7 Haziran 2026 Pazar
İSLAMDA BİDAT
İSLAMDA BİDATYENİ ÇIKAN HERŞEYE BİDAT DEMEK YANLIŞTIR BİDAT KURANA VE SÜNNETE AYKIRI YENİLİKLERİ KURAN VE SÜNNETE UYGUN OLDUĞUNU İDDİA ETMEKTİR
Hz. Peygamber (s.a.v)’den sonra ortaya çıkan ve daha önce benzeri olmayan dini mahiyetteki iman ve amellere yapılan ilave veya değiştirmelere bidat denir. Hz. Peygamber’in bu konudaki ciddi ikazı ile mutlaka sakınılması gereken bir davranış olarak kabul edilmektedir. Bid‘attan sakınmak için bid‘atın doğru bir şekilde tanımlanması önemlidir. Bütün yeni ortaya çıkan uygulamaları bid‘at sayarak İslam medeniyetinin gelişmesine ve ilerlemesine engel olmaya çalışmak vebal doğurur. İslâm’ın özüne ve esasına aykırı fiilleri dine katmak da büyük bir sorumluluk olacaktır. İslam dininin aslî hüviyetinin korunması için bid‘at olan davranışlardan uzak durulması gerektiğinin farkında olan fakihler eserlerinde bid‘at olan işlemlere işaret etmişlerdir
BİDAT NEDİR?
Bidat sözlükte, daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan, sonradan icat edilen şey demektir. Kavram olarak bid?at dinde, şeriatta bir fazlalık ya da noksanlığa neden olan şeydir. Bid?at sünnetin zıddıdır. Şârî?nin (din koyucunun) açık ya da dolaylı, sözlü ya da fiilî izni olmaksızın, dinde sahabeden sonra ortaya çıkan eksiltme ya da fazlalaştırmadır.İslâm‘a ait olmamasına rağmen onun bir parçasıymış gibi hayata geçirilen her sapkın eylem bu isimle damgalanır. Bid‘at hangi niyetle üretilmiş olursa olsun ve hangi türden olursa olsun, İslâm‘ı hedef alan en büyük tehlikelerden sayılmıştır. Bütün İslâm bilginleri bu konuda görüş birliği içindedirler.
Peygamberimiz (s.a.s.): ?(Dinde) Sonradan ortaya çıkan her şey bid?attır; her bid?at dalâlettir/sapıklıktır ve sapıklık da insanı ateşe sürükler.? (Müslim, Cum‘a 43)Hz. Peygamber?in biliniz ki, sözün hayırlısı Allah?ın kitabı, yolun hayırlısı da Muhammed?in yoludur. Ve işlerin en kötüsü (dinde) sonradan çıkarılan şeylerdir. (Dinde sonradan çıkarılan) her bid?at bir sapıklıktır. Ve her sapıklık ateştedir? (Buharî, ?İ?tisam?, 2)?Allah (c.c.) bid?at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, infakını (hayır yoluna harcamasını), şahitliğini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi dinden çıkar.? (İbn Mâce, Mukaddime 7, hadis no: 49) Bu kadar tehlikeli ve imandan uzaklaştırıcı olan bid?at konusunda Müslümanların doğal olarak duyarlı olmaları gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.s.) yaşayarak ve uygulayarak İslâm‘ın ne olduğunu ortaya koymuştur. Hiç bir insanın bu dine müdahale hakkı yoktur; kimse ne dinden eksiltme yapabilir ne de ona bir şey ilâve edebilir. Ancak, değişen zamana göre, gelişen ilimler doğrultusunda yeni yeni şeyler icat edilir, yeni buluşlar ve teknikler, hatta yeni görüşler ortaya çıkabilir. Bid?atin sözlük anlamına takılarak, yeni ortaya çıkan her şeye bid?at demek mümkün değildir. Bu hem ?din?i anlamamak, hem de ?din?in mubah (helâl) alanını haksız olarak daraltmak, ?din?in uygulanmasını zorlaştırmaktır.
Bid?at, inanç ve amellerde dine yapılan ekleme ve eksiltmedir. Dinî bir özelliği olmayan, insanların dünyalık işleriyle ilgili, İslâm?ın mubah dediği alana giren şeyler bid?at kapsamında değildir. İnsanların örf olarak yaşattıkları Din?e aykırı olmayan âdetler, sonradan gerek bir ihtiyacı karşılamak, gerekse ilmî araştırmalar sonucunda geliştirilen icatlar, üretimler, bazı kurumlar, ya da fikirler bid?at alanının dışındadır. Bid?at Din?de temeli olmayan inançları ve ibadet şekillerini İslâmî bir kılıfla İslâm?a yamamaktır. İslâm dışı görüş, inanış ve tapınmaları İslâm‘a mal etmektir. Bunları yapanlar yaptıkları işin Din?e aykırı olduğunu bile kabul etmezler. Bid?atin tevbesi olmaz, halbuki kişi günâhından dolayı tevbe edebilir."
Peygamberimiz‘in deyişiyle bütün bid?atler merduttur (reddedilmiştir). Hiç birinin İslâm‘a göre bir değeri ve hükmü yoktur. Çünkü böyle bir şey, İslâm?da eksiklik veya fazlalık olduğu düşüncesine dayanır. Halbuki din Allah (c.c.) tarafından insanlar için beğenilip gönderilmiş ve tamamlanmıştır. Onda eksik veya fazla bir şey yoktur. Bid?atçilerin bir kısmı Kur?an?a ve Sünnet?e aykırı inanç ve amelleri uydurup İslâm‘a sokarlar, onları din‘denmiş gibi sunarlar. Bazıları da İslâm‘ı daha iyi yaşamak, daha dindar bir müslüman olmak amacıyla yeni ibâdet ve inanış türleri uydururlar. Her iki tutum da yanlıştır. İnsanlara düşen görev; İslâm‘ın, olmayan eksikliklerini bulup kendi akıllarınca o eksiklikleri gidermek değil; İslâm‘a hakkıyla teslim olarak ellerinden geldiği kadar onu yaşamaktır. Unutmamak gerekir ki hiç kimse İslâm‘ı Hz. Muhammed (s.a.s.)?den daha güzel yaşayamaz, O?ndan daha fazla dindar olamaz.
Hurafe; Bazı insanlar tarafından ortaya atılan, kendisinden uğursuzluk, zarar veya yarar geleceğine inanılan şeylerdir. Şu içinde bulunduğumuz cemiyet hayatımızda, itikadi ve ameli sahada halkımızın alışageldiği, dinimizin icabı zannettiği birçok uydurma, bid?at ve hurafeler mevcuttur. Çok yaygın olan ve mutlaka kaçınılması gereken bazılarını beraberce hatırlamaya çalışalım.
Ülkemiz insanları arasında da maalesef Kur?an ve sünnetle örtüşmeyen, dinî inancımızla bağdaşmayan inanış, kanaat, uygulama ve davranışlar, batıl, asılsız ve hoşa giden uydurma sözler, mantıkî bir dayanağı ve gerçekliği bulunmayan birçok inanç ve uygulama yaygınlaşmıştır. Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan, Kur?an ve sünnete uymayan, dine bir ekleme veya dinden bir eksiltme mahiyetinde olan görüş ve uygulamalar, bidatler ortaya çıkmıştır.
Müslümanlar bazen eski inanışların bir devamı olarak, bazen cehaletten, bazen başka kültürlerin etkisinde kalarak İslam?ın kabul etmediği adetlere yönelmektedirler. Özellikle de çaresiz kalan, umudunu yitiren insanlar son bir çırpınışla bu tür yanlış davranışlara sapmaktadırlar. Günümüzde toplumumuza baktığımız zaman insanların İslam?ı temel kaynaklarından ve ehlinden öğrenmemeleri sebebiyle bir takım bidat ve hurafelerin yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Dinlerin pek çoğu kendi mensupları tarafından zamanla içerisine sokuşturulan bidat ve hurafeler sebebiyle asliyetini, berraklığını yitirmiş ve bozulmuştur. Bidat, sünnetin zıddıdır. Sünnetler icra edilmezse yerini bidatler alır. Dinin aslında olmayan bir şeyi dine eklemek dinde var olan bir sünneti kaldırmakla sonuçlanır.
Cami, ibadethane, mezar ve türbelerin aşırı derecede süslenmesi, türbe ve mezarların yüksek yapılması, etrafında tavaf eder gibi dönülmesi, onlara çeşitli dilekler için adaklar adanması, mumların yakılması, bez ve çaputların bağlanması, muska yapmak, sihir ve büyü yaptırmak, üfürükçüye ve medyumlara gitmek, ruh ve cin çağırmak, döğme yaptırmak, evlerde baykuşun ötüşünü, kara kediyi, iki bayram arasında nikâh ve düğün yapmayı, gece vakti tırnak kesmeyi, bazı sayıları ve davranışları uğursuz saymak, ıskat-ı salat ve devir, ölü çıkan evde ve akrabalarının evlerinde belli bir süre saç, sakal vb. gibi temizlikleri yapmamak, bazı şahıslara yapılan hürmet secdeleri, cenazeyi götürürken alkışla uğurlamak, arkasında yüksek sesle zikir yapmak, slogan atmak, üzerine çiçek serpmek ayrıca; mezar içine, kefen arasına Ayet-i Kerime, vasiyetname ve dua yazılı kağıt koymak. Nazar değmemesi için kurşun döktürmek; evlere, iş yerlerine ve şahıslara hayvan başı, hayvan boynuzu, karaçalı dikeni, at nalı, sarımsak ve nazar boncuğu takmak. ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak, ay ve güneş tutulmasını kötüye yorumlamak, yeni evlenen gençlere ayıp düşüncesi ile günlerce gusül abdesti aldırmamak toplumumuzda en yaygın olan bid?at ve hurafelerdir.
Mezar ziyareti ibret verici ve sevaptır; ama, türbeye veya mezarın yanındaki bir şeye çaput bağlamayı, mezardaki ölüden bir şey dilemeyi nereye koyacağız?
Gayrı meşru bid?atlerin arasında, sünnet ve müstahap olarak işlenen bazı sevaplar, bid?atlerin günahını ödemez. Usûl-i Fıkıh?ta bir kaide vardır: ?Bir ibâdette müstahap veya sünnet ile bid?at birleşirse, bid?ati işlememek için sünnet fedâ edilir ve o ibâdet işlenmez.? Hatta böyle bir durumda vacibin terkinde ihtilâf edilmiştir. Bid?atten o derece sakınılması tavsiye edilmiştir.
İslâmî olmadığı halde İslâm kılıfıyla sunulan bütün inanç, amel, tavır ve anlayışlara karşı duyarlı olmak zorundayız. Bunlar dinden olmadığı halde ona sokulan bid?at ve hurâfelerdir. Her bir bid?at, müslümanın hayatından bir sünneti alıp götürür. Hz. Muhammed (s.a.s.)‘in Sünnetini iyi tanıyanlar ve onu bir hayat modeli olarak kubullenip yaşayanlar, bid?atlerin tuzağına düşmezler.
Bid‘at, sonradan ortaya konulan dini görünümlü bir yol olup, dini yola hangi maksatla girilirse o yola da aynı maksatla girilir." Bid?at öyle bir görüşün ileri sürülmesidir ki, o görüşü ortaya koyan ve o görüşle amel eden, şeriatın sahibine (Hz. Peygamber) ve dinin büyüklerine uymamış, dinin kesin esaslarına muhalefet etmiş olur. Bid?at, sünnete muhalif olan fiildir.Bid?at, Hz. Peygamber?den alınan gerçeğin hilafına ortaya çıkarılan ve dinin bir parçası olarak telâkki edilen şeydir. Bid?at, Hz. Peygamber?den alınan gerçeğin hilafına ortaya çıkarılan ve dinin bir parçası olarak telâkki edilen şeydir.Bid‘at, Evrensel Dine karşı kullanılabilecek tüm silahların en sinsi ve en yanıltıcı türüdür.
Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde ?Hak geldi batıl zail oldu. Zaten batıl yıkılmaya, yok olmaya mahkûmdur?. (İsra suresi 17/81) O halde batıl olan her şeyi hayatımızdan çıkartmamız gerekiyor. Batıl inanış ve hurafelerden korunmak için, önümüzde iki sönmez ışık vardır. Rasulullah?ın buyurduğu ?Size iki şey bırakıyorum, bunlara sımsıkı sarıldığınız zaman yolunuz şaşırmaz (hurafe ve yanlışlara kapılmazsınız) bunlar Allah?ın kitabı Kur?an-ı Kerim ve Allah Rasulu?nün sünnetidir?
Bu şaşmaz yoldan yürür, hayatımıza yön verirsek hem kendimizi hem de gelecek neslimizi bid?at ve hurafelerden korumuş oluruz. Böylece dünyada huzurlu ahirette bahtiyar oluruz. Selamlar.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder