https://www.youtube.com/watch?v=sW6BwwnvSB4
İSLAMDA İSRAF HARAMDIR
İsrafın Her Türlüsü Haramdır!Ey bizleri ve bütün mevcudatı yoktan var eden, varlığından, rahmetinden haberdar eden Yüce Rabbimiz! Her türlü hamdimizi, şükrümüzü, senamızı, duamızı sana arz ediyoruz. Sen kabul eyle Allahım! Hz. Adem’den Hz. İbrahim’e, Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya yeryüzünü şereflendirmiş bütün kutlu nebilere selam ve hürmetlerimizi arz ediyoruz.
Kıymetli Müminler!
Bugün sohbetimizde her birimizi çok yakından ilgilendiren, zaman zaman bu harama bulaşmak hususunda ihmalkâr davrandığımız, şayet dikkatli olmaz isek hem dünyamızı hem ahiretimizi hüsrana uğratacak bir konudan bahsedeceğiz. İsraf!
Kıymetli Kardeşlerim!
Sohbetimizde israfı tanımaya çalışacağız, bu günahtan sakınma yollarını öğrenmeye gayret edecek, bu konuda bir farkındalık oluşturmaya gayret edeceğiz. Rabbim bizlere ifade edebilmeyi, her birimize istifade edebilmeyi nasip eylesin.
Kıymetli Kardeşlerim!
Sözlükte “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelen seref kökünden türetilmiş olan isrâf genel olarak inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder (Lisânü’l-ʿArab, “srf” md.)
Kur’ân-ı Kerîm’de israf kavramının dört farklı alanda kullanıldığı görülmektedir. Bazı âyetlerde israf şirk, küfür, zulüm, i‘tidâ gibi terimlerle din bakımından temel gerçek olan tevhid inancından sapmak, Allah hakkında ve diğer dinî konularda gerçekle ilgisi bulunmayan iddialar ileri sürmekle kalmayıp İslâm’a ve müslümanlara karşı kibirli, alaycı, inatçı, kaba, saldırgan olmayı ve yıkıcı davranışlar sergilemeyi ifade eder.
وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
AYET: "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin." (Şuarâ 26/151-152). Bu ayeti kerimede Müsrif olarak Rabbimiz kendisine karşı gelen inkarcıların yani tevhid inancından sapmış olanları ifade ettiğini anlıyoruz. Bir başka ayeti kerimede ise Rabbimiz:
قَالُوا طَائِرُكُمْ مَعَكُمْ أَئِن ذُكِّرْتُم بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ مُّسْرِفُونَ
AYET: “Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.” (Yâsîn 36/19) Bu ayette de Rabbimiz “haddi aşan, aşırı giden” anlamında Müsrif kelimesini kullanıyor.
Bazı ayetlerde ise “bir kimsenin isyankârlığa saparak günahlara boğulmak suretiyle kendisine kötülük etmesi” anlamında kullanılmıştır. Rabbimiz Zümer Suresi 53. Ayetinde şöyle buyurur:
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
AYET: “De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer, 39/53)
İsraf bazı âyetlerde, helâl kılınmış güzel nimetlerin haram sayılması (el-En‘âm 6/141; el-A‘râf 7/81) veya masum bir kimsenin haksız yere öldürülmesi (el-İsrâ’ 17/33) gibi dinî ahkâma muhalefet veya tecavüz anlamında geçmektedir.
Rabbimiz Enam Suresi 141. Ayetinde şöyle buyurur:
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
AYET: “ O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı biçimde yaratandır. Bunlar meyve verince meyvelerinden yiyin. Hasat günü de hakkını (öşürünü) verin, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Enam, 6/141)
وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ إِلاَّ بِالحَقِّ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِ سُلْطَانًا فَلاَ يُسْرِف فِّي الْقَتْلِ إِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا
AYET: “Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir.” (İsra, 17/33)
Bir kısım âyetlerde ise kişinin kendine ait veya sorumluluğu altındaki mal ve imkânları gereksiz yere harcamasını ifade etmektedir. Rabbimiz Furkan Suresi 67. Ayetinde şöyle buyurur:
وَالَّذِينَ إِذَا أَنفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَامًا
AYET: “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.” (Furkan, 25/67)
İşte bu ayette hepimizin İsraf denilince aklına belki de ilk gelen manasını görüyoruz; harcamalarla ilgili olan İsraf.
Ancak aktardığımız üzere İsrafın pek çok alanda olabileceğini görmüş olduk. Şimdi maddeler halinde hangi alanlarda İsraf olmaktadır onu detaylandırmaya çalışalım.
İlk olarak hangi alanda olursa olsun İsrafın her türlüsünün Rabbimiz(c.c) tarafından yasaklandığını okuduğumuz ayeti kerimelerden anlamış olduk. Şimdi ise önemli bazı başlıklar çerçevesinde konumuzu ele alalım:
ZAMAN İSRAFI
وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْر
AYET: “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).” (Asr, 104/1-3)
Sure zamana yeminle başlıyor. Asra yemin olsun ki… Rabbimiz(cc) bizim için çok önemli olan zaman kavramına yemin ederek dikkatimizi bu noktaya yoğunlaştırmamızı istiyor. Ardından ise çok genel geçer bir hüküm söylüyor: Muhakkak ki insan ziyandadır.
Bu genel hükmün hemen ardından bu hükümden istisna edilen dört madde sıralıyor. Elbette birincisi iman etmek, ikincisi salih amel işlemek, üçüncüsü hakkı tavsiye etmek ve dördüncüsü ise sabrı tavsiye etmektir. İşte bu dört maddeye uygun hareket edenler zamanı israf etmekten kurtulmuş olacaklardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيٌْ مِنَ النَّاسِ: الصِٰحَةُ وَالْفَرَاغ
“İki nimet vardır ki insanların çoğu onları değerlendirme hususunda aldanmıştır.” ( Buhâri, Rikâk, 1)
Özellikle de hayatın hızla aktığı bu dönemde, bu çağın bize dayattığı hızlı yaşa hızlı tüket gibi tamamıyla bu kapitalist siteme hizmet eden argümanlarla bizler maalesef zamanı gerektiği gibi kullanma noktasında pek çoğumuz aldanmış durumdayız. Elimizdeki telefonların, tablet ve bilgisayarların ve maalesef ki televizyonların programları arasında kaybolmuş bir haldeyiz. Zamanımızı dünyamıza da ahiretimize de fayda etmeyecek işlerle harcıyoruz, aslında harcananın tam olarak bizim olduğumuzu, bize verilen ve süresi belli olan ömrümüzün olduğunun farkına var varamıyoruz.
YEME-İÇMEDE İSRAF
Maalesef ülke olarak sınıfta kaldığımız bir konu da Yeme-İçmede yaptığımız israftır. Halbuki Rabbimiz (c.c) Araf Suresi 31. Ayetinde:
وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلََ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لََ يُُِبُّ الْمُسْرِفِيَن
AYET: “Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.” (Araf, 7/31)
Peygamber Efendimiz (s.a.v) ise biz ümmetini şöyle uyarıyor ve bize yeme içmedeki ölçüyü şöyle zikrediyor:
مَا مَلَََ آدَمِيٌّ وِعَاء شَرًّا مِنْ بَطْنٍ. بَِِسْبِ ابْنِ آدَمَ أُكُلََتٌ يُقِمْنَ صُلْبَهُ، فَإِنْ كَانَ لََ مَََالَةَ ف ث لُُ لِطَعَامِهِ
وَثلُُث لِشَرَابِهِ وَثلُُث لِنَفَسِهِ
HADİS: “Hiçbir kişi, midesinden daha tehlikeli bir kap doldurmamıştır. Oysa insana kendini ayakta tutacak birkaç lokma yeter. Şayet mutlaka çok yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır.” (Tirmizî, Zühd 47)
2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporuna göre, dünya genelinde her yıl 1,5 milyar ton gıda israf edilmektedir. Rapora göre, Türkiye’de her yıl 8,7 milyon tondan fazla gıda israf edilirken, Türkiye’de her yıl kişi başına 102 kilogram yiyecek de çöpe atılmaktadır. Gerçekleştirilen gıda israfının yüzde 60’ı yani 631 milyon ton gıda evlerde israf edilmektedir. Tüketicilerin kullanımına sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 28’i hizmet sektöründe, yüzde 12’siyse perakende sektöründe israf edilmektedir.
Dünyada her gün 11 kişiden biri aç uyumakta ve 25.000’den fazla çocuk açlık ve yetersiz beslenmeden hayatını kaybetmektedir. İstatistiklere göre, her yıl dünyada 1,5 milyar ton gıda israf edilmektedir.
Dünyada 783 milyonu aşkın insan açlık çekmekte olup, 1 milyardan fazla insan obez, yaklaşık 3 milyar insan ise fazla kiloludur.
GİYİM-KUŞAMDA İSRAF
يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
AYET: “Ey Ademoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah'a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).” (Araf; 7/26)
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi şerifte şöyle buyurur:
إِنَّ اللَّهَ يُحِبَّ أَنْ يُرَى أَثَرُ نِعْمَتِهِ عَلَى عَبْدِهِ
HADİS: “Allah (cc), nimetinin eserinin kulunun üzerinde görülmesini sever.” (Tirmizi, Edep, 54)
عَنْ أَبي أُمَامَةَ قَالََ: ذَكَرَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَوْمًا عِنْدَهُ الدُّنْيَا فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “ألاَ تَسْمَعُونَ؟ ألاَ تَسْمَعُونَ؟ إنَّ الْبَذاذَةَ مِنَ الْإِيمَانِ إنَّ الْبَذاذَةَ مِنَ الْإِيمَانِ
Ebû Ümâme'nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah'ın (sas) ashâbı bir gün onun yanında dünya nimetleri hakkında konuştular. Bunun üzerine Resûlullah (sas), “Duymuyor musunuz, duymuyor musunuz? Sadelik imandandır, sadelik imandandır!” buyurdu. (Ebu Davut, Tereccül, 1)
عَنِ ابْنِ عُمَرَ أنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “لا يَنْظُرُ اللَّهُ تَعَالَى إِلَى مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ خُيَلَاءَ
HADİS.“Yüce Allah (cc), kibrinden dolayı elbisesini yerde sürükleyen kimseye (rahmet nazarıyla) bakmaz.” (Müslim, Libas ve Ziynet, 42)
عنْ أَبِى سَعِيدٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) إِذَا اسْتَجَدَّ ثَوْبًا سَمَّاهُ بِاسْمِهِ عِمَامَةً أَوْ قَمِيصًا أَوْ رِدَاءً ثُمَّ يَقُولُ: “اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْأَلُكَ خَيْرَهُ وَخَيْرَ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ
Ebû Saîd (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) yeni bir elbise giydiği zaman sarık, gömlek ya da ridâ olsun o elbisenin ismini söyler ve şöyle dua ederdi:
HADİS."Allah'ım, sana hamdolsun! Bunu bana sen giydirdin. Senden bu elbisenin hayrını ve hayırda kullanılmasını istiyorum. Onun şerrinden ve şerde kullanılmasından da sana sığınıyorum." ( Tirmizi, Libas, 29)
EMEK İSRAF
İsrafın yapıldığı alanlardan birisi de insan ve emeğin zayi edilmesidir. İnsana, insanüstü bir değer verip onu yüceltmek israf olduğu gibi, onun kadrini ve kabiliyetini bilmemek de israftır.
Çocuklara önem vereceğiz diye, büyükleri ihmal etmek, onları horlayıp dışlamak israftır.
Bilgili ve becerikli insanları değerlendirmemek ve onları faydalı olamayacakları sahalarda çalıştırmak israftır.
İnsanların güç ve gayretlerini, haram olan yerlerde harcaması günah ve israftır.
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى
AYET: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.” (Necm, 53/39-41)
Abdullah b. Ömer’den nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.” (İbn Mâce, Rühûn, 4)
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
İsrafın yapıldığı alanlardan birisi de insan ve emeğin zayi edilmesidir. İnsana, insanüstü bir değer verip onu yüceltmek israf olduğu gibi, onun kadrini ve kabiliyetini bilmemek de israftır.
Çocuklara önem vereceğiz diye, büyükleri ihmal etmek, onları horlayıp dışlamak israftır.
Bilgili ve becerikli insanları değerlendirmemek ve onları faydalı olamayacakları sahalarda çalıştırmak israftır.
İnsanların güç ve gayretlerini, haram olan yerlerde harcaması günah ve israftır.
وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَى ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاء الْأَوْفَى
AYET: “İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.” (Necm, 53/39-41)
Abdullah b. Ömer’den nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Çalışana ücretini, teri kurumadan verin.” (İbn Mâce, Rühûn, 4)
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
HADİS: “Yüce Allah şöyle buyurur: ‘Kıyamet gününde karşısına bir hasım olarak dikileceğim üç çeşit insan vardır: Benim ismimi kullanarak söz verip sözünde durmayan kimse, hür bir insanı köle diye satıp parasını yiyen kimse ve bir işçiyi istihdam edip işini yaptırdığı hâlde ücretini vermeyen kimse.’” (Buhârî, İcâre, 10)
İnsanın görevi ve sosyal mevkii ne olursa olsun, kendi işini kendisinin görmesi, geçimini el emeği ve alın teriyle temin etmesi övgüye lâyık bir davranıştır.
Tüketime değil, üretime yönelik büyük-küçük her çaba övgüye lâyıktır. Her işini kendisi yapan kimselere, “Kimseye beş kuruş vermez, her şeyi kendisi yapar, pinti, cimri..” gibi birtakım ithamlar yöneltmek asla doğru değildir. Herkes yapabildiği işi bizzat yapmalıdır. Tamir ücretlerinin nerede ise yeni eşyâ fiyatları düzeyine çıktığı günümüzde, evde ocakta onarılması gerekli işleri bizzat yapabilmek hem ekonomik hem de faydalı bir meşguliyettir. Unutmamak gerekir ki, Hz. Peygamber de elbisesini diker, ayakkabısını tamir eder ve hayvanını bizzat sağar, ev halkına ev işlerinde yardımcı olurdu.
Günümüzde İslâm ülkelerinin, sahip olduğu ekonomik imkânları malesef kendi irâdeleri ve gayretleriyle değerlendirememekte olmaları, gelişmiş ülkelerin sömürgesi konumunda bulunmaları yürekler acısı bir durumdur. Tabiî bu durum, açıklamaya çalıştığımız hadislerin ne kadar önemli, isâbetli ve kapsamlı tavsiyeler içerdiğinin de göstergesidir.
KAYNAKLARIN İSRAFI
Kaynaklar bir ülkenin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginlikleri olan; denizler, akarsular, ormanlar, tarıma elverişli araziler, kara ve deniz hayvanları ile madenlerdir.
Lüzumsuz kullandığımız lamba, boşa akan su damlası, bahçede ve saksıda olması gerekirken koparılan çiçek, bir müddet sonra çer-çöp olan çelenk, çeşitli sebeplerle katledilen orman ve ağaçlar birer israftır.
Allah’ın insanlar için verdiği nimetlerin, olumsuz kullanımı israftır. Yapılan her israf, o nimetin elden çıkmasına neden olacaktır.
Dünyada her 10 kişiden 1'i temiz su kaynaklarına erişemiyor. Türkiye, üç tarafı suyla çevrili bir ülke olsa da tatlı su varlığı açısından zengin bir ülke sayılmıyor.
Ülkemizde enerji israfı göz ardı edilemeyecek bir derecededir. Kamu kurum ve kuruluşlarımız da dâhil olmak üzere evlerimizde, iş yerlerimizde, sokaklarımızda enerji israfı konusunda gerekli titizlik gösterilmemektedir. Hâlbuki israf edilen enerji, ülkenin kaynağının israfıdır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Millet olarak son yıllarda ve özellikle bize yaşatılan pandemi dönemi sonrasında gittikçe artan bir israf daha var:
İnsanın görevi ve sosyal mevkii ne olursa olsun, kendi işini kendisinin görmesi, geçimini el emeği ve alın teriyle temin etmesi övgüye lâyık bir davranıştır.
Tüketime değil, üretime yönelik büyük-küçük her çaba övgüye lâyıktır. Her işini kendisi yapan kimselere, “Kimseye beş kuruş vermez, her şeyi kendisi yapar, pinti, cimri..” gibi birtakım ithamlar yöneltmek asla doğru değildir. Herkes yapabildiği işi bizzat yapmalıdır. Tamir ücretlerinin nerede ise yeni eşyâ fiyatları düzeyine çıktığı günümüzde, evde ocakta onarılması gerekli işleri bizzat yapabilmek hem ekonomik hem de faydalı bir meşguliyettir. Unutmamak gerekir ki, Hz. Peygamber de elbisesini diker, ayakkabısını tamir eder ve hayvanını bizzat sağar, ev halkına ev işlerinde yardımcı olurdu.
Günümüzde İslâm ülkelerinin, sahip olduğu ekonomik imkânları malesef kendi irâdeleri ve gayretleriyle değerlendirememekte olmaları, gelişmiş ülkelerin sömürgesi konumunda bulunmaları yürekler acısı bir durumdur. Tabiî bu durum, açıklamaya çalıştığımız hadislerin ne kadar önemli, isâbetli ve kapsamlı tavsiyeler içerdiğinin de göstergesidir.
KAYNAKLARIN İSRAFI
Kaynaklar bir ülkenin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginlikleri olan; denizler, akarsular, ormanlar, tarıma elverişli araziler, kara ve deniz hayvanları ile madenlerdir.
Lüzumsuz kullandığımız lamba, boşa akan su damlası, bahçede ve saksıda olması gerekirken koparılan çiçek, bir müddet sonra çer-çöp olan çelenk, çeşitli sebeplerle katledilen orman ve ağaçlar birer israftır.
Allah’ın insanlar için verdiği nimetlerin, olumsuz kullanımı israftır. Yapılan her israf, o nimetin elden çıkmasına neden olacaktır.
Dünyada her 10 kişiden 1'i temiz su kaynaklarına erişemiyor. Türkiye, üç tarafı suyla çevrili bir ülke olsa da tatlı su varlığı açısından zengin bir ülke sayılmıyor.
Ülkemizde enerji israfı göz ardı edilemeyecek bir derecededir. Kamu kurum ve kuruluşlarımız da dâhil olmak üzere evlerimizde, iş yerlerimizde, sokaklarımızda enerji israfı konusunda gerekli titizlik gösterilmemektedir. Hâlbuki israf edilen enerji, ülkenin kaynağının israfıdır.
Kıymetli Kardeşlerim!
Millet olarak son yıllarda ve özellikle bize yaşatılan pandemi dönemi sonrasında gittikçe artan bir israf daha var:
İLAÇ İSRAFI
Yapılan araştırmalar, her 100 evden 80’inde bir ya da birden fazla türden ilaç bulunduğunu gösteriyor.
Bu ilaçların büyük bir bölümünü antibiyotikler, ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve romatizmal ilaçlar oluşturuyor. Evde bulunan bu ilaçların sadece beşte biri, gerçekten evde ilaç ihtiyacı olan bir hasta tarafından kullanılıyor. Geri kalan ilaçlar evde lüzumsuz olarak bulunuyor. Evde lüzumsuz olarak bulunan bu ilaçların ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 8 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor.
Bütün bu alanlar ve çok daha fazla alanlarda israf etmemeye özen göstermemiz gerekir. Çünkü hiçbir kaynak sınırsız değildir ve bir gün mutlaka tükenecektir.
Peki bizi israfa sürükleyen sebepler nelerdir? Neden israf ederiz? Şimdi bu sorulara cevap arayalım.
Kıymetli Kardeşlerim!
İsrafı hazırlayan sebeplerin başında tüketim arzusu vardır. Fıtrattaki mala düşkünlük arzunu frenlenmeye alıştırmadığımız sürece insan kendini israf içinde bulur.
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
AYET: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.” (Ali İmran, 3/14)
Ancak bütün bu süslere karşı Müslümanca tavrın nasıl olacağını yine Rabbimiz bildiriyor:
قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
AYET: “De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez." (Tevbe, 9/24)
İsrafın bir başka sebebi sosyal çevredir; insanların birbirlerinden görerek etkileşimleridir. Diğer bir sebep "reklâm" unsurudur. Özellikle göze ve kulağa, ya da hem göze hem kulağa hitap eden reklâm araçları, tüketim ve israf ekonomisinin motorları gibidir. Yaz, kış, sezon sonu, yılbaşı, bayram vs. gibi kampanyalar…
Kredi kartlarının cazip dünyası, vadeli satışlar, düşük faizli tüketici kredisi gibi tüketimi kolaylaştıran pek çok etken israfa sebep olmaktadır.
Kıymetli Müminler!
Sonuç olarak yerini bulmayan bir tuğla parçası, yırtılıp atılan bir kâğıt, çöpe atılan bir ekmek (parçası), cam kırığı, hayvanın yemesi gerekirken çevreye atıp saçtığımız meyve kabuğu vs. bir israftır. Hayvana hayvan muamelesi yapılması gerekirken haddi aşarak, pek çok insana gösterilmeyen ilgiyi göstermek israftır.
İslâm’a göre, evrendeki her şey Allah’a aittir. İnsanların elde ettiği mal ve mülkün hepsi O’nundur. Yüce Allah insanla birlikte yeryüzü ve çevresinde, bütün canlılara yetebilecek ölçüde rızık ve nimet de yaratmıştır. Kâinattaki her canlının rızkı, Yaratan tarafından lütfedilmiştir.
Meşrû yollarla elde edilen mal ve servetin harcanması veya tüketiminde de meşru ölçüler çerçevesinde hareket etme zorunluluğu vardır.
İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşünde de en önde gelen etkenlerden birisidir. Verilen her nimetten sorguya çekilme yaptırımı, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.
Rabbimizin bizden istediği harcama ve tüketim dengesini veciz bir biçimde ifade eden şu ayeti kerime ile sohbetimizi sonlandıralım:
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
AYET: “Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.” (İsra, 17/29)
Rabbimiz bize her alanda olduğu gibi harcama ve kaynakları kullanma konusunda da israf ve cimrilik etmeden dengeyi koruyabilenlerden eylesin. Amin.
GİRİŞ Yüce Allah insanı ve varlık âlemini yaratmış, insanın ve bütün varlıkların ihtiyaçları ile birlikte yeryüzü ve etrafını sayısız nimet ve rızıklarla donatmıştır. Kâinattaki her canlının rızkını yaratan Allah, ihsan ettiği nimetlerin sayısal olarak tespit edilemeyeceğini, yani verdiği nimetleri sayamayacağımızı beyan etmiştir. Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetlerin tüketim ve harcamasında insana düşen vazife, cimriliğe düşmemek, nimeti vereni unutarak aşırılıkla israfa gitmemek, bu ikisinin ortasında iktisat yolunu yani orta yolu benimsemektir. Rabbimiz Kuran-ı Kerim’de sevdiği kulların özelliklerini beyan ederken şöyle buyurur: “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.” Furkan, 25/67 َاستهال Tüketim Ne Demek? TDK'ye göre tüketim kelimesi anlamı şu şekildedir: - Tüketme işi - Üretilen veya yapılan şeylerin kullanılıp harcanması, yoğaltım, istihlak, üretim karşıtı. Tüketim: Mal ve hizmetlerin doğrudan doğruya insan ihtiyaçlarının karşılanması için satın alınmasıdır. Ayrıca tüketim, belirli bir ihtiyacın tatmin edilmesi için bir ürünü ya da hizmeti edinme, sahiplenme, kullanma ya da yok etme olarak da tanımlanabilir. Günümüzde tüketicilerin satın alarak kendilerini tanımladıkları metalar, çeşitli imajlar oluşturarak tükettirme amacına hizmet etmektedir. Helal ve Temiz Tüketim ؗ بن ر ِض َحـ َالا َطـيِه ْ اَ ْ من فِي ا َّ وا ِم َُلُ س ُ ن َّ ُّ َهن الن َٓيَن اَي Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan maddelerin helâl ve temiz olanlarından yiyin; ِن ي َطن ط َوا ِت ال َّشْ ُ خ ُ وا ُ ِع ب َّ َوَا تَت şeytanın peşinden gitmeyin, ن ٌ ي ٖ مب ُ و دٌّ ُ م َع َُْ ُ لَ ه َّ اِن çünkü o apaçık düşmanınızdır. Bakara Suresi - 168 ***** بن َحَالا َطيِه هّللاُ م َُُ من َر َزََ َّ وا ِم َُلُ ف ࣕ َ Artık Allah’ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin روا ُ ُ َّنه َوا ْش َُ ي م اِ ْ ُ نت ْ َُ ن دو َن َت ه ِّللا اِ ْ ُ ُ عب ْ عَم تَ نِ ْ Eğer yalnız O’na ibadet ediyorsanız, Allah’ın nimetine şükredin. Nahl Suresi - 114 BİLİNÇLİ TÜKETİCİ MİSİNİZ? Bilinçli alışverişte amaç; heyecan ve dış etkilerle hareket etmeden akılcı davranmak, planlı alışveriş etmek, sağlıklı, güvenli, topluma ve çevreye duyarlı, kaliteli mal ve hizmetleri satın almak, huzur ve mutluluğu artırmak suretiyle daha iyi bir yaşam standardına ulaşmaktır. Bilinçli Tüketici Olmanın Yolları Bilinçli tüketici alışveriş öncesinde ve alışveriş sonrasında karşılaştıkları olumsuzlukları çözebilecek hak arama yolları hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Alışverişe çıkmadan önce alınacaklar listesi yapar. Alacağı ürünler hakkında fiyat araştırması yapar. Alırken de tüketirken de israf etmez. Yerli ürünleri tercih eder. Reklam veya ilanların aldatıcı ya da yanıltıcı olma ihtimaline karşı dikkatli olur. Satın alacağı ürünün bir kusuru olup olmadığını kontrol eder. Satın aldığı ürünün faturasını veya fişini alır. (almadığımız her fiş & fatura vergi kaybıdır) Lüks Tüketim Nefsânî isteklerle ve bencil duygularla yapılan lüks tüketimi israf saymaktadır. Lüks tüketimin yaygınlaşma temayülü göstermesi bir yandan savurganlığı daha da arttırırken öte yandan sosyal dengeyi bozar. Ayrıca lüks tüketim dışa bağımlı bir ekonomide ithalât artışına, döviz kaybına, dış ticaret ve ödemeler dengesinin açık vermesine, dış borçlanmaya, devalüasyona, yerli üretimin sıkıntıya düşmesine ve enflasyonist baskılara yol açar. Diğer taraftan müsriflerin lüks tüketim alışkanlığı, imkânı kıt olanlarda öfke ve kıskançlık doğurarak sosyal huzursuzluklara sebep olabilir. ب ْ ر تَ ْ ِ ه بَذ ِل َوَا تُ ي ٖ سب ب َن ال َّ َي َن َوا ْ ٖ س ْ ِم ْ َوال ُ ه َّ بى َحق ل ر ْ ُ ق ْ ا ال ِت ذَ ل َوا ذيرا ٖ Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma! ه ٖ ِ ه ن ِل َرب ي َطن ُ َو ََن َن ال َّشْ ِن طي ٖ خ َوا َن ال َّشيَن وا اِ ْ َٓ ُ ٖري َن ََنن ِ ه مبَذ ُ ن ال ورا ْ اِ َّ ََفُ Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür. İsrâ Suresi - 26-27 Gösteriş Tüketimi Gösteriş tüketimi düşük gelirli insanların statülerini yüksek göstermek amacıyla yaptıkları pahalı harcamalarıdır. Ayrıca yüksek gelirli insanların durumlarını daha iyi göstermek için yaptıkları gereksiz harcamalar da gösteriş tüketimidir. ؤ ِم ْ ُ ن ِس َوَا ي َّ م ِرئََٓن َء الن ه ْ ُ م َوالَ ْ و َن اَ ُ نِفق ْ ُ ِخ ِر ذي َن ي ۪ َوالَّ ال ْ وِم ا يَ ْ ْ ِنل ِن هِّٰلل َوَا ب و َن ب ُ ن Allah’a ve âhiret gününe inanmadıkları halde mallarını insanlara gösteriş için harcayanları da Allah sevmez. ن رين ۪ ََٓسن َء ََ ن فَ رين ۪ ََ ُ ن لَه ي َطن ُ ن يَ َُ ِن ال َّشْ ْ َو َم Bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa, o ne fenâ bir arkadaştır! Nisâ Sûresi(4) 38. Allah Gösteriş İçin Harcama Yapanları Sevmez اَ ْ نِ َوا ه َم ْ ِنل م ب نتِ َُْ وا َصَدََ ب ِطلُ ُْ وا َا ت ُ َمن ل ذي َن ا ن ِس ٖ َّ ئََٓن َء الن ُّ َهن الَّ ِر َٓيَن اَي ُ نِف ُق َمنلَه ْ ُ ذي ي ٖ ۙى ََنلَّ ل ن ُ ؤ ِم ْ ُ ذ َوَا ي وِم يَ ْ ْ ِر ِن هِّٰلل َوال ب ِخ ل ا ْ ا Ey iman edenler! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimse gibi sadakalarınızı başa kakmak ve incitmek suretiyle boşa çıkarmayın. تَ ِ ٌل فَ َواب ُ َصنبَه نَ ب فَ َرا ٌ ُ ي ِه ت ْ ن َعلَ فَوا ْ ِل َص ُ َََمثَ ه لُ َمثَ فَ دا ْ َصل ُ َر ََه O kimsenin misali, üzerinde toprak bulunan düzgün ve yalçın bir kayadır; kayanın üzerine şiddetli bir yağmur yağmış, onu çıplak halde bırakmıştır. و َم َا ْ قَ ْ هِدي ال َا يَ ْ هّللاُ َو وا ُ من ََ َسب َّ ء ِم ي ى َش ْ ل رو َن َعل قِدُ ْ ٖر يَ ي َن ََنفِ ْ ال Bu gibilerin kazandıkları hiçbir şeyden istifadeleri olmaz ve Allah, inkârcı topluluğa hidayet vermez. bakara 264 اإلسراٍ İSRAF Sözlükte “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelir. İsrâf genel olarak inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder. İsraf, sahip olduğumuz nimet ve imkânları ölçüsüzce kullanmaktır. Har vurup, harman savurmaktır. Hiç tükenmeyecek gibi bilinçsizce harcamaktır. İsraf Allah Teâlâ’nın bahşettiği nimetlere karşı bir nankörlüktür. ذي َن ۪ روا َو ََ َوالَّ ُ ُ قت ْ م يَ ْ وا َولَ ُ سِرف ْ ُ م ي ْ وا لَ ُ نفَق ا اَْ اِذ ِل ََ ََٓ ل من ي َن ذ َوا ن َن بَ ْ ََ Onlar, harcadıklarında ne isrâf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Furkan / 67. Ayet İsraf, Sadece Sofralarımıza Hasredilemeyecek Kadar Kapsamlı Bir Kavramdır. Mesela akıl nimetini iman ve hikmetle buluşturamaması, insan için en büyük israftır. Şu kısacık ömrümüzün dünya ve âhiretimize faydası olmayan beyhude meşgalelerle heba edilmesi, zamanın israfıdır. Zararlı alışkanlıklarla zihnin ve bedenin tehlikeye atılması, sağlığın israfıdır. Sahip olduğumuz ilmi ve tecrübeyi insanlığın hayrına kullanmamak, bilginin israfıdır. Kendisinden yaratılıp beslendiğimiz toprağın, hayat kaynağımız olan suyun, her bir nefesimizde muhtaç olduğumuz havanın hoyratça kirletilmesi, tabiatın israfıdır. Gelecek nesillere mamur ve yaşanılır bir çevre bırakmamız gerekirken, bize emanet edilen yeryüzünü kötülüklerin esiri haline getirmek, yaşadığımız kâinatın israfıdır. Yiyin İçin Fakat İsraf Etmeyin! وا ُ وا َوا ْشَرب َُلُ د َو س ِج ْ َُ هلِ َم ن َد ْ م ِع ِزينَتَ َُْ وا ُ خذ ُ َم سِرفي ْ م ل ُ ْ ب ا ُّ ُ ِح ُ َا ي ه َّ يَن بَنى آ َد وا اِن ُ سِرف ْ ُ َن َوَا ت …“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.” A’râf 7\31 ***** Rasulullah buyurdu ki; ة ٍ َوَا َم ِخيلَ سَرا يِر إ ْ سوا في َغْ بَ ُ ْ وا َوال ُ دَ َّ َص وا َوتَ َُلُ "Yiyiniz, tasadduk ediniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken israfa ve tekebbüre kaçmayınız.« Nesaî, Zekat 66, (5, 79). İnsan Malını Nereden Kazanıp Nereye Harcadığından Hesaba Çekilecektir! Bir hadis-i şerifte de şöyle buyruluyor: ُل هّللاِ سو ُ ن َل َر ن َ ْ سل َل َع ْ ُ ى ي ه ل ِقيَن َم ِة َحت ْ و َم ا د يَ ْ ب ْ َ : َ َدَمن ِع ُل ََ زو يَ ُ ربَع أ ْ "Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları [Rabbinin huzurundan] ayrılamaz: * Ömrünü nerede harcadığından, ُ نَنه ْ مِر ِه فِي َمن أف ع ُ ُ ن ْ َع *Ne amelde bulunduğundan, ِ ِه ِم ِه َمن َع ِم َل ب ْ ن ِعل ْ َو َع *Malını nerede kazandığından ve ن ْ َو َع نفَ َوفي َمن أ ْ ُ َسبَه َتَ ي َن ا ْ ن أ ْ ْ َمنِل ِه ِم ُ قَه nereye harcadığından, * Vücudunu nerede çürüttüğünden. ن ْ سِم ِه في َمن َع ْ َو ِج ُ به أ ْ Tirmizî, Kıyamet 1, (2419) Harcamalarımızda Ölçülü & Dengeli Olmalıyız İnsanlar da hayatın her alanında olduğu gibi, harcamalarında da ölçülü ve dengeli olmak durumundadırlar. ق ْ َ م ي ْ َ ول وا َ سِرفُ ْ ُ م ي ْ َ وا ل قُ َ نف َْ ا ا َ ن اِذ َ َّذي ما ً وا وال َ َ َ ن ذِل َك ق َ ي ْ َ ن ب َكا َ و روا َ ُ تُ “Rahman’ın kulları, harcadıkları zaman ne savurganlık ederler ne de cimrilik, bu ikisi arasında orta bir yolu tutarlar” Furkan, 25\67 ***** ِلَى إ ولَة غلُ ْ جعَ ْل يَ َد ََ َم ِق ََ َواَ تَ ْ ُ عن ُ Elini boynuna bağlı tutma (cimrilik yapma). سورا ُ ح ْ م َّ ومن ُ َد َملُ قع تَ ْ س ِط فَ بَ ْ ْ ط َهن َُ َّل ال ْ س ُ ب َواَ تَْ “Onu, büsbütün de açıp-saçma (İsraf da yapma), sonra kınanır, kaybettiklerinin hasretini çeker durursun.” İsra 17/29. Saçıp Savuranlar Şeytanın Dostlarıdır! ب َن َوآ ِت سَي َن َوا ْ ْ ِم ْ َوال ُ ه َّ ربى َحق ْ ُ ق ْ ا ال ِل َ سبي ذ ال َّ "Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, ر ْ ِ ه بَذ ُ را َا ت بذي ْ َو تَ Gereksiz yere de saçıp savurma! ن َوا َن خ اِ َّ وا اِ ْ ُ ِري َن ََنن ه مبَذ ُ ْ ِن ال ال َّشيَنطي Çünkü saçıp savuranlar şeytanın dostlarıdır. را و ُ ِه ََف ه ن ِل َرب ي َطن ُ َو ََن َن ال َّشْ Şeytan ise Rabbine karsı çok nankörlük etmiştir." (İsra, 17\26-27) ****** Tefsirinde: “Savurganlar şeytanların dostlarıdır” ifadesi, “Kötü iş yapmak bakımından onlarla şeytanlar arasında bir benzerlik gerçekleşir” şeklinde açıklanmıştır (Râzî, XX, 193). Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 3 Sayfa: 478 Abdest Alırken Bile Suyu İsraf Etmemeliyiz! َّضل ه َو يَتَو ُ د، َو ع ْ ِ َس ر ب َّ سو َل هّللاِ َم ُ ن َر أ َّ Bir defasında Hz. Peygamber (s.a.s.) Sa’d’e uğradı. Sa’d bu esnada abdest alıyordu. Resûlullah (a.s.), (onun suyu aşırı kullandığını görünce); ٍُ ن َل سَر ا ال َّ فقَ َمن هذَ "Bu israf nedir"? diye sordu. Sa’d şaşırarak; سَرا ٌٍ؟ ُضو ِء إ ْ و ُ ْ ن َل أفِي ال فقَ "Abdestte de israf olur mu?" dediğinde Hz. Peygamber de ر ر َجن َه ن َت َعلى نَ ْ َُ ن م َوإ ْ ن َل نَعَ ْ ََ “Evet, hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile” şeklinde cevap verdi. İbn Mâce, Taharet, 48, I,.148; Ahmed, II, 221. İSRAF YAPTIĞIMIZ ALANLAR DÜĞÜNLERDEKİ İSRAF Kur’an-ı Kerim, aile kurma konusunda müminlerin birbirine destek olmasını ister Peygamberimiz de evlenmeye niyet edenlere Allah’ın yardımcı olacağını müjdelemiştir. İslâm’da esas olan, evliliği kolaylaştırmaktır. Nitekim “En bereketli nikâh, külfeti en az olanıdır. ”[İbn Hanbel, VI, 83.] şeklindeki nebevi ilkeyi unutmak, çoğu zaman maddi ve manevi zararlara neden olmaktadır. Gereğinden fazla yapılan düğün harcamaları, aileleri sıkıntıya sokmaktadır. Evlenmek isteyen gençler, düğün masraflarının makul ölçüleri aşması sebebiyle zorlanmakta, hatta evlilikten uzak durmaktadır. Düğünden sonra uzun süre borç ödemek, ailenin ilk yıllarını maddi sıkıntı ve huzursuzlukla geçirmesine sebep olmaktadır. Halbuki sadelikte asalet, tevazuda hikmet vardır. YEME - İÇMEDE İSRAF Bir yanda açlığın, yoksulluğun ve sefaletin pençesinde kıvranan milyonlarca insan varken, saçıp savurmak, ihtiyaç olmadan harcamak, eskimeden atmak hayati bir hatadır. Mazlum insanlar ekmek ve su gibi en temel ihtiyaçlarından bile mahrum bir şekilde hayat mücadelesi verirken, artan bir tek lokmayı bile çöpe atmak insafa sığmaz. خ ْ َّ ت َوالن رو َشن ُ ع ْ ي َر َم ت َو َغْ رو َشن ُ ع ْ ت َم ن َّ َجن ن َشنَ ٖ ي اَ ْ ـَٓذ ه َو الَّ ُ و َن َو ُ يت ز ْ َوال َّ ُ ه ِلفن اُ َُلُ ختَ ْ م ر َع ُ من َن ْ َّ ر ز َوال ُّ َل َوال َّ ي َر َو َغْ ِهن متَ َشنب ُ ه ِ متَ َشنب ُ Çardaklı ve çardaksız bağları, değişik ürünleriyle hurmaları, ekinleri, birbirine benzeyen ve benzemeyen biçimlerde zeytin ve narları meydana getiren O’dur. و َم يَ ْ ُ ه َّ وا َحق تُ ل َم َر َوا ْ ا اَث ََٓ َمِر َٖٓه اِذ ن ثَ ْ وا ِم َُلُ ؗ ه ٖ َح َصنِد Her biri ürün verdiğinde ürününden yiyin; hasat günü de hakkını verin; ب ُّ ُ ِح ُ َا ي ه َّ اِن وا ُ سِرف ْ َوَا تُ ۙ في َن سِر ٖ ْ م ُ ْ ال fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez. En'âm Suresi - 141 EKMEK İSRAFI Rasulullah buyurdular ki: ََر َم ْ َ ب َز أ خْ ُ ْ ََر َم ال ْ َ ن أ ْ َم ُ فَ ََر َمه ْ َ أ ن َّّللاَ إ َّ ب َز فَ خْ موا ال ُ ُ َِر أ ْ ُ للُ ه “Ekmeğe saygı gösterin. Zira Allah, ekmeği hürmete değer kılmıştır. Kim ekmeğe saygı gösterirse Allah da ona ihsanda bulunur.”C. Sağir, h. no: 3050 **** Rasulullah buyurdu ki: ن أ ََ َل َمن َس ْ ر ِض َم ْ س َمن ِء واألَ ن بَ َرَن ِت ال َّ ْ ِم ُ ه َّ إن ب َز فَ خْ موا ال ُ ُ ِر ُ َ لَه غِفَر أ ْ ُ فَر ِِ ْ س قَ َط ِم َن ال ُّ “Ekmeğe hürmet ediniz zira ekmek göğün ve yerin bereketidir. Sofradan düşen kırıntıları alıp yiyen kişiyi Allah mağfiret eder” C. Sağir, h. No: 3052 SU İSRAFI Su, hayatımızın kaynağı, toprağımızın bereketidir. Aziz dinimiz İslam, suyu ölçülü kullanmayı ve israf etmemeyi emreder. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s), bir sahabinin abdest alırken fazla su kullandığını görünce, “Bu ne israf!” diyerek onu ikaz etmiştir. Sahabinin “Abdestte de israf olur mu?” sorusu üzerine “Evet, akan bir nehirde (abdest alıyor) olsan bile!” diye cevap vermiştir.[İbn Mâce, Tahâret, 48.] Peygamberimizin bu uyarısı, suyun ibadet maksadıyla bile olsa asla israf edilmemesi gereken nadide bir nimet olduğunu bize hatırlatmaktadır. ر ِض ْ اَ ْ ُ فِي ا نه َّ س ََن ْ نَ ر فَ َد ِقَ ء ب سََٓمن ِء ََٓمن نَن ِم َن ال َّ ْ ه ٖ ِ ب ب ن َزل ࣗ ن َه َواَْ ى ذَ ل ن َعل َّ َواِن رو َن نِدُ لَقَ Gökten uygun ölçüde su indirir, onu arzda (yeryüzünde) tutarız. Kuşkusuz bizim onu gidermeye de gücümüz yeter. Mü'minûn Suresi - 18 SON SÖZLERİMİZ Tüketim ile insanların yozlaştığını görmekteyiz. Tüketim kavramını ve bunun mekanı olarak da alışveriş merkezlerini, büyük mağazaları ve büyük marketleri görmekteyiz. Sadece tüketmek için yaşayan, ahlaki, dini ve kültürel değerlerini kaybetmiş, markalara adeta tapan bireylerden oluşan bir toplum görmekteyiz. Böyle bir toplumun sömürülmeye ve gerçek kimliğini kaybetmeye mahkûm olduğu da görmekteyiz. Allah’ın bize verdiği her nimetin, hem imtihan vesilesi, hem de emanet olduğunu unutmayalım. Nimetin bizi dünya ve âhiret mutluluğuna eriştirmesi için özen gösterelim. Her işimizde insaflı, dengeli ve tutarlı davranalım. Yeme içmemizde, giyim kuşamımızda, harcamalarımızda ihtiyaç fazlası ve lüksten kaçınalım. Savurganlığın, her geçen gün kişiyi iflasa sürüklediğini ve Allah’ın rızasından uzakla
Yapılan araştırmalar, her 100 evden 80’inde bir ya da birden fazla türden ilaç bulunduğunu gösteriyor.
Bu ilaçların büyük bir bölümünü antibiyotikler, ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve romatizmal ilaçlar oluşturuyor. Evde bulunan bu ilaçların sadece beşte biri, gerçekten evde ilaç ihtiyacı olan bir hasta tarafından kullanılıyor. Geri kalan ilaçlar evde lüzumsuz olarak bulunuyor. Evde lüzumsuz olarak bulunan bu ilaçların ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 8 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor.
Bütün bu alanlar ve çok daha fazla alanlarda israf etmemeye özen göstermemiz gerekir. Çünkü hiçbir kaynak sınırsız değildir ve bir gün mutlaka tükenecektir.
Peki bizi israfa sürükleyen sebepler nelerdir? Neden israf ederiz? Şimdi bu sorulara cevap arayalım.
Kıymetli Kardeşlerim!
İsrafı hazırlayan sebeplerin başında tüketim arzusu vardır. Fıtrattaki mala düşkünlük arzunu frenlenmeye alıştırmadığımız sürece insan kendini israf içinde bulur.
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاء وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذَلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَاللّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
AYET: “Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır.” (Ali İmran, 3/14)
Ancak bütün bu süslere karşı Müslümanca tavrın nasıl olacağını yine Rabbimiz bildiriyor:
قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
AYET: “De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez." (Tevbe, 9/24)
İsrafın bir başka sebebi sosyal çevredir; insanların birbirlerinden görerek etkileşimleridir. Diğer bir sebep "reklâm" unsurudur. Özellikle göze ve kulağa, ya da hem göze hem kulağa hitap eden reklâm araçları, tüketim ve israf ekonomisinin motorları gibidir. Yaz, kış, sezon sonu, yılbaşı, bayram vs. gibi kampanyalar…
Kredi kartlarının cazip dünyası, vadeli satışlar, düşük faizli tüketici kredisi gibi tüketimi kolaylaştıran pek çok etken israfa sebep olmaktadır.
Kıymetli Müminler!
Sonuç olarak yerini bulmayan bir tuğla parçası, yırtılıp atılan bir kâğıt, çöpe atılan bir ekmek (parçası), cam kırığı, hayvanın yemesi gerekirken çevreye atıp saçtığımız meyve kabuğu vs. bir israftır. Hayvana hayvan muamelesi yapılması gerekirken haddi aşarak, pek çok insana gösterilmeyen ilgiyi göstermek israftır.
İslâm’a göre, evrendeki her şey Allah’a aittir. İnsanların elde ettiği mal ve mülkün hepsi O’nundur. Yüce Allah insanla birlikte yeryüzü ve çevresinde, bütün canlılara yetebilecek ölçüde rızık ve nimet de yaratmıştır. Kâinattaki her canlının rızkı, Yaratan tarafından lütfedilmiştir.
Meşrû yollarla elde edilen mal ve servetin harcanması veya tüketiminde de meşru ölçüler çerçevesinde hareket etme zorunluluğu vardır.
İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşünde de en önde gelen etkenlerden birisidir. Verilen her nimetten sorguya çekilme yaptırımı, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.
Rabbimizin bizden istediği harcama ve tüketim dengesini veciz bir biçimde ifade eden şu ayeti kerime ile sohbetimizi sonlandıralım:
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
AYET: “Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.” (İsra, 17/29)
Rabbimiz bize her alanda olduğu gibi harcama ve kaynakları kullanma konusunda da israf ve cimrilik etmeden dengeyi koruyabilenlerden eylesin. Amin.