pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: SIFATLARI

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

SIFATLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SIFATLARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Haziran 2026 Çarşamba

ALLAH’IN SÜBÛTÎ SIFATLARI VE ANLAMLARI



ALLAH’IN SÜBÛTÎ SIFATLARI VE ANLAMLARI
1- HAYAT
Hayat, “Diri ve canlı olmak” demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır.
Her şeye, kuru ve ölü toprağa can veren O'dur. Ezelî ve ebedî bir hayata sahiptir.
Hayat sıfatının zıddı olan “ölü olmak” (memât) Allah hakkında düşünülemez.
Kur'an'da bu sıfatla ilgili olarak şöyle buyurulur:
ALLAH(CC) BUYURDU ÖLÜMSÜZ VE DAİMA DİRİ OLAN ALLAHA GÜVENİP DAYAN
AYET: (el-Furkan 25/58),"Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan..."
ALLAH(CC) BUYURDU ARTK BÜTÜN YÜZLER DİRİ VE HER ŞEYE HAKİM OLAN ALLAH İÇİN EĞİLİP BOYUN BÜKMÜŞTÜR
AYET: (Tâhâ 20/111)"(Artık bütün) yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür..."
2- İLİM
İlim, “Bilmek” demektir. Allah her şeyi bilendir. Olmuşu, olanı, olacağı, gelmişi, geçmişi, gizliyi, açığı bilir. Allah'ın bilgisi yaratıkların bilgisine benzemez, artmaz, eksilmez.
O, her şeyi ezelî ilmiyle bilir. Allah, her şeyi olacağı için bilir.
Yoksa her şey Allah bildiği için olmaz. Âlemde görülen bu güzel düzen, tertip ve şaşmaz âhenk,
onun yaratıcısının engin ve sonsuz ilminin en büyük göstergesidir.
İlim sıfatının zıddı olan cehl (bilgisizlik), Allah hakkında düşünülmesi imkânsız olan bir sıfattır.
İlim sıfatı ile ilgili âyetlerden ikisinde şöyle buyurulur:
ALLAH(CC) BUYURDU O KARADA VE DENİZDE NE VARSA BİLİR ONUN İLMİ DIŞINDA BİR YAPRAK DAHİ DÜŞMEZ
AYET: (el-En‘âm 6/59),"O karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez..."
ALLAH(CC) BUYURDU GÖLERDE VE YERDE OLANLARI ALLAHIN BİLDİĞİNİ GÖRMÜYORMUSUN
AYET: (el-Mücâdele 58/7)"Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun?..."
3- SEMİ
Semi, “İşitmek” demektir. Allah işiticidir. Gizli, açık, fısıltı halinde, yavaş sesle veya yüksek sesle ne söylenirse Allah işitir, duyar. Bir şeyi duyması, o anda ikinci bir şeyi işitmesine engel değildir. İşitmemek ve sağırlık Allah hakkında düşünülemez.
4- BASAR
Basar, “Görmek” demektir. Yüce Allah her şeyi görücüdür. Hiçbir şey Allah'ın görmesinden gizli kalmaz. Saklı, açık, aydınlık, karanlık ne varsa Allah görür. Görmemek (âmâlık) Allah hakkında düşünülemez. Allah'ın işitici ve görücü olduğuna dair pek çok âyet vardır. Bunlardan birinde şöyle buyrulur:
ALLAH(CC) BUYURDU ALLAH GÖZLERİN HAİN BAKIŞINI VE KALPLERİN GİZLEDİĞİNİ BİLİR ONLARIN TAPTIKLARI HİÇBİR ŞEYE HÜKMEDEMEZLER
AYET: el-Mü'min 40/19-20)."(Allah) gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir. Allah adaletle hükmeder. O'nu bırakıp taptıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir"
5- İRADE
İrade, “Dilemek” demektir. Allah dileyicidir. Allah varlıkların konumlarını, durumlarını ve özelliklerini belirleyen varlıktır. Allah'ın dilediği olur, dilemediği olmaz. İrade sıfatının zıddı olan iradesizlik ve zorunda olmak (îcâb bi'z- zât) Allah hakkında düşünülemez. Meşîet de irade anlamına gelen bir kelimedir. Kur'an'daki
ALLAH(CC) BUYURDU DEKİ MÜLKÜN GERÇEK SAHİBİ OLAN ALLAHIM SEN MÜLKÜ DİLEDİĞİNE VERİRSİN VE MÜLKÜ DİLEDİĞİNDEN ALIRSIN DİLEDİĞİNİ YÜKSELTİR DİLEDİĞİNİDE ALÇALTIRSIN
AYET: (Âl-i İmrân 3/26),"De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allahım, sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın..."
ALLAH(CC) BUYURDU GÖKLERİN VE YERİN MÜLKÜ ALLAHINDIR O DİLEDİĞİNİ YARATIR
AYET: (eş-Şûrâ 42/49) "Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini yaratır..."âyetleri irade sıfatının naklî delillerindendir.
Allah Teâlâ'nın iki türlü iradesi vardır:
Tekvînî İrâde
Tekvînî (yapma, yaratma ile ilgili) irâde; bütün yaratıkları kapsamaktadır. Bu irâde, hangi şeye yönelik gerçekleşirse, o şey derhal meydana gelir.
ALLAH(CC) BUYURDU BİZ BİR ŞEYİN OLMASINI İSTEDİĞİMİZ ZAMAN ONA SÖZÜMÜZ SADECE OL DEMEMİZDİR HEMEN OLUVERİR
AYET: (en-Nahl 16/40)"Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir" anlamındaki âyette belirtilen irade bu çeşit bir iradedir
Teşrîî İrade
Teşrîî (yasama ile ilgili) iradeye dinî irade de denir. Yüce Allah'ın bir şeyi sevmesi ve ondan hoşnut olması, onu emretmesi demektir.
Allah'ın bu mânadaki bir irade ile bir şeyi dilemiş olması, o şeyin meydana gelmesini gerekli kılmaz. ALLAH(CC) BUYURDU MUHAKKAKKİ ALLAH ADALETİ İYİLİĞİ VE AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDİYOR
AYET: (en-Nahl 16/90)"Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor (irade ediyor)..." meâlindeki âyetteki irade bu çeşit bir iradedir.
Tekvînî irade hayra da şerre de, iyiliğe de kötülüğe de yönelik olarak gerçekleştiği halde teşrîî irade, sadece hayra ve iyiliğe yönelik olarak gerçekleşir.
Allah, hayrı da şerri de irade edip yaratır. Ancak O’nun şerre rızâsı yoktur, şerri emretmez ve şerden hoşlanmaz.
6- KUDRET
Kudret, “Gücü yetmek” demektir. Allah sonsuz bir güç ve kudret sahibidir. Kudret sıfatının zıddı olan acizlik ve güç yetirememek (acz), Allah hakkında düşünülemez. O'nun kudretinin yetişemeyeceği hiçbir şey yoktur. Kâinatta her şey Allah'ın güç ve kudretiyle olmaktadır. Yıldızlar, galaksiler, bütün uzay, canlı-cansız tüm varlıklar Allah'ın kudretinin açık delilidir. Kur'an'da Allah'ın kudreti ile ilgili olarak şöyle buyurulur:
(ALLAH(CC) BUYURDU ALLAH GECE İLE GÜNDÜZÜ BİRİBİRİNE ÇEVİRİYOR MUTLAK BUNDA İBRET VARDIR
AYET: en-Nûr 24/44-45)"Allah gece ile gündüzü birbirine çeviriyor. Şüphesiz bunda basiret sahipleri için mutlak bir ibret vardır. Allah her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür. Allah dilediğini yaratır. Şüphesiz Allah her şeye kådirdir."
7- KELAM
Kelam, “Söylemek ve konuşmak” demek Allah bu sıfatı ile Peygamberlerine kitaplar indirmiş, bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Ezelî olan kelâm sıfatının mahiyeti bizce bilinemez. Ses ve harflerden meydana gelmemiştir. Kelâmın zıddı olan konuşmamak ve dilsizlik, Allah hakkında düşünülemez. Allah kelâm sıfatıyla emreder, yasaklar ve haber verir. Bu sıfatla ilgili olarak Kur'an'da şöyle buyurulur:"
ALLAH(CC) BUYURDU DEKİ RABBİMİM SÖZLERİNİ YAZMAK İÇİN BÜTÜN DENİZLER MÜREKKEP OLSA VE BİR O KADAR DAHA İLAVE EDİLSE DAHİ RABBİMİN SÖZLERİ BİTMEDEN ÖNCE DENİZ TÜKENECEKTİR
AYET: (el-Kehf 18/109)"De ki: Rabbimin sözlerini (yazmak) için bütün denizler mürekkep olsa ve bir o kadar daha ilâve getirsek dahi, Rabbimin sözleri bitmeden önce deniz tükenecektir."
8- TEKVİN
Tekvîn, “Yaratmak, yok olanı yokluktan varlığa çıkarmak” de Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O, ezelî ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek, nimet vermek, azap etmek ve şekil vermek tekvîn sıfatının sonuçlarıdır. Bir âyette
ALLAH(CC) BUYURDU ALLAH HER ŞEYİN YARATICISIDIR O HER ŞEYE VEKİLDİR
AYET: (ez-Zümer 39/62) "Allah her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir." buyurulmuştur.

26 Ekim 2025 Pazar

ALLAHIN ZATİ SIFATLARI

https://www.youtube.com/watch?v=MTCrtkZGj6A
ALLAHIN ZATİ SIFATLARI
SIFATI ZATİYYE
1)VUCUD: Vücûd Sıfatı:
Yüce Allah’ın mevcudiyeti, varlığı demektir ki; bazı âlimlerimize göre, asıl zatî veya nefsî sıfat budur. Zira Yüce Allah’ın varlığı kabul edilmeden, diğer sıfatlarından bahsetmek mümkün olmaz. Yüce Allah’ın varlığına işaret eden pek çok âyet-i kerime Kur’ân’da mevcuttur. Bunlardan birisi olan Haşr suresinin 22. âyetinde şöyle buyurulmaktadır:
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
"O Yüce Allah, görüleni de görülmeyeni de bilen, Kendisinden başka ilah olmayan, ancak kendisi var olan Allah’tır."
Allah’ın varlığı, mevcudiyeti kendi zatının gereğidir. O’nun yüce zatı, yaratıklarda olduğu gibi başkasından dolayı değildir.
O kendi zatı ite vardır, kendi zatıyla kâimdir, varlığı için bir başkasına muhtaç değildir. Zira muhtaç olan, İlâh olamaz.
2)KIDEM: Kıdem Sıfatı:
"Yüce Allah’ın varlığının evveli ve başlangıcının olmaması" demektir. O, ezelidir; O’nun var olmadığı bir an bile düşünülemez. Varlığı, zatının gereği olan Yüce Allah’ın bu varlığının ezelî olması, evveli ve sonunun olmaması vâcibtir. Varlığında başlangıç ve sonu olanlar, ancak yaratıklardır. Allah’ın kıdem sıfatına Hadid suresinin 3. ayeti açıkça işaret etmektedir:
هُوَ الْأَوَّلُ وَالْآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
"O, her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiç bir şeyin kalmayacağı sondur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O, herşeyi bilir."
3)BEKA: Bekâ:
"Allah Teâlâ’nın varlığının sonu, bitiş noktası yoktur" demektir. O, ebedîdir, yani onun varlığı sonsuzca devam edip gitmektedir. Bu sıfat dahi sadece onun yüce zâtına mahsus bir sıfattır, çünkü bütün yaratıklar sonludur, bir gün hayatları son bulacaktır. İşte bu gerçek, Rahman suresinin 26. ve 27. âyetlerinde şöyle beyan buyurulmuştur:
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ {} وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
"Yer yüzünde bulunan her şey fânidir (sonludur); ancak yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bâkidir ".
4)VAHDANİYET. Vahdaniyet:
Yüce Allahın zatında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) bir tek olması demektir. O’nun eşi ve ortağı, yardımcısı yoktur; bir ve tek’tir.
İhlâs Suresi, Cenab-ı Hakk’ın bu sıfatını açık bir üslupla ortaya koymaktadır: Hz. Peygambere hitaben;
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ
"Deki, Allah bir tektir; Allah hiç bir şeye muhtaç değildir, O doğurmamış ve doğmamıştır, hiçbir şey O na denk değildir ".
Her şeyi yaratan Allah Teâlâ olduğu için, O işlerinde, işlerinde de tektir. O’nun hiç bir benzeri, ortağı, örneği ve parçaları ve yardımcıları yoktur. İbadete lâyık yegâne tek Allah’tır. İşte "Vahdaniyet" sıfatını bütün bu hususları içine alan bir teklik (ehâdiyet) olarak anlamak gerekir. O her bakımdan en mükemmel, bütün eksiklik ve noksanlıklardan uzak (münezzeh) bir varlıktır.
5)MUHALEFETUN LİL HAVADİS Muhâlefetün li’l-Havadis:
Yüce Allah’ın sonradan olanlara, sonradan yaratılmış olanlara benzememesi demektir. Yüce Allah’ın benzeri hiç bir şey yoktur. O’na eşit ve denk olan hiç bir varlık yoktur. Zaten kâdîm, bâkî ve bir tek olan varlığın sonradan olanlara benzememesi, yine O’nun bu sıfatlarının bir sonucudur ve O’nun yüce zatına mahsustur.
Bu sıfata Şûrâ suresinin 11. âyetinde açıkça işaret buyurulmuştur:
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
"O’nun benzeri hiç birşey yoktur, O işitendir, görendir".
6)KIYAM Bİ NEFSİHİ Kıyam binefsihi (bizâtihi):
"Yüce Allah’ın varlığı veya mevcudiyeti bir başkasına muhtac değildir; aksine varlığı kendi zâtındandır" demektir. Bütün yaradılmışlar (mahlukât), var olmada ve varlığını devam ettirmede Cenâb-ı Hakk’a muhtaçtır. Halbuki Yüce Allah hiç bir şeye muhtaç ve bağımlı değildir, O Azîz ve Sameddir, yani hiç bir şeye ihtiyacı yoktur; kâinattaki her şey O’na muhtaçtır. Bu sıfata da Kur’ân-ı Kerim’in pek çok âyetlerinde işaret edilmektedir. Meselâ; Al-i İmrân Suresinin 2. âyetinde şöyle buyrulmaktadır:
اللّهُ لا إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ
"Allah, O’ndan başka ilah olmayan, diri ve kendi kendine kâim (var) olandır".
Vâcibu’l-vücûd (varlığı zorunlu, varlığı kendi zâtının gereği) olan Allah’ın zatı düşünüldüğü zaman, bu varlıkla beraber bu zâtî sıfatların da düşünülmesi vâcibtir.
Varlık, yani mevcudiyet ve sıfatlar O’ndan ayrılmaz. Allah Teâlâ kadîm, ezelî, ebedî ve her yönden en mükemmel olduğu için, ne zamana, ne mekâna, ne bir yardımcıya muhtaçtır.
O bunların hepsinin üstünde, varlığı zâtının gereği, mutlak ve en mükemmel ve vâcib bir Allah’dır.