pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: İSLAMDA

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

İSLAMDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAMDA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2025 Perşembe

İSLAMDA DUA VE ZİKİR




https://www.youtube.com/watch?v=AGPrX6xIHZM

İSLAMDA DUA VE ZİKİR
DUA: Seslenmek, çağırmak, yardıma çağırmak, Allaha yalvarmak, ondan dilekte bulunmak ona yakarmaktır.
ZİKİR: Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama, söylenmesi tavsiye edilen hamd sena ve dua için kullanılan sözler. Görüldüğü gibi dua ve zikir birbirini tamamlayan ayrılmaz ikilidir. Bu nedenle bizde bu ikiliyi ayırmayarak aynı konu içine dahil eyledik. Sadece Dua ve zikrin önemi ve dinimizdeki yeri bu husustaki ayet ve hadisleri yazmakla kalmayıp. Dua münacat yalvarma yanında aynı zamanda ibadet olduğu için. Duanın yapılış şekli, duanın zamanı ve yeri, duanın kabul olması için yapılması gerekenler. Kuran-ı kerim ve hadisi şeriflerden dua örnekleri gibi oldukça geniş bir şekilde konuyu ele aldık. Çünkü bir insanın maddi, manevi, dünyevi, uhrevi, her türlü dertlere çare bulmasının, sosyal ve psikolojik dert ve problemlerle boğuşan, stres ve sıkıntıdan bunalan insanoğlunun stresini ve sıkıntısını gidermek ümidini yitirmiş köşeye sıkışmış bunalmış ruhları aydınlığa kavuşturan. Dayanılmaz ızdırapları, dertleri dindiren, insanı Allaha yaklaştıran, ümitsizliğe ümit, dertliye çare, hastaya ilaç, açıkta kalana sığınma, yalnızlığa derman olan dua Müslümanın en iyi sığınağı ,en iyi silahı, en büyük zenginliği, en büyük şansı, Allah’ın ona verdiği en büyük lütuftur. Yolunu şaşırmışa rehber, hastaya doktor, yalnıza arkadaş, fakire teselli, daralan kalbe genişlik, bunalan ruha ferahlık, gence gelecek ve istikbal, yaşlıya ahirette kurtuluş, günahkara af, ibadete kabul, üzüntüye sevinç, zengine şükür, yoksula sabırdır. Sayın okurlarım. Duanın faziletleri elbette bu kadar değildir bizim bilmediğimiz. Anlamadığımız daha nice faziletleri vardır. Dua insana yaratılışta verilen bir olgudur bu sebepledir ki bütün dinlerde mevcuttur. Üstün bir varlığa inanan her insan şu veya bu şekilde dua eder. İnsanlar hayatları boyunca üstesinden gelemeyecekleri birçok şeyle karşılaşmakta keder, acı, sıkıntı ve ümitsizliklere maruz kalmaktadır. Yüce Allah(cc) şöyle buyurur.
AYET:(Yunus.12)”İnsana bir darlık dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, otururken veya ayakta iken bize yalvarır. Ama biz onun sıkıntısını giderince sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamış gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere yaptıkları iş böylesine süslü gösterilmiştir.”
AYET:(Lokman.32)”Denizde onları gölgeler gibi dalgalar sardığı zaman dini yalnız kendisine has kılarak Allaha yalvarırlar. Fakat o (Allah) onları kurtarıp karaya çıkarınca içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Bir çoğu da inkar eder. Zaten bizim ayetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkar etmez.’’
DUA 3 ŞEKİLDE YAPILIR
Bu ayetlerden de anlaşılacağı gibi dua insanda fıtridir. Ve özellikle sıkıntılı anlarda Allaha dua etmek sadece samimi olarak Allaha inananlara has bir duygu değildir. Allaha ortak koşanlarda bu gibi durumlarda Allaha yönelir ve ona dua ederler. Dua ettikten sonra insan gönlünde ve kalbinde bir ferahlık bir serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği hususunda ümidi artar. Bu yönüyle dua insana bir şifa ve ruhi bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir. Bu nedenledir ki dua etmeyen fert ve toplum ruhen çökmüştür. Dua ve zikir hakkındaki ayet ve hadislere geçmeden önce zikir hakkında da birkaç cümle yazmakta fayda vardır sanırım. Zikir insana her türlü kar ve sevabı kazandıracak söz ve fiillerdir. Zikir 3 türlü olur.
1-Dil ile zikir: Yüce Allah’ı güzel isimleri ile anmak ona hamd etmek, tesbih etmek , kuran okumak ve dua etmekle olur.
2- Kalp ile zikir: Allah’ın azametini büyüklüğünü, düşünmek, tefekkür etmek, itikaf etmekle olur.
3-Beden ile yapılan zikir: Bütün vucut organlarının Allah’ın emirlerini yerine getirmeleri ve yasaklarından sakınmaları ile olur. Buda kişinin bütün organlarını Allah’ın yolunda bulundurması ile mümkündür. Dua ve zikir hakkında birçok ayet vardır. Şu ayet çok dikkat çekicidir.
AYET:(Bakara.152) ” Öyleyse siz beni anın ki bende sizi anayım. Bana şükredin nankörlük etmeyin.”
Çok kısa olan bu ayeti kerimenin ihtiva ettiği mana çok geniştir. Şöyle ki siz beni itaat ve taatle zikredin ki bende sizi rahmetimle zikredeyim. Beni dua ederek zikrederek anın ki bende sizin dualarınızı kabul edeyim. Benim verdiğim nimetleri hamd ve sena ile zikredin. Bende size nimetlerimi arttırayım. Siz beni dünyada zikredin. Bende sizi ahirette zikredeyim. Beni bolluk ve refah içinde olduğunuzda zikredin ki bende sizi bela bela musibet ve sıkıntılı zamanlarınızda zikredeyim. Beni Rabbiniz olarak bilip kulluğunuzla zikredin ki, bende sizi sevdiğim kullarımdan kabul edip sonunda bağışlıyayım.
BANA DUA EDEN YOK MU DUASINI KABUL EDEYİM BENDEN İSTEYEN YOK MU VEREYİM
Sayın okurlarım şimdi mealini yazacağım ayeti kerime son derece önemli son derece ilginç. İnsanı hayretler içinde bırakan bir ayet.
AYET:(Mümin.60) ”Bana dua eden yok mu? Duasını kabul edeyim”(vegale rabbükümüdğuni esteciblekum)
Cenabı kak bu ayeti kerimede dua edenin duasını karşılamaya hazır olduğunu dua edenlerin dualarını mutlaka kabul edeceğini Teşbihte hata olmaz. Bir lokantacının kapından bağırarak yok mu? aç olan doyurayım bedava yemek veriyorum, demesi gibi Kullarına adeta yalvarıyor. Ben dualarınızı kabul etmeye hazırım sizi bekliyorum yalnızca yapmanız gereken bana dua etmek. Karşılığında hiçbir şey istemiyorum, buyuruyor.
Sayın okurlarım bazen televizyonlarda haberlerde izliyorsunuz. Bazı firmalar reklam amacıyla bazı malları çok ucuz vererek kampanya yapıyorlar, bakıyorsunuz bu kampanyaya korkunç bir katılım oluyor insanlar o ucuz malları almak için birbirini eziyorlar. Kavga ediyorlar. Niçin bir ayakkabı için. Peki Allah(cc) bizden hiçbir karşılık beklemiyorum, sadece bana ne istediğinizi söyleyeceksiniz ben karşılıksız hiçbir karşılık beklemeden sırf bana minnet ettiniz benden istediniz diye size dünya, ahiret, mal, mülk, şöhret, para, makam, rahatlama, sukunet, huzur, cennet, eş, çocuk, şerlerden kurtulma, nazardan kurtulma, fitneden kurtulma, düşmanların şerrinden kurtulma, istediğin bir şeyi elde etme. v.b Aklınıza gelen ve gelmeyen, sizin için sevdikleriniz için, ister dünya ister ahiret. Hangi konuda olursa olsun yeter ki benden isteyin yerine getireyim diye adeta yalvarıyor. Ama biz şeytanımıza ve nefsimize uyarak ona dua edeceğimize ondan isteyeceğimize onun yaratmış olduğu kullardan istiyoruz. El insaf. Padişahtan istememiz gereken şeyi kapıcısından istemek gibi bir şey. Ama bize şah damarımızdan daha yakın olan Allahtan istemek o kadar kolay ki ne karşısına geçmek için aracı koymana ne yeni temiz elbiseler almana ne karşısında eğilip bükülmene ihtiyaç var. Yukarıdaki ayette geçtiği gibi otururken, yatarken, ayaktayken her durumda Allahtan isteyebilirsin. Ama bütün bunlara rağmen o zalim nefis ve şeytan bizleri Allaha dua etmekten alıkoyuyor. Bu kadar kolay olan ameli zor gösteriyor. Bir sanatçıyı izlemek için milyonlar harcamayı , zahmete girmeyi çok kolay gösteriyor da hocanın birinin yaptığı duaya ellerini açıp amin demeyi bile zor gösteriyor. Her zaman söylerim. Gençlerin adeta taptıkları mesela bir Tarkan onun için canını bile vermeye hazır gençler var değil mi? onun şarkılarını izlemek için hiçbir fedakarlıktan kaçmıyorlar değil mi? sabahlara kadar ayakta onu izliyorlar değil mi? Basın ve televizyonlar onu göklere çıkarıyorlar değil mi? , peki Tarkan için her fedakarlığa katlanan gence onu bin bir zahmetle doğuran bu yaşına getiren onun için hayatını adayan her fedakarlığa hazır olan anası ondan bir bardak su istediği zaman niçin kalk kendin al der veya üşenir. En basit örneği verdim bu örnekleri çoğaltabiliriz. İşin başka bir yanı Tarkan şarkı söylemekten vazgeçse Kuran okumaya başlasa kim onu dinler. Hiç kimse; adam aynı adam; hani ona tapıyordun; niçin? Şimdi terk ettin çünkü o şarkılarıyla senin şehvetini coşturuyor, cinselliğin uç noktalarına getiriyor, şehvetten kanın damarından fırlayacak gibi oluyordu. Nefsin ve şeytanın o şarkıları tatlandırıyordu. Ama şimdi Kuran okuyor. İşte sebebi bu sayın okurlarım.
DUA EDERKEN ISRARLI OLMALIDIR
İstediğimizi Allahtan istemeliyiz. Aracı kullanmamalıyız daha önce değindik ama konumuz dua olduğuna göre tekrarlamakta fayda var. Yusuf(as)hapisten kurtulmak için Allaha dua edeceği, Allahtan isteyeceği yerde, kraldan istemiş ve böylece cezalandırılmış ve yıllar yılı hapiste kalmak zorunda kalmıştır. Bakınız(Yusuf.42)Allah(cc) kendi peygamberinin bile başkasını aracı koymasına müsaade etmezken ve onu cezalandırırken bizlerin nasıl cezaya çarptırılacağımızı varın siz düşünün. Ne istiyorsak Allahtan isteyeceğiz. Her şeyin sahibi o. Allah(cc) dua ederken aşırı umut veya umutsuzluğa kapılmamızı yasaklıyor. Şöyle ki
AYET:(Araf.56)”Allaha korkarak ve rahmetini umarak dua edin muhakkak iyilik edenlere Allah’ın rahmeti yakındır.”
TOPLUCA DUA ETMEK HAKKINDAKİ AYET
AYET:(Kehf.28)”Sabah akşam Rablerine onun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan dua ve sebat et”
İşte bu ayet bize toplu şekilde dua edebileceğimizi birisi dua ederken ötekilerinin amin diyebileceğini ki bu yaygındır. Camilerde hocalar dua eder cemaat amin der. Ancak Allah’ın daha makbul tuttuğu duanın kendi başına yalnızken sadece Allah’la baş başa kalarak yapılan dua olduğunu şu ayetten anlıyoruz.
EN MAKBUL DUA TEK BAŞINA YAPILANDIR
AYET:(Araf.205)”Kendi kendine yalvararak ve ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam rabbine dua et. Gafil olma”
.Görüldüğü gibi en makbul dua tek başımıza olduğumuz anda pişmanlık ve nedametle yalvararak ve gözyaşı dökerek sessizce kalbi ürpererek yapılan duadır Allah(CC) ayetin sonunda uyarıyor sakın gafil olma diyor yani bu fırsatı ganimet bil ve bunu mutlaka yap diyor.
Sayın okurlarım. Bu şekilde ısrarla dua ederek sürekli tekrarlayarak deneyen ve dualarına kavuşan milyonlarca Müslüman var bilesiniz. Size de tavsiye ediyorum. Pe ki dua ederken Allaha nasıl hitap edeceğiz işte cevabı
ALLAHIN İSMİYLE DUA ETMELİDİR
AYET:(Araf.180)”En güzel isimler(Esmaül hüsna 99 isim) Allah’ındır. O halde ona güzel isimlerle dua edin.” Mesela Allah’ım sen çok affedicisin affı seversin bizleri de affet(rahman ve rahimsin)Allahım sen tevbeleri kabul edensin bizim tövbemizi de kabul et(Tevvap : Tövbeleri kabul eden) gibi, Allah’ım Rahman sıfatıyla rahmetini Rahim sıfatınla merhametini Tevvap sıfatınla tövbemizi Settar sıfatıyla suçlarımızı örtmeni diliyoruz.
Sayın okurlarım en büyük dua Allah’ın ismini zikretmektir. İşte ayetler
AYET:(Ahzab.41)”Allah’ı çokça anın.”
AYET:(İsra.110)”Deki ister Allah diye çağırın ister rahman diye çağırın hangisi ile çağırırsanız çağırın en güzel isimler onundur.
AYET:(Ankebut.45)”Allah’ı anmak her şeyden büyüktür.”
AYET:(Araf.180)”En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona en güzel isimlerle dua edin.”
Bu ayetler bize müthiş bir tüyo veriyor. Duanın kabul olmasının yolu gösteriliyor. Bu üç ayeti birlikte yorumlarsak Beni çokça anın anarken ister Allah deyin ister Esmaül hüsnadan 99 ismimden birini söyleyin. Ve bu isimlerle dua edin ki dualarınızın kabul olma olasılığı artsın.
VESVESEDEN KURTULMAK İSTEYEN DUA ETSİN
Sayın okurlarım. Şeytan bizi dürter bize kötülük yaptırmak ister. Kalbimize bazen sıkıntı verir patlayacak gibi oluruz. Bazen vesvese verir şu bana niye bunu yaptı, şu iş niye böyle oldu. Çoğu zaman böyle vesveseler kalbimize gelir ve emin olun bu vesveselerden dolayı uyuyamayan milyonlarca insan var. Şeytan getiriyor adamın aklına bir şey kafası ona takılıp kalıyor dön sağa dön sola imkansız uyuyamıyor. Kalkıp oturuyor aşağıya gece zehir oluyor. Sadece sizin değil evdekilerinde huzuru kaçıyor. Üstelik sabahleyin işinize ya geç kalıyorsunuz ya da uyku sersemliği ile işe gidiyorsunuz işte bunun çaresini şimdi okuyacağımız ayet veriyor.
AYET:(Araf.200)” Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allaha sığın(dua et)”
Sayın okurlarım gördüğünüz gibi her türlü sorunun her türlü derdin çözümü Kurandır. Siz Kuranı takip etmeye devam edin; göreceksiniz ne psikolojiniz bozulacak nede psikologlara gidip soyulacaksınız.
HARAM İŞLENİRKEN VE HARAM ŞEY İÇİN DUA EDİLMEZ
Sayın okurlarım; elinde içki şişesi önünde kumar kağıdı v.b Allahın yasak ettiği şeyleri yaparken Allaha dua edilmez. Hele hele haram bir şey Allahtan istemek Allah’la(haşa) dalga geçmektir. Elin nikahlı karısı için Allah’ım onu bana nasip et denir mi? Veya kumar oynamışsın Allah’ım bana şans ver denir mi? Mesela yılbaşı yaklaştı bakıyorsunuz. Adam veya kadın bilet alıyor Allaha yalvarıyor. Allah’ım ne olur bana çıksın, böyle bir şey olabilir mi? Haram fiiline Allah’ı ortak yapmak istiyorsun. Yeri gelmişken söyleyeyim yılbaşı bileti kesinlikle kumardır ve haramdır. Ama haram olsun ben alacam demek başka bu haram değil canım devlet veriyor demek başka. Haramlar konusunda ayrıntı verilecektir. Kendinden pay biç 10 tl ye bir bilet aldın. Yılbaşında ikramiye sana çıkmadı üzül müyormusun? Efendim olsun ben hakkımı helal ettim olmaz. Baştan niyet önemli. Yıl başın da şöyle bir uygulama yapılsa dense ki herkesten 10 tl alacağız, toplanan parayı hayır kurumlarına vereceğiz veya tesbit edilmiş fakirler arasında pay edeceğiz. O zaman tamam; ama o zamanda sen bilet almazsın. Çünkü bilet almanın amacı yardım etmek değil kazanmaktır. Kendimizi kandırmayalım.(innemel eğmalü binniyat)”ameller niyetlere göredir.” neyse konumuza dönersek.
Dua ederken cünüp olmamalı, mümkünse abdestli olmalı, mümkünse namaz, oruç, Kuran okuma gibi bir ibadetin peşinden yapılmalı ve sanki Allah(cc) hemen karşılığını vermek zorundaymış gibi gece dua edip sabah netice beklenmemeli, ilerde açıklamalar gelecektir. İşte AYET:(Mümin.65)”Dinde ihlaslı ve samimi kişiler olarak Allaha dua edin.”
Sayın okurlarım Dua ve zikir hakkında çokça ayet olmasına rağmen sizi ayrıntıya boğmak istemiyorum. Şimdi gelelim. Kuranın tefsiri olan, açıklaması olan, izahı olan, ayrıntısı olan anayasa olan Kuran-ı kerimin kanunları olan hadisi şeriflere gelelim.
HADİS:(edduai huvel ğibadetün)”Dua ibadettir.”
ALLAHA DUA ETMEK İBADETTİR
Sayın okurlarım. Bu hadisi şerifi tekrar edelim. ”Dua ibadettir.” Bu ne büyük lütuf Allah’ım hem senden kendi menfaatimiz için bir şey isteyeceğiz. Sen bize senden sürekli bir şeyler istediğimiz için kızacağın yerde bizim istememizi ibadet kabul edeceksin. Olmaz böyle şey bu kadarda değil demeyin sakın. Allah’ın rahmeti o kadar bol ki Allah(cc) için olmaz olmaz. Bu ne güzel alış veriş Allah’ım düşünebiliyor musun? Hem Allahtan bir şey isteyeceksiniz onu kabul edecek ayetlerde bunu gördük; hem de sırf istememizi ayrıca ibadet kabul edecek yani dua ettik diye bize sevap yazacak. Pes doğrusu. Hayret doğrusu Allahtan başka bunu kim yapabilir. Teşbihte hata olmaz Birinden hiç karşılıksız geri ödemesiz bağış isteyeceksiniz. Adam ondan bağış istedin diye kızacağı yerde aksine memnun olacak başkasından değil ondan istediğin için seni ayrıca mükafatlandıracak ve istediğini sana verecek. Söyleyin bana bunu kim yapar elbette bizi yaratan Rabbimden başkası yapamaz. Ne mutlu dua edenlere.
HADİS: ”Dua müminin silahıdır”(edduau silahul müminin)Nasıl ki silah insana zarar verecek olan düşmanların zararlarından insanı korursa ve kendisine zarar verebilecek olanları kendinden uzaklaştırırsa Duada Müslümanı günahlardan ve kötülüklerden korur. Onları uzaklaştırır. Dua kime karşı silahtır. şeytana, nefse, kötülüklere, belalara, musibetlere, kazalara, umutsuzluğa, kötümserliğe, günahlara ve her türlü maddi ve manevi olumsuzluklara karşı silahtır.
HADİS: ”Allah katında duadan değerli bir şey yoktur.”
HADİS: ”Kul yaptığı duaya karşılık mutlaka şu üç şeyden birini kazanır.
1-Ya dua sayesinde günahı bağışlanır.
2-Ya yaptığı dua karşılığı istediğini hemen alır.
3- Ya da ahirette karşılığını alır.”(Buhari-müslim)
Aman Allah’ım bu ne büyük lütuf öyle bir çekiliş ki boş yok. Dua ettiğin zaman bir sefer ibadet sevabı alıyorsun kafadan yetmiyor. Dua yaptığın zaman şu üç şeyden en az birini kazanıyorsun. Ya günahların siliniyor. Ya istediğini karşılığını hemen alıyorsun. Ya Ahirette karşılığını alıyorsun. Ya da bunların hepsini kazanıyorsun. Yani boş yok Dua ettim de kabul olmadı yok, Allahtan istedim de vermedi yok. Böyle karlı bir alışveriş gördünüz mü sayın okurlarım. Dua yapıyorsun boşa gitmiyor. Ya birini ya ikisini ya da üçünü birden kazanıyorsun. O nedenle Asla dua yapmaktan geri durmamalı istediğim kabul olmadı diye ümitsizliğe düşülmemelidir.
HADİS: Hiç bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah(cc) yedi sınıf insanı rahmet gölgesi altında bulundurur. Bunlardan biriside tenha yerde Allah’ı anıp Allah korkusundan gözleri yaşaran kimsedir.(Buharı-müslim)
DUA ETMENİN ADABI USULU DUANIN ADABI:
Sayın okurlarım duanın adabı, usulu, şekli, doğrusu, iyi olanı şudur.
1- Şerefli vakitlerde dua etmek, gecelerden kadir gecesi başta olmak üzere kandil geceleri şereflidir. Aylardan Ramazan ayı başta olmak üzere üç aylar şereflidir. Günlerden cuma günü başta olmak üzere pazartesi ve perşembe şereflidir. Vakitlerden seher vakti başta olmak üzere gece yarısı ve kuşluk vakti şereflidir. Gerçi her ay, her gün, her vakit, şereflidir. Ama bu saydıklarımda dua etmek daha güzeldir.
2-Şerefli durumlardan faydalanmak. Savaşlarda, yağmur ve kar yağdığında, farz namazlarından sonra, dua etmek güzeldir.
HADİS: ”Ezan ve kamet arasında yapılan dua reddolunmaz.”
HADİS: Oruçlunun duası reddolunmaz.”
HADİS: ”Kulun Allaha en yakın olduğu hal secde halidir. Secdede Allaha çok dua edin.”
3-Kıbleye dönerek dua etmek.
HADİS: ”Peygamberimiz(sav) Arafat ta kıbleye karşı dönerek akşama kadar dua etmiştir.
4-Duayı gizlice ve hafif sesle yapmak.
HADİS: ”Ey insanlar dua ettiğiniz zaman sessizce dua edin Çünkü Allah ne kayıptır ne sağırdır. Allah size sizden daha yakındır.
5-Duada yapmacık sözlerden kaçınmak Allah(cc)
AYET:(Araf 55) Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez.’’
Ayet te bunu yasaklıyor.
6-Mütevazi bir şekilde Allahtan korkarak, kabulunu umarak ve ısrarla dua etmek.
HADİS: ”Dua ettiğiniz zaman Allah’ım dilersen beni bağışla dilersen bağışlama demeyin. İsteyeceğinizi kesin bir şekilde belirtin. Zaten onu zorlayacak bir güç olamaz.
HADİS: ’’Sizden biriniz dua ettiği zaman kabul olunacağı hususunda büyük ümit beslesin. Zira onu kabul etmek Allah için kolaydır.
8-Tekrar tekrar isteyerek duada ısrar etmek
HADİS: ”Peygamberimiz(sav) dua ettiği zaman 3 kere dua eder . Ve Allahtan dilediğini 3kere dilerdi.
9-Duaya besmele ile başlamak.
10-Edepli olmak yani her türlü yardımı Allahtan beklemek ve ummak.
11-Duanın muhteviyatı İstenen şeyle ilgili olmalıdır. Mesela yemek duası ayrıdır cenaze duası ayrıdır.
12-Kalpten dua yapılabilirse de dil ile de onu süslendirmek daha güzeldir.
13-Kuran-ı kerimde olan ve peygamberimizin yaptığı dualarla dua etmek güzel olur.
14-Dua yalnız Allaha yapılır. İstek ve yardım yalnız Allahtan istenir. Günde 40 defa (iyya keneğbudu ve iyya kenesteğin)” Allah’ım yalnızca sana ibadet eder yalnızca senden yardım beklerim diyeceksin. Sonrada başkalarından yardım isteyeceksin olmaz öyle şey. Bu konuda birçok ayet varsa da yalnızca ikisini buraya yazıyorum.
AYET:(Bakara.165)”İnsanlardan bazıları Allahtan başkasını Allaha benzerleri ve eşler edinirler de Allah’ı sever gibi Allahtan ister gibi sever ve isterler. İman edenler ise Allah’ı severler.”
AYET:(Zümer.3)”Dikkat et halis din yalnız Allah’ındır. Onu bırakıp kendilerine birtakım dostlar edinenler. Onlar bizi yalnızca Allaha yaklaştırsın aracılık etsinler diye kulluk ediyoruz derler.”
15-Duanın adabından biride dua ederken yalnız Allah’ı düşünmektir. Kalp başka şeyle meşgul dil duayla meşgulse bu dua kabul olmaz. Çünkü her işte ve amelde olduğu gibi duada da niyet şarttır.
16-Dua ederken Allah’ın bize örnek olarak gönderdiği dua ayetlerini okumak ve peygamberimizin yaptığı duaları yapmak.
17-Allahtan istenen şeyin helal, mubah olması haram olmaması ve olabilecek şeyleri istemek. Mesela yaşlı bir adam yarabbi beni gençleştir diye ne kadar dua ederse etsin gençleşmez. Mesela Yarabbi beni öldürme; diye ne kadar dua edersek edelim geçersizdir. Vakit saat gelince öleceğiz.
Sayın okurlarım şimdide Kuran-ı kerim de zikredilen bazı dua ayetlerini size örnek olsun diye yazıyorum.
KURAN-I KERİMDE ZİKREDİLEN DUA AYETLERİNDEN BİRKAÇ ÖRNEK:
AYET:(Bakara.250)’’Ey rabbimiz yüreğimizi sabırla doldur. Bize direnme gücü ver. Kafir kavimlere karşı bize yardım et”
AYET:(Bakara.153)”Ey iman edenler sabır ve namaz ile Allahtan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.”
AYET:(Bakara.201)”Ey Rabbimiz bize dünyada iyilik ver ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru.”
AYET:(Araf.180)”En güzel isimler Allah’ındır. O halde en güzel isimlerle ona dua edin.
AYET:(Araf.200)”Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allaha sığın.”
AYET:(Araf.205)”Kendi kendine yalvararak ve ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam rabbine dua et. Gafillerden olma.”
AYET:(İsra-82)”Biz Kurandan öyle bir şey indiriyoruz ki o müminler için şifa ve rahmettir.”
AYET:(Taha-25)”Rabbim yüreğime genişlik ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki bağı çöz ki insanlar beni anlasınlar.”
AYET:(Taha-14)”Rabbim benim ilmimi arttır.
AYET:(Mümin-65)”O halde dinde ihlaslı ve samimi kişiler olarak Allaha dua edin.”
AYET:(Şuara-83)”Rabbim bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.”
AYET:(Maide -114)”Bizi rızıklandır. Rızık verenlerin en hayırlısı sensin.”
AYET.(Bakara.127)(Ey rabbimiz bizden bunu(yaptığımız dua neyse)kabul buyur. Şüphesiz sen işiten ve bilensin.”
AYET.(Bakara.128)”Ey rabbimiz bizi sana boyun eğenlerden kıl. Neslimizden sana itaat eden bir ümmet çıkar. Bize ibadet usullerini göster. Tövbelerimizi kabul et zira sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olansın.”
AYET:(İbrahim.40)”Ey rabbim beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Ey rabbimiz duamı kabul eyle.”
AYET:(İbrahim.41)”Ey Rabbimiz amellerin hesap olunacağı gün beni anamı babamı ve bütün müminleri bağışla.’’ 
ALLAHA DUA ETMEK EN BÜYÜK İBADETTİR
AYET:(Ankebut.45) ”Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir.”
AYET: (Bakara.156) ”Kullarım sana beni sorduğunda söyle onlara ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde kullarım benim davetime uysunlar. Ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.”
AYET:(Bakara.160)”Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.”
AYET:(Bakara.152)”Öyle ise siz beni anın bende sizi anayım.”
AYET:(Cuma.10)”Allah’ı çokça zikredin ta ki umduğunuza kavuşasınız.”
Sayın okurlarım Cenabı hak bu ayetlerle ve benzeri ayetlerle bize nasıl dua yapmamız gerektiği hakkında örnekler sunuyor. Bu ayetleri okumakla hem Kuran okuma sevabına erişmiş hem de dua etmiş oluruz. Şimdi birkaç tanede Peygamber (sav)efendimizin dualarından örnekler vermek istiyorum.
PEYGAMBERİMİZİN YAPTIĞI DUALAR
HADİS: Allah’ın şanı ne yücedir. Hamd Allaha mahsustur. Allahtan başka hiçbir ilah yoktur. Allah her şeyden büyüktür demek. Bana üzerine güneş doğan şeylerden bana daha sevimlidir.”
HADİS: ”Kim günde yüz defa (Lailahe illallahu vahdehu la şerikeleh lehulmulku velehulhamdu vehuve ala külli şeyin gadir)”Allahtan başka ilah yoktur. Onun ortağı da yoktur,mülk onundur. Hamd ona mahsustur. O her şeye gücü yetendir”. Derse Ona 10 köle azad etmiş sevabı verilir.100 iyilik sevabı verilir. Ondan 100 kötülük silinir. Bu da onun için o gün akşama kadar şeytandan korunmaya bir sığınak olur.(Buhari-müslim)
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki” Her kim namazın peşinden 33 kere sübhanellah,33 kere elhamdülillah,33 kere Allah’u ekber dedikten sonra Lailahe illellahu vahdehu la şerikeleh lehulmulkü velehul hamdu vehuve ğala külli şeyin gadir. Derse günahları deniz köpüğü kadar bol olsa bile bağışlanır.(Müslim)
HADİS: ”Ey kalpleri dilediği yöne çeviren Allah’ım bizim kalplerimizi ibadet ve taatine çevir.”
HADİS: ”Güç yetişmez belalardan bedbahtlığa uğramaktan kötü kazaya uğramaktan ve düşmanların haline gülmesinden Allaha sığınınız.”(Buharı-Müslim)
HADİS: ”Ya Allah her işimin koruyucusu bulunan dinimi içinde yaşadığım dünyamı huzuru ilahiye dönüşüm içinde olacak ahiretimi iyi kıl Hayatı her türlü hayrı arttırmaya ölümüne her türlü zarardan rahatlamaya vesile kıl(Müslim)”
HADİS:” Ya Allah acze düşmekten ,tembellikten, korkaklıktan, bunamaktan ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından ve ölüm fitnesinden sana sığınırım. Ağır borcun yükünden ve düşmanlarımın galebe çalmasından sana sığınırım.(Müslim)
HADİS: ”Ya Allah nefsime yazık ettim günahları senden başkada bağışlayacak yoktur. Senin katından bir mağfiretle beni bağışla. Ve beni esirge Hakikat sen çok bağışlayan çok esirgeyensin.”
HADİS: ”Ya Allah hatamı bilgisizliğimi işimdeki israfımı ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla Ya Allah ciddi ev şaka olarak yaptığım hatamı ve kasten yaptığımı bağışla. Bunların hepsi bende mevcuttur. Ya Allah önce yaptığım ve geriye bıraktığım gizlediğim ve açığa koyduğum ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla. Öne geçirende geriye bıraktıranda sensin sen. Senin her şeye gücün yeter.”
HADİS: ”Ya Allah işlediğim ve henüz işlemediğim. Her türlü kötülüğün şerrinden sana sığınırım.”
HADİS: Ya Allah(cc) nimetinin ve verdiğin sıhhatin benden ayrılmasından ölümün ansızın gelmesinden ve her türlü gazabından sana sığınırım.”
HADİS: ”Ya Allah ateşle imtihan edilmekten ateşin azabından zenginliğin ve fakirliğin şerli tarafından sana sığınırım.”
HADİS: ”Ya Allah(cc)
acizlikten, tembellikten, cimrilikten, bunamaktan ve kabrin azabından sana sığınırım. Ya Allah nefsime takvasını ver. Onu günah kirinden temizle Onu temizleyecek olanın hayırlısı sensin. Ruhumun velisi ve mevlası da sensin. Ya Allah faydasız ilimden, korkusuz kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayacak duadan sana sığınırım.
HADİS: ”Ya Allah(cc) kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimim ve cinsiyet uzvumun şerrinden sana sığınırım.”
HADİS: ”Ya Allah açlıktan sana sığınıyorum. Zira o kötü bir arkadaştır. Hıyanetten sana sığınıyorum. Zira o kötü bir huydur.
Kıymetli okuyucularım Allah(cc) kendisinin ve meleklerin peygambere selavat getirdiğini bizimde getirmemiz gerektiğini bildiren ayet.
AYET:(Ahzap.56)”(innellahe vemelaikethu yusallune ğalennebiyyi ya eyyühellezine amenu sallu ğaleyhi vesellimu teslima)”Şüphesiz ki Allah ve melekleri peygamber üzerine selat ederler. Ey iman edenler sizde ona selavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin”
HADİS: ”Benim üzerime bir defa selavat getirenler için melekler 10 defa bağışlama isterler. Bana selevatı çoğaltın.”
HADİS: ”İnsanlardan bana en yakın olanlar bana selavat getirenlerdir.”
HADİS:” Ezanı duyduğu zaman ”Allahümme rabbe hazihiddeğvetittaamme vesselatil gaimeti ati muhammedenil vesilete vel fazilete vebğashu megamememahmudinillezi veğaddeh birahmetike ya erhamerrahimin duasını okuyan kişiye şefaatim borç olur”
TEVBE İSTİĞFAR
Sayın okurlarım tövbe istiğfar hakkında 3 Ayet yazacağım
AYET:(Ali imran.135)”Onlar günah işledikleri veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını dilerler.”
AYET:(Nisa.110)”Rabbine hamd ile tesbih et ve ondan bağışlama dile şüphesiz ki o tövbeleri kabul edendir.”
AYET:(Ali imran.17)”Ve seher vaktinde bağışlama dileyenler.”
HADİS. ”Tövbe ve istiğfara devam eden kimseye Yüce Allah her sıkıntıdan kurtuluş ve her darlıktan genişlik verir. ummadığı yerden kendisini rızıklandırır.”
HADİS: ”Ben günde 70 defa Allaha tövbe ve istiğfar ederim.”
TEVBE İSTĞFAR ŞÖYLE GETİRİLİR:
 (Başka çeşitleri de vardır)Esteğfurullah esteğfurullah esteğfurullah el azim, el kerim, errahim, ellezi lailahe illahuel hayyal gayyume veetubu ileyh. Tevbete ğabdin zalimin binefsihi la yemliku binefsihi, meyten vela hayaten vela nuşura ilahi yarabbi ilahi yarabbi ilahi yarabbi Küçüklüğümden bu ana gelinceye kadar elimden dilimden ve bütün azalarımdan her ne kadar günah işledim ise hepsine tövbe ettim nadim oldum, bir dahi işlememesiye azmi cezmi kasteyledim. Peygamberlerin evveli Adem (as) sonuncusu bizim Peygamberimiz Muhammet Mustafa sellalalahu aleyhi vesellem arasında her ne kadar peygamber geldi ve geçti ise hepsi haktır ve gerçektir hepsine inandık ve iman getirdik. Kelimei tevhit( lailahe illallah muhammedun resululullah)”Allah birdir ve ondan başka ilah yoktur. Muhammet Mustafa (sav) onun kulu ve elçisidir.”Amentübillahi (ben Allahın varlığına ve birliğine inandım ve iman getirdim.)Vemelaiketihi (Ben Allahın meleklerine inandım ve iman getirdim.)Ve kütübihi( Ben Allahın kitaplarına inandım ve iman getirdim. Ve rusulihi(Ben Allahın peygamberlerine inandım ve iman getirdim.)velyevmil ahiri(Ahiret gününe inandım ve iman getirdim) ve bilkaderi hayrihi veşerrihi(hayır ve şerrin Allahtan geldiğine ve kadere inandım ve iman getirdim)minellahi teala velbeğsu bağdel mevt(Öldükten sonra tekrar dirileceğimize inandım ve iman getirdim.)Kelimei şehadet(Eşhedü enlailahe illelleh ve eşhedü enne muhammeden ğabduhu ve resuluh)” Ben şahitlik ederim ki Allah birdir ve onadan başka ilah yoktur ve ben yine şahitlik ederim ki peygamberimiz Muhammet mustafa(sav) onun kulu ve elçisidir.”Allahümme inni uridu en üceddidel imani vennikahi tecdiden bi kavlihi lailahe illellah mauhammeden resulullah (3 kere)Ya rabbi tazelemiş olduğum imanımı ve nikahımı ahseni kabul ile makbul ve kabul eyle yarabbi.
PEYGAMBERİMZİ(SAV)SABAH NAMAZINDAN SONRA ELLERİNİ AÇARAK BİZE ÖRNEK OLMAK İÇİN YAPTIĞI DUA:
HADİS: Allah’ım gönlümü sana bağışlayacak dağınık halleri bir araya toplayacak dağınık ve ayrışmış işlerimi bütünleştirecek kötü alışkanlık ve bozgunluktan beni koruyacak ,dilimi düzeltecek, gizliliklerimi muhafaza edecek, açık durumumu yükseltecek, amelimi arındırıp arttıracak, yüzümü aklayacak, rızana ulaştıracak ve her türlü kötülüklerden beni koruyacak olan rahmetini senden isterim. Allah’ım bir daha küfür düşünmeyecek şekilde doğru ve yakın imanı dünyada da ahirette de lütuf ve kereminin en yüksek derecesine beni ulaştıracak olan rahmetini senden isterim. Allah’ım kazalarda sabır ve kurtuluşu şehitler derecesine yükselmeyi. İyilerin yaşantısını düşmanlara galip gelmeyi ve peygamberlere arkadaş olmayı senden isterim. Allah’ım her ne kadar hayırlısını bilmez ve yaptıklarım kusurlu ise de bütün dileklerimi sana sunar. Senden yardım isterim. Yalnız senin rahmetine muhtacım. Ey gönüllere şifa verip bütün dertlere deva olan Allah’ım Bizi sapan ve saptıranlardan değil, doğru yolda olup kurtuluşa erenlerden, düşmanlarından uzaklaşıp dostlarına yaklaşanlardan, Sana kulluk edenleri senin rızan için sevip, sana karşı gelenlere yine senin rızan için, düşmanlık eden kullarından eyle. Allah’ım ben dilimin döndüğü kadar dua ediyorum sen kabul et, senden geldik sana döneceğiz sonsuz güç ve azamet sahibi sensin kıyamet gününde güvenlikte olmayı ebedi günde sözünü tutup rüku ve secde eden iyilerle beraber senden cenneti isterim. Ey kudret ve kerem sahibi Allah’ım her şeyi ilminde toplayan Allah’ım seni tesbih ederim.
GÜZEL BİR DUA
Allah’ım şu anda ve gelecekte, bildiğim ve bilmediğim bütün kötülüklerden sana sığınırım. Allah’ım şu anda ve gelecekte bildiğim ve bilmediğim bütün iyilikleri sensen dilerim. Allah’ım cenneti ve cennete götürecek söz ve işleri senden ister, cehennemden ve cehenneme götürecek söz ve davranışlardan sana sığınırım. Allah’ım kulun ve elçin Muhammed(sav)in senden dilediği hayır ve iyilikleri senden diler sana sığındığı her türlü şeyden bende sana sığınırım. Allah’ım gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin bütün evliyaların yapmış oldukları ve kabul ettiğin dualar neyse bende aynı duaları ettiğimi kabul etmeni senden istiyorum. Allah’ım gelmiş geçmiş bütün Müslümanların yapmış olduğu duaları benimde yapmış olduğumu kabul etmeni senden istiyorum. Allah’ım ben sana dua etmekten acizim nasıl dua edeceğimi bilmiyorum. Sen beni benden daha iyi biliyorsun. bilemediğim söyleyemediğim dualarla sana dua etmemi kabul et. Sen her şeye kadirsin yarabbi




25 Kasım 2025 Salı

İSLAMDA DOSTLUK

https://www.youtube.com/watch?v=8uCrKtjmrhs

İSLAMDA DOSTLUK
DOSTLUK: İnsanlar arasındaki samimiyet ve sevgiye dayalı bağlılık hali dostluk ikiye ayrılır.
1-Çikar ve menfaat için dostluk.
2-Allah için menfaat karşılığı olmadan kurulan dostluk. Dinimizin önem verdiği dostluk Allah için kurulan dostluktur. Kendisine fayda sağlamak için değil dostuna faydalı olmak için. Kendi çıkarı için değil, başkalarının çıkarı için ve sırf Allah’ın rızasını kazanabilmek için kurulan dostluktur. Nitekim Kuran-ı kerimde
MÜMİN MÜMİNİN VELİSİDİR DOSTUDUR BİRBİRLERİNE İYİLİĞİ EMREDER KÖTÜLÜKTEN MEN EDERLER
AYET: (Tövbe 71)''Mümin erkeklerde mümin kadınlarda birbirlerinin dostudurlar. Onlar iyiliği emreder kötülükten alıkoyarlar.''
Bu ayeti kerime bize dostluğun nasıl olması gerektiğini açık bir şekilde izah ediyor.
Mümin dostunun kötülüğünü istemez. Daima onun iyi olmasını ister.
Hem dünyada hem de ahirette dostunun mutlu ve huzurlu olmasını arzu eder.
Dostunun mutluluğu onunda mutluluğu dostunun kederi onunda kederidir.
İşte bu ayette mümin dostuna iyiliği emreder kötülüklerden alıkoyar denmesinin sebebi budur.
Çünkü dostunun iyi olmasını, kötülük yapmamasını ister.
İyi olursa hem dünyada hem de ahirette rahat edeceğini bilir.
Kötü olursa da hem dünyasını hem ahiretini kaybedeceğini bildiği için onu vazgeçirmeye çalışır.
İşte gerçek dost budur. Esasında Allah(cc) müminlerin birlik ve beraberlik içinde yaşamaları için kalplerini birleştirmiştir.
AYET:(Enfal.63)''Eğer yeryüzündeki her şeyi bağışlasan ve versen onların kalplerini birleştirip aralarını bulamazdın. Lakin Allah(cc) onların aralarını bulup kaynaştırdı.'' Yine başka bir ayet
AYET:(Ali imran.103)''Allah’ın ipine(İslam’a, Kurana) sımsıkı sarılın ayrılmayın ayrılığa düşmeyin. Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın.
Düşman olduğunuz halde İslamiyet sayesinde aranızı buldu. Kalplerinizi birbirine bağladı.
Onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz ateş çukurunun kenarında idiniz.
Allah sizi oraya düşürmekten kurtardı.
Bunun gibi Allah size delillerini açıklar, umulur ki bu sayede hidayete ulaşırsınız.''
Bu ayetler bize gösteriyor ki menfaat için değil sırf Allah rızası için birbirine dost olmanın ilk yolu Müslüman olmaktan geçer.
Müslüman olmayanlarda dostluk yoktur.
Daha doğrusu menfaat için dostluk vardır. Avrupa’da yaşayan arkadaşlar çok iyi bilir.
Hiristiyan ve Yahudilerde acıma hissi dostluk kavaramı yoktur.
Yolda biri acından ölse kimse aç mısın diye sormaz. Ne akrabası ne arkadaşı.
Hiç kimse kimseye borç para vermez, kimse kimseye iş görmez. Kimse kimseye karışmaz
. Karı koca veya akrabalar aynı masada yerler fakat hesabı herkes ayrı ayrı verir. Velhasıl Allah için dostluk sadece İslam’da vardır.
AMERİKA İSLAM ÜLKELERİNİ BİRBİRİNE DÜŞMAN YAPMIŞTIR
Sayın okurlarım eğer müminler birbirine dost olmazsa ne olur. Bugün bildiğiniz gibi dünyada 50 ülke Müslüman ülkesidir. Ve hiçbiri birbirine dost değildir. Çünkü İslam düşmanları bin bir türlü hile ve oyunlarla bu İslam ülkelerini birbirine düşürmüşler. Sonra da parçalayıp yutmuşlardır. Yakın tarihimize bakalım. Amerika’nın uşağı olan Saddam İran’ı yıpratmak ve zayıflatmak için İran’a 10 yıldan fazla vurmuş onu zayıflatmış tabi Irak’ı da zayıflatmış binlerce İranlı ve Iraklı Müslümanın kanı akmış binaları yıkılmış bütün varlıkları yağmalanmış tabi bu arada İslam düşmanları bir taşla yüzlerce kuş vurmanın sevinciyle avuçlarını ovalıyor sevinç naraları atıyorlar. İşgal etmeyi kafaya koydukları İran’ın ve Irak’ın zayıflaması onlara sattıkları milyarlarca dolarlık silah v.b Amerikan uşağı Saddam’a son bir gaz vererek Kuveyt’i işgal etmelerini sağlıyorlar böylece Kuveyt’i koruma bahanesiyle Kuveyt’i işgal ediyorlar ve milyarlarca dolar haraç alıyorlar. İnsanların gözünden kaçan husus şudur Kuveyt hala işgal altındadır. Birleşmiş milletler şemsiyesi altında koruma bahanesiyle Kuveyt’in bütün gelirleri Amerika’nın kasasına akmaktadır. Daha sonra Kuveyt’i niçin işgal ettin diye Irak’a savaş açmışlar Ve işgal etmişlerdir. Kala kala İran, Türkiye, ve bir kaç İslam devleti kalmıştır. İşte bütün bunları bize Kuran-ı kerim 1400 yıl önceden haber veriyor.
AYET:(Enfal.73) ''İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız. Yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgunculuk çıkar.''
Evet ne diyor Kuran onlar yani kafirler birbirinin dostudur. Onların biz ayrıyız demelerine bazen çıkarları için birbirleriyle savaşmalarına aldanmayın. Onlar Müslümanlara karşı derhal birleşirler, yoksa haşa Allah yalan mı söylüyor. Aksini iddia etmek ayeti inkar değil midir? Ve Cenabı hak bakın şu ayette ayrıntı veriyor.
AYET:(Ali imran.118)''Ey iman edenler sizden olmayanı dost edinmeyin. Onlar sizi şaşırtmaktan geri kalmazlar. Sıkıntıya düşmenizi isterler. Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Sinelerinin gizlediği ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıklıyoruz düşünürseniz.'' yine
AYET:(Ali imran.28)''Müminler müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah’la ilişkisini kesmiş olur. Ancak onlardan sakınma haliniz müstesnadır. Allah size kendisinden korkmanızı emrediyor. Nihayet dönüş Allah’adır.''
Yine başka
AYET:(Nisa.144)'' ey iman edenler müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin.''
GAVURDAN DOST DOMUZDAN POST OLMAZ
Sayın okurlarım görüyorsunuz değil mi Kuranı kerime uyan kurtuluyor uymayan helak oluyor. Saddam’ı örnek verdik peki Türkiye ondan farklı mı? sanki;
Türkiye en büyük yanlışı Amerika’yı dost edinmekle yapmıştır. Amerika’yla savaşacak mıydık ne yapalım yani adam güçlü dostu olmasak bizi hap gibi yutardı diyenler olabilir.
Onlara cevabı Kuran veriyor. Ne diyor yukarıdaki
ayette(aliimran.28)'' Onlardan sakınma haliniz müstesnadır.'' Ki bu uygulamayı bizzat peygamberimiz(sav) Medine’de Yahudilerle anlaşma yaparak ve Hudeybiye barış anlaşmasında örnek olmuştur.
Demek ki illa da savaşmamız gerekmiyor anlaşma yapabiliriz.
Burada yanlış olan bu ülkeleri dost edinmektir. Sırlarını paylaşmaktır.
Onlarla stratejik ortak olmaktır. İsrail’i ilk tanıyan ülke kimdir Türkiye niçin çünkü Amerika’dan birkaç milyar dolar karşılığında veya borcunun silinmesi karşılığında tarihi belgeler bir gün mutlaka gün yüzüne çıkacaktır.
İsrail’le ve Amerika’yla dostluğumuz bize son derece pahalıya patlamıştır.
Bütün İslam ülkelerin güvenini yitirdiğimiz gibi Amerika’nın yönetimimize müdahalesine izin vermiş olduk.
Askeri darbelerinin arkasında Amerika ve İsrail’in olduğunu artık herkes öğrenmiştir. 1980 öncesi gençlerin birbirini kırması.
1984 den beri tesadüf ki askeri darbeden hemen sonra
PKK belasının başımıza bela edilmesi ve
Türkiye’nin bölünme noktasına gelinmesi hep bu iki ülke İsrail ve Amerika yüzünden olmuştur.
Allah sana diyor ki kafiri dost edinme sen kafiri kanka yapıyorsun.
Allah(cc) diyor ki (Ali imran.118) yukarda geçti. Onlar sizi şaşırtırlar hata yaptırırlar
kafanızı karıştırırlar, sıkıntıya düşmenizi beklerler isterler ve sıkıntıya düşmeniz için ellerimden gelen her şeyi yaparlar.
Öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. Sinelerinde gizledikleri ise daha büyüktür yani size söylemedikleri ve niyetlerini gizledikleri daha korkunç planları vardır buyuruyor Allah(cc)
sen ne yapıyorsun Allah ta kimmiş haşa ben bildiğimi yaparım diyorsun ayetleri yok sayıyorsun, inkar ediyorsun ondan sonrada Allah belanı veriyor. Sen kendi belanı kendin veriyorsun Allaha suç bulma.
DOSTLUKLAR ALLAH İÇİN OLMALIDIR
Sayın okurlarım dostluk hakkında Peygamber efendimizin birçok hadisi mevcuttur işte birkaç tanesi
HADİS: Allah Salih kullarını dost edinir. Her kim insanların kızması pahasına Allah’ı dost edinirse Allah o kimseyi insanların nazarında yüceltir. Kimde Allah’ın gazabına rağmen insanları dost edinirse artık onu Allah’ın gazabından kurtarmak mümkün olmaz.(Tirmizi. züht.64)
Bu hadisten de anlıyoruz ki dostluklar Allah rızası için olmalı Allah’ın hoş görmediği dostluklar. Terkedilmelidir.
HADİS: Mümin sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur.(Hakim,Tabarani)
HADİS: ''Allah için birbirlerini seven iki mümin buluştukları zaman biri diğerini yıkayan iki el gibidirler. Ne zaman iki mümin bir araya gelirse Allah birini diğerinden faydalandırır.(Ebu Mansur,Deylemi)
HADİS:'' Allah iyiliğini murat ettiği kimseye unuttuğunu hatırlatacak ve hatırında olanı yapmaya yardım edecek iyi ve Salih bir dost nasip eder.(Ebu Davut)
HADİS: ''Arşı azamın etrafında nurdan kürsüler vardır. Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki elbiseleri ve yüzleri nur gibi parlayacaktır. Bunlar ne peygamberdir nede şehit. Fakat bunlar Allah için birbirine dost olanlar. Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirlerini ziyaret edenlerdir.(Nesei süneni kübra)
HADİS: ''Allah için dost olan iki kişinin Allah katında en sevimlisi arkadaşını daha çok sevendir.
HADİS:'' Allah(cc) kıyamet günü buyurur. Benim için dost olanlar nerde Onları benim gölgemden başka gölge olmadığı bu günde rahmetim altında gölgelendiririm. (Müslim)
ŞU YEDİ SINIF KIYAMET GÜNÜ ARŞIN GÖLGESİNDE GÖLGELENECEKTİR
HADİS: ''Yedi sınıf insan vardır ki Allah(cc) hiçbir gölge olmayan günde Arşın gölgesinde gölgelendirir.
1-Adaletli devlet reisi
2-Allaha ibadet eden genç.
3-Kalbi mescitlere bağlı kimse
4-Allah için seven ve Allah için kaynaşan iki kişi
5- Tenha yerde Allah’ı zikrederek gözleri yaşaran kişi
6-Zengin soylu ve güzel bir kadının tenha bir yerde gel zina edelim teklifini sırf Allahtan korktuğu için geri çeviren genç
7-Sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka veren kimse.(Buhari ve Müslim)
ALLAH İÇİN BİRBİRİNİ SEVENLER CENNETLİKTİR
HADİS: ''Allah için sevdiği dostunu ziyarete giden kimsenin yoluna Allah bir melek diker melek nereye gidiyorsun diye sorar. Adam falan dostumun yanına gidiyorum diye cevap verir. Onunla görülecek bir işin mi var diye melek tekrar sorar. Adam hayır der melek tekrar sorar ona bir emanet mi götürüyorsun. Diye sorar adam hayır der. O halde neden dostunu ziyaret ediyorsun diye sorar. Adam kendisini Allah için seviyorum da onun için gidiyorum der. Melek ona Allah(cc) seni bana cennetle müjdelemem için gönderdi sen arkadaşını sırf Allah rızası için ziyaret ettiğinden dolayı seni cennetle ödüllendirdi der.(Müslim)
HADİS: Allah katında en sevimsiz olanınız ise laf getirip götürüp dostları birbirinden ayıranınızdır.(Taberani)
ALLAHA İTAAT EDENLERE KARŞI SEVGİ ALLAHA İSYAN EDENLERE KARŞIDA NEFRET BESLEMDİKÇE KAMİL İMAN SAHİBİ OLAMAZSIN
AYET:(Şuara.100-101)''Bugün bizim için şefaat edecek kimse yoktur. Samimi bir dostumuzda yoktur.''
Abdullah bin Ömer:'' Ömrüm boyunca oruç tutsam hiç uyumadan geceleri ibadetle geçirsem.
Bütün malımı Allah yolunda harcasam. Ve bu hal üzere ölsem.
Fakat gönlümde Allaha itaat edenlere karşı bir sevgi, Allaha isyan edenlere karşıda bir nefret olmasa bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göreceğimi sanmıyorum demiştir.
Fudayl(ra)'':Evet Firdevs cennetinde peygamber ve sıddıklarla bir arada bulunmak istiyorsun ama buna karşı hangi ameli işledin. Hangi şehveti arzularını kırdın. Hangi hiddetini yendin. Sana gelmeyen hangi akrabana gittin. Kardeşinin hangi kusurunu bağışladın. Hangi kardeşinle Allah için dostluk kurdun. Hangi musibetlere eziyetlere Allah için katlandın. Allah’ın hangi nimetine şükrettin. Allah için hangi fakiri doyurdun. Allah’ın hangi emrini yerine getirdin. Hangi yasağından vazgeçtin demiştir.''
YAPTIĞIN İBADETLER SENİN İÇİNDİR ALLAH İÇİN OLAN ONUN SEVDİKLERİNİ DOST DÜŞMANLARINIDA DÜŞMAN EDİNMENDİR
MUSA(AS)'' Allah(cc) Musa(as) sormuş ya Musa benim için ne yaptın. Musa (as) yarabbi senin için namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim, ibadet ettim, Ya Musa bütün bunlar senin içindir binim için ne yaptın. Yarabbi senin emirlerini yerine getirdim yasaklarından kaçındım. Ya Musa onlarda senin içindir. Sen benim için ne yaptın. Yarabbi bilmiyorum her şeyin en iyisini bilen sensin, deyince Sevdiğini benim için sevip nefret ettiğini de benim için düşman ilan ettin mi? buyurmuştur.''
HZ. ALİ(RA)''Savaşın birinde kafirin birini yatırmış iman et yoksa canını alacam demiş.
Kafir iman etmemiş tam kılıcıyla adamı öldürecekken Kafir Hz Aliye küfretmiş ve yüzüne tükürmüş bunun üzerine Hz Ali kafiri öldürmekten vazgeçmiş.
Bunun üzerine kafir ya Ali niçin beni öldürmekten vazgeçtin demiş ona şu ibretlik cevabı vermiş.
Ey kafir iman etmediğin ve Müslümanlarla savaştığın için senin canını Allah için alacaktım.
Fakat bana küfredince nefsim kabardı. Nefsim için seni öldürmek istedim. Sonra Allah için yapılmayan hiçbir amel kabul değildir. Sözünü hatırladım ve bundan vazgeçtim.
Kafir bunun üzerine savaş meydanında düşmanını öldürürken bile Allah’ın rızasını arayan bir din. Batıl bir din olamaz. Diyerek iman etmiştir.
MÜCAHİD(RA): Diyor ki Allah için birbirini sevenler bir araya gelip güler yüz ve tatlı sözle buluştukları zaman, güz yapraklarının güzün dökülmesi gibi günahları dökülür. Demiştir.
FUDAYL(RA)'' Kişinin dostunun yüzüne şefkat ve merhametle bakması ibadettir demiştir.
EVGİSİZ HAYAT DÜŞÜNÜLEMEZ SEVGİYİ İSTEMEYEN VE İHİTYAÇ DUYMAYAN BİR CANLI DÜŞÜNÜLEMEZ
Muhterem okuyucum sevgisiz bir hayat düşünülemez sevgiyi istemeyen ve ona ihtiyaç duymayan bir canlıda düşünülemez.
Her kim benim sevgiye ihtiyacım yok diyorsa biliniz ki yalan söylüyor. Çünkü sevgi insanlara doğuştan verilen bir haslettir.
Sevgi topluma huzur ve kardeşliği getiren birleştirici bir unsurdur.
Kuran kalplerin sevgiyle birleşmesine önem verir. Müminin gönlü sevgi ile doludur. Kin ve düşmanlık kafirlerin hasletidir. Allah(cc) iman edenlerin kalplerini sevgi ile birleştirmiş onları bu sevgi ve bağlılıkla birleştirmiştir.
Nitekim (Enfal.63)''(veellefe beyne gulubihim)''Allah kalplerinizi birleştirmiştir.'' kalpleriniz arasında köprü vardır.
GENÇLER EMPATİ YAPIN KENDİNİZİ BÜYÜKLERİN YERİNE KOYUN
Sevgili gençler sizin için arkadaşın ne demek olduğunu biliyorum. Sizin yemek, su, hava ve hatta daha da çok arkadaşa ihtiyaç duyduğunuzu,
Kendi emsallerinizle nefsinizin ve şeytanın hoşuna giden işler yaptığınızı ve bu nedenle arkadaşlıktan ve arkadaşlarınızdan asla vazgeçmediğinizi ve vazgeçemeyeceğinizi biliyorum.
Vazgeçemediğiniz arkadaşlar namazında niyazında ehli iman, inançlı, müteassıp, sofu, Allahın emirlerini yapıp yasaklarından kaçınan arkadaşlar değil elbette böyleleri ile zaten arkadaş olmazsınız. Çünkü şeytan ve nefis asla buna müsaade etmez.
Sizin vazgeçemediğiniz arkadaşlar. Size hoşca vakit geçiren, sizi pohpohlayan, beraberce eğlendiğiniz, içki müptelası iseniz beraberce içtiğiniz, kumar müptelası iseniz beraberce kumar oynadığınız. Hovardalık yapıyorsanız beraberce hovardalık yaptığınız.
Velhasıl nefis ve şeytanın emrettiğini beraberce yaptığınız arkadaşlardan asla ayrılmak istemezsiniz. Bu nedenle sizlere biraz olsun yardımcı olmak maksadıyla
Dostluk konusunu işledim umarım en azından bir tek gence faydam olur ki bir tek genci uyandırabilirsem maksadıma ulaştım demektir.
Genç kendisini namaza, ibadete çağıran dine, ahlaka, Allah’ın emirlerine çağıran hiçbir arkadaşına bağlanmaz bağlanamaz çünkü nefsi ve şeytanı ona müsaade etmez.
YAŞLILAR BÜYÜKLER ALLAH YOLUNDA OLANLAR ASLA GENCİN DOSTU OLAMAZ ÇÜNKÜ NEFSİ VE ŞEYTANI BUNA MÜSAADE ETMEZ
Genç hele hele yaşlıları ve büyükleriyle asla dost olamaz. Büyükleri ile aralarında aşılması imkansız duvarlar vardır.
Büyükler ne kadar iyi niyetli olursa olsun. Ne kadar hoşgörülü olursa olsun, bu değişmez. Veya gençler büyüklerini ne kadar sayarsa saysın ne kadar onları severse sevsin. Büyüklerini anlamaya ne kadar uğraşırsa uğraşsın.
Gene sonuç değişmez. Çünkü geçlerin bilinçaltında yatan gerçek şudur.
Anam babam ve büyüklerim hep hatalı, hep kusurlu, aptal, kafası çalışmayan, yobaz, fırsatları değerlendiremeyen, geri zekalı, gerici, tutucu, bağnaz, statikocu,
dediğim dedik, inat, sinirli, asabi, anlayışsız, hoşgörüsüz, pis, cimri, yaşamasını bilmeyen, pinti, şüpheci, her şeyde kusur arayan, cesaretsiz ,korkak,
her şeyi kötüye yorumlayan, kendi yapamadıklarını çocuklara yaptırmak isteyen, zorba, gaddar, hain, kendi başarısızlığın görmeyen, kendi başaramadıklarını çocuklarından bekleyen, eğlenceden zevk almayan, zevksiz, kimseyi sevmeyen, acayip yaratıklar. Büyüklere asla güvenilmez. Asla sır söylenmez, asla dost olunmaz diye görür.
BABASI DÜNYANIN EN ZENGİNİ EN ÜNLÜSÜ OLSA BİLE ASLA GENÇ BABASINI BEĞENMEZ
Gencin babası doktor olsa küçük görür kafasını çalıştırıp da bir Profosör olamadı diyerek babasını eleştirir. Ben olsam hemen profösör olurdum diye düşünür.
Babası milyoner olsa gene beğenmez kafasını çalıştırıp ta milyarder olamadı ben olsam trilyoner olurdum diye düşünür. Kasabada yaşasa şehirde niye yaşamadı, milletvekili olsa niye başbakan olmadı, İstanbul’da yaşasa niye Paris’e yerleşmedi, velhasıl babası
Vehbi koç kadar Sakıp Sabancı kadar zengin olsa gene beğenmez nitekim onların çocukları gerçekten babalarını beğenmiyorlar. Babası cumhurbaşkanı olsa gene beğenmez.
Mutlaka onda bir kusur bulur. Kendini ondan yüksek görür. Her şeyi o biliyor babası hiç bir şey bilmiyor, o akıllı babası deli, o çağdaş babası gerici, o ileri görüşlü babası yobazdır.
BABASI GENÇ ÇOCUĞUNA NE KADAR İYİ DAVRANIRSA DAVRANSIN ASLA YARANAMAZ
Babası ne yaparsa yapsın çocuğuna yaranamaz onu çok sevip üstüne dişse ben süt çocuğu muyum, bebek miyim ne bu alaka diye rahatsız olur, sıkılır bunalır.
Babası onu serbest bıraksa bak beni büyüttü şimdi benle ilgilenmiyor beni sevmiyor diye düşünür. Babası arkadaş gibi davransa gene rahatsız olur.
Babasıyla her şeyi paylaşamadığı için gene memnun olmaz. Babası sert davransa dikdatör diye eleştirir, yumuşak davransa karı gibi adam diye düşünür.
Velhasıl babası veya büyükleri ne yaparlarsa yapsınlar nasıl davranırlarsa davransınlar asla gençlerle bağdaşamazlar aradaki aşılmaz duvarı aşamazlar.
Dünya kuruldu kurulalı da bu duvarı aşan çıkmamıştır. Peygamberlerde buna dahildir.
Birçok peygamberin çocukları babalarına iman etmemiş ona asi olmuştur.
Bunun tek sebebi vardır nefis ve şeytan. Bu azılı iki düşmanın en büyük sermayesi gençlerdir. İnsan şeytanı olan arkadaşları da kattığınız zaman gençlerin kurtulma şansı hemen hemen hiç yoktur
EY GENÇ HEVA VE HEVESLERİNİ, KÖTÜ DUYGULARINI KENDİNE İLAH EDİNME
Artık o genç nefsi emmaresine mahkum olmuştur. Artık o
AYET: (Casiye.23) ''Heva ve hevesine tapanlar,tanrı edinenler.''
AYET: (Furkan.43)''Kötü duygularını tanrı edinenler''sınıfına girmiştir.
Gencin artık dostları şehvet, şeytan, nefis, kötü arkadaşlardır.
Genç şehvetinin esiri olur. Şehveti için katlamayacağı hiçbir zorluk yapamayacağı hiçbir delilik, aşamayacağı hiçbir engel yoktur.
Şehveti için günlerce aç kalabilir, günlerce uykusuz kalabilir, her türlü eziyet ve çile her türlü rezillik ve kepazeliğe seve seve razı olur.
Şehveti için adam öldürür, hırsızlık yapar, hatta ve hatta şehveti için gözünü kırpmadan ölüme gider. Şehvetini kamçılayan sanatçılara tapar. Onların resimlerini başucundan ayırmaz.
Onları dinlemek ve seyretmek için her türlü fedakarlığa katlanır, her işini bırakıp onların konserlerine koşar. Milyarlarca lirayı ne yapar yapar bulur konserlere yatırır.
Sanatcıyı dinlerken kendinden geçer şehvetten bayılır kalır. Artık onun Allah’ı şehvetidir Ama aynı sanatçı mesela Ahmet Özhan şarkı söylerken gençler ona tapıyorlardı. Onu dinlerken kendilerinden geçiyorlardı.
GENÇLER NEFSİNİ COŞTURANLARA ŞEHVETİNİ ATEŞLİYENLERE TAPAR TAPTIKLARI TARKAN ŞARKI ÖYLEMEYİP İLAHİ OKUSA HİÇBİR GENÇ TARKANI BEĞENMEZ
Konserine gitmek ona sarılmak ona dokunmak için can atıyorlardı. Şimdi ne oldu Ahmet Özhan şarkı söylemeyi bıraktı ilahi söylemeye başladı.
Bir Allah’ın kulu genç onu dinliyor mu hayır. Niçin aynı adam olmaz; o şimdi şehvetimizi kamçılayan şarkı söylemiyor.
Yusuf İslam diye adını değiştiren İngiliz sanatçı ilahi söylemeden Müslüman olmadan önce bütün dünya gençleri ona tapıyordu şimdi ne değişti aynı adam aynı ses fark şu önceden şehveti kabartıyor şehveti körüklüyor şehveti ateşliyordu şimdi ise Allah diyor.
Gençler Tarkan’a tapıyor değil mi Tarkan şarkı söylerken birden bire ilahi söylemeye başlasa kesinlikle eminim ki salonda bir tek genç kalmaz herhalde ne dediğim anlaşılmıştır.
GENÇLER BİZ ŞİMDİ KEŞKE DİYORUZ NE OLUR SİZDE YARIN KEŞKE DEMEYİN
Sayın gençler yanlış anlamayın biz gençken farklıydık demiyoruz.
Biz de aynı sizin gibiydik ama bizi uyaracak bize yol gösterecek kimse yoktu.
Yaşlanınca hatamızı anladık ama iş işten geçti.
Biz şimdi diyoruz ki bizim düştüğümüz hataya gençler düşmesin.
Gençler biz yaşlıları şöylede suçluyor tabi siz her türlü zevki tattınız her haltı işlediniz bıktınız şimdi bizim yapmamızı istemiyorsunuz.
Nefislerine öyle temize çıkarıyorlar. Peki diyelim ki öyle bizim kafamız tavana mı erdi, bize yaptıklarımız ne kazandırdı hiç. Biz diyoruz ki biz ateşe girdik çıktık yandık siz yanmayın.
Bizi ateşten uzaklaştıracak kimse yoktu yol gösteren örnek olan yoktu biz size örnek olmaya yol göstermeye çalışıyoruz.
Bizim yediğimiz kazığı sizde yemek zorunda mısınız? Ama maalesef kendi çocuklarımız başta olmak üzere hiçbir gence derdimizi anlatamıyoruz. gençler, içkinin, uyuşturucunun, şehvetin, sigaranın, kumarın ve bilumum kötülüklerin kurbanı oluyor en verimli çağlarını boşa geçiriyor.
Yıllar geçiyor arkaya bir bakıyorlar ki pişmanlık nedamet, üzüntü, günah, kırgınlık, kötülük, boş yıllar, boşa geçen ömür ve kötü bir son.
Gençler sizi canımızdan çok seviyoruz. Siz bizim geleceğimiz istikbalimiz, umudumuz her şeyimizsiniz.
EY GENÇLER NE OLUR İSTİKBALİNİZİ KARARTMAYIN KÖTÜ ARKADAŞLARA UYUP YOLDAN SAPMAYIN BİZ KENDİMİZİ ATEŞE ATTIK SİZİNDE YANMANIZI İSTEMİYORUZ ÇOKMU ŞEY İSTİYORUZ
Sizden tek bir ricamız var bizim düştüğümüz hatalara düşmeyin. Bizim yaptığımızı yapmayın. Size eğlenmeyin, müzik dinlemeyin, zevkinizden sefanızdan geri kalın demiyoruz.
Şehvetinizden tamamen vazgeçin arkadaşlarınızı tamamen terk edin demiyoruz.
Sadece ne olur bunlar sizin istikbalinizi karartmasın kötü arkadaşlar edinip kötü yola sapmayın şehvetiniz ve eğlenceniz sizi okulunuzdan, istikbalinizden etmesin gençlik tarlaya tohum atma yaşlılıkta hasat zamanıdır.
Bizim gibi yaşlanınca boş bir araziyle karşılaşmamak için toprağa tohum ekin toprağı kazıyın, sulayın, emek verin ki yaşlandığınızda ürün alın bizim amacımız o yoksa başka bir amacımız yok. Kötü insanları örnek alacağınıza niçin iyi insanları örnek almıyorsunuz.
Mesela fatih 9 yaşında Kuranı ezberledi. 22 yaşına kadar her türlü tahsili yaptı 22 yaşında İstanbul’u fethetti sizde öyle genç olun istiyoruz. Sizin de bir fatih olmanızı istiyoruz.
EY GENÇ ŞEHVET, NEFİS VE ŞEYTAN DÜŞMANINA KARŞILIK 4 SİLAHIN VAR
Ey genç kardeşim. Şehvetin varsa, nefsin varsa, şeytanın varsa, şeytan olmuş arkadaşların varsa Onları yok edecek 4 silahın var
1-AKLIN
2-İMANIN
3-VİCDANIN
4-İRADEN
İşte bu 4 silaha sarılarak kendini kurtarabilirsin. Şehvetin seni kudurttuğu zaman hemen iman silahına sarıl, ve ateş et, şehveti tam kalbinden vur. Bir kadına veya erkeğe tutulmuşsun onun için okulunu, işini, paranı, istikbalini her şeyini feda ediyorsun. Niçin 10 dakikalık zevk için değer mi düşün o 10 dakikalık zevk sana çok pahalıya patlayacak belki de hapislerde sürüneceksin belki de yuvan yıkılacak evinden, işinden,istkbalinden,şerefinden,haysiyetinden,okulundan,akrabandan,sevdiklerinden her şeyinden olacaksın değer mi, düşün bir kez değil bin kez düşün.
ELBETTE İSTİSNA KAİDEİ BOZMAZ İMANLI GENÇLERE MÜJDELER OLSUN
BİRBİRİNİZİ SEVMEDİKÇE İMAN ETMİŞ OLMAZSINIZ
Sayın okurum insan için en büyük kazanç ve mutluluk Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Allah(cc) Zalimleri, fesatcıları, kafirleri, haddi aşanları, kibirlenenleri asla sevmez.
Buna karşılık takva sahiplerini tevbe edenleri sabredenleri, ihsan ve iyilik sahiplerini, birre ulaşanları, adaletli olanları, ibadetini yapanları, tevekkül edenleri, sever.
Allah’ın sevgisine ancak onun emirlerine uymak peygamberinin yolundan gitmekle ulaşılır.
AYET:(Ali imran.31)'' Deki eğer Allah’ı seviyorsanız. Bana uyunuz ki Allah’ta sizi sevsin, ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayan ve esirgeyendir.''
Müslümanın görevi sevgisini iyiye güzele ve meşru olana yöneltmektir. Sevdiğini Allah için sevmek sevmediğini de Allah için sevmemektir. Nitekim peygamberimiz(sav)
HADİS: Ruhum kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.
Yaptığınız taktirde sizi sevgiye ulaştıracak bir şey söyleyeyim mi. Aranızda selamlaşmayı yayın. Karşılaştığınızda birbirinize selam verin.(Müslim) görüldüğü gibi Allah için birbirini sevmenin iman alameti olduğunu
Peygamberimiz bize bildiriyor. Nitekim Allah kendisinin de sevdiği kula karşı çok şefkatli ve merhametli olacağını bakın şu ayetle bildiriyor.
AYET:(Maide.54)''Allah sevdiği ve kendisini sevenlere karşı çok şefkatlidir.''
İnsan oğluna sevgi doğuştan verildiği için sevmek için bahaneler arar.
SEVGİ SU HAVA TOPRAK KADAR HAYATİ BİR İHTİYAÇTIR
Çünkü sevgi su, hava, toprak kadar hayati bir ihtiyaçtır.
Sevgi olmazsa dünyanın düzeni yıkılır. Nasıl mı başta Cenabı hak yarattığı kulları sevmeseydi. Kulların bunca isyanına katlanmaz. Asi olduklarında bütün kullarını yok öderdi.
Biliyor musunuz ki Allah(ismi celalin anlamı(sevgidir) evet Allah(cc) sevgi demektir. Allah(cc) kullarını sevmeseydi.
Bunca verdiği nimetlere karşılık kulların daima kendisine isyan etmesine rağmen onların rızıklarını kesmiyor.
Onlara nimetlerini vermeye devam ediyor. Kullarını sevmese buna katlanır mı.
Yine cenabı hak dünya düzenini devam edebilmesi için bütün canlılara sevgisinden verdi. İşte bu nedenledir ki.
Vahşi bir aslan yavrusunun üzerine titrer bütün canlılar böyledir. Çünkü böyle olmasa nesil devam etmezdi bir ana çocuğu için seve seve canını verir.
Kaldı ki Cenabı hak karşı cinsler arasında da sevgi oluşturmuştur. Yoksa hiç tanımadığı bilmediği bir insanın kahrını niye çeksin değil mi?
Ama aralarına sevgi, merhamet, aşk, şehvet, ayrı kabiliyet, ayrı özellik koydu ki karşı cinsler birbirine muhtaç olsun birbirlerinin kahrını çeksin .
Görüldüğü gibi sevgi yaşamanın hayatın düzenin geleceğin Dünyanın Ahiretin ve tüm işlerin ana kaynağıdır. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. sevgi en büyük güçtür.
CANLILAR BİRBİRİNİ SEVMEK İÇİN YARATILMIŞTIR
Sayın okurlarım. Bir delikanlı ve bir genç kızın aralarında sevgi bağı olmasa
Birbirlerine ayak bağı olacak birbirlerinin özgürlüklerini kısıtlayacak olan evliliği gerçekleştirirler miydi.
Birbirlerini hiç tanımayan iki yabancı bir yastığa baş koyarlar mıydı.
Kadın gece gündüz durmadan usanmadan kocasına hizmet eder miydi.
erkek akşama kadar çalıştığı ve kazandığı parayı karısına harcar mıydı.
Eğer Allah onlara evlat sevgisi vermeseydi
Bin bir zahmete katlanıp çocuk yetiştirirler miydi
Eğer evlatlara ana baba sevgisi vermeseydi
Yaşlı olan ana babaya evlat hiç bakar mıydı.
İşte neslin devamı için Allah(cc)İnsanlara karı koca evlat ana baba sevgisi vermiştir
ve bunlar birbirlerini menfaat için değil. Karşılıksız severler.
Bırakın menfaati onlar için kul köle olurlar canlarını seve seve verirler.
Ayrıca toplum düzeninin devamı için çok çeşitli sevgiler vardır.
işci, patron, öğrenci, öğretmen, memur, amir, küçük, büyük, birbirlerini severler.
Ayrıca aynı dinde olanlar, aynı vatanı paylaşanlar, aynı köyde, aynı mahallede, aynı şehirde oturanlar, aynı partiyi, aynı takımı tutanlar, hobileri aynı olanlar, aynı okula gidenler, aynı kursta okuyanlar, aynı filmi sevenler, aynı şarkıyı sevenler, aynı kahveye gidenler, hatta aynı araba kullananlar bu örnekleri çoğaltmak mümkün bu kişiler birbirlerini severler.
Çünkü canlılar birbirini sevmek için yaratılmışlardır. Bu sevgi sadece aynı aynı tip canlılar arasında değil ayrı canlılar arasında da mevcuttur.
Mesela insanlar köpekleri ve kedileri ve atları ve kuşları hemen hemen hayvanların çoğunu severler. Hayvanlarda buna karşılık mesela köpek ve kedi onu seven insanı hiç terk etmez, ölse bile sahibinin mezarında sahibinin başında bekleyip te ölen çok köpek ve kediye rastlanmıştır.
Sadece bu değil çiçek ve güllere sevgi gösterildiği zaman daha çabuk ve daha canlı renklerde açtıkları artık ispatlanmıştır.
RABBİM KALPLER ARASINA KÖPRÜLER KURMUŞ KAPLERİ BİRLEŞTİRMİŞTİR
Sayın okurlarım(Enfal.63)(ellefe beyne gulubihim)'' Kalpler arsında köprüler vardır.
Kalpler birleştirilmiştir. Şunu iyi bilmek lazımdır ki eğer karşınızdaki insanın sizi sevmesini istiyorsanız önce siz onu sevin.
Sizin kalbinizdeki sevgi onun kalbine nakşedecek köprü kurulacak oda sizi sevecektir.
Hani şimdiki tabirle elektriklenme olacaktır. Ancak çeşitli nedenlerle karşınızdaki size sevgisini belli etmeyebilir buna aldanmamalı sevgimizi karşımızdakine belli etmeliyiz ve onu sevdiğimizi söylemeliyiz.
Kim diyor bunu peygamberimiz işte
BİR MÜSLÜMAN BAŞKA MÜSLÜMANI SEVERSE ONA SEVGİSİNİ SÖYLESİN GÖSTERSİN
HADİS:''(iza ehebberreculu ihahu felyuhbirhu ennehu yuhibbehu)''Bir kimse din kardeşini severse sevdiğini ona bildirsin''(Ebu davut-tirmizi)
Görüldüğü gibi insan karşısındakine sevgisini belli etsin ki aradaki dostluklar pekişsin kalplerdeki kırgınlıklar şüpheler ortadan kalksın.
Bu hadisi şerife rağmen maalesef karı kocasına, koca karısına şımarır diye sevdiğini söylememekte böylece nice yuvalar boşuna huzursuz olmakta bazen de yıkılmaktadır.
Özellikle kadınlar seni seviyorum cümlesine çok önem vermekte bunu söylemeyen kocalarından soğumakta ve maalesef bu sözü söyleyen başka erkeklere kapılmakta ve yuvalarını yıkmaktadırlar.
O nedenle bilhassa erkekler lütfen peygamberimizin bu hadisi şerifini uygulayalım herkese ama bilhassa hanım ve çocuklarımıza onları sevdiğimizi söyleyelim ve ispat edelim.
Bugün psikologların en çok üzerinde durdukları şey çocuklara oyuncak, elbise hediye almaktan çok onları sevmemiz gerektiği üzerinde çok duruyorlar.
Çocukluğunda sevgi almayan sevilmeyen çocukların ilerdeki hayatlarında başarılarının imkansız olduğunu, aşağılık kompleksli, kişiliksiz, aşırı asabi, hastalıklı, başarısız topluma yük bireyler haline geldiklerini belirtiyorlar.
O halde gelin çocuklarımıza sevdiklerimize, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza, hayvanlara bitkilere ve her şeye sevgimizi verelim sevgimizi belli edelim. Allah’ın bizi yaratmasındaki gayesi kendisine kul olmak ve kendisini sevmek olduğunu unutmayalım.
DOSTTA ARANMASI GEREKEN ÖZELLİKLER
Sayın okurlarım kişi dostluk edeceği kimselere dikkat etmelidir nitekim Peygamberimiz(sav)şöyle buyurur
HADİS:''(elmeru ala dini halilihi felyenzur ehedukum men yuhalıl)'' Kişi dostunun dini ve ahlakı üzerinedir. Öyleyse herhangi biriniz dostluk edeceği kimseye dikkat etsin'' buyurmuştur. Dostta aranması gereken özellikler şunlardır.
1-AKILLI OLMAK: 
Akıl sermaye ve asıldır. Ahmak olan kişinin dostluğu insana daima zarar getirir. Sonu dargınlık ve ayrılıktır.
Nitekim Hz Ali(ra)''Ahmak ve cahil ile arkadaşlık, dostluk etme. Ondan kendini koru.
Nice ahmaklar vardır ki dostlarını helak ederler.
Kişi dostu ile ölçülür. Bir şey için diğer şeyde kıstas ve ölçü vardır.
Kalpler buluştuğu zaman. Birinin diğerine tesiri vardır. Akıllı düşmandan korkma ahmak dosttan kork Ahmaktan uzaklaşmak Allaha yaklaşmaktır.'' demiştir.
Süfyani sevri: ise'' Ahmak olanın yüzüne bakıp durmak büyük hatadır. Demiştir.
Akıllı olmayan dost sana iyilik yapacağım derken sana kötülük yapar.
Toplum içinde seni mahcup duruma düşürür. Kendi seviyesine seni indirir. Toplum tarafından küçümsenmene sebep olur. İtibarını bitirir.
Toplumun sana olan saygınlığını bitirir. Yanlış anlaşılmana dedikodunun yapılmasına sebep olur. Ahmak dosttan kaçıp Akıllı düşmanla birlik olman senin için daha hayırlıdır.
2-GÜZEL AHLAKLI OLMAK: 
''Güzel ahlak bir dostta mutlaka aranmalıdır,
zira aklı başında nice insanlar vardır ki her şeyi olduğu gibi bilir anlar fakat kötü huylarını yenemediği, ahlakını güzelleştiremediği, nefsine ve şeytana yenik düştüğü, iradesine sahip olamadığı için.
Kızdığı zaman hiddetini yenemez. Şehveti kendine galip gelir.
Cimriliği veya korkaklığı üstün gelir. bile bile yanlış yola sapar.
Böyle bir dost insana büyük zararlar verir.
Söyle bana dostunu söyleyeyim sana kim olduğunu atasözünün gereği olarak. Onunla bir tutulmana sebep olur.
Zamanla sende güzel ahlakını yavaş yavaş kaybeder sende onun gibi olursun. O nedenle böyle insanlarla dost olunmamalı, arkadaş olunmamalı, böyle insanlarla oturulmamalı, sohbet edilmemeli, hemen onlardan uzaklaşmalıdır ki onun kötü ahlakı senin güzel ahlakını bozmasın.
Üzüm üzüme baka baka kararır demişler.
Aman sakın onun kararmış kalbine bakarak nur gibi kalbini karartma. Onu güzel ahlaklı yapabilirsen bu gücü kendinde görürsen ona yaklaş ancak ava giderken avlanmakta var bu işin içinde o nedenle avlanacağını anlarsan hemen uzaklaş nefsin sana böyleleri ile dost ol der.
Sakın nefsine uyma. Çünkü nefis daima kötülüğü emreder(Yusuf.53)
Şeytana da uyma çünkü şeytan da en büyük düşmanındır.
3-FASIK OLMAMAK: 
Günahları işlemekte ısrar eden fasığın dostluğundan da hayır gelmez. Günah işleyen kişinin dostluğuna güven olmaz. Çünkü o gayesine ulaşmak için her şey yapar. Nitekim Allah(cc) bizleri böylelerine karşı uyarmaktadır.
AYET:(Kehf.28)''Kalbi zikrimize kapalı olan heva ve hevesine uyakimseye itaat etme(ona güvenme dost kabul etme)''yine başka bir ayeti kerimede
AYET:(Taha.16)'' Zikrimizden(Kuran-ı kerim) yüz çevirip ancak dünya hayatına dönenlerden yüz çevir'' ve
AYET:(lokman.15)'' Bana yönelenlerin yolunu tut.'' buyurarak fasıklarla dost olmamız gerektiğini onlara itaat etmememiz gerektiğini, onlardan yüz çevirmememiz gerektiğini ve ancak Allaha yönelenlerle dost olmamız gerektiğini bize bildiriyor.
4-BİDAT SAHİBİ OLMAMAK :'
'Bidat sahibi olanlarla dost olmak doğru bir davranış değildir.
Hz Ömer(r.a) şöyle demiştir.'' Sadık kardeşlik bul ve arasında yaşa dürüst samimi arkadaşlar dostlar, genişlikte süs ve ziynet, darlıkta yedek sermayedirler.
Dostunun sana düşen işini güzel şekilde gör ki lüzumun da daha fazlası ile karşılaşasın.
Düşmanından uzaklaş her dosta bel bağlama, ancak emin olanları seç.
Emin olanlar Allahtan korkanlardır. Kötü insanlarla düşüp kalkma onlardan kötülük öğrenirsin.
Onlara sırrını verme ifşa ederler, yayarlar, işlerini Allahtan korkanlara danış ve onlarla istişare et.
Alkametul utaridi: Oğluna vasiyetinde şöyle demiştir.
''Oğlum arkadaşlık ihtiyacını duyduğun zaman kendisine hizmet ettiğin kimse seni hizmetçi mevkiine düşürmesin.
İzzeti nefsini koruyan arkadaşlığında sana şeref veren seni ziynetlendiren ve ihtiyaç anında sana yardım edenlerle düş kalk.
Hayr işlerinde sana yardımcı olan iyiliklerini söyleyen kusurlarını gizleyen kimselerle samimi ol. Kendisinden bir şey istediğin zaman veren,sustuğun zaman seninle konuşan, sıkıntılı olduğun zamanlarda yardımına koşanlarla buluş. Sözünü tasdik eden. İcabın da emrini yerine getiren. Tartışma esnasında seni tercih eden kimselerle sohbet et. Arkadaşlık dostluk edeceğin kişi şu iki kişiden biri olmalıdır ve bunlardan başkası ile arkadaşlık etmemelisin. Birincisi kendisinden din ve ahlak konusunda faydalanabileceğin kişi ikincisi ise din ve ahlak konusunda senden faydalanacak kişi
İNSANLAR 4 KISIMDIR
1-TATLI: 
Ondan ye çünkü yemekle ondan doyum olmaz.
2-ACI:
 acı yenmez
3- MAYHOŞ: 
o senden bir şeyler almadan sen ondan bir şeyler al
4-TUZLU:
 yalnız ihtiyaç zamanında ondan az bir şey al.
4 KİMSEYLE DOSTLUK YAPMA
1-YALANCI: 
Çünkü sen ona inanırsın aldanırsın. Zira o serap gibi uzağı yakın yakını uzak gösterir.
2-AHMAK:
 Ahmakla da dost olma çünkü sana karı dokunacak yerde zararı dokunur.
3-CİMRİ:
 Cimriyle de dost olma çünkü o acil olan ihtiyacını bile görmez.
4-KORKAK: 
Korkaklarda dost olma, çünkü o en küçük sıkışmada hemen seni satar.
3 TÜRLÜ DOSTLUK VARDIR
1-AHİRET DOSTLUĞU
2-DÜNYALIK DOSTLUĞU
3-SOHBET DOTLUĞU bu üçünü bir adamda bulabilirsen ne mutlu sana.
DOSTLUĞUN 6 TÜRÜ DAHA VARDIR
1-GIDA GİBİ DOSTLUK .:
 Gıda gibi dostluk: Vucut gıdasız olamayacağı gibi insanda böyle dostsuz olamaz.
2- İLAÇ GİBİ DOSTLUK: 
İlaç gibi dostluk: Bazı zamanlarda ihtiyaç olur. İmdadına yetişir.
3- HASTALIK GİBİ DOSTLUK: 
İnsan hiçbir zaman onu istemez ama bazen yakalanır.
4-AĞAÇLAR VE BİTKİLER GİBİ DOSTLUK:
 Bazısının hem gölgesi vardır hem de meyvesi vardır. Her şekilde sana faydalı olur. Ahiretini de dünyanı da kurtarır.
5-GÖLGESİ OLAN MEYVESİ OLMAYAN DOSTLUK
 Bazısı vardır gölgesi vardır meyvesi yoktur: Yani dünyalıkta sana faydası vardır ancak ahiretine faydası yoktur.
6-MEYVESİDE GÖLGESİDE OLMAYAN DOSTLUK Bazısı da vardır ki ne meyvesi vardır nede gölgesi vardır: Böylelerinden uzak durmalıdır. Sana dünyalık ta ahiretlik te faydası olmadığı gibi senin dünya ve ahiretine zarar verir.
DOSTLUK HAKLARI SEKİZDİR
Sayın okurlarım dostluk hakları sekiz tanedir.
1. DOSTLUK HAKKI DOSTLAR ARASINDA MAL İLE YARDIMLAŞMAK 3 DERECEDİR
 Dostlar arasında mal ile yardımlaşmak 3 derecedir.
A-DOSTLUĞUN EN AŞAĞISI İHTİYACI OLDUĞUNDA İSTETMEDEN DOSTUNUN İHİTİYACINI GİDERMEK 
En aşağısı dostunu hizmetçi kabul edip malının fazlasından onun ihtiyacını gidermek. Bir ihtiyacı olduğu zaman sende varsa istemesine hacet kalmadan hemen ihtiyacını temin edersin. Zira onu istemeye mecbur etmek dostlukla bağdaşmaz.
B- DOTUNU KENDİ SEVİYESİNDE TUTMAK 
Dostunu kendi seviyende tutmak. Onu mal ve servetine ortak gibi kabul edip icabında malını onunla paylaşmak.
C-DOSTUNU KENDİNE TERCİH EDİP ONUN İHİTİYACINI KENDİ İHTİYACINA TERCİH ETMEK 
Dostunu kendine tercih edip onun ihtiyacını kendi ihtiyacına tercih etmek. Dostluğun en üst seviyesi budur. Gerçek dostlukta budur. Eğer dostun hakkında bu üç şeyden hiçbirine sahip değilsen senin o kişiye dost olmadığın anlaşılır. Eğer bu 3 şeyde dostunda yoksa o senin dostun değildir. Hemen ondan uzaklaş kuru kuruya arkadaşlık yapmak. Ölülerle arkadaşlık yapmak kadar lüzumsuzdur. Borçlu ve sıkışık olduğun zaman bırak istemeden vermeyi istediğin halde param yok diyorsa Kendisinde yoksa bile başkalarından araştırıp senin işini görmüyorsa bu kişi senin dostun değildir. Hemen ondan uzaklaş. Özetlersek dost ya malının fazlasını sen ondan istemeden sana verir ki bu dostluğun en alt derecesidir. Ya kendinde olanı seninle paylaşır. Ya da seni kendine tercih eder. Bu üçü de yoksa o kişi senin dostun değildir. Ondan uzaklaş.
2. DOSTLUK HAKKI DOSTUNA YARDIM ETMEK: 
Dostluğun ikinci hakkı dostunun yardımına o istemeden ve kendi işini sonraya bırakarak koşmaktır. Ona yardım ederken de surat asmamak güler yüzlü olmak gerekir. Yoksa söylene söylene surat bir karış yaptığın yardımı dostunun burnundan getiren yardım geçerli değildir. Bu dostuna yardım değil zulüm olur.
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyuruyor ki. Bilmiş ol ki Allah’ın yeryüzünde çok değerli kapları vardır. O kaplar kalplerdir.
Bu kalplerin Allah katında en sevimlisi günahlardan pak, dinde gayretli, ve dostlarına en yumuşak olandır. Dostlukta usul onun ihtiyacını kendi ihtiyacın gibi hatta daha mühim kabul etmen ve kendi ihtiyaçlarını unutmadığın gibi onun ihtiyaçlarını da araştırıp daima hatırından çıkarmamandır.
Onun müracaatına lüzum kalmadan yardımına koşman. Ve yardımda bulunurken kendine bir pay ayırman Yaptığın yardımı kabul etmesini lütuf saymandır.
Hatta yalnız ihtiyaçlarını gidermekle yetinmeyip önceliği ona vermelisin.
Hasan Basri(ra)'' demiştir ki ''Bizim dostumuz bize ailemizden daha sevimlidir. Ailemizi bizi dünyada arar Dostlarımız ise mahşer yerinde arar. Demiştir.''
Eğer bir dostunuzu 3 gün peş peşe görmediyseniz. Ziyaretine gidin işi varsa yardım edin. Hasta ise onunla ilgilenin.
Sayın okurum görüldüğü gibi dostluk öyle basit bir şey değil, lafta dost olmak başkadır gerçek dost olmak başkadır.
3.DOSTLUK HAKKI DİL: 
Dostluğun 3.hakkı dildir. Dost gerektiğinde susmasını gerektiğinde konuşmasını bilmelidir. Susması demek dostunun huzurunda veya o olmadığı zamanda dostunun kusurlarını bilmezden gelmek. Ve onlardan hiç bahsetmemektir. Münakaşadan kaçınmak, işin iç yüzünü kurcalamamaktır.
Dostunu yolda gördüğü zaman nerden gelip nereye gittiğini niçin gittiğini sormaz gerçek dost.
Çünkü belki açıklamak istemez, belki yalan söylemeye mecbur kalır.
Dostunu yalan söylemeye mecbur bırakmak gerçek dostun işi değildir.
Dostun yalnızca sana söylediği sırrı aramızda kalsın dediği sırrı başkalarına söylemek ahlaksızlıktır. Emanete ihanettir.
Hatta öyle olmalısın ki zamanla dostunla aran açılsa bile hatta düşman bile olma durumunda kalsanız bile sana söylediği sırrı yine de söylememelisin.
Dostun hakkında duyduğun kötü sözleri ona söyleyip onu üzme. Dostunun kötülüklerini gizleyip iyiliklerini söyle. Eğer dostunun iyiliklerini başkalarına söylemiyorsan. Onu çekemiyorsun, kıskanıyorsun demektir ki dost dostu asla kıskanmaz. Hatta onun kendinden üstün olmasını ister. Dostunun ve aile efradının kusurlarını söylemek zaten gıybettir. Gıybet değil dostlar arsında herkes için haramdır ama dostlar arasında daha büyük haramdır. Gıybetten kurtulmanın iki yolu vardır.
GIYBETTEN KURTULMANIN İKİ YOLU VARDIR
A-EMPATİ YAPMAK Kendi halini düşünmektir. Kendinde bir kusur bulduğun zaman sen nasıl kendi kusurunu düzeltemiyorsan onunda kendi kusurunu düzeltemediğini düşünerek onu mazur görmelidir. Oda senin gibi bir insandır. Onunda senin gibi nefsi ve şeytanı var. Belki de onun kusurunun aynısı sende yok ama Belki de senin başka kusurların onun kusurlarından daha büyüktür bunu düşün. Onun kusurlarını değil kendi kusurlarını gözünde büyüt onun kusurlarını ise affet. İşte o zaman dedikodu yapmaktan kurtulursun. Nefsinin esiri olmazsın. Kusursuz insan olabilir mi?
B- KUSURSUZ İNSAN OLMAYACAĞINI KABUL ETMEK
Kusursuz dost arayanın dostsuz kalacağını kusursuz insan olmayacağını bilmendir. İnsanların iyilikleri olduğu kadar kusurları da vardır.
Aranan iyiliklerin kötülüklerden fazla olmasıdır.
Mümin, mümin dostunun daima iyiliklerini hatırlar.
Kötülüklerini unutur ki bu sayede sevgi ve saygı artar.
İnsanların daima kusurlarını araştıranlar, ahlaksız münafıklardır.
Mümin daima mazeretleri kabul eder. Münafık ise daima hataları araştırır.
Gerçek dost dostunun kusurlarını bağışlayandır.
Hiç kötülüğü olmayan hiç kusuru olmayan bir insan olamayacağı gibi hiçbir iyiliği olmayan bir insanda düşünülemez.
Her insanın mutlaka iyi bir tarafı vardır. Sen insanların iyi tarafını bul
Dostunun iyiliği bir nokta ise o noktayı görmen dostunu memnun eder ve o nokta kadar olan iyiliğinin artmasına sebep olursun. Böylece zamanla dostunun iyilikleri kötülüklerini geçer. Dostunun kötülüklerini ne kadar büyük olursa olsun görmemen dostunun kötülüklerini azaltmasına sebep olur.
Yoksa bir adamın kötülüklerini söylemek, yaymak, ifşa etmek, o kişiyi asla o kötülükten vazgeçirmez. Üstelikte aleniyet kazandığı için gizli yaptığı kötülüğü aşikare yapmaya başlar.
Ve başkalarına da örnek olur. O halde dostunun iyiliğini düşünüyorsan kötülüklerini kusurlarını gizle, iyiliklerini de yay anlat, böylece onu cesaretlendirmiş iyilikleri yapmaya teşvik etmiş olursun
Sayın okurlarım ne yazık ki bugün insanlar bırakın dostunun kötülüklerini gizlemeyi ve iyiliklerini yaymayı tam tersini yapmaktadırlar.
Yani dostunun iyiliklerini gizleyip görmezden gelmekte ve kötülüklerini bire bir katarak abartarak, ekleyerek, dramatize ederek ballandıra ballandıra anlatmaktadırlar.
Bunun sebebi nefis konusunda işlediğimiz gibi kendi nefislerini temize çıkarmak, kendi nefislerini haklı çıkarmak ve kendi egolarını tatmin etmektir. Kendi kusur ve hatalarını gizleyip, toplum nazarında itibar kazanmaktır.
Başkalarının kusur ve hatalarını söyleyerek ve yayarak onları toplumun nazarında küçük düşürmektir. Halbuki böyle yapanlar. Kendilerini küçük düşürdüklerinin farkında değillerdir.
Dostun hakkında kötü konuşmamak. Sana borç olduğu gibi Kalbinden de suizan( kötü düşünce) geçirmemen sana borçtur. Zira Allah(cc) suizannı yasaklamıştır.
AYET:(İsra.36)''İyi bilmediğin şeyin ardına düşme''
AYET:(Huccurat.12)'' Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının zirazannın çoğu haramdır.'' buyurarak suizannı kesin olarak yasaklamıştır. Peygamber efendimizde
HADİS:'' Allah(cc) müminin mümine kanını, malını, ve ırzını haram kıldığı gibi aleyhinde kötü zanda bulunmayı da haram kılmıştır.''
HADİS: Suizandan son derece sakının zira suizan sözlerin en yalanıdır.'' Suizan insanı tecessüse yani kusur araştırmaya sevk eder. Zira Allah(cc) bunu da yasaklamıştır.(Huccurat.12)'' (ismuvvela tecessessü)''tecessüs etmeyin ''yani kusur araştırmayın buyurmuştur. Peygamberimiz(sav)
SUÇ VE KUSUR ARAŞTIRMAYIN BİRBİRİNİZE ARKA ÇEVİRMEYİN KARDEŞ OLUN
HADİS: Suç araştırmayın gözünüzle kusur araştırmayın. Birbirinize arka çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun(Buhari)
Gerçekte dost dostu hakkında sui zanda bulunmadığı gibi. Onun kusurlarını da araştırmaz.
Allah(cc) ayıpları örter, günahları bağışlar, kulunun kusurlarından vazgeçer.
Allah(cc) kendi yarattığı ve sayısız nimet verdiği kullarını bağışlıyor, kusurlarını gizliyor, günahlarını affediyor da
sen nasıl oluyor da kendin günahlara batmışken kendin kusurlu olduğun halde belki de karşındaki Allah’ın huzurunda senden üstün olabileceği halde kusurları bağışlamaz. Açığa çıkarırsın
Yoksa haşa onu sen mi yarattın sana ne; bu huyundan derhal vazgeç.
Bilmiş ol ki kendin için sevdiğini başkası içinde sevmedikçe bırak dost olmayı kamil bir Müslüman bile olamazsın.
Elbette ki dostun senden sırlarını, hatalarını gizlemeni bekler.
Böyle yapmazsan dostluğunuz biter. Senin dostunun sırlarını açığa çıkarman onu kıskandığını gösterir. Yalanın caiz olduğu yerler vardır.
Bunlardan biride dostunun kusurları konusunda yok böyle bir şey diyerek o kusurun onda olduğunu bile bile yalan söylemelidir. Nitekim Peygamberimiz(sav)
DİN KARDEŞİNİN AYPLARINI ÖRTEN KİMSENİN ALLAH DÜNYA VE AHİRETTE KUSURLARINI ÖRTER
HADİS: ''Din kardeşinin ayıplarını örten kimsenin Allah(cc) dünya ve ahirette kusurlarını örter.(İbni Mace)
HADİS: Bir kişi etrafına bakınarak sana bir söz söylediyse o söz sana emanettir. Emanete hıyanet etmemeli o sözü saklamalısın''(Ebu davut)
HADİS:'' Meclisler emniyet yeridir. Orada konuşulanlar harice çıkmaz. Ancak şu 3 meclis müstesnadır.
1-Haksız yere adam öldürülme konusu konuşulan meclis
2-Başkalarının ırzına taarruz için hazırlık yapılan meclis
3-Başkalarının malına tecavüz için hazırlanan bu konunun konuşulduğu meclis.(Ebu Davut)
AHMAK İLE DOSTLUK YAPILMAZ
Ahmak olanın kalbi ağzında, Yani ahmak sır saklayamaz her bildiğini olur olmaz yerlerde söyler.
Bu nedenle ahmak ile dost olmamak lazımdır.
Akıllı olanın dili kalbindedir. Alimin birine sırrı nasıl saklarsın demişler.
O haber vereni inkar eder. Haber almak isteyene de yemin ederek o sırrı saklarım demiştir.
Sana emanet edilen sırı göğsüne yerleştir. Öyle ki o göğüs o sırrın mezarı olsun.
Eğer dostun sana bir sırrını söylerse. O sırrı tamamen unut.
Dostuna sırrını söylemeden önce onu dene sır olmayan önemsiz bir şeyi büyük bir sırmış gibi ona aktar sakın kimseye söyleme diye de tembih et.
Sonrada aranız açıldığında o sırı söyleyip söylemediğine bak.
Eğer senle dargınken bile sırrını söylemiyorsa o senin gerçek dostundur.
Aslında en güzeli sırrını kimseye söylememektir.
YAVUZ SULTAN SELİM BEN SIRRIMI SAKLAMAZKEN SENDEN SIRRIMI SAKLAMAMI NASIL İSTERİM
Yavuz sultan selim mısırı fethedeceği zaman çok büyük hazırlıklar yaptırıyor sefere hazırlanıyordu. Fakat hiç kimse seferin nereye yapılacağını bilmiyordu.
En yakını olan sadrazam padişahım nereye sefer yapacağımızı bana bile söylemiyorsun yoksa benim sır tutamayacağımı mı zannediyorsun.
Bana güvenmiyor musun yok sa .
Diye sorunca padişah kızgınlıkla be hey sadrazam sen beni sırrını saklayamamakla mı suçluyorsun. Bana güvenmiyor musun ben sırrımı saklayamazsam senden ne hakla sırrımı saklamamı isterim.
Emin ol ben sırrını saklayan insanım demiştir.
Ne güzel bir cevap sen kendi sırrını saklayama söyle ondan sonrada başkalarından senin sırrını saklamasını iste, akıl işi değil.
Sen kendi sırrını saklayamayıp söylersen başkaları senin sırrını niye saklasın.
Onlara kızmaya ne hakkın var değil mi?
4 DURUMDA SANA KARŞI TAVRI DEĞİŞENLE DOST OLMA
1- Kızdığı zaman sana tavırları değişiyorsa
2-Menfaati olduğu zaman sana tavırları değişiyorsa
3-Şehvet hisleri galebe geldiği zaman tavırları değişiyorsa
4- Kalabalık bir ortamda sana karşı tavırları değişiyorsa o kişi dostun değildir ondan hemen uzaklaş. Gerçek dostlar kızdıkları zaman veya seninle araları açıldığı zaman bile iyiliğini söyler kötülüklerini açığa vurmazlar.
Gerçek dost olmayanlar ise iyiliğini gizler kötülüklerini açığa çıkarırlar.
Dostunun her sözüne itiraz etmemek lazımdır, susmak lazımdır.
Kötü kişiyle mücadele üzülmene iyi kişiyle mücadele küstürmene sebep olur. Nitekim peygamberimiz(sav)
HAKLI OLDUĞU HALDE MÜCADELEDEN VAZGEÇENE CENNETTE KÖŞK VARDIR
HADİS: ''Haksız olduğu halde mücadeleden vazgeçen kimseye Allah(CC) cennette kenar bir yerde ev inşa ettirir. Fakat haklı olduğu halde mücadeleden vazgeçene ise cennetin ortasında büyük bir köşk inşa ettirir(Tirmizi, İbni mace)
HADİS:'' Birbirinize arka çevirmeyin husumet beslemeyin, çekememezlik yapmayın, aranızı açmayın, Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahrum etmez, onu terk etmez, kişiye kötülük olarak din kardeşine hakaret etmesi yeter.(müslim)
HADİS: ''Mücadeleyi terk edin zira onun karı azdır. Faydası az olduğu gibi dostlar arasına husumetin girmesi, ne sebep olur. Şüphesiz luzumsuz münakaşalar dostları azaltır. Husumeti çoğaltır.
Bir kişiye düşman olman karşılığında bin kişiye dost olacağını bilsen bile bin dostundan vazgeç.
Ama bir kişiye düşman olma. Velhasıl mücadelenin en büyük sebebi karşındakinin cehaletini ortaya koymak suretiyle onu tahkir edip kendisinin akıl ve fazilet ve şeref yönünden üstünlüğünü ortaya çıkarmak karşındakini küçük düşürmektir ki bu kibirdir.
Kendini üstün görme karşındaki küçük görmektir. Bu zaten dostluk değil düşmanlıktır.
HADİS: ''Kardeşinle mücadele etme onunla alay etme ve ona verdiğin sözden dönme(tirmizi)
HADİS:'' Siz mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz öyle ise onları güler yüz ve güzel ahlakla memnun etmeye çalışın.(Taberani hakim.
Mücedele güzel ahlakın zıddıdır. Bu konuda o kadar hassas ol ki mücadele olacağını tahmin ettiğin konuyu dostuna sorma
. hatta dostun hadi kalk gidelim dediği zaman nereye gidiyoruz diye sorma.
Dostluğun hakkı hiç sormadan kalkıp beraber gitmektir.
4.DOSTLUK HAKKI KONUŞMAK:
 Dostluğun dördüncü hakkı konuşmaktır.
Kardeşlik, arkadaşlık, dostluk kötü sözlerden susmayı gerektirdiği gibi iyi sözleri konuşmayı da gerekli kılar. Muhabbeti arttıracak sözleri konuşmak dostluğun gereğidir.
Çünkü dost edinmekteki gaye ondan faydalanmaktır.
Mesela bir derdi olup olmadığını sormalı ve üzüntüsünü gidermelidir.
Neşeli hallerinde neşesini ve sevincini paylaşmalı ve onu dostunu söylemelidir.
Dostluğun manası neşe ve sevinci ,elem ve kederi, paylaşmaktır.
Nitekim Resulullah (sav)
SİZDEN BİRİNİZ KARDEŞİNİ SEVDİĞİ ZAMAN SEVGİSİNİ ONA DUYURSUN
HADİS: ''Sizden biriniz kardeşini sevdiği zaman sevgisini ona duyursun(Ebu Davut-Tirmizi) buyurmuştur.
Peygamberimizin karşınızdakine sevdiğinizi söyleyin buyurması sevginin ve dostluğun artması içindir. Siz karşınızdakine seni seviyorum dediğiniz zaman herhalde size düşmanlığı artmaz. Öyle değil mi. Aksine oda seni sever ve dostluğunuz artar. Sende karşındakinin seni sevdiğini anladığın zaman ona karşı sevgin iki kat daha fazla artar. Dostluğun gereğinden biride dostunun yüzüne karşı veya arkasından onun hoşlandığı isimle onu çağırmak veya anmaktır. Hz Ömer(r.a) buyuruyor ki 3 şey dostluğu pekiştirir.
ÜÇ ŞEY DOSTLUĞU PEKİŞTİRİR
1-selam vermek
2-mecliste yer vermek
3-sevdiği hoşlandığı bir isimle çağırmaktır.''
Kişi dostunun methedilmesini arzuladığı mecliste dostunu övmeli iyiliklerinden bahsetmelidir. Sevgiyi çoğaltmanın bir yolu budur. Bunun gibi aile efradını ,sanatını, işini, aklını, ahlakını, kıyafetini, şeklini, eserini bütün hoşuna gidecek şeylerini yalan katmadan ve abartmadan söylemendir. Bundan da önemlisi arkasından onun iyiliğine konuşulanları ona söylemendir. Konuşulması gereken şeylerden birisi de senin için yaptıklarına ve hatta yapmak istediklerine karşı ona teşekkür etmendir. Hz. Ali(ra) buyuruyor ki. ''Dostunun kendi hakkındaki samimi düşünce ve niyetlerine teşekkür etmeyen yaptığı iyiliklere de şükretmemiş olur.'' demiştir.
Sevgiyi ve dostluğu arttırmanın bir yolu da gıyabında ona karşı hazırlanan suikast karşılığında veya hakkında söylenen kötü sözlerde onu müdafaa etmektir. Dostluğun hakkı budur. Dostunu korumak ve ona yardımcı olmak için dostunun aleyhindeki sözlere karşı çıkacaksın. Karşı çıkmazsan veya sende onlarla birlik olup dostunun gıybetini yaparsanız. Bil ki dostunun ölüsünün etini yemiş olursun. Nitekim Allah(cc) (Huccurat.12)''Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeği sever mi bunu çok çirkin, çok iğrenç buldunuz öyle değil mi? O halde mümin kardeşinizin arkasından hoşlanmayacağı şeyleri konuşma, arkasından dostunun aleyhinde asla konuşma, gıybetini yapma, yapanlara da asla müsaade etme. Onu savun, gıyabında dostunun seni nasıl anmasını istersen sende dostunu gıyabında öyle an. Senin hakkında konuşulduğu zaman dostunun nasıl seni savunmasından hoşnut oluyorsan. Sende onun gıyabında onun hoşlanacağı şeyleri söyle. Aleyhinde konuşulan dostunun perde arkasında dinlemekte olduğunu fakat senin onun orada olduğunu bilmediğini farz etsen o zaman nasıl konuşmak isterdin ve hangi sözlerini ona duyurmak isterdin. İşte dostunun gıyabında (arkasında)böyle konuşmalısın. Dostunun arkasından konuşurken seni duyduğunu farz et onun huzurunda nasıl konuşuyorsan arkasından aynı şekilde konuş hatta daha fazla onu överek konuş. Onun yerine kendini koy. Onun senin hakkında hangi konuşmasından hoşlanırsan sende onun hakkında öyle konuş. İşte bu kendisi için iyi gördüğünü başkaları içinde iyi görmektir. Kendisi için sevdiğini başkaları içinde sevmektir.
5. DOSTLUK HAKKI HATALARI AFFETMEK:
 Dostluk haklarından 5.cisi dostun hatalarını affetmektir.
Dostun işlemiş olduğu bir takım hata ve kusurları affetmek gerekir.
Dostun hatası ya dininde olur, ya dünyasında olur.
Dostunun dinde olan hatalarını ona nasihat ederek gidermeye çalışırsın.
Eğer isyan etmeye devam ederse onu yola getirebileceğine ve kendinde o hataya düşmeyeceğine eminsen onu hatalarından vazgeçirinceye kadar ondan ayrılma,
ama yola gelmeyeceğine inanıyorsan sende onun yaptığı hataya düşmekten korkuyorsan derhal ondan vazgeç. Ondan uzaklaş.
Dostunun sana karşı yaptığı hataları affetmeye gelince gerçek dost isen dostunun sana karşı yaptığı hataları affedersin
sana kötü bir söz söylediği zaman söyleyen iyi adamsa bağışla kötü adamsa karşına alma.
Dostunun hoşuna giden taraflarını al hoşuna gitmeyen taraflarını at.
Sevdiğin kimseyi aşırı sevme gün gelir sana düşman olur.
Kin ve nefret ettiğin kimseye de aşırı nefret duyma gün gelir dostun oluverir. Utanırsın
6.DOSTLUK HAKKI DUA: Dostluğun altıncı hakkı dostun için dua etmektir. Peygamberimiz(sav) buyurdu ki
HADİS: ''Bir kimse dostuna gıyabında dua ettiği zaman bir melek Allah(cc) sana da dua ettiğin gibi versin diye dua eder.''
HADİS:'' Kişinin kardeşi hakkında yapmış olduğu dua asla reddolunmaz.''
Sayın okurlarım gerçek dost dostu için daima dua eder.
Dua ettiği zaman aynı zamanda kendisine dua etmiş olduğunu yukarıdaki hadisi şeriften anlıyoruz. O halde hem kendimiz hem de dostumuz için dua etmeliyiz.
7.DOSTLUK HAKKI VEFALI OLMAK: Dostluğun haklarından yedincisi dostunu unutmamaktır.
Öldükten sonra dahi onu hatırlamak yad etmek peşinden dua etmek , rahmet göndermek, ruhu için kuran okumak ve hayır yapmak gerekir.
Muhtaç olduğun zaman sana yaklaşan, genişlik zamanında malına göz dikmeyen, yükseldiği zaman üstünlük taslamayan, senden ayrıldığında seni unutmayan, öldüğünde seni anan, dosttur gerçek dost.
8..DOSTLUK HAKKI DOSTUNA YÜK OLMAMAK:
Dostluk haklarından biride ona yük olmamaktır.
Dosta lüzumsuz tekliflerde bulunulmamalı, mümkün oldukça ihtiyacımızı ondan gizlemeli, ve elden geldikçe ondan bir menfaat mal, para, makam, mevki, v.b şeyler isteyerek dostu zor durumda bırakmamalıdır.
Dostluk sade olmalıdır. İnsanların aralarının açılması lüzumsuz külfet ve zahmetten kaynaklanmalıdır. Dostu bunaltmamalı onu zor duruma düşürmemeli, ona yük olmamalıdır.
Sayın okurlarım. Günah işlediğinizde, sizin affınızı dileyen, hata yaptığınızda sizin namınıza özür dileyen, sıkıntılı anınızda size yardım eden, ve size yük olmamaya çalışan kişilerdir sizin gerçek dostunuz.
Dostluk ve sevgi külfeti terk etmektir. Külfeti olmayanın sevgisi ve dostluğu, ağırlık vermeyenin, bunaltmayanın, bıktırmayanında muhabbeti daim olur.
İnsanlarla güzel geçinmek istersen ister dostun olsun ister düşmanın olsun. Hepsine güler yüzle karşıla herkese karşı zillete düşmeyen bir tevazu ve kibre varmayan bir vakar içinde ol .
HER İŞTE ORTA YOLU TUT
Her işte daima orta yolu tut.
Omuz başlarına bakma yüze göze bak,
iltifata layık olmayana iltifat etme kendini senden üstün görür ve seni küçümser.
Halk arasında bulun, mecliste tevazu ile otur, parmak çıtlatma, yüzüğünle oynama, sakalını, bıyığını, dişlerini ve en önemlisi burnunu karıştırma, sineklerle oynama, zorunlu olmadıkça öksürme, hele balgam atmak çok büyük terbiyesizliktir.
Sümkürme, gerinme, esneme, sözlerin düzgün, sohbetin faydalı olsun.
Güzel sözleri can kulağı ile dinle,
sürekli kendinden bahsedip durma,
süslenmekte aşırıya kaçma,
isteklerinde ısrarcı olma,
sırrını değil başkalarına ailene bile söyleme,
varlığını başta ailen olmak üzere kimse bilmesin.
Çünkü varlığın yani paran malın az ise küçük görürler hakaret ederler. Sana yardım etmezler.(sana işlerinin düşmeyeceğini anladıkları için)
eğer varlığın fazlaysa o zaman da ihtiyaçları hiç bitmez senin elindekini almak için her yolu denerler. Ellerinle işaret edip durma,
hiddetlendiğin zaman konuşma sakinleşince konuş,
BİR MECLİSE GİRDİĞİNDE SELAM VER İNSANLARI ÇİĞNEYİP GEÇME
Bir meclise girince mutlaka selam ver ve önündeki insanları çiğneyip geçme,
boş bulduğun yerde otur. Hususi mevki arama,
yollar üzerinde oturma, ama oturmak zorunda kalırsan gelen geçeni süzüp durma,
düşkünlerin, mazlumların elinden tut,
ayak takımları ile düşüp kalkma, zaruret olmadıkça onlarla oturma, insanlarla şakalaşma
Sayın okuyucum ölü olsun diri olsun, küçük olsun, büyük olsun, Alim olsun, cahil olsun, kadın olsun, erkek olsun, fasık olsun zahit olsun, köle olsun hizmetçi olsun, zenci olsun sarışın olsun, ne olursa olsun asla hiç kimseyi küçük görme.
Küçük gördüğün anda helak olursun. Şayet bir insanı kötü biri olarak görüyorsan.
Ne malum sen sonunda kötü ölürsün de o kişi düzelir iyi olarak ölür.
Ne biliyorsun onun imansız senin imanlı olarak öleceğini sana bildiren mi var.
Yoksa Allah’ın haşa sana böyle bir garantisi mi var.
Dünyalık bakımından da kimseye heves etme. Çünkü Allah katında dünyalıkların hiçbir değeri yoktur. Dünya ehline heves ettiğin an dünyayı gözünde büyütmüş Allah’ın nazarında ise küçülmüş olursun. Dünyalık elde etmek için dininden taviz verme. Böyle yapmakla dünyalık olanlarında gözünde küçülmüş hem dünya hem de dininden olmuş olursun.
Şayet dünyalıklarına nail olursan iyiyi verip kötüyü almış olursun ki bu alışverişte de aldanmış olursun. Onlara açıkça husumet besleme sonra müşkül vaziyete düşersin. Onların dini kaybolur.
Ancak bu gibilerin gayri meşru ve kötü işlerini gördüğün zaman onların bu kötü işlerine buğz et ve isyanları sebebiyle uğrayacakları ilahi azaptan dolayı onlara acı varacakları cehennem onlara yeter. Senin daha fazla kin tutmana lüzum yok.
Onların samimi olmayan sevgi, ilgi ve alakalarına bel bağlama.

21 Kasım 2025 Cuma

İSLAMDA HASET(KISKANÇLIK)

https://www.youtube.com/watch?v=kfZG4-5bDZE

İSLAMDA HASET(KISKANÇLIK)
HASET(KISKANÇLIK): Çekememek, başkasında olan sağlık, zenginlik ve benzeri nimetlerden dolayı rahatsız olarak o kişiden o nimetin gitmesini sağlamak; kalpte bulunan ve insanı kötülüklere sürükleyen en önemli ve gayri ahlaki huylardan, özelliklerden, hastalıklardan birisidir. Bilgisizlik ve tamahkarlığın(aşırı mala düşkünlük) birleşmesinden doğar. En çokta akraba ve yakın arkadaşlar arasında görülür. Sayın okurlarım haset zararları itibariyle atom bombasından daha tehlikelidir. Nasıl ki atom bombası atıldığı yeri mahvedip yok ederse hasette o bomba gibi tehlikelidir, daha da korkunçtur, beladır, musibettir, Biliniz ki haset girdiği kalbi mahveder ve yok eder. O kalpte kin, nefret ve her türlü kötülük yerleşir ve iyilik namına hiçbir şey kalmaz. Hasedin insana ve topluma verdiği zararı saymak mümkün değildir. Bu zararlara geçmeden önce hasedin tarihçesi nedir ne zaman başlamıştır. Haseti kimler başlatmıştır, haset kimlerin işidir. Haset hakkında Kuran-ı Kerim ne buyurmaktadır. önce bunlara bir göz atalım. Haset ve kibir şeytanın işidir. Şeytanın amelidir, şeytanın yoludur. Haset eden kişi şeytanın dostu, arkadaşı, kankası, yoldaşı, kölesi, askeri, emir eri olmuştur. Şeytan kıskançlığı yüzünden meleklerin başı iken cennetten kovulmuş ebedi cehennemlik olmuştur. Buna rağmen kıskançlığına son vermemiş Adem ile Havva’nın cennette olmalarını kıskanarak bin bir hile ile onlarında cennetten kovulmalarına sebep olmuştur. Bununla da yetinmemiş Ademin soyundan kıyamete kadar gelecek tüm insanların cehenneme girmelerini sağlamak için her türlü desise ve hileye baş vurmaktadır. Ve başvuracaktır. Bununla da yetinmeyip insanların kalplerine kıskançlık tohumları ekerek hem kendilerini hem de toplumu mahvetmelerine sebep olmaktadır.
HASET AYETLERİ
AYET:(Bakara.34-35-36 )”Hani biz meleklere Ademe secde edin demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi. Ve büyüklük tasladı(ve kıskandı) böylece Kafirlerden oldu. Biz ey Adem sen ve eşin Havva beraberce cennete yerleşin orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin. Sadece şu ağaca yaklaşmayın. Eğer bu ağaçtan yerseniz. Her ikinizde kendine kötülük eden zalimlerden olursunuz. dedik. Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları cennetten onları çıkardı. Bunun üzerine bir kısmınız diğerine düşman olarak inin yeryüzüne sizin için barınak ve belli zamana kadar yaşamak vardır. Dedik:”
AYET:(Nisa.118-121)Allah onu(şeytanı)lanetlemiş oda yemin ederim ki kullarından belli bir pay edineceğim.(bir kısmını kendi yoluma çekecek cehennemlik yapacağım.) demiştir. Onları mutlaka saptıracağım muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım., kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar.(putlar için) nişanlayacaklar. Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler dedi. Kim Allah’ı bırakır da şeytanı dost edinirse şüphesiz apaçık ziyana uğramıştır. Şeytan onlara söz verir ve onları ümitlendirir. Halbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir. İşte onların yeri cehennemdir. Onlar kaçıp kurtulacak bir yerde bulamayacaklardır.”
AYET: (isra.61)”Meleklere Adem’e secde edin demiştik. İblisin dışında hepsi secde ettiler. İblis ben dedi çamurdan yarattığına secdemi ederim.”
Sayın okurlarım bu ayetlerden de açıkca anlaşıldığı gibi kıskançlık ve kibir şeytanın işidir, sanatıdır, amelidir yani kıskanan ve kibir eden kişi şeytanın ta kendisidir. Nitekim Allah(cc) bakınız ne buyuruyor. AYET:(Felek. 1-2-3-4-5)”(guleğuzu birabbilfelek) Deki feleğin(alem) rabbine sığınırım.(kimden Allaha sığınalım)(veminşerri hasidin iza haset)” Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden”(kim bu haset edenler)(minelcinneti vennas)”cin ve insan şeytanları.” Bu ayetlerden de açıkça anlaşıldığı gibi haset edenler yani kıskananlar şeytanın ta kendileridir. Bir insanın hem kıskanç olup hem de cennetlik olması mümkün değildir. Bunu iddia etmek şeytan da cennete girecek demek kadar gülünçtür. Çünkü haset eden kişi sadece şeytan değil aynı zamanda Kafirin de amelini işlemektedir. Neden? Diye sorarsanız işte cevabı.
KISKANÇ ALLAHIN TAKDİRİNE KARŞI GELMEKTEDİR
AYET.(Necm-49)” Zengin kılanda fakir kılanda Allah’tır’’
AYET:(Rad-26) ”Allah dilediğine rızkını bollaştırır, dilediğine de daraltır.”
AYET:(Bakara- 105)” Halbuki Allah rahmeti dilediğine verir.
AYET:(Yunus- 107)” Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa onu yine ondan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse onun keremini geri çevirecekte yoktur. O hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve o bağışlayandır, esirgeyendir.”
AYET:(İsra-30)” Rabbin rızkı dilediğine bol verir dilediğine daraltır. Şüphesiz ki o kullarından haberdardır. Çok iyi görür”
AYET:(Kasas-82)”Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol veriyor dilediğine de az.” Bu ayetlere benzer birçok ayet Kuran-ı kerimde mevcuttur. Görüldüğü gibi Allah(cc) Zenginliği, hayrı ve rızkı dilediği kimselere bol vereceğini dilediği kimseleri de fakir bırakacağını bildirirken kıskanç bir insanın Zengini kıskanması Allah’ın emirlerine karşı gelmek bu ayetleri inkar etmek değil midir? Allah’ın takdirine karşı gelmek ayetlere inanmamak şirk değil midir? Bu ayetler bize şunu gösteriyor ki. Hasid’in haset etmesi kıskançların zengini kıskanması onların ellerindeki zenginliğin yok olması için çabalamaları. boşuna gayrettir. Çünkü yukarıdaki ayetlerde Allah(cc) zenginin elinden varlığını kendi izni olmadan hiç kimsenin alamayacağını açıkça belirtiyor. Yani kıskanç kişi ne kadar çabalarsa çabalasın zenginin elinden malını alamaz. Ancak kendine ve topluma zarar verir. Ayrıca Allah(cc) haset etmenin kendisine isyan olduğunu şu ayette açıkça belirtiyor.
AYET:(Nisa.54)”Yoksa onlar Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için haset mi? ediyorlar.” Görüldüğü gibi Allah’ın verdiği nimetleri kıskanmanın Allah’ın lütfunu kıskanmak olduğunu bildiriyor. Kıskanç insanlar aynı zamanda Allah’ın adaletini beğenmiyor demektir. 
KISKANÇ ALLAHIN ADALETİNİ BEĞENMİYOR DEMEKTİR
AYET:(Zuhruf.32)”Bak birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık.” Bu ayette Allah(cc) Dünya düzeninin devamı için, hayatın devamı için insanların kimisini zengin kimisini de fakir kıldık buyuruyor. Doğrusu bu değil mi? herkes zengin olsa hizmeti kim yapacak memurluk, ustalık, aşçılık, temizlikçilik, amelelik v.b kim yapacak Dünyanın düzeni bozulur. Herkes fakir olsa da öyledir. Öyle ise herkesin zengin olmak istemesi ve kıskançlığı Allah’ın koymuş olduğu adalete başkaldırmaktır. İşte kıskancın(hasetçinin) Kafirin yolunda olduğunu bildiren açık ayet.
(Bakara. 120)” Size bir iyilik isabet etse Kafirler fenalaşır. Başınıza bir musibet gelse buna da sevinirler.” Demek ki ey kıskanç insan neymiş sen kafire benzedin ben değilim diyorsan yukarıdaki ayete bak eğer arkadaşın, akraban, eşin dostun güzel bir ev veya araba aldığında üzülüyorsan, kıskanıyor isen, eğer akrabanın, arkadaşının, eşinin dostunun başına kötü bir şey geldiği zaman seviniyorsan hiç zorlama direkt kafirin yoldaşısın. Bakara 120 ayeti bir kere daha oku tefsirleri araştır. Müslümanı kıskanan Kafirin yoldaşıdır vesselam.
AYET:(İsra.7)” İyilik edende kendine kötülük edende kendine eder.” Ey bilmeyerek kafir ve şeytanın yolunda olan kıskanç kişi sen kimseye kötülük yapamazsın çatlasan da patlasan da zengine bir zarar veremezsin ancak kendine ve çevrene zarar verirsin. Hırsından, öfkenden kuduruyorsun. Hasedin ateşi ciğerlerini yakıyor. Ne gece uyku uyuyabiliyorsun nede gündüz kendini işe verebiliyorsun. Acılar içinde kıvranıyorsun. Halbuki karşındaki insan varsın zengin olsun sana ne zararı var. Onun zenginliğinden elbet fayda görürsün fayda görmesen bile en azından senden istemez sana zararı olmaz. Aslında akıllı insan düşmanın bile zengin olmasını ister neden? Çünkü düşmanın kendi malının derdine düşer de senle uğraşamaz. seni nazarlamaz, seni yıkmak için hileler yapmaz. Kıskançlık gerçekten korkunç bir hastalıktır. Kıskanç insan karşısındakinin elindeki yok olmadıkça huzur bulamaz. Kıskançlık krizlerine girer öyle bir hale gelir ki bazen kıskandığı kişiyi öldürmek ister ve bazen de gerçekten öldürür üstelik bu öz kardeşi de olsa .
TARİHTE KISKANÇLIK
Tarihte ilk adam öldürme kıskançlık yüzünden yaşanmış üstelikte öz kardeş kardeşini öldürmüştür. Bu olay Kuran-ı kerimde şöyle geçmektedir.
AYET:(Maide 27-30)”Onlara Ademin iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat. Hani birer kurban taktim etmişlerdi de Birisinden kabul edilmiş birisinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeş kıskançlık yüzünden and olsun seni öldüreceğim dedi. Diğeri de Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder dedi. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye itti . Ve onu öldürdü bu yüzden de kaybedenlerden oldu.” Görüldüğü gibi kıskançlık öyle tehlikeli bir hastalıktır ki öz kardeşini hiç acımadan öldürebiliyor. Bu ayetten de anlıyoruz ki kıskançlık en fazla kardeşler arasında vuku buluyor. Çünkü en fazla çıkar çatışması kardeşler arasındadır. Nitekim Yine peygamber çocukları olan Hz Yakubun oğulları öz kardeşleri Yusuf’u ölsün diye kuyuya atmışlardır. Bu mesele Kuran-ı kerimde şöyle geçer.
AYET:(Yusuf.7)”Andolsun Yusuf ve kardeşlerinde almak isteyenler için ibretler vardır. Kardeşleri dediler ki Yusuf la kardeşi Bünyamin babamıza bizden daha sevgilidir. Halbuki biz kalabalığız. Şüphesiz ki babamız büyük bir yanlışlık içindedir. Aralarında dediler ki Yusuf’u öldürün veya onu uzak bir yere atın ki babamızın teveccühü(sevgisi) yalnız size kalsın”. İşte bu ayetlerde bize gösteriyor ki kıskançlık en fazla kardeşler arasındadır..
KISKANÇLIK ÇEŞİTLERİ
Haset çirkin huyların en zararlılarındandır. Bütün insanlarda bulunabilir ancak derece derecedir. Kimi insanda bir an için gelir hemen geçer, kimi insanda ise iyice kalbe yerleşir. Haset genellikle bir nimete karşı olur. Allah(cc) bir insana bir nimet bağışladığı zaman diğer insanda şu iki şeyden biri olur.
1-HASET  nimeti çok görerek o nimetin gitmesini istemek buna HASET etmek denir.
2- GIPTA  nimetin gitmesini istememek ve o nimetten kendisinin de olmasını istemektir. Buna da GIPTA denir. Gıpta günah değildir. Mümin gıpta eder. Kafir ise haset eder. Gıpta etmek toplumun ilerlemesi için gereklidir de çünkü nimete kavuşmak için çalışma ve gayret vardır. Demek ki burada önemli olan karşındakinin malının yok olmasını istememektir. Yoksa o maldan benimde olsun demek ve olması için çaba göstermek haset olmaz. Günahta olmaz. Gıpta ile haset birbirine karıştırılmamalıdır. Hasetin en ağırı sadece bende olsun başka hiç kimsede olmasın durumudur ki bu son derece tehlikelidir. Haset eden kişinin neyi kıskanacağını kestirmek mümkün değildir. O kadar saçma sapan şeyleri kıskanır ki şaşırırsınız. Toplum tarafından hiç değeri olmayan şeylere de haset edilir. Veya gayet normal şeylere de haset edilir. Mesela eşinizle gayet doğal olarak evinizin bahçesinde oturmuş çay içiyorsunuz. Bunu kıskanan komşu kadınlar vardır. Kıskanç insanın kıskanmayacağı hiçbir şey yoktur. Kaldı ki kıskanç insan sadece kendinde olmayanı değil kendinde olanı da kıskanır. Mesela kendisinin evi vardır. Ama başkasının evini kıskanır. O evin kendi evinden daha güzel veya büyük olması gerekmez. O ev kendi evinden küçük ve adi olsa da O kim ki ev yapıyor. Nasıl yaptı bu maaşla bu evi der kıskanır. Sadece kendisinin evi olmalıdır. Başkasının evi olmamalıdır. Eve arabaya tek layık odur. Başkaları bunlara sahip olmamalıdır. Kendisi herkesten varlıklı olmalıdır. En üstün o olmalıdır. Herkes kendisinden düşkün olmalı herkes ona muhtaç olmalı herkes karşısında eğilmeli ona yalvarmalı oda yardım etmeyerek reddederek egosunu tatmin etmelidir. Bu zevki yaşamalıdır. Demek ki hasit kişiler fakir kişiler değil dünyaya tapan kişilerdir. Allah korkusu olmayan kişilerdir. Mal ve parayı ilah edinen kişilerdir. Kendilerini beğenmiş gururlu kibirli kişilerdir. Kıskançlık sebepleri belki binlercedir. Nimet, sevgi, itibar, miras, mevki, güzellik, servet, çevre v.b sebeplerdir. Sayın okurlarım kıskançlığın atom bombasından daha tehlikeli olduğunu söylemiştim. Bunu biraz açmak istiyorum. Bugün bir köy, bir şehir, bir ülke kalkınamıyorsa biliniz ki ilk sebebi kıskançlıktır. Bir köyde muhtar, bir şehirde belediye başkanı, bir ülkede başbakan hizmet yapmak istese muhalefet tarafından hemen engellenir. Sebep çok haincedir. Hizmet eden Muhtar, Belediye başkanı, Başbakan halkın gözünde sevilir ve tekrar seçilir. Seçilmemesi için hizmeti engellenmelidir. İşte olan o köyde, şehirde ve ülkede yaşayanlara olur.
KISKANCIN ACI SONU
Kıskanç olan kişi kıskandığı şeyin yok olması için elinden gelen her şeyi yapar. Her türlü riske girer, her türlü tehlikeye gözünü kırpmadan atılır. Bu uğurda parasını, malını, vaktini, zamanını, canını, şerefini, haysiyetini her şeyini hiç çekinmeden riske atar. Artık ona odaklanmıştır. Öyle huzursuz olur ki gece sabahlara kadar gözüne uyku girmez. Sanki bir ateş kalbini sarmış cayır cayır yanmaktadır. Öyle bir ateş ki söndürmek mümkün değil. O ateşi söndürmenin tek yolu Kıskanılan şeyin yok olmasıdır. Bu olmayınca kıskanç kişinin morali bozulur. Huzursuzluktan doğru dürüst yemek yiyemez, işiyle ilgilenemez. çoluk çocuğuyla ilgilenemez. İşinden olur,eşinden olur. Kendini içkiye ve kumara verir kendini perişan eder. Fakat bir türlü kalbindeki kıskançlık ateşi sönmez. serseri mayın gibi ortalıkta dolaşır. kızar, sinirlenir ,kırar döker, küfreder Allaha isyan eder. günahkar olur. Hatta Kafir olur dinden çıkar. Ama ne yapsa nafiledir. O ateş içinden gitmez. Hatta daha da büyür çünkü uğruna her şeyini işini, eşini, çocuğunu, akrabasını, arkadaşlarını, dostlarını, sağlığını, dünyasını ve ahiretini kaybettiği şey hala karşısında dimdik durmaktadır. O halde artık yapılacak tek şey vardır. Kıskanılan şeyi yok etmek yani karşısındakini öldürmek oda öyle yapar. Kıskandığı kişiyi öldürür. Ve hapse girerek rahatlar. Kıskanç insan gerçekten saatli bomba kadar tehlikelidir. Kıskançlığı yüzünden hapislerde çürüyen binlerce mahkum vardır. Şimdi akla iki soru gelir.
1- kıskancın şerrinden nasıl korunabiliriz.
2- kıskanç olan insan bu dertten kurtulmak için ne yapmalıdır.
1-KISKANÇIN ŞERRİNDEN NASIL KORUNULUR
Kıskancın şerrinden kurtulmak için çareyi Kuran-ı kerim veriyor.
HASET ETTİĞİ ZAMAN HASİTCİNİN ŞERRİNDEN ALLAHA SIĞINMAK
AYET:(Felek.5)(veminşerri hasidin iza haset)”Haset ettiği zaman hasidin şerrinden Allaha sığının. ”Görüldüğü gibi kıskançlık son derece tehlikelidir ve zararı son derece fazladır. Yani kıskanan adamın kalbindeki kıskançlık ateşini nasıl söndüreceksiniz. Size vereceği zararı nasıl önleyeceksiniz ki Kıskancın verdiği zararın en hafifi malı veya kişiyi nazar etmektir. Dolayısıyla hem maddi hem de manevi birçok zararları olabilir. O nedenle en önemli tedbir Allaha yalvarmak yakarmaktır. Allaha sığınmaktır. Birde kıskançlık şiddetini azaltmak için çaba gösterilebilir. Mesela onun kıskanacağı malı veya eşyayı veya durumu saklamak, ona göstermemek, Veya ondan bu kişiyi faydalandırmak misal araba aldıysanız onu da arabanıza bindirmek gibi, Ona karşı mütevazi olmak hava atmamak, övünmemek kıskançlık ateşini hafifletebilir. Ama ne yazık ki günümüz insanı her yaptığı işi karşısındakini kıskandırmak için yapmaktadır. Herkes özellikle de kadınlar hava atma peşindedir. Başkalarını kıskandırma peşindedir. Bunu yapmamalıdır. Elimizdeki nimetin birde külfeti olduğunu bu varlığı ele geçirmek için çekilen sıkıntıları, verilen çabaları ve fedekarlıkları anlatmak bu varlığı kazanmak için nasıl gece gündüz çalışmak zorunda kaldığınızı. Ne kadar büyük borca girdiğinizi anlatmakta fayda vardır. Unutmayalım ki kıskançlık bir hastalıktır. Bizlerde bu hastaların iyileşmesi için çaba göstermeliyiz. Atalarımız fırından aldıkları ekmeği bile gizleyerek taşırdı neden? Evine ekmek götüremeyen kıskanmasın diye Ama bugün biz ne yapıyoruz. Başkalarını kıskandırmak için milyarlarca borca girip lüks arabalar almakta, hava atmak için sürekli evin eşyasını değiştirmekte israf etmekteyiz. Bu da toplumu israfa teşvik etmekte toplumda huzur kalmamaktadır.
Halbuki peygamberimiz(sav) ve sahabeler ve onlardan sonraki alimler, evliyalar, zenginler fakirin evinde olmayan bir şeyi kendi evlerine koymamışlar, fakirin binemediği bineğe binmemişler. Fakirin yemediği yemeği sofralarına koymamışlardır. Daima fakire mütevazi davranmışlar onları küçük görmemişlerdir. Her zaman onların yanında olmuş onlara yardım etmişlerdir. Böylece o korkunç atom bombasından tehlikeli kıskançlığı önlemişlerdir. Halbuki bugün böyle midir? maalesef böyle değildir. Kıskanç insana nasihat etmeli, bu dünyanın gelip geçici olduğunu malın, güzelliğin, makamın, her şeyin geçici olduğunu anlatmak gerekir.
2-KISKANÇ OLANLAR BU HASTALIKTAN NASIL KURTULUR
Kıskanç olan insan bu hastalıktan nasıl kurtulur. Kıskanç olan insan ilk önce her şeyin geçici olduğunu kafasına yerleştirmelidir. Ve şu ayeti sürekli aklında tutmalı unutmamalıdır.
AYET:(Enam.32)”Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Allahtan korkanlar için ahiret yurdu. elbette daha hoştur, güzeldir. ”Yine başka bir ayet
AYET:(Hadid.20)”Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlilikten ibarettir.” İşte insan bu dünya hayatının ve içindeki nimetlerin geçici olduğunu hatırından çıkarmazsa kıskançlığı azalabilir. Her nimetin ayrı ayrı hesabının verileceğini bu nimetin nasıl kazanıldığını, nasıl harcandığını, zekatının verilip verilmediğini, nerelere harcandığını mutlaka soracağını aklından çıkarmamalıdır. Ayrıca şöyle düşünmelidir. Çok şükür akrabam, arkadaşım, dostum , komşum bana muhtaç değil onlar muhtaç olsalar onlara yardım etmek zorunda kalacaktım. Yardım etmesem hem vicdanım, hem toplum hem de Allah katında mesul olacaktım. Bunu da düşünmesem bile benim mallarımda gözleri olduğunu sanıp malımı nazarlamalarından, çalmalarından veya zarar vermelerinden korkacaktım, çekinecektim, tedirgin olacaktım. Rahatım huzurum kaçacaktı. Servet insana meşguliyet, ızdırap, çalışma, korku, stres verir. Atalarımız Allah benden önce komşuma versin boşuna dememişlerdir. Olandan zarar gelmez. Komşunda araba varsa kıskanacağına memnun ol hasta olursan seni hastaneye götürür. belki gezmeye götürür. Yolda kalırsan arabasına alır. Sana hiçbir faydası olmasa bile sana yük olmaz senden araba istemez, onu hastaneye getirip götürmek zorunda kalmazsın, yolda kalırsa almak zorunda kalmazsın, En önemlisi de senin arabana heves edip nazarlamaz. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kıskançlığı önleminin bir başka yolu dertsiz insanın olamayacağını herkesin kendine göre bir derdi olduğunu herkesin imtihanın başka başka olduğunu bilmektir. Hz. Süleyman(as) zenginlikle, makamla, şöhretle imtihan edildi. Öteki peygamberler fakirlikle imtihan edildiler. Dolayısıyla zenginlerinde nice dertlerinin olabileceğini hatırdan çıkarmamalıdır. Mesela Sakıp Sabancı’nın tek oğlu felçli idi Bütün televizyonlara beyanat verdi. Dedi ki Benim oğlumu kim araba sürecek kadar iyileştirirse bütün arabalarımı ona bağışlayacağım. Ve bunu noter huzurunda yapacağım. Demek ki Türkiye’nin en zengini olmak bir şey ifade etmiyor. Çocuğun sağlam olmadıkça. Yine en zenginlerimizden Vehbi koç 3 öğün sadece haşlama patates yiyebilirdi oda sadece 4 adet demek ki zenginlerin derdi var. Hele zenginlerin derdi gerçekten çok gece uyku yok, yarınki çekim ne olacak acaba çekimi senedi mi ödeyebilecek miyim. Acaba malım çalınır mı, velhasıl gece uyku yok sabah koşturma stres sıkıntı çalışma bayram yok tatil yok ha babam çalış. Fakir gerçekten haline şükretmelidir. Kaldı ki kazanılan bu malın ayrıca hesabı vardır. Dolayısıyla haline şükretmek insanın kıskanmasını önler. Kıskançlığın başta ayetlerde belirttiğimiz gibi şeytanın işi olduğunu, kafirlerin işi olduğunu, katillerin işi olduğunu hatırlayıp yarabbi beni bu korkunç kıskançlık hastalığından kurtar diye dua etmelidir. Belki bu sayede kıskançlık hastalığından kurtulunur ve şu dua yapılmalıdır. Yarabbi bana hikmet ver ,beni iyiler arasına kat Yarabbi kalbime genişlik ve ferahlık ver. Beni nefsimin ve şeytanın şerrinden muhafaza eyle diye dua etmelidir.
HASET KISKANÇLIK İMANI BOZAR
HADİS:(layectemiğulimanu vel hasedu fi kalbi ğabdin ebeda)”İmanla kıskançlık kulun kalbinde asla bir arada bulunmaz. Biri girerse öteki çıkar”(Buhari- Müslim) Bu hadisi şeriften de anlaşılacağı gibi kıskanç insan imansız insandır.
HADİS: ”Haset imanı ifsat eder.” Yani imanı bozar kişiyi imandan çıkarır.
HADİS: ”Birbirinize buğz etmeyiniz. birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirmeyiniz. yek diğerinizle alakayı kesmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.”’
HASET YAPILAN İYİLİKLERİ VE SEVAPLARI YOK EDER
HADİS: (emyehsurune ennase ala ma ata humullah)”Hasetten sakının zira haset ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi amelleri yakıp kül eder.” Bu hadiste haset eden kişinin yapmış olduğu bütün ibadetlerin sevapların hayırların tamamen yok olacağı bildirilmektedir.”
HADİS: ”Sizden önceki kavimlerin hastalıkları olan kıskançlık ve kin besleme hastalığı sizlere de bulaştı. Bunlar bir cemiyetin dirlik ve düzenini kökünden kazıyan keskin bir usturaya benzer. Ustura demekle elbette sizin saçlarınızı kazır demek istemiyorum. Bu kötü huylar dininizi kökünden kazıyacaktır. Canım kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. (buharı- Müslim.)
KISKANCIN BAŞINA GELECEK FELAKETLER
1-Kıskançlık ibadet ve taatin sevabını kaldırır.
2Kötülük yapmaya sürükler. dedikodu, alayetme, yalan, iftira, küfür, nazar, gibi
3-Peygamberimizin şefaatinden mahrum olur.
HADİS: ”kıskançlık eden bizden değildir.”
4-Cehenneme girer
5-Başkalarına zarar verir.
6-Kederlenir üzülür, strese girer kendine zarar verir.
7-Kıskançlık kalbi öldürür.
8-Kıskanç kimse hiçbir alanda başarılı olamaz.
Herkesi memnun etmek mümkündür ancak kıskancı memnun etmek asla mümkün değildir. Zira o kıskandığı şey yok olmadıkça memnun olmaz.
HASET & KISKANÇLIĞIN SEBEPLERİ
1-Düşmanlık: herhangi sebeple düşman olan kişi düşmanını kıskanır.
2-Kibir: Kibirli olanlar kıskançtırlar.
3-İşini gördürme hizmet ettirme : Emrinin altındakinin emrinden çıkacağını sanıp kıskanırlar.
4- Piyango çıkanları kıskanırlar.
5-Aynı şeyi paylaşanlar: iki kardeş iki kuma gibi. Bunlar birbirini kıskanırlar.
6-En üst kademede olma arzusu: Bu kişiler kendi seviyelerinde olanları müthiş kıskanırlar.
7-Nefsi Emmare sahibi olanlar: Bu kişiler heva ve heveslerini kendilerine tanrı edinmişlerdir. Hasetlik, kin ve her türlü şer kanlarına işlemiştir. herkesi ve her şeyi kıskanırlar.
EDEN KENDİNE EDER HİKAYE ALİME TUZAK KURAN VEZİRİN SONU
Kıskançlıkla ilgili iki hikaye anlatıp bitirmek istiyorum. Alimin birisi padişah tarafından çok iltifat görmekte bu da padişahın vezirini kıskandırmaktadır. Vezir bir gün padişaha der ki padişahım o alime çok değer veriyorsun ama o senden iğreniyor. Tekrar gelirse dikkat et bak sana yaklaştığı zaman eliyle burnunu kapatacaktır der. Sonra alimin yanına gider. Alimi yemeğe davet eder ve ona ısrarla sarımsak yedirir. Yemekten sonra da tembih eder der ki sakın ha padişahın yanına yaklaşma sarımsak kokusundan nefret eder der. Padişah Alimi çağırır. Alim huzura gelir. Padişah yaklaş bakalım der. Fakat alim yaklaşmak istemez. Israr edince eliyle ağzını kapatır. Öylece padişaha yanaşır. Padişah vezir haklıymış bu beni iğreniyor der. Alimin eline bir zarf verir. Bunu falanca kişiye ver sana hediye verilecek der. Alim sevinçle dışarı çıkar. Dışarıda vezir o zarf nedir diye sorar alim de padişahın yaptığı hareketten çok hoşlandığını sarımsak kokusunu ona geçirmediğim için çok memnun kaldığını bu nedenle de bu zarfı falancaya getirip hediye almamı söyledi der. Vezir alime sen padişahtan her zaman hediye alırsın zarfı bana ver der alim veziri kırmaz. Zarfı vezire verir. Bir zaman sonra alim padişahın huzuruna varır. Padişah şaşırır. Alime zarfı ne yaptın diye sorar. Alim zarfı vezirin istediğini ona verdiğini söyler. Padişah der ki zarfın içinde ne yazdığını biliyor musun Hayır bilmiyorum der. Zarfın içinde bu zarfı getireni öldür diye yazıyordu. Vezir öldü der. Sonra niçin ilk seferde benden iğrendin de şimdi iğrenmiyorsun diye sorar. Alimde durumu anlatır. Vezirin kendisine sarımsak yedirdiğini sonrada sakın padişahın yanına yaklaşama dediğini söyler. Padişah oh olmuş kendi kazdığı tuzağa düştü diyerek hem padişah hem alim şükrederler. İkinci hikayede şudur.
HİKAYE KOMŞUSUNU ZEHİRLEMEK İSTERKEN KENDİ OĞLUNU ZEHİRLEDİ
Komşunun biri komşusunu aşırı kıskanmaktadır. Bir gün tarlaya giden komşusuna börek yapar ve böreğin içine zehir koyar. Komşusu tarlaya gider. Tarlada çalışırlarken komşunun askerde olan oğlu tarlaya uğrar. Kendilerine aç olduğunu söyler. Onlarda annesinin kendilerine börek hediye ettiğini onu yiyebileceğini söylerler. Genç böreği yer ve ölür. Akşam komşu eve gelince komşusuna oğlunun askerden geldiğini tarlaya uğrayıp verdiği böreği yediğini söyler. Komşu kendi elleriyle kendi oğlunu zehirlemiştir. Evet sayın okurlarım kıskanç insanlar en fazla kendilerine ve çevrelerine zarar verirler. Duayla konuyu bitirmek istiyorum. Yarabbi kıskançlıktan ve kıskançların şerrinden bizleri muhafaza eyle. Dedikodu, nazar, iftira, yalan, gibi maddi ve manevi şerlerden sana sığınıyoruz bizleri muhafaza eyle yarabbi.