https://www.youtube.com/watch?v=PyI1NrFGyLQ
HZ.DANYAL(AS) KİMDİR?
Danyal Peygamber Babil Kralı II. Nebukadnezar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygamberdir. ... Bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camisi'nin bulunduğu yere gömülmüştür.
Danyal Aleyhısselamın Soyu:
Danyal b.Hızkıl'ül 'asgar, Peygamber oğullarından, Süleyman b. Dâvud Aleyhisselamların soyundandı. Danyal Aleyhisselâmın Resul Olmayan Bir Nebi (Peygamber) Oluşu: Hz. Ali (ra), Danyal Aleyhisselâm hakkında: "O, Resul olmayan bir Nebî idi." demiştir.
Danyal Aleyhisselâmın Esir Edilerek Babile Götürülüşü:
Bâbil hükümdarı Buhtunnassar'ın, Beytülmakdis'i yıkarak İsrailoğullarının çocukları arasından seçip kumandanlarına paylaştırdığı esir çocuklar arasında Danyal Aleyhisselâm da, bulunuyordu.
Danyal Aleyhisselâmla Üç Arkadaşının Zindana Atılışı:
Bâbil halkı, Buhtunnassar'a başvurarak; "İsrailoğullarından esir edilen şu çocukları, bize vermeni, senden istemiştik. Sen de, onları, bize vermiştin. Vallahi, onlar, bizim yanımızda olalıdanberi, kadınlarımızın, bizi tanımadıklarını, onlarla ilgilendiklerini ve yüzlerini, onlara çevirdiklerini görüyoruz. O çocukları, ya bizim aramızdan çıkar, al, ya da onları, öldür!" dediler. Buhtunnassar:
"İçinizden, her kim, elindekini öldürmek isterse, öldürsün!" dedi.
Öldürülmek üzere çıkarılıp sağ bırakılmaları için, Allâh'a yalvarmaları üzerine, Buhtunnassar tarafından sağ bırakılan Danyal Aleyhisselâmla Hananya, Azarya ve Mişaye Bâbil zindanına atılmışlardı.
O sırada, Buhtunnassar; bir rü'yâ görmüş, fakat, gördüğü rü'yada görüp de, kendisini şaşırtan şeyi unutmuştu.
Buhtunnassar, gördüğü rü'yadan, korkmuştu. Sihirbazlarla kâhinlerden, bunun yorumunu sormuşsa da, onlar, yoramamışlardı.
Danyal Aleyhisselâm, arkadaşlarıyla birlikte zindanda bulundukları sırada, bunu, işitti.
Zindancı; Danyal Aleyhisselâmın hal ve gidişatındaki güzelliği ve doğruluğunu görüp hoşuna gitmekte ve kendisine sevgi göstermekte idi. Danyal Aleyhisselâm, ona:
"Sen, bana bir iyilik yap: Sahibinizin katında aracı ol da, görmüş olduğu rü'yâyı, ona yorayım." dedi.
Zindancı, gidip Danyal Aleyhisselâmın dileğini, Buhtunnassar'a haber verdi. Bunun üzerine, Buhtunnassar, peygamber oğullarından Danyal Aleyhisselâmla üç arkadaşını huzuruna çağırdı.
Buhtunnassar'ın önünde, ona, secde etmedikçe, hiç kimse duramazdı. Fakat, Danyal Aleyhisselâm, onun önünde secde etmeksizin ayakta durdu.
Buhtunnassar, ona:
"Seni, bana, secdeden alıkoyan nedir?" diye sordu.
Danyal Aleyhisselâm:
"Benim bir Rabb'im var ki, bana, ilim ve hikmet verdi. Kendisinden başkasına secde etmememi de, bana, emretti. Ben, kendisinden başkasına secde edersem, Onun, bana verdiği ilmi, benden çekip almasından ve beni, helak etmesinden korkarım!" dedi.
Buhtunnassar; Danyal Aleyhisselâmın verdiği cevaba hayret etti ve:
"Evet! Secde yapma! Sen, ahdine vefa etmekle, çok iyi etmiş ve sana verilen ilmin şerefini yükseltmiş, gözetmiş oluyorsun." dedikten sonra: "Sende, şu gördüğüm rü'yânın ilmi ve yorumu var mıdır?" diye sordu.
Danyal Aleyhisselâm: "Evet!" dedi. Buhtunnassar:
"Görmüş olduğum rü'yâyı, sonra, bana isabet eden bir şeyden dolayı, unuttuğum, beni hayrette bırakan o şeyin ne olduğunu, bana, haber veriniz." dedi.
Danyal Aleyhisselâmla arkadaşları:
"Sen, o rü'yâyı, bize haber ver de, biz sana, onun yorumunu haber verelim." dediler.
Buhtunnassar:
"Ben, onu hatırlayamıyorum. Eğer, siz, bana, onu, onun yorumunu, haber vermezseniz, omuz kemiklerinizi, sökeceğim!" dedi.
Danyal Aleyhisselâmla üç arkadaşı, Buhtunnassar'ın huzurundan çıktılar.
Allah'a, dua ettiler. Tazarru ve niyazda bulundular. Kendilerine, yardım etmesini, sorulan şeyin öğretilmesini, dilediler. Yüce Allah da, onlara, sorulan şeyi öğretti. Onlar, hemen Buhtunnassar'ın huzuruna vardılar. Ona:
"Sen, bir heykel görmüşsün!" dediler.
Buhtunnassar:
"Doğru söylediniz!" dedi.
Danyal Aleyhisselâm ve arkadaşları:
"O heykelin iki ayağı ve iki bacağı: seramikten, iki dizi ve iki baldırı bakırdan; karn gümüşten; göğsü altından; başı ve boynu demirdendi!" dediler.
Buhtunnassar:
"Doğru söylediniz!" dedi.
Danyal Aleyhisselâmla arkadaşları:
"Sen, onu, hayretle seyredip durduğun sırada, Allah, onun üzerine, gökten, bir kaya saldı da, onu, ufatıverdi! İşte, sana, rü'yânı unutturan da, bu idi." dediler.
Buhtunnassar:
"Doğru söylediniz!" dedi ve: "Peki, bu rü'yânın yorumu, nedir?" diye sorduDanyal Aleyhisselâmla arkadaşları:
"Bu rü'yânın yorumu, şöyledir:
"Sana, kralların kudret ve tasarruf durumları gösterilmiştir ki, onlardan, bazısının kudret ve tasarrufu, bazısından, daha gevşek ve yumuşaktı."
"Bazısının, kudret ve tasarrufu, bazısından, daha güzeldi. Bazısının kudret ve tasarrufu da, bazısından, daha sert ve katı idi."
"İlk kudret ve tasarruf: Seramik olup o, kudret ve tasarrufun en zaifi ve gevşeğidir."
"Sonra, onun üstünde bakır olup o, öncekinden daha üstün ve daha serttir. Sonra, bakırın üstünde gümüş olup o, bakırdan daha üstün ve daha güzeldir. Sonra, gümüşün üstünde altun olup o, gümüşten daha güzel ve daha üstündür."
"En üstünde bulunan demir, senin kudret ve tasarrufundur ki, o, hükümdarların en katısı ve kendisinden önce olanların en kudretlisidir."
"Senin görmüş olduğun ve üzerine, gökten Allah'ın salıp heykeli yere seren kaya ise, Allan'ın, (semâdan indireceği Kitapla) ahir zamanda göndereceği bir peygamberdir ki, o, hepsini ufatacak, emir, onun olacak, ona, varıp dayanacaktır!" dediler.
Danyal Aleyhisselâmın Buhtunnassar Katında Yüksek Bir İtibar Kazanışı:
Danyal Aleyhisselâm; Buhtunnassar'ın rü'yâsını, haber verdiği ve yorduğu zaman, Buhtunnassar, ona ve onun arkadaşlarına, çok ikram etti.
Danyal Aleyhiselâmı, sık sık, huzuruna kabul eder, yapacağı işleri, ona ve onun arkadaşlarına danışırdı.
Danyal Aleyhisselâmı, üstün mevkilere getirdi. Danyal Aleyhisselâm, Buhtunnassar'ın yanında, insanların en şereflisi ve en sevgilisi olmuştu.
Danyal Aleyhisselâm'ın Buhtunnassar'dan Sonraki Durumu:
Rivayete göre Buhtunnassar'la onun daha üstü olan Büyük kıral Lührasp öldükten sonra, yerine, Beştasp b.Lührasp geçmişti.
Beştasp; Şam ülkesinin harap bir halde bulunduğunu, Filistin toprağında vahşî, yırtıcı hayvanların çoğaldığını ve orada, insanlardan hiç kimse kalmadığını işitince:
"Babil toprağında bulunan İsrailoğullarından, Şam'a dönmek isteyen kimseler, dönsün!" diye nida ettirmiş, Dâvud oğulları Hanedanından bir Zâtı da, onların üzerine kıral yaparak kendisine, Beytülmakdis'i imâr etmesini ve Beytül-makdis Mescid'ini yapmasını emretmişti.
Diğer rivayete göre;
İran hükümdarı Behmen, Babil Valisi Ahşu Yereş'e yazı yazarak, İsrailoğullarına yumuşak davranmasını, kendilerinin, istedikleri yerlere gönderilmelerine, memleketlerine dönmelerine müsâade edilmesini ve kendilerinin seçecekleri kimseyi, başlarına koymasını emretmişti.
Danyal Aleyhisselâm'la Hananya, Azarya ve Mişayel, Beytülmakdis'e gitmek için Ahşu Yereş'ten izin istemiş idiyseler de, izin vermeğe yanaşmamış ve:
"Benim yanımda, sizin gibi, bin peygamber bulunsa, ben, sağ oldukça, onlardan, bir tanesini bile, yanımdan ayırmam." demiş, Danyal Aleyhisselâmı, Devletin Kadılık işlerile birlikte kendisinin her işini yürütmeğe memur etmişti.
Hattâ, Buhtunnassar'ın, Beytülmakdis'ten aldığı, hazinelerde saklanan her şeyin çıkarılıp Beytülmakdis'i iade edilmesini ve Büytalmakdisin, onunla, yeniden yapılmasını da, ona, emretmiş ve yapılmıştı.
Enbiya Suretlerinin Danyal Aleyhisselâm Tarafından İpek Kumaşlara Çizilişi:
Âdem Aleyhisselâm, çocuklarından gelecek peygamberleri görmeyi, Rabb'ından dilemiş, Yüce Allah da, onların suretlerini, Cennet ipeklerinden kumaşlara, onun için çıkarttırıp kendisine indirmişti.
Bunlar; Âdem Aleyhisselâmın, güneşin battığı yerdeki Mahzeninde saklı bulunuyordu. Zülkarneyn Aleyhisselâm, onu, ele geçirdi. Âdem Aleyhisselâmın Mahzeninden çıkarıp Danyal Aleyhisselâma verdi. Danyal Aleyhisselâm da, onlara göre, bu sûretleri, ipek kumaşlara çizdi.
Danyal Aleyhisselâmın çizmiş olduğu bu suretler, Zülkarneyn Aleyhisselâmın ele geçirdiği suretlerin aynı idi.
Zülkarneyn Aleyhisselâm tarafından verilen suretlere göre Danyal Aleyhisselâmın ipek kumaşlar üzerine çizmiş olduğu, Âdem Aleyhisselâmdan, Muhammed Aleyhisselâma kadar olan bazı peygamberlerin suretleri, kraldan krala -tevarüs sûretile- geçerek Kayser Herakliüse kadar gelip erişmiş, o da, onları, sandığından birer birer çıkarıp Hz. Ebû Bekr'in Elçilerine göstermişti.
Danyal Aleyhisselâmın Vefatı, Cesedi Ve Kabri:
Danyal Aleyhiselâm, bir müddet, Bâbil'de oturdu. Bâbil'den ayrıldıktan sonra, Huzistan'ın Sus nahiyesinde kaldı. Orada, vefat etti. (Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun!)
Kendisinin cesedi kabri Sus'tadır.
Yüce Allah; Hz. Ömer (ra)'in halifeliği zamanında Sus şehrini, Ebû Mûsâ El Eş'arî'nin eliyle feth etti. Ebû Mûsâ, Sus kralı Sabur'u, öldürdü. Sus şehrini, kuşattı. Şehirde bulunan şeyleri, Sabur'un mal ve mülklerini ganimet olarak aldı. Mal depolarını, dolaşıp onların içinde bulunanları, alırken, bir meydanda, kilitli bir depoya rastladı ki, deponun kilidi, kalayla mühürlenmişti.
Ebû Mûsâ, Sus halkına:
"Bu depoda ne vardır? Ben, onun kilidinin de, kalayla mühürlenmiş olduğunu görüyorum." dedi.
Sus halkı:
"Ey Emîr! Onun içinde, sana yarayacak bir şey yoktur!" dediler.
Ebû Mûsâ:
"Onun içinde ne olduğunu, muhakkak, benim, bilmem lâzım! Deponun kapısını açınız da, içinde ne vardır bir bakayım?" dedi.
Kilidi, kırdılar ve kapıyı açtılar. Ebû Mûsâ, depoya girip bakınca:
Uzun, havuz gibi oyulmuş bir taş ve içinde de, altun sırma ile dokunmuş bir kefenle kefenlenmiş, başı açık, ölü bir adam gördü!
Ebû Musa da, yanında bulunanlar da, ölü zatın boyunun uzunluğuna hayrette kaldılar. Sonra, onlar, onun burnunu, karışladılar. Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.
Ebû Mûsâ, Sus halkına:"Yazıklar olsun size! Kim bu adam?" diye sordu.
Sus halkı:
"Bu adam, Iraklıdır."
"Irak halkı, yağmurları kesildiği zaman, bununla tevessül eder, yağmurla sulanmak isterler, yağmurla sulanırlarmış! Iraklıların kuraklığa uğramadıkları sırada, biz, yağmursuzluktan, kuraklığa uğramışız."
"Iraklılara adam salıp onu vesile kılarak yağmur dileyelim diye bize, onu, yollamalarını, istemişiz. Iraklılar, göndermeğe yanaşmayınca, yanlarında elli adam rehin bırakıp bunu, beldemize getirmiş, kendisile tevessül ederek yağmur dilemiş, yağmurla sulanmışız."
"Kendisini, Iraklılara iade etmemek görüşüne varmışız. Kendisi de, ölüm döşeğine düşünceye kadar yanımızda oturmuş ve vefat etmiş."
"İşte, onun kıssası ve hali, böyle imiş." dediler.
Bunun üzerine, Ebû Mûsâ, Sus'ta bir müddet oturdu. Hz. Ömer (ra)'e bir yazı yazıp Sus şehrinden, Allah'ın, kendilerine nasib ettiği şeyleri haber verdi ve ölü zâtın işini de, yazısında, yazdı.
Yazı, varıp Hz. Ömer (ra) onu okuyunca, Eshabın Ulularını, yanına çağırdı. Onlara, ölü zat hakkında bir bilgileri olup olmadığını sordu. Onlardan hiç birinde, onun hakkında bir bilgi bulamadı.
Ancak, Hz.Ali (ra):
"Bu Zat, Danyal Hakîmdir. Kendisi, Resul olmayan bir Nebîdir. Eski zamanda, Buhtunnassar'ın ve ondan sonraki krallardan bazısının yanında bulunmuştu." dedi ve onun, başından sonuna ve vefatına kadar kıssasını anlattıktan sonra:
"Sahibine (Ebû Musa'ya) yaz! Onun üzerine, cenaze namazını kılmasını ve onu, Sus'luların erişemeyecekleri bir yere gömmesini, kendisine, emret!" dedi.
Hz. Ömer (ra), bunu, Ebû Musa'ya yazdı. Yazısında:
"Onu, beyaz Kabatî bezinden kefene sar, ve kefene, koku sür. Üzerine, cenaze namazı kıl. Sonra, onu, peygamberlerin gömüldüğü gibi, göm! Malına, bak. Onu, Müslümanların Beytülmal'ına koy!" dedi.
Bunun üzerine, Ebû Mûsâ, Sus ırmağının yolunu, başka bir yola çevirip akıtmalarını, Sus halkına emretti. Sonra, Danyal Aleyhisselâmın üzerinde bulunan kefenden başka bir kefene sarılmasını, emretti.
Sonra, yanında bulunan Müslümanlarla birlikte onun cenaze namazını kıldı. Suyu çekilen ırmak yatağının ortasına kabrini kazdırıp, kendisini gömdürdükten sonra, ırmağı eski yoluna çevirterek onun üzerinden akıttı.Danyal Peygamberin Makamı - Mersin
Danyal Peygamber, 2. Babil Kralı Nebukadnesar (MÖ 605-562) zamanında yaşamış, Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir peygamberdir. Rivayete göre; Babil Kralı rüyasında İsrailoğullarından gelecek bir erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını görmesi üzerine İsrailoğulları'ndan doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu nedenle Danyal Peygamber doğunca, ölümden kurtulması için dağ başında bir mağaraya bırakılmıştır.. Mağarada bir erkek ve bir dişi aslan himayesinde büyüyen Danyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışmıştır. Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Danyal Peygamber'in Tarsus'a gelmesiyle birlikte bolluk olmuştur. Bu nedenle Danyal Peygamber Babil'e geri gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camisi olarak anılan yere gömülmüştür.
Hicri 17. yılında Hz. Ömer devrinde Tarsus fethedilince Danyal Peygamber'in mezarı açtırılmış burada büyük bir lahit içerisinde altın iplikle dokunmuş kumaşa sarılı uzun boylu bir ceset görülmüştür. Cesedin Yahudiler tarafından çalınmaması için, Hz. Ömer'in emri üzerine önceki yerine gayet derince defnettirilip üzerinden de Berdan Nehri'nden gelen ufak bir çayın suyunu kabrin üzerinden geçecek şekilde akıtıp hiç kimsenin kabre el sürmeyeceği şeklinde emniyete alınmıştır. Nitekim caminin son tamiratı sırasında çok derinlerde caminin arka ve alt kısmında suyun giriş yerinde gayet kalın ve gayet muntazam mazgal demirleri çıkmıştır. Danyal Peygamberin cesedi, bu mazgallardan geçen suyun çok aşağısındadır. Söz konusu alanda yapılan kazı sonucu mezar ortaya çıkarılmış ve çevre düzenlemesi yapılarak 2014 yılından itibaren Danyal Peygamberin Kabri olarak ziyarete açılmıştır.Danyal Peygamberin Yüzüğü
Başından geçen maceraların sembolü olarak parmağındaki yüzüğün taşına biri erkek, biri dişi iki aslanın arasında bulunan genç bir çocuğun dişi aslan tarafından sevilmesi işlenmiştir.
Yahudi Mezalimi (28) Hz. Danyal’ın Peygamberimize olan sevgisi
Danyal Aleyhisselâm, Tevratta Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sıfatlarını okudukça peygamberimize karşı büyük bir muhabbet meydana geliyordu. Danyal Aleyhisselâm, Tevratta Efendimiz...
Danyal Aleyhisselâm, Tevratta Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sıfatlarını okudukça peygamberimize karşı büyük bir muhabbet meydana geliyordu. Memlekette kıtlık olduğunda kapısı çalınan Hz. Danyal, peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin hürmetine Allah'dan rahmet ve bereket isterdi
Danyâl Aleyhisselâm'ın Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretlerine büyük sevgisi vardı. Diğer peygamberler gibi. Danyâl Aleyhisselâm, Tevratta Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin sıfatlarını okudukça ona karşı içinde büyük bir muhabbet oluşuyordu. Bir gün duasında: Ya Rabbi benim defin işlerimi ümme-i Muhammed (s.a.v.) yapsın,"[1] diye Allah'a yalvardı. Allah duasını kabul. Danyâl Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinden binlerce sene önce yaşamıştı. Onun defin işlerinin Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin ümmeti tarafından yapılması için sebep lazımdı. Çünkü biz sebepler âleminde yaşıyoruz. Allah, her şeyi bir sebebe bağlamıştır. Danyâl Aleyhisselâm'ın defin işlerinin Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin ümmeti tarafından yapılmasının sebeplerinden biri de onun dualarının makbul olmasıydı. Duası makbuldu.
YAZIKLAR OLSUN SİZE’
Memlekette kıtlık olduğu millet gelir, Danyâl Aleyhisselâm'a yalvarırdı. Danyal Aleyhisselâm çıkıp dua ettiği zaman hemen yağmur yağardı. Danyâl Aleyhisselâm, Âhır zaman peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretlerinin hurmetine Cenab-ı Allah'dan rahmet ve bereket isterdi. Bir gün Huzistan'da büyük bir kıtlık olmuştu. Huzistan kralı, Bâbil kralına bir çok insanını rehin bırakarak; kendilerine dua etmesi
için Danyâl Aleyhisselâm'ı memleketine davet etti. Danyal Aleyhisselâm Tarsus şehrine geldi. Dua etti. Danyal Aleyhisselâm'ın duasının bereketiyle yağmurlar yağdı. Bereket oldu. İnsanlar zenginliğe kavuştular.
Danyâl Aleyhisselâm vefat etti. Huzistanlılar, Danyâl Aleyhisselâm defnetmediler. Onu toprağa gömmediler. Bir tabutun içine koyup; bir anbara yerleştirdiler. Ne zaman kıtlık olsa onun mübârek bedenini dışaya çıkarıyorlardı. Asırlar sonra Müslümanlar Huzistanı fethettiler. Hazret-i Ömer (r.a.)'ın halifeliği zamanında Tarsus şehrini fetheden Ebu Musa el-Eşarî Hazretleri, Sus kralı Sabur'u öldürdü. Krallığın mallarını ganimet olarak aldı. Krallığa ait mal depolarını dolaşırken, bir meydanda kilitli bir depoya rastladı. Deponun kilidi kalayla mühürlenmişti.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri sordu:
-"Bu depo da ne vardır?" Halk:
-"Onun içinde sana yarayacak bir şey yok," dedi.
-"Ben bu deponun kilidinin de kalayla mühürlenmiş olduğunu görüyorum," dedi.
Tarsus halkı
-"Ey emir gerçekten onun içinde size yarayacak bir mal yoktur," dediler.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri
-"Bu deponun içinde ne olup olmadığını görmem lazım. Faydalı olup olmaması ayrı bir konu!
Ebu Musa el- Eşari Hazretleri askerlerine seslendi.
-"Deponun kapısını kırın. İçinde ne var bakmamız lazım," dedi. Kapının kilidini kırdılar. Kapı açıldı. İçeride, uzun, havuz gibi oyulmuş bir taş ve içinde de altın sırma ile dokunmuş bir kefenle kefenlemiş, başı açık ölü bir adam gördü! Nur yüzlü bir adamdı. Sanki uyuyormuş gibiydi. Hayret etti. Ebu Musa el-Eşari Hazretleri, Tarsuslulara sordu
-"Yazıklar olsun size! Kim bu adam? Neden mezarda değil de buradadır? Ne zamandan beri bu haldedir? Tarsuslular: Bu adam Iraklıdır. Bundan belki bin sene önce ve ya daha fazla önce memleketimizden çıkan kıtlık üzerine, yerine elli adam rehin bırakılarak, buraya dua için getirilmişti. Sonra burada vefat etti. Atalaramız onunla tevessül etmek için toprağa gömmediler. Hakkında bütün bilgimiz bu kadardır," dediler.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri, Hazret-i Ömer (r.a.)'a mektup yazarak, durumu anlattı ve bu konu da ne yapması gerektiğini sordu.
Hazret-i Ömer (r.a.) Sahabeleri topladı.
Danyal Aleyhisselâm hakkında bilgilerine başvurdu. Hazret-i Ali Efendimiz (r.a.): Bu zat Danyâl Hakîm'dir. Kendisi rasûl olmayan bir nebî'dir. Eski zamanda, Buhtunnasr'ın ve ondan sonraki krallardan bazısının yanında bulunmuştu," dedi.
Sahabelerin sormasu üzerine; Hazret-i Ali Efendimiz (r.a.), Danyal Aleyhisselâm'ın bütün hayat hikâyesini anlattı.
Danyal Aleyhisselâm'ın kıssasının sonunda Hz. Ali (r.a.); Hazret-i Ömer (r.a.)'a:
Sahibine (Ebu Musa el-Eşariye) yaz! Danyal Aleyhisselâm'ın cenaze namazını kılmasını ve onu Sus (Tarsus)luların erişemeyecekleri bir yere gömmesini kendisine emret!" dedi. [2] SUYUN YATAĞI DEĞİŞTİRİLDİ
Hazret-i Ömer (r.a.), Ebu Musa el-Eşariy Hazretlerine yazdı: Danyâl Aleyhisselâm'ın Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Şeriatına göre yıka, Onu, beyaz Kebâtî bezinden kefenle, kefeninie koku sür. cenaze namazını kıl ve hiç kimsenin bilmiyece ve erişemiyeceği bir yere Peygamberlerin gömüldüğü gibi defnet. Malına bak onu Müslümanların beytü'l-malına koy!" dedi.
Ebu Musa el-Eşarî Hazretleri, Tarsuslulara: Şehrin içinde akmakta olan ırmağın yolunu başka bir tarafa çevirin, suyun yatağını değiştirin,"dedi.
Tarsuslular, kanal kazıdılar. Suyun yatağını değiştirdiler. İslâmi usul ile Danyal Aleyhisselâm, techiz ve tekfin işlemleri yapıldı. Namazı kılındı. Derenin ortasında çok derin bir mezar kazıldı. Danyal Aleyhisselâm oraya gömüldü. Sonra da suyun eski yatağında akıtılması emredildi. Danyal Aleyhisselâm'ın mezarının üzerine ırmak akmaya başladı.[3] Yahudilerden çok eziyet gören Danyal Aleyhisselâm, Yahudilerin kötülükleri yüzünden, çocukluğunu, gurbette geçir, gurbette büyüdü ve gurbette vefat etti.
HZ ÜZEYR’İN (A.S) DİRİLMESİ
Buhtunnasr, isrâil oğullarını Kudüs’ten sürgün ettiği Üzeyr Aleyhisselâm, çocuk denilen bir yaşta idi. Yıllarca sürgün hayatı yaşadıktan sonra, kırk yahut elli yaşında iken bir yolunu bulup, esâretten kaçtı. Memleketine geldi. Kudüs-ü Şerif’in yerlerinde otlar yeşermişti. Kudüs’te hayat ve şehirden hiç bir iz yoktu. Hazret-i Süleyman’ın[4] inşâ ettiği Mescid-i Aksâ’nın harabelerinin olduğu yere gitti. Merkebini bir yere bağladı. Göz yaşları arasında Mescid-i Aksâ’nın harabelerinin bulunduğu yeri tavaf etti. Şehri dolaştı. Hayattan eser yoktu.[5] Şehrin yanındaki bir bağa girdi. Bağ orman gibi olmuştu. Merkebini bir ağaca bağladı. Ağacın birinden taze incir, ve nar kopardı. Susuz kalmamak için, üzüm koparıp, sıkarak suyunu içti. Cenab-ı Allâh, Kur’an-ı Kerimde Üzeyr Aleyhisselâmı şöyle beyan etmektedir:
“Yahut görmedin mi o kimseyi[6] ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt-üst olmuş) bir kasabaya[7] uğradı:
Ölümünden sonra Allâh bunları nasıl diriltir acaba!” dedi.
Bunun üzerine Allâh onu öldürüp yüz sene bıraktı. Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.”[8] İlâhî kaderin gereğince İsrâiloğulları çoğalmıştı. Kendilerine mahsus bir devletleri vardı. Güçlü ve kuvvetliydiler. Ruh dünyalarını aydınlatacak, kendilerine Hazret-i Musâ’nın şeriatını telkin edecek ve çocuklarını okutacak bir mürşid arıyorlardı.
ARANAN PEYGAMBER
Üzeyr Aleyhisselâm’ın uykuda olduğu ve günün birinde uyanacağı ve İsrâiloğullarını irşâd edeceğini, Cenab-ı Allah bazı Benî İsrâil nebî (peygamber)lerine bildimişti.[9] Mürşidsiz kalan İsrâiloğulları, Üzeyr Aleyhisselam’ı arıyorlardı. Şam ve Kudüs’ün eşrâfı, Üzeyr Aleyhisselâm’ı bulana mükâfat vaad etmişlerdi. Herkes Üzeyr Aleyhisselamı arıyordu. Zaviyelere bakıyorlardı. Mağaraları araştırıyorlardı. Giden ve gelen yolculara soruyorlardı. Kuytu yerlere gidip Üzeyr Aleyhisselâm’ı arıyorlardı. Millet peygamberini arıyordu. İsrâiloğulları, uçan kuştan, tozlayan tozdan, yabancı yolcudan, seher yelinden, aydan, güneşten ve yıldızlardan Üzeyr Aleyhisselâm’ı soruyorlardı. Üzeyr Aleyhisselâm bir ümitti. Üzeyr Aleyhisselâm bir ibretti. Üzeyr Aleyhisselâm bir mefküreydi.
Üzeyr Aleyhisselâm bir “Ba’sü ba’del-mevtti” yeniden dirilişti. Onunla İsrâiloğulları yeniden dirilecek ve kenidlerine gelecekti. Özellikle Üzeyr Aleyhisselam’ın oğulları ve torunları daima şuna ve buna babalarını ve dedelerini soruştuyorlardı.[10]
Üzeyr Aleyhisselâm ve merkebi tam yüz sene ölü kaldı. Cenab-ı Allah onu ve merkebini bütün mahlûkatın gözlerinden sakladı. Cenab-ı Allâh, sonra tekrar Üzeyr Aleyhisselâmı diriltti. Ve Ona sordu: Ne kadar kaldın? Dedi. Üzeyr Aleyhisselâm uyuduğu zaman kuşluk vakti idi. Uyandığı zaman akşam üstüydü. Güneş sararmıştı. Batmak üzereydi.[11] Üzeyr Aleyhisselâm:
Bir gün yahut daha az” dedi. Allâh ona:
“Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuktan sonra, tekrar dirilttik) Üzeyr Aleyhisselâm büyük bir hayretle etrafına baktı.
Cenab-ı Allâh ona şöyle dedi:
Şimdi sen (merkebinin)[12] kemikler(in)e bak, onları nasıl düzenliyoruz, dedi.
Üzeyr Aleyhisselâm merkebine baktı. Üzeyr Aleyhisselâm’ın gözleri önünde büyük bir hadise meydana geldi:
Çürümüş olan kemikler bir araya geldi. Sinir sistemi oluştu. Kemiklere et yeşerdi. Cenab-ı Allâh bir melek gönderdi. Melek, merkebe ruh üfledi. Merkep canlandı. Merkep hemen ayağa kalktı ve anırdı[13]: Durum kendisince anlaşılınca:
“Secdeye kapandı[14] ve Şimdi iyice biliyorum ki, Allâh her şeye kadirdir, dedi.”[15]
Üzeyr Aleyhisselâm ayağa kalktı. Etrafına baktı. Her taraf imâr edilmişti. İçinde olduğu bağ ekilmiş, sürülmüş ve bakımlı bir hâle gelmişti. Kudüs büyük bir şehir olmuştu. Eskisinden daha güzel ve daha büyük bir şehir. Üzeyr Aleyhisselâm merkebine binip şehre doğru yol aldı.
Memlekette kıtlık olduğu millet gelir, Danyâl Aleyhisselâm'a yalvarırdı. Danyal Aleyhisselâm çıkıp dua ettiği zaman hemen yağmur yağardı. Danyâl Aleyhisselâm, Âhır zaman peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretlerinin hurmetine Cenab-ı Allah'dan rahmet ve bereket isterdi. Bir gün Huzistan'da büyük bir kıtlık olmuştu. Huzistan kralı, Bâbil kralına bir çok insanını rehin bırakarak; kendilerine dua etmesi
için Danyâl Aleyhisselâm'ı memleketine davet etti. Danyal Aleyhisselâm Tarsus şehrine geldi. Dua etti. Danyal Aleyhisselâm'ın duasının bereketiyle yağmurlar yağdı. Bereket oldu. İnsanlar zenginliğe kavuştular.
Danyâl Aleyhisselâm vefat etti. Huzistanlılar, Danyâl Aleyhisselâm defnetmediler. Onu toprağa gömmediler. Bir tabutun içine koyup; bir anbara yerleştirdiler. Ne zaman kıtlık olsa onun mübârek bedenini dışaya çıkarıyorlardı. Asırlar sonra Müslümanlar Huzistanı fethettiler. Hazret-i Ömer (r.a.)'ın halifeliği zamanında Tarsus şehrini fetheden Ebu Musa el-Eşarî Hazretleri, Sus kralı Sabur'u öldürdü. Krallığın mallarını ganimet olarak aldı. Krallığa ait mal depolarını dolaşırken, bir meydanda kilitli bir depoya rastladı. Deponun kilidi kalayla mühürlenmişti.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri sordu:
-"Bu depo da ne vardır?" Halk:
-"Onun içinde sana yarayacak bir şey yok," dedi.
-"Ben bu deponun kilidinin de kalayla mühürlenmiş olduğunu görüyorum," dedi.
Tarsus halkı
-"Ey emir gerçekten onun içinde size yarayacak bir mal yoktur," dediler.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri
-"Bu deponun içinde ne olup olmadığını görmem lazım. Faydalı olup olmaması ayrı bir konu!
Ebu Musa el- Eşari Hazretleri askerlerine seslendi.
-"Deponun kapısını kırın. İçinde ne var bakmamız lazım," dedi. Kapının kilidini kırdılar. Kapı açıldı. İçeride, uzun, havuz gibi oyulmuş bir taş ve içinde de altın sırma ile dokunmuş bir kefenle kefenlemiş, başı açık ölü bir adam gördü! Nur yüzlü bir adamdı. Sanki uyuyormuş gibiydi. Hayret etti. Ebu Musa el-Eşari Hazretleri, Tarsuslulara sordu
-"Yazıklar olsun size! Kim bu adam? Neden mezarda değil de buradadır? Ne zamandan beri bu haldedir? Tarsuslular: Bu adam Iraklıdır. Bundan belki bin sene önce ve ya daha fazla önce memleketimizden çıkan kıtlık üzerine, yerine elli adam rehin bırakılarak, buraya dua için getirilmişti. Sonra burada vefat etti. Atalaramız onunla tevessül etmek için toprağa gömmediler. Hakkında bütün bilgimiz bu kadardır," dediler.
Ebu Musa el-Eşari Hazretleri, Hazret-i Ömer (r.a.)'a mektup yazarak, durumu anlattı ve bu konu da ne yapması gerektiğini sordu.
Hazret-i Ömer (r.a.) Sahabeleri topladı.
Danyal Aleyhisselâm hakkında bilgilerine başvurdu. Hazret-i Ali Efendimiz (r.a.): Bu zat Danyâl Hakîm'dir. Kendisi rasûl olmayan bir nebî'dir. Eski zamanda, Buhtunnasr'ın ve ondan sonraki krallardan bazısının yanında bulunmuştu," dedi.
Sahabelerin sormasu üzerine; Hazret-i Ali Efendimiz (r.a.), Danyal Aleyhisselâm'ın bütün hayat hikâyesini anlattı.
Danyal Aleyhisselâm'ın kıssasının sonunda Hz. Ali (r.a.); Hazret-i Ömer (r.a.)'a:
Sahibine (Ebu Musa el-Eşariye) yaz! Danyal Aleyhisselâm'ın cenaze namazını kılmasını ve onu Sus (Tarsus)luların erişemeyecekleri bir yere gömmesini kendisine emret!" dedi. [2] SUYUN YATAĞI DEĞİŞTİRİLDİ
Hazret-i Ömer (r.a.), Ebu Musa el-Eşariy Hazretlerine yazdı: Danyâl Aleyhisselâm'ın Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Şeriatına göre yıka, Onu, beyaz Kebâtî bezinden kefenle, kefeninie koku sür. cenaze namazını kıl ve hiç kimsenin bilmiyece ve erişemiyeceği bir yere Peygamberlerin gömüldüğü gibi defnet. Malına bak onu Müslümanların beytü'l-malına koy!" dedi.
Ebu Musa el-Eşarî Hazretleri, Tarsuslulara: Şehrin içinde akmakta olan ırmağın yolunu başka bir tarafa çevirin, suyun yatağını değiştirin,"dedi.
Tarsuslular, kanal kazıdılar. Suyun yatağını değiştirdiler. İslâmi usul ile Danyal Aleyhisselâm, techiz ve tekfin işlemleri yapıldı. Namazı kılındı. Derenin ortasında çok derin bir mezar kazıldı. Danyal Aleyhisselâm oraya gömüldü. Sonra da suyun eski yatağında akıtılması emredildi. Danyal Aleyhisselâm'ın mezarının üzerine ırmak akmaya başladı.[3] Yahudilerden çok eziyet gören Danyal Aleyhisselâm, Yahudilerin kötülükleri yüzünden, çocukluğunu, gurbette geçir, gurbette büyüdü ve gurbette vefat etti.
HZ ÜZEYR’İN (A.S) DİRİLMESİ
Buhtunnasr, isrâil oğullarını Kudüs’ten sürgün ettiği Üzeyr Aleyhisselâm, çocuk denilen bir yaşta idi. Yıllarca sürgün hayatı yaşadıktan sonra, kırk yahut elli yaşında iken bir yolunu bulup, esâretten kaçtı. Memleketine geldi. Kudüs-ü Şerif’in yerlerinde otlar yeşermişti. Kudüs’te hayat ve şehirden hiç bir iz yoktu. Hazret-i Süleyman’ın[4] inşâ ettiği Mescid-i Aksâ’nın harabelerinin olduğu yere gitti. Merkebini bir yere bağladı. Göz yaşları arasında Mescid-i Aksâ’nın harabelerinin bulunduğu yeri tavaf etti. Şehri dolaştı. Hayattan eser yoktu.[5] Şehrin yanındaki bir bağa girdi. Bağ orman gibi olmuştu. Merkebini bir ağaca bağladı. Ağacın birinden taze incir, ve nar kopardı. Susuz kalmamak için, üzüm koparıp, sıkarak suyunu içti. Cenab-ı Allâh, Kur’an-ı Kerimde Üzeyr Aleyhisselâmı şöyle beyan etmektedir:
“Yahut görmedin mi o kimseyi[6] ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt-üst olmuş) bir kasabaya[7] uğradı:
Ölümünden sonra Allâh bunları nasıl diriltir acaba!” dedi.
Bunun üzerine Allâh onu öldürüp yüz sene bıraktı. Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık.”[8] İlâhî kaderin gereğince İsrâiloğulları çoğalmıştı. Kendilerine mahsus bir devletleri vardı. Güçlü ve kuvvetliydiler. Ruh dünyalarını aydınlatacak, kendilerine Hazret-i Musâ’nın şeriatını telkin edecek ve çocuklarını okutacak bir mürşid arıyorlardı.
ARANAN PEYGAMBER
Üzeyr Aleyhisselâm’ın uykuda olduğu ve günün birinde uyanacağı ve İsrâiloğullarını irşâd edeceğini, Cenab-ı Allah bazı Benî İsrâil nebî (peygamber)lerine bildimişti.[9] Mürşidsiz kalan İsrâiloğulları, Üzeyr Aleyhisselam’ı arıyorlardı. Şam ve Kudüs’ün eşrâfı, Üzeyr Aleyhisselâm’ı bulana mükâfat vaad etmişlerdi. Herkes Üzeyr Aleyhisselamı arıyordu. Zaviyelere bakıyorlardı. Mağaraları araştırıyorlardı. Giden ve gelen yolculara soruyorlardı. Kuytu yerlere gidip Üzeyr Aleyhisselâm’ı arıyorlardı. Millet peygamberini arıyordu. İsrâiloğulları, uçan kuştan, tozlayan tozdan, yabancı yolcudan, seher yelinden, aydan, güneşten ve yıldızlardan Üzeyr Aleyhisselâm’ı soruyorlardı. Üzeyr Aleyhisselâm bir ümitti. Üzeyr Aleyhisselâm bir ibretti. Üzeyr Aleyhisselâm bir mefküreydi.
Üzeyr Aleyhisselâm bir “Ba’sü ba’del-mevtti” yeniden dirilişti. Onunla İsrâiloğulları yeniden dirilecek ve kenidlerine gelecekti. Özellikle Üzeyr Aleyhisselam’ın oğulları ve torunları daima şuna ve buna babalarını ve dedelerini soruştuyorlardı.[10]
Üzeyr Aleyhisselâm ve merkebi tam yüz sene ölü kaldı. Cenab-ı Allah onu ve merkebini bütün mahlûkatın gözlerinden sakladı. Cenab-ı Allâh, sonra tekrar Üzeyr Aleyhisselâmı diriltti. Ve Ona sordu: Ne kadar kaldın? Dedi. Üzeyr Aleyhisselâm uyuduğu zaman kuşluk vakti idi. Uyandığı zaman akşam üstüydü. Güneş sararmıştı. Batmak üzereydi.[11] Üzeyr Aleyhisselâm:
Bir gün yahut daha az” dedi. Allâh ona:
“Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuktan sonra, tekrar dirilttik) Üzeyr Aleyhisselâm büyük bir hayretle etrafına baktı.
Cenab-ı Allâh ona şöyle dedi:
Şimdi sen (merkebinin)[12] kemikler(in)e bak, onları nasıl düzenliyoruz, dedi.
Üzeyr Aleyhisselâm merkebine baktı. Üzeyr Aleyhisselâm’ın gözleri önünde büyük bir hadise meydana geldi:
Çürümüş olan kemikler bir araya geldi. Sinir sistemi oluştu. Kemiklere et yeşerdi. Cenab-ı Allâh bir melek gönderdi. Melek, merkebe ruh üfledi. Merkep canlandı. Merkep hemen ayağa kalktı ve anırdı[13]: Durum kendisince anlaşılınca:
“Secdeye kapandı[14] ve Şimdi iyice biliyorum ki, Allâh her şeye kadirdir, dedi.”[15]
Üzeyr Aleyhisselâm ayağa kalktı. Etrafına baktı. Her taraf imâr edilmişti. İçinde olduğu bağ ekilmiş, sürülmüş ve bakımlı bir hâle gelmişti. Kudüs büyük bir şehir olmuştu. Eskisinden daha güzel ve daha büyük bir şehir. Üzeyr Aleyhisselâm merkebine binip şehre doğru yol aldı.