım seni vereyimde mi kötü olayım, vermeyeyimde mi kötü olayım?
Mirasa “nereye gidiyorsun?” demişler “esip yağmaya, sürüp savurmaya” demiş.
MutIuIuk eğer egoyIa kazanabiIseydi yolda kuIIandığınız insanlar kadar mutIuIuk verir.
Mutluluğa giden tek yol vardır ve bu irademizin dışındaki şeyler yüzünden kaygılanmayı bırakmaktır.
Merhamet karın doyurmaz ama o elinde tuttuğun bir dilim ekmeği, senden daha aç birine vermeyi öğretir sana.
Merak etmesinIer ben de onIarı sevmiyorum. Babam gibi bir erkek karşıma çıkmadı diyen kızIar, acaba siz anneniz gibi oIabIidiniz mi?
N HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Nitelikli olan kalıcı olur
Nefes almak yaşamak demek değildir!
Nefes aldığın sürece mutlaka bir umut vardır.
Nefsin azgınlığı nefsi yorar. Hz. Ali
Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.
Namaza meyli olmayanın kulağı ezanda olmaz.
Niyet hayır, akıbet hayır.
Nasipsiz köpek kurban bayramında köy dışında bulunur.
Nisan yağmuru: Altın araba, gümüş tekerlek.
Nasipsiz köpek, kurban bayramında dağa çıkar.
Nikahta keramet vardır.
Ne doğrarsan aşına, o çıkar karşına.
Neren ağrırsa canın orda.
Ne ekersen onu biçersin.
Nerde hareket, orda bereket.
Ne karanlıkta yat, ne kara düş gör.
Nerde çokluk, orda bokluk.
Ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.
Nerde birlik, orda dirlik.
Ne verirsen elinle o gelir seninle.
Nefes benim ise yüreğim senin olsun. Ben zehir içeyim su senin olsun.
Nazar ve nefes az kaldı kaderi geçe cekti. Nefes ve kaderden Allah’a sığının.
Nefsini ıslah eden kurtulmuş değildir. Belki kendi nefsiyle birlikte başkalarınınkini ıslaha çalışmaktır
Nefes alıyorsan umut var demektir; ama nokta koyulduktan sonra belki demek umut değil, çaresizliktir.
Nefis üç köşeli bir dilencidir. Ne biçimde koyarsan koy, yine sana batar. Ondan kurtulmanın imkanı var mı. Mevlana
O HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Okur, düşünürken okur, okurken düşünür
Olacak oğlan gelişinden belli olur.
Okuma bir düşünme ve bilgi edinme eylemidir
Oynayamayan gelin; “Yerim dar.” der.
Okumak, bilgiye giden en kısa yoldur
Oynayacak adam, kağnı gıcırtısında da oynar.
Olanak rüzgar gibidir, gerçekten yakalayamazsan ardına düşme.
Otuz iki dişten çıkan, otuz iki mahalleye yayılır
Olasılıkların cetvelinde yenilgiler de vardır
Otu çek, köküne bak.
Oduncunun gözü onçada, dilencinin gözü çömçede.
Ot kökü üstünde biter.
Olan dört bağlar, olmayan dert bağlar.
Oğlan babadan öğrenir meclis gezmeyi, kız anadan öğrenir sofra yazmayı.
Ortak atın beli sakat olur.
Oğlan yemiş oyuna, çoban yemiş koyuna gitmiş.
Olsayı bulsaya vermişler hiç doğmuş.
Oğlanın şaşkını, babasının zenginliğini metheder.
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.
Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş.
Olmayacak duaya amin denilmez.
Olacakla öleceğe çare bulunmaz.
Oynamasını bilmeyen gelin “yerim dar” demiş; yerini genişletmişler; “yerim dar” demiş.
Olgun bir insanı dost edinmek isterseniz tenkit edin, basit bir insanı dost edinmek isterseniz, methedin
Ö HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Övünerek yaşayanlar, dövünerek ölürler.
Özgürlüğün tarihi fiğlerin tarihidir
Öğrenmek istediğin şeye çullan
Öz ağlamayınca göz ağlamaz.
Öğretmenlik kahramanların işidir
Öpülecek el ısırılmaz.
Önce düşün, sonra söyle.
Önce can, sonra canan.
Ölümsüzlük suyu eziyetin izinde bulunur
Ölümü gören, hastalığa razı olur.
Ölüm kalım bizim için.
Öfkeyle kalkan, zararla oturur.
Ölüm ile öç alınmaz.
Ölmüş koyun kurttan korkmaz.
Ödünç güle güle gider, ağlaya ağlaya gelir.
Ölenle ölünmez.
Öfke baldan tatlıdır.
Ölecek tavşan çomağa karşı gelir.
Öfkede akıl olmaz.
Öküz altında buzağı aranmaz.
Öğüt veren çoktur, ama belayı kaldıran yoktur.
Özürün hiçbiri, yapılmayan işin yerini tutamaz.
Öykünmeci olmamak ancak kendi kendine yetmekle olur
Öğüt, bir hazine kadar değerli olduğu halde bedava verilir.
Ölülerinize sövmeyin. Onlar zaten yaptıklarının karşılığını alıyorlar.
Ölümün bizi nerede beklediği belli değil, iyisi mi biz onu her yerde bekleyelim.
P HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Pişmiş aşa su katan, işi bozan kişiyi tanımlar.
Paramparça olmuş kalbimin en derin yerine gömdüm seni.
Pilavdan döne kaşığın sapı kırılsın.
Parayla saadet olmaz derler, peki saadetle para oluyor mu?
Pilav yiyen, kaşığını yanında taşır.
Paça ıslanmadan balık tutulmaz.
Para para kazanır, koçyiğit bağ beller.
Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Padişahın bile arkasından kılıç sallarlar.
Parayı veren düdüğü çalar.
Papaz hergün pilav yemez.
Paranın yüzü sıcaktır.
Para ile imanın kimde olduğu belli olmaz.
Para parayı çeker.
Para iyi bir uşak, kötü bir efendidir.
R HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Rüzgarın önüne düşmeyen yorulur.
Ruhunu kaybeden dünyayı kazansa ne çıkar.
Rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
Rağbet güzel ile zenginedir.
Rüzgar esmeyince yaprak oynamaz.
Rençber kırk yılda, tüccar kırk günde.
Rüzgar eken fırtına biçer.
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.
Resmimi hayal ederim ve daha sonra hayalimi resmederim.
Rüyaları gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.
Ramazanda yalan söyleyenin bayramda yüzü kara olur.
Rabbim sen beni dostlarımdan koru, ben düşmanlarımın icabına bakarım.
Rabıta, Allah’ın yeryüzündeki şahidine bakarak Allah’ı tanımaktır. İşte tefekkürün özü de budur
S HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Sabrettikten sonra nefsini zaferle müjdele
Sel ile gelen yel ile gider.
Sabır ve kanaat olmadığı sürece yoksulluk bir kalp uğraşısıdır
Sel gider kum kalır.
Sadaka vermekle malınız azalmaz
Sefa ile yenen cefa ile kazanılır.
Sanat, ufacık şeylerin başladığı yerde başlar
Sebepsiz kuş bile uçmaz.
Sanmak bütün kötülüklerin anasıdır
Sayılı koyunu kurt kapmaz.
Savaş önlem almak ve çıkış yolu bulmak demektir.
Sayılı günler tez geçer.
Selam kalpleri yumuşatır,Allah’ın rahmetini çeker.
Say beni, sayayım seni.
Saçın akmı karamı, önüne düşünce görürsün.
Sessizlik, insan ve ruh için bir gıdadır.
Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış.
Sevgide saygı şarttır, ama saygıda sevgi olmayabilir
Sarı öküzün yanında duran; ya huyundan ya tüyünden kapar.
Sevgi her zaman karşılık görür, kin de…
Sarhoşlar ve çocuklar doğruları söylerler.
Sevgiliyi görmek göz aydınlığıdır
Sanatına güvenenin para ayağına gelir.
Sevmeyen sevdiremez.
Sanatı ustadan görmeyen öğrenemez.
Sevmiyorsanız anlamaya çalışın
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.
Sanat altın bileziktir.
Sadık dost akrabadan yeğdir.
Sevdiğini elde edemezsen elde ettiğini sevmeye çalış
Sana vereyim bir öğüt: Kendi ununu elinle öğüt.
Sıkıcılığın ilacı değişikliktir
Sana taşla vurana, sen aşla vur.
Sıkıntını, yüzünde derviş huzuru okunan kimseye aç.
Samur kürkde olsa kabahatli kimse üzerine almaz.
Sormak ilmin yarısıdır
Saksağan danayı, babası hayrına bitlemez.
Sokağın toprağını,kirini süpüre süpüre bitiremezsin.
Sakla samanı, gelir zamanı.
Sözün güzelliği kısalığındadır
Sakınılan göze çöp batar.
Söz bir beden gibidir. Sözün içindeki mana candır.
Sahipsiz kapı anahtarsız açılır.
Söz taşıyan kişi söyleyenden daha kötüdür
Sağlık, varlıktan yeğdir.
Selam kelamdan öncedir.
Sağır işitmez, uydurur.
Sultan ağaca benzer, kökü halktır
Sağır bir kocayla, kör bir kadın mutlu bir çifttir.
Suçu toplum hazırlar, suçlu işler. Buckle
Sağ olsunda dağ ardında bulunsun.
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız
Sağ elin verdiğini sol elin görmesin.
Siyaset sanatının sahibi diğer insanları kendine hizmet ettirir
Sağ baş yastık istemez.
Saç kıvamını bulur hamur tükenir, yaş kıvamını bulur ömür tükenir.
Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz
Sevgi eziyetsizce yapılabilecek en değerli bir ibadettir.Hele Allah rızası için yapılırsa
Sen kimliğine,tarihine ,diline,kültürüne sahip çıkarsan,kızmazlar aksine salgınlığın artar.
Sevgi saygıdan önce gelir. Saygıyı herkese göstermek zorundayız ama sevgi daha özeldir. Ancak özel insanlara gösterilir
Ş HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Şöhret afettir.
Şu dünyanın bin bir türlü hali var
Şahin ile deve avlanmaz.
Şimşek çakmadan gök gürlemez.
Şahin, sinek avlamaz.
Şakanın sonu kakadır.
Şeriatın kestiği parmak acımaz.
Şeytanla kabak ekenin, kabak başına patlar.
Şap ile şeker bir değil.
Şeytanın dostluğu darağacına kadardır.
Şapkası dar gelen, başım büyük sanır.
Şeyh uçmaz, müridi uçurur.
Şaraptan bozma sirke keskin olur.
Şeytanın en çok sevdiği kimseler:1.Çok yiyen 2.Çok uyuyan
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.
Şeytanın saptırma etkisi yalnızca kalbinde hastalık bulunan kimseler üzerinedir
Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçadır.
Şeytan, şehvetine (nefis ve isteklerine) hakim olup kötülüklerine aldanmayan kimsenin gölgesinden bile korkar
T HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Tembellik hür adamı esir yapar.
Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin.
Tam öğrenme sıfıra yakın öğrenmedir
Tevekkelin gemisi batmaz.
Tarih değil, yanlışlar yinelenir
Testiyi kıran da bir, suyu getiren de.
Tevekkül, insanların elinde bulunana umut bağlamamaktır.
Teşbihte hata olmaz.
Tereciye tere satılmaz.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere çarpar.
Terazi tartıyla, her şey vaktiyle.
Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır.
Temiz iş altı ayda çıkar.
Tencere dibin kara, seninki benden kara.
Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz.
Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın.
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır.
Tek kanatla kuş uçmaz.
Tarlaya saban, sürüye çoban.
Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur.
Taş düştüğü yerde ağırdır.
Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.
Taşıma su ile değirmen dönmez.
Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
Tatsız aşa tuz neylesin, akılsız başa söz neylesin.
Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir.
Tatlı tatlı yemenin, acı acı geğirmesi olur.
Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı.
Tövbe etmek isteyip de edemeyenler helak oldular
Terzi kendi söküğünü dikemez.
Türkçe,türküm diyen ve her yönüyle, her şeyden önce Türkçe konuşandır.
Terazi var, tartı var; her şeyin bir vakti var.
Toplum kendinden olana ,kendine benzeyene sürekli saygı duyar.
Tevekkülden habersiz olmak manevi açlığa,manevi azlık ruhsal yalnızlık ve dengesizliğe neden olur.
Türkler zekidirler ve kendilerini müspet yolda sevk ve idare edecek reislere sahip oldukları sürece de çalışkandırlar
Tarih,insanın geçmişini ve dolayısıyla kendini arayışının ilmidir.Tarih,hz.adem a.s.’dan günümüze insanın serüvenidir
Tövbesizlik fert fert,kavim kavim,millet millet bela ve musibeti zeker.Günah,kalpleri karartır.Kalpleri karartan günah belayı da çeker
U HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Umut, çalışkanların rüyasıdır.
Unutulanlar, unutanları asla unutmaz.
Uyuyan yılanın kuyruğuna basma.
Ucuz satan yalnız kendisi kazanır, ucuz alanın yalnız kendisi kaybeder
Utanma pazar, dostluğu bozar.
Unuttum demek bile onu hatırlamaktır…
Ustanın çekici bin altın.
Uyanık tek adam, uyuyan binlerce kişiden daha kuvvetlidir.
Umut, fakirin ekmeğidir.
Ucuz etin yahnisi yavan.
Umut küçük çocukların hevesi gibidir. Bir gelir, bir kaybolur!
Ummadığın taş baş yarar.
Ucuz alan pahalı alır.
Umudum yerin dibine girmeye hazırlanırken, tam o esnada yaktığın her ışığın hakkını ödeyebilcek misin?
Ulular köprü olsa basıp geçme.
Umut ettiğim şey senin beni sevebilme ihtimalinin bitmemesidir işte bu kadar umut susuzum sana karşı.
Ulu sözü tutmayan ulur.
Umutlar insanların hayatını güçlendirir umut olmadan yaşam zevksiz olur..
Ulu sözü dinlemeyen, uyuyakalır.
Umudunu yitirdiğin anda yaşamak sadece formalitedir.
Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti.
Umuda kurşun sıksan da gülüm umuda Kurşun işlemez gülüm…
Ucuz etin yahnisi yenmez.
Umut demek umutsuz kaldığın anda umut ışığını görmek için çaba göstermektir.
V HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Vur dedik, öldürdü.
Verirsen doyur, vurursan duyur.
Veren eli herkes öper.
Vakit nakittir.
Vakitsiz öten horozun başını keserler.
Vermemiş mabut, neylesin Mahmut.
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.
Verirsen veresiye, batarsın karasuya.
Var ne bilsin yok halinden.
Veripte kötü olacağına, vermeyipte kötü ol.
Var varlatır, yok söyletir.
Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir.
Varını veren utanmamış.
Varsa hünerin, var her yerde yerin; yoksa hünerin, var her yerde yerin!
Veresiye şarap içen, iki kez sarhoş olur.
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun, dardır yolun.
Y HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Yaptığın kadar insansın
Yenileceğinden korkan daima yenilir.
Yükselmede son basamak önemli olma isteğidir.
Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.
Yabancı dilde eğitim yaptırdığın zaman insanlar düşünemez duruma gelir
Yarım elma, gönül alma.
Yanlış bir yanıt verme korkusu, yanıttaki yanlıştan daha çok utanılacak bir eylemdir
Yardımcının yardımcısı olur.
Yanlış yapan yanlışını kabul etmediği sürece kendisinden başka herkesi suçlar
Yarası olan gocunur.
Yaptığın şeylerin pişmanlığı zamanla geçer ama yapamadığın şeylerin pişmanlığı hiç bir zaman geçmez..
Yaralı tavşana sıkı atılmaz.
Yararlı insanlarla birlikte olanlar onların yararlarını görürler ve bu bereketle yararlılardan olurlar
Yara, sıcakken sarılır.
Yardim almaya alışanlar emir almaya da alışırlar
Yar, yıkıldığı gün tozar.
Yargılamayın ki yargılanmayasını
Yapı taşı, yapıdan kalmaz.
Yardım, tıpkı çiçekler gibidir. Ne kadar tâze ise insanları o kadar memnun eder
Yanlızlık Allah’a mahsustur.
Yaşam,yenilgiler ve zaferler arasında engebeli bir yoldur
Yanlız taş duvar olmaz.
Yaşam,sizi mutlu edecek şeyleri seçme işinden başka bir şey değildir.
Yanlız öküz, çifte koşulmaz.
Yaşamlarını güzel yaşayan insanlar, öldükten sonra da arkalarında güzellikler bırakan insanlardır
Yanlız kalanı kurt yer.
Yaşam bir dizi soru sorma ve yanıtlama işidir.
Yanlış hesap Bağdat’tan döner.
Yaşam, senin eylemlerinin bir aynasıdır.
Yalancının şahidi şıracı olur.
Yaşamak için kazanmak,kazanmak için çalışmak,çalışmak için de nefes alacağız.
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
Yazmak süreklilik isteyen bir iştir.
Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.
Yöntemsiz başarım olmaz
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.
Yağına kıymayan, çöreğini yavan yer.
Yakın dost hayırsız akrabadan yeğdir.
Yağmur tavına ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Yağmurlu gün tavuk su içmez.
Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi halini bilse hoş değil mi?
Z HARFİ İLE BAŞLAYAN GÜZEL SÖZLER
Zor kazanılan kolay kaybedilmez
Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar.
Zamanını kovalamayan er geç yolunu şaşırır
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.
Zeka, bir insanın yaşamsal olarak sahip olduğu zihinsel kapasitedir.
Zırva tevil götürmez.
Zihin mükemmel bir hizmetkar, ancak berbat bir efendidir.
Zenginlikle sıcaktan zarar gelmez.
Zihin, kas gibidir. Kullan ya da kaybet.
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.
Zaman sana uymazsa, sen zamana uy.
Zor is, zamanında yapmadığımız kolay islerin birikmesiyle oluşur.
Zenginin malı, fakirin dölü kıymetli olur.
Zorluklara tahammül eden kimse kolaylıkla karşılaşır.
Zenginin malı, fakirin ağzını yorar.
Zorluklar, başarının değerini artıran süslerdir.
Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar.
Zaman gösterir ki, aramızda en inatçı olanlar en zeki olanlardır.
Zenginin horozu bile yumurtlar.
Zaman, kolay elde edilen ve ucuz olan şeyleri siler.
Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz.
Zamanın, kime dost, kime düşman olacağı bilinmez.
Zenginin ayakucunda uyuyacağına, fakirin başucunda uyu.
Zaman varken akıl yoktur. Akıl varken zaman yoktur.
Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun ki!” derler.
Zalimlerin saklanacak yeri yok. Eninde sonunda vicdanları onları bulacaktır.
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.
Zamana bırakalım her şeyi’ dedi. Ya beni kime bırakacaksın, dedim sustu. Bir daha öldüm.
Zengin adam, elindeki kendine yeten adamdır.
Zaman değilmiş gideni geri getiren, aslında zamanmış, var olanı götüren.
Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.
Zahirenin ambarı sabanın ucundadır.
Zararın neresinden dönülse kardır.
Zahmetsiz rahmet olmaz