pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: TECESSÜS-KUSUR ARAŞTIRMAK

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

8 Haziran 2026 Pazartesi

TECESSÜS-KUSUR ARAŞTIRMAK



TECESSÜS-KUSUR ARAŞTIRMAK
Tecessüs’, dikkat ve gayretle her hangi bir şeyin veya insanların iç yüzünü, gizli tarafını, kusurunu araştırmak demektir.
Hastalık veya sağlamlığı anlamak üzere nabız yoklamak, araştırmak anlamına gelen ‘cesse’ fiilinin ‘tefa'ale’ babının mastarıdır. Câsus kelimesi de aynı kökten türetilmiştir.
Tecessüsün olumlu anlamı, bir şeyin iç yüzünü araştırmaktır; bu anlamda tecessüs, merak sonucu bilginin artmasını sağlayan bir erdemdir. Daha çok kullanılan olumsuz anlamı ise, bir şeyin gizli yanını ve kusurunu (kötü ve ayıp hallerini) araştırmaktır. Bir ahlâk deyimi olarak tecessüs, insanların gizli durumlarını, ayıplarını ve kusurlarını araştırıp ortaya dökmektir. Bunun için başkalarının gizli kalmasını istedikleri özelliklerini belirten veya duygularını yansıtan her türlü durum ve eşyaları araştırmak, tecessüs kapsamında yer alır.
İnsanların dokunulmaz hak ve hürriyetleri vardır. Bunlardan biri de gizli yönlerinin araştırılmamasıdır. Tecessüs esasen kötü bir zanna dayanan davranışlardır. Bu davranışta ağırlıklı olarak, herhangi bir Müslüman’ın bir ayıbını ve eksiğini, bir sırrını şöyle veya böyle öğrenip açıklama kötü niyeti vardır.
Ayıpların araştırılıp ortaya dökülmesi, insanları birbirine düşürmekten, aralarında kin ve düşmanlık tohumları ekmekten, fenalıkların yayılmasından başka bir şeye yaramaz. İnsanların gizli kalmış kusurlarını açıklamak, herkese duyurmak onların utanma duygularının yok olmasına, sosyal kontrolün azalmasına ve böylece ahlâksızlığın süratle yayılmasına da sebep olur.
TECESSÜS VE SÛ-İ ZANLA İLGİLİ AYETLER
وَمَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئاً:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: HALBUKİ ONLARIN BU HUSUSTA HİÇ BİR BİLGİSİ YOKTUR SADECE ZANNA UYUYORLAR ZAN HAKİKAT BAKIMINDAN BİRŞEY İFADE ETMEZ
AYET  NECM SURESİ – 28. AYET)“Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.”
İslam dini; ahlaka aykırı davranışları, insanların hususi hayatlarını ve mahremiyetlerini araştırmayı yasaklamıştır. Zira mümine yakışan haslet, halkın ayıplarını açmak değil örtmektir. Olgun bir müminde bulunması gereken davranış, insanların eksik taraflarını didiklemek değil, hatayı görmemişçesine hareket ederek sahibinin ıslahı için çare aramaktır. Bu hususta dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, sadece hatalı bir işin düzeltilmesi değil onu irtikâp eden kimsenin şahsiyetini yıkmadan doğru olanın benimsetilmesidir.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيراً مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضاً أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتاً فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: EY İMAN EDENLER ZANNIN ÇOĞUNDAN KAÇININ ZİRA ZANNIN BİR KISMI GÜNAHTIR
AYET:(HUCURAT SURESİ – 12. AYET) “Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.”
Bu kötü zan ve kuruntu, nice aile saadetlerini engellemiş ve nice yuvaların yıkılmasına sebep olmuştur. Bu tecessüsle ne kadar dostun arası açılmış ve samimiyetleri son bulmuştur.
Bu kötü huy, insanlar arasında itimadın doğmasına bilhassa devamına engel olur. Çünkü böylesine vehimli ve kuruntular içinde kıvranan bir şahsın dostluğuna kimse talip olmaz. Zira onun karakterindeki istikrarsızlık sebebiyle arkadaşlığına güven duyulmaz. Hal ve istikbalde itimat vaat etmeyen bir sevgiye hiç kimse talip olmaz. Kötü bir kuruntunun peşini takip eden bir şahıs; arkadaştan, samimi bir sevgiden ve itimattan mahrum kalır.
İKİ TÜRLÜ ZAN VARDIR
1-)HÜSN-Ü ZAN: HÜSNÜZAN – HÜSNİZAN
(ﺣﺴﻦ ﻇﻦّ) i. (Ar. ḥusn “güzellik” ve ẓann ile ḥusn-i ẓann) Bir kimse hakkında iyi ve güzel kanâat besleme, iyi fikir besleme.Kamil iman ve iyi niyet sahibinin kalbinde doğan bir duygudur.
2-) KÖTÜ ZAN: "kötü zan, kuşku" olarak açıklanabilir. Daha ayrıntılı olarak açıklamak gerekirse, suizan kelimesinin anlamı "Bir kişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmadan önyargılı olarak olumsuz kanaat taşımak" şeklinde açıklanabilir. Bozuk niyet sahibinin kalbinde yaşar.
itibarla bir ayette Allah şöyle buyuruyor:
وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولـئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولاً:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: HAKKINDA BİLGİN OLMAYAN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME ÇÜNKÜ KULAK GÖZ VE GÖNÜL BUNLARIN HEPSİ BUNLARDAN SORUMLUDUR
AYET: (İSRA SURESİ – 36. AYET)“Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.”
إِنَّمَا النَّجْوَى مِنَ الشَّيْطَانِ لِيَحْزُنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَيْسَ بِضَارِّهِمْ شَيْئاً إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ وَعَلَى اللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: GİZLİ KONUŞMALAR ŞEYTANDANDIR BU İMAN EDENLERİ ÜZMEK İÇİNDİR OYSA ŞEYTAN ALLAH İZİN VERMEDİKÇE MÜMİNLERE ZARAR VEREMEZ MÜMİNLER ALLAHA DAYANIP GÜVENSİNLER
AYET: (MÜCADELE SURESİ – 10. AYET) “Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah’a dayanıp güvensinler.”:
أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَاهُم بَلَىوَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: YOKSA ONLAR BİZİM KENDİLERİNİN SIRLARINI VE GİZLİ KONUŞMALARINI İŞİTMEDİĞİMİZİ SANIYORLAR HAYIR ÖYLE DEĞİL YANLARINDAKİ ELÇİLERİMİZ MELEKLER YAZMAKTADIRLAR
AYET: (ZUHRUF SURESİ – 80. AYET)“Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar.”
لاَّ خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلاَّ مَنْ أَمَرَ بِصَدَقَةٍأَوْ مَعْرُوفٍ أَوْ إِصْلاَحٍ بَيْنَ النَّاسِ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ ابْتَغَاء مَرْضَاتِ اللّهِ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْراً عَظِيماً:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: ONLARIN FSILDAŞMALARININ ÇOĞUNDA HAYIR YOKTUR ANCAK SADAKA İYİLİK YADA DARGINLARI BARIŞTIRMAK İÇİN FISILDAŞANLAR MÜSTESNADIR KİM BUNU YAPARSA BİZ ONA BÜYÜK MÜKAFAT VERECEĞİZ
AYET: (NİSA SURESİ – 114. AYET)“Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah’ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.”
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: EY İMAN EDENLER KENDİ EVLERİNİZDEN BAŞKA EVLERE İZİN ALIP EV HALKINA SELAM VERMEDİKÇE GİRMEYİN BU SİZİN İÇİN DAHA İYİDİR EĞER SİZE GERİ DÖN DENİRSE HEMEN DÖNÜN
AYET: (Nur, 24/27-28)Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsın
Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, "Geri dönün!" denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.
Allah Teâlâ buyuruyor:
إِنَّ الَّذِينَ يُحِبُّونَ أَنْ تَشِيعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذِينَ آمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: İNANANLAR ARASINDA KÖT SÖZ VE DAVRANIŞIN YAYILMASINI SEVEN KİMSELER İÇİN DÜNYA VE AHİRETTE ACI VEREN AZAP VARDIR
AYET: (Nur, 24/19)“İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını seven kimseler için dünyada da ahirette de acı veren bir azap vardır. Her şeyi Allah bilir, siz bilmezsiniz.”
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: EY İMAN EDENLER SİZE BİR FASIK BİR HABER GETİRİRSE HEMEN İNANMAYIN DOĞRULUĞUNU ARAŞTIRIN ZİRA BİLMEYEREK BİR TOPLUMA ZARAR VERİP PİŞMAN OLABİLİRSİNİZ
AYET: ( Hucûrât 6) “Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.”
وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: YALAN SÖZEN KAÇININ
AYET: Hac, 30;Ali İmran, 61: “yalan sözden kaçının.”
يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى اَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: ZULME UĞRAYANIN DİLE GETİRMESİ DIŞINDA ALLAH ÇİRKİN SÖZÜN AÇIKLANMASINI SEVMEZ
AYET:(Nisa, 148) “Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. ancak sabredilmesi daha hayırlıdır.
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍ يَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: ERKEK VE KADIN MÜMİNLER BİRBİRLERİNİN YAKINI VE DOSTLARIDIR İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜĞE ENGEL OLURLAR
AYET:(Tevbe, 71) “Erkek ve kadın mü’minlere gelince, onlar birbirlerinin yakını ve dostlarıdırlar; hep iyi ve doğru olanın yapılmasını emrederler, kötü ve zararlı olanın yapılmasına engel olurlar;”
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: KAFİRLERİN MÜSLÜMANLARA KARŞ İŞLEDİKLERİ KÖTÜ İŞLER KENDİ BAŞLARINA GELECEKTİR
AYET:(Fetih, 6 ve Ali İmran, 154)“Böylece Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve kadınlara azap etsin, onların Müslümanlar için işledikleri kötü işler, kendi başlarına gelecektir. Allah onlara gazap etmiş, onları lanetlemiş ve onlara cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü varış yeridir.
Yüce Allah;
قَالَ رَسُولُ اللّهِ: قَالَ اللّهُ تَعالى: أنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي
ALLAH(CC) BUYURDUKİ: BEN KULUMUN BANA OLAN ZANNI ÜZEREYİM
AYET: “Ben, kulumun bana olan zannı üzereyim.”
إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ، وَلَا تَحَسَّسُوا، وَلَا تَجَسَّسُوا، وَلَا تَنَافَسُوا، وَلَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ ZANDAN SAKININ ZAN SÖZLERİN EN YALANIDIR BAŞKALARIN KONUŞMALARINI DİNLEMEYİN AYPLARINI ARAŞTIRMAYIN KİBİRLENMEYİN KISKANMAYIN KİN TUTMAYIN EY ALLAHIN KULLARI KARDEŞ OLUN
HADİS: "Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun.”
لَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَجَسَّسُوا، وَلَا تَحَسَّسُوا، وَلَا تَنَاجَشُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللهِ إِخْوَانًا
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ BİRBİRİNİZE HASET ETMEYİN KİN TUTMAYINMÜŞTERİ KIZIŞTIRMAYIN EY ALLAHIN KULLARI KARDEŞ OLUN
HADİS: "Birbirinize haset etmeyin, kin tutmayın. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun." Müslim.
يَا مَعْشَرَ مَنْ آمَنَ بِلِسَانِهِ، وَلَمْ يَدْخُلِ الْإِيمَانُ قَلْبَهُ، لَا تَغْتَابُوا الْمُسْلِمِينَ، وَلَا تَتَّبِعُوا عَوْرَاتِهِمْ، فَإِنَّهُ مَنِ اتَّبَعَ عَوْرَاتِهِمْ يَتَّبِعُ اللَّهُ عَوْرَتَهُ، وَمَنْ يَتَّبِعِ اللَّهُ عَوْرَتَهُ يَفْضَحْهُ فِي بَيْتِهِ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ EY DİLİ İLE İNANIP İMAN KALBİNE İŞLEMEYENLER TOPLULUĞU GIYBET ETMEYİN AYIPLARI ARAŞTIRMAYIN KİM ONLARIN AYIPLARINI ARAŞTIRIRSA ALLAHTA ONLARIN AYIPLARINI EVİNİN İÇİNDE BİLE OLSA REZİL EDER
HADİS: "Ey dili ile inanıp, iman kalbine işlemeyenler topluluğu, Müslümanları gıybet etmeyiniz. Onların ayıplarını araştırmayınız. Kim onların ayıplarını araştırırsa Allah da onların ayıplarını araştırır. Allah kimin ayıbını araştırırsa onun evinin içinde dahi ayıbını açar perişan eder"Ebu Davud.
Rasulullah buyurdu ki:
وَمَنِ اسْتَمَعَ إِلَى حَدِيثِ قَوْمٍ، وَهُمْ لَهُ كَارِهُونَ، أَوْ يَفِرُّونَ مِنْهُ، صُبَّ فِي أُذُنِهِ الْآنُكُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ HER KİM GİZLİCE BİR TOPLULUĞU DİNLERSE KIYAMET GN KULAKLARINA KURŞUN DÖKÜLÜR
HADİS: Her kim rızaları olmaksızın bir topluluğun konuştuklarını dinlerse, kıyamet gününde onun kulaklarına kurşun dökülecektir. Buhari.
«لَا يَحِلُّ لِامْرِئٍ أَنْ يَنْظُرَ فِي جَوْفِ بَيْتِ امْرِئٍ حَتَّى يَسْتَأْذِنَ،
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ İZİN İSTEMEDEN BİR KİMSENİN EVİNİN İÇİNE BAKMAK HARAMDIR
HADİS: İzin istemeden bir kimsenin evinin içine bakmak hiç kimseye helal değildir. Tirmizi
Bir adam İbn Mes'ud'a gelerek şöyle dedi:
هَذَا فُلَانٌ تَقْطُرُ لِحْيَتُهُ خَمْرًا،
“Falancanın sakalından şarap damlıyor"
İbn Mesûd ise ona şu şekilde cevap verdi:
إِنَّا قَدْ نُهِينَا عَنِ التَّجَسُّسِ وَلَكِنْ إِنْ يَظْهَرْ لَنَا شَيْءٌ نَأْخُذْ بِهِ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ BİZ TECESÜS ETMEKTEN NEHYOLUNDUK
HADİS: "Biz tecessüs etmekten nehyolunduk. Ancak açığa vurduğu zaman, onu yakalayabiliriz." Ebu Davud.
مَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ KİM BİR MÜSLMANIN HATASINI VE KUSURUNU GİZLERSE ALLAHTA ONUN DNYA VE AHİRETTE HATASINI VE KUSURUNU ÖRTÜP GİZLER
HADİS: “Kim bir Müslümanın hatasını ve kusurunu örtüp gizlerse Allah da onun dünya ve ahirette bir hatasını ve kusurunu örtüp gizler.” İbn Mace.
مَنْ رَأَى عَوْرَةً فَسَتَرَهَا، كَانَ كَمَنْ أَحْيَا مَوْءُودَةً
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ KİM BİR MÜSLMANIN HATASINI VE KUSURUNU GİZLERSE ÖLÜ BİR İNSANI DİRİLTMİŞ GİBİ OLUR
HADİS. “Kim bir Müslümanın bir ayıbını görür ve onu gizlerse ölü bir insanı diriltmiş gibi olur.” Ebu Davud.
وَمَا مِنْ اِمْرِئٍ يَنْصُرُ مُسْلِمًا فِي مَوْضِعٍ يُنْتَقَصُ فِيهِ مِنْ عِرْضِهِ وَيُنْتَهَكُ فِيهِ مِنْ حُرْمَتِهِ، إِلَّا نَصَرَهُ اللَّهُ فِي مَوْطِنٍ يُحِبُّ نُصْرَتَهُ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ KİM ŞEREFİNDEN KAYBEDECEĞİ SAYGISININ AZALACAĞI BİR YERDE MÜSLÜMANA YARDIMCI OLURSA YARDIMIZI İSTEDİĞİ YERDE ALLAH ONA YARDIMCI OLUR
HADİS:Kim şerefinden kaybedeceği, saygısının azalacağı bir yerde Müslümana yardımcı olursa, yardımını istediği yerde Allah ona yardımcı olur" Ebu Davud.
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ HÜSNÜ ZAN GÜZEL İBADETLERDENDİR
HADİS: "Allah Teâlâ hakkında hüsnü zan, güzel ibadettendir." Tirmizî, Daavat 146, (3604);
وإنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلى الفُجُورِ وإنَّ الفُجُورًَ يهْدِي إلى النارِ ، وإن الرجلَ ليكذبَ حَتى يُكْتبَ عنْدَ اللَّهِ كَذَّاباً
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ YALANCILIK FUCURA SÜRÜKLER FUCURDA CEHENNEME GÖTÜRÜR YALANCIYA ALLAH KATNDA ÇOK YALANCI DİYE YAZILIR
HADİS: “Yalancılık yoldan çıkmaya (fucûr) sürükler. Fucûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır".Müslim, Birr 103-105.] Ve münafıklığın alâmetlerinden biridir.
أَرْبعٌ منْ كُنَّ فِيهِ ، كان مُنافِقاً خالِصاً ، ومنْ كَانتْ فيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ ، كَانتْ فِيهِ خَصْلةٌ مِنْ نِفاقٍ حتَّى يَدعَهَا : إذا اؤتُمِنَ خَانَ ، وَإذا حدَّثَ كَذَبَ ، وإذا عاهَدَ غَدَرَ ، وإذا خَاصمَ فجَرَ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ MÜNAFIKLIK ALAMETİ 4 TÜR 1-) EMANETE İHANET EDER2-) SÖZÜNDEN DÖNER 3-) DÜŞMANLIKTA HADDİ AŞAR
HADİS: "Dört huy vardır ki bunlar kimde bulunursa o kişi tam münâfık olur. Kimde de bu huylardan biri bulunursa, onu terkedinceye kadar o kişide münâfıklıktan bir sıfat bulunmuş olur:
Kendisine bir şey emânet edildiği zaman ona ihanet eder.
Konuştuğunda yalan söyler.
Söz verince sözünden döner.
Düşmanlıkta haddi aşar, haksızlık yapar." Buhârî, Îmân 24, Mezâlim 17, Cizye 17;
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ BİRBİRİNİZİN EKSİKLİĞİNİ GÖRMEYE VE İŞİTMEYE ÇALIŞMAYIN BİRBİRİNİZİN ÖZEL VE MAHREM HAYATINI ARAŞTIRMAYIN
HADİS: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın, birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın.”Müslim, Birr, 28,
RESULLAH(SAV) GIYBET KARDEŞİNİ HOŞLANMAYACAĞI ŞEYLE ANMANDIR BUYURUNCA YA O ÖZELLİK ONDA VARSA DİYE SORULDU VARSA EDİKODU OLUR YOKSA İFTİRA OLUR BUYURDU
HADİS: “Gıybet nedir bilir misiniz?” diye sormuş,sahabe; “Allah ve Rasulü daha iyi bilir.”cevabını vermiş, bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.) gıybeti, “Kardeşini onun hoşlanmadığı bir nitelik ile anmandır” diye tarif etmiştir. Kendisine; “Kardeşim de dediğim nitelik varsa ne buyurursunuz?”denilmesi üzerine; “Eğer dediğin nitelik kardeşinde varsa, işte o zaman gıybet olur. Yoksa ona iftira etmiş olursun.” Müslim, Birr, 70 Buyurmuştur.
İftira gıybetten daha kötü bir davranıştır. Zira gıybette zikredilen husus kişide vardır, iftirada ise yoktur. Peygamberimizin eşi Hz. Âişe validemiz anlatıyor:
وعنْ عائِشة رضِي اللَّه عنْها قَالَتْ : قُلْتُ للنبي صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم حسْبُك مِنْ صفِيَّة كذا وكَذَا قَال بعْضُ الرُّواةِ : تعْني قَصِيرةٌ ، فقال : « لقَدْ قُلْتِ كَلِمةً لو مُزجتّ بماءِ البحْر لمَزَجتْه ، » قَالَتْ : وحكَيْتُ له إنساناً فقال : « ما أحِبُّ أني حكَيْتُ إنْساناً وإنَّ لي كذا وَكَذَا »
RESULLAH(SAV) ŞU KADIN ÇOK KISA BOYLU DİYEN HZ AİŞEYE SEN ÖYLE SÖZ DEDİNKİ O SÖZ DENİZE ATILSA DENİZİN RENGİ BOZULUR
HADİS: “Bir defasında ey Allah'ın Elçisi! ‘Safiye (şu kadarcık) bir kadındır” dedim. Aişe onun kısa boylu olduğunu kastederek eliyle işaret etmişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, "Ey Aişe! Sen (amellerini)öyle bir sözle karıştırdın ki, onunla denizin suyu karıştırılmış olsa (denizin suyu) karıştırılır (şekli değişirdi)” buyurdu.Tirmizî, Kıyâme, 51
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ MÜMİN MÜMİNİN KARDEŞİDİR ONUN YİTİĞİNİ ONA İADE EDER VE ONU GIYABINDA KORUR
HADİS: “Mümin, müminin aynasıdır, Mümin, müminin kardeşidir. Onun yitiğini ona iade eder ve onu gıyabında korur.”Ebu Dâvûd, Edeb, 57
مَنْ حَمى مُؤْمناً مِنْ مُنَافِقٍ بَعَثَ اللّهُ لَهُ مَلكاً يَحْمِى لَحْمَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِن نَارِ جَهَنَّمَ، وَمَنْ رَمَى مُسْلِماً بِشئٍ يُرِيدُ شَأنَهُ بِهِ حبَسَهُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلى جِسْرٍ مَنْ جُسُورِ جَهَنَّمَ،
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ KİM BİR MÜMİNİ BİR MÜNAFIĞA KARŞI KORURSA ALLAHTA ONU CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUR KİMDE BİR MÜSLÜMANA İFTİRA ATARSA CEHENNEMLİK OLUR
HADİS: “Kim bir mümini bir münafığa karşı korursa Allah ona bir melek gönderir, bu melek kıyamet günü onu cehennem ateşinden korur. Kim bir Müslüman’a onu ayıplayacak bir şey isnat ederse Allah da onu dediğinden vaz geçmeden (ölürse)onu cehennem köprüsü üzerinde hapseder.”Ebu Dâvud, Edeb, 40
منْ ردَّ عَنْ عِرْضِ أخيهِ، ردَّ اللَّه عنْ وجْههِ النَّارَ يوْمَ القِيَامَةِ
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ KİM DİN KARDEŞİNİN IRZ VE NAMUSUNU ONU GIYBET EDENE KARŞI SAVUNURSA ALLAHTA O KİŞİYİ KIYAMET GÜNÜ CEHENNEMDEN KORUR
HADİS: "Kim, (din) kardeşinin ırz ve namusunu onu gıybet edene karşı savunursa, Allah da kıyamet günü o kimseyi cehennemden korur." Tirmizî, Birr 20
RESULLAH(SAV) MİRACA ÇIKINCA BAKIR TIRNAKLARLA YÜZLERİNİ VE GÖĞÜSLERİNİ YIRTANLARI GÖRMÜŞ BUNLAR KİM DİYE SORUNCA CEBRAİL BUNLAR DEDİKODU YAPANLARDIR DEDİ
HADİS: Peygamberimiz miraca çıktığında bakır gibi tırnakları ile yüzlerini ve göğüslerini yırtanları görmüş,bunlar kimdir diye Cebrail’e sormuş, Cebrail de bunlar gıybet ederek insanların etlerini yiyenlerdir dedi.
RESULLAH(SAV) BUYURDUKİ HER MÜSLÜMANIN DİĞER MÜSLÜMANA MALI ONURU NAMUSU HAYSİYETİ VE KANI HARAMDIR KİŞİYE ŞER OLARAK MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ AŞAĞILAMAK YETER
HADİS: “Her Müslümanın diğer Müslümana malı, namusu, onuru, haysiyeti ve kanı haramdır, kişiye şer olarak Müslüman kardeşini hakir görmesi yeter.”Ebu Dâvud,Edeb,
Hz. Ömer’in Tecessüsü:
HADİS: Rivayet olunur ki; Hz. Ömer bir gece tebdil kıyafet halinde ve Ümmet-i Muhammed’in ne yaptığını teşhis etme niyetiyle Medine-i Münevvere sokaklarında dolaşıyordu. Bir evin bahçesine yaklaşınca, nara atan bir adamın sesini ve ardından içeriden bir kadının kahkahasını işitti.
“Burada asayişe karşı olarak ne yapılıyor acaba?” diyerek, camdan içeriye baktı. Bahçenin duvarına da yükseldi ve gördü ki; içeride bir adam masa kurmuş, üzerinde çeşitli şaraplar ve yanında da bir kadın var. Mübarek, hemen duvarın üzerinden atlayıp adamın yakasından yakalamış:
“Sen, Allah’tan korkmuyor musun? Gecenin bu vaktinde millet ibâdet ve itaatle meşgûlken yahut insanlar yarın ibadet-i taat etme niyetiyle dinlenme halindeyken, sen burada haram işliyorsun. Allah’ın bunu bilmediğini mi zannediyorsun? Hadi bakalım şimdi hesap ver!” deyince; adam, Hz. Ömer’e şöyle cevap vermiş:
“Yâ Ömer, evet ben belki bir günah işledim. Gecenin şu saatinde haram olan şu fiili işliyorum fakat sen bu arada tam üç günah işledin.” Hz. Ömer, adamın verdiği cevaba şaşırarak;
“Nasıl olur?” demiş. Adam da cevap vermiş;
1)“Cenâb-ı Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de ‘Tecessüs edip ayıpları, eksiklikleri araştırmayın!’ diyor. Sen ise gizliliği araştırdın; kalktın evimin etrafında kulak misafirliği yapıp içeride neler olduğunu anlamaya çalıştın. İşlediğin günahlardan biri bu.
2-)İkincisi, Allah-u Teâlâ; Bakara Sûresinde ‘Evlere kapılarından girin!’ buyurmasına rağmen, ‘Sen evime kapıdan değil de duvarın üzerinden atlayarak girdin!’ Böylece ikinci bir haram işledin.
3-)Üçüncüsü ise Nur Sûresi’nin 27. âyetinde ‘Kendi evlerinizden başka evlere girdiğiniz zaman, ev halkına selâm vermedikçe kapıdan içeriye girmeyin!’ buyruluyor. Halbuki sen, beni yakalamak niyetiyle evime izinsiz olarak girdin. Bu da işlediğin son günahtı.”
Bunun üzerine Hz. Ömer:
“Sübhanallah, hakikaten hayır yapayım derken, farkında olmadan üç günahı birden işlemişim. O zaman ben tövbe edeceğim. Sen de tövbe et ve bir daha bu tür günahları işleme!” buyurmuş. Adam bu teklifi kabul edince, ikisi birden Allah’ın huzurunda tövbe etmişler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder