pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: VE RUHLA

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

VE RUHLA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VE RUHLA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2025 Çarşamba

KABİRDEN KALKIŞ BEDENLE VE RUHLA OLACAKTIR

KABİRDEN KALKIŞ BEDENLE VE RUHLA OLACAKTIR
KABİR HAYATI (ALEMİ BERZAH)
Kıymetli okuyucular kabir hayatını inkar edenlere kapak olsun diye kabirle ilgili ayetlerden bazılarını paylaşmayı uygun gördüm. Bu konuda yüzlerce hadis-i şerif olduğu halde yazının uzamamsı için hadis koymadım.
Âlem-i berzah” adı verilen kabir âlemi; ölüm ile kıyamet günü arasındaki zamandır, Dünya ile Ahiret arasında bulunan intikal âlemidir. Ölümle cesetten alâkasını kesen ruh, berzah âlemine geçer. İnsanın ruhu orada ameline göre rahat bir hayat yaşar. Veya azap görür.
Kabirdeki bu yaşayış insanın dünyadan alâkasını kestiği andan itibaren başlar. Kabir hayatı haktır. İşte ayetler.
AYET:(Müminun-100)’’ Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım. Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.’’
AYET:(Secde-21)’’ En büyük azaptan önce,(mahşer) onlara mutlaka en yakın azaptan(kabir) tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.’’
AYET:( Meryem- 66, 67)’’ “İnsan diyor ki: ‘Öldüğüm zaman gerçekten diri olarak (kabrimden) çıkarılacak mıyım?’ İnsan düşünmez mi ki, daha önce o hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?”
AYET: (Bakara 28)’’Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.’’
AYET:(Rum - 19)’’ Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız’’
AYET: (Kamer – 7)’’ Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar’’
AYET: (Taha – 124)’’ Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.’’
AYET:( Yasin – 51’’ Nihayet Sûr'a üfürülecek Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler’’
AYET:(Bakara-28)’’ Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?’’
AYET:(Mümin-11)’’ Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? derler.’’
AYET:Mümin-46)’’ Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun'denir.’’
AYET:( En’am – 98)’’ O, sizi bir tek nefisten (Âdem'den) yaratandır (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık’’
BU KADAR AYET OLDUĞU HALDE KABİR HAYATINI İNKAR EDENLER HALA BEN MÜSLÜMANIM NASIL DİYOR ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL
KABİR HAYATI İLE İLGİLİ HADİSİ ŞERİFLER
Hz. Peygamber (s.a.v.) namazlardan sonra kabir azabından Yüce Allah'a sığınırdı. Bu hali vefat edinceye kadar devam etti. (Buhari, Cum'a, 986, 996, 998, Cenaiz, 1283; Tirmizi, Cum'a, 514)
Kütüb-i Sitte (güvenilir altı hadis kitabı) başta olmak üzere birçok hadis kitabında kabir azabıyla ilgili rivayetler öyle yaygın olarak bulunmaktadır ki, bu konunun inkâr edilemez bir yaygınlığa -tevatüre- ulaştığı ifade edilir.
Bazı örnekler;
1- Hz. Peygamber (s.a.v.) kabir ya cennet bahçesine veya cehennem çukuruna benzer buyuruyor. (Tirmizi, Kıyamet, 26)
2- Medine'de Hz. Aişe'nin yanına giren yaşlı iki Yahudi kadın 'Kabir azabından Allah seni korusun' demişler, Hz. Aişe de onları hoş karşılamamış, efendimiz gelince de bu durumu sormuş, Hz. Peygamber (s.a.v.) bu iki Yahudi ihtiyar kadını doğrulayarak, "Evet, kabir azabı vardır" buyurmuştur. (Müslim, Mesacid, 125)
3- Hz. Peygamber (s.a.v.) karın ağrısından ölenin kabirde azap görmeyeceğini belirtmiştir. (Nesai, Cenaiz, 111)
4- Hz. Peygamber (s.a.v.) Bedir harbinde ölmüş olan müşrik liderlere seslenmiş ve "Seni duyuyorlar mı" diye soran Hz. Ömer'e, "Onlar beni senden az duyuyor değil" cevabını vermiştir. Bu da kabir ehlinin uyanık olduğunu, duyduğunu zarar veya fayda gördüğünü gösteriyor.
5- Peygamberimiz şöyle buyurdu: Ölü kabire konulunca cemaatin mezardan ayrılışının sesini duyar. (Müslim, İman, 34)
6- Hz. Peygamber iki mezara uğramış ve onların ufak bir şeyden dolayı azap çektiklerini belirttikten sonra, yaş bir dalı almış, ikiye bölüp şöyle buyurmuştur: Bu iki dal kurumadıkça bu kişilerin çektikleri azap hafifler (Ebu Davut, Taharet, 26)
7- Efendimiz bir seferinde şöyle buyurdu. Ölülerinizi gömmekten kaçınmayacağınızı bilseydim, kabir azabını size duyurması için dua ederdim.
8- Ölen kişiye salih evladının fayda sağlayacağını Hz. Peygamber haber veriyor. (Müslim, Vasiyye, 14; Tirmizi, Ahkâm 36; Darimi, Mukaddime,46)
9- Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Ömer'e; Mezara konduğunda, Münker ve Nekir adlı iki melek sana sorgu için geldiklerinde halin ne olacak, diye sormuştu. (Iraki bu hadis mürsed, ama senedi sahihtir der.)
10- Hz. Peygamber (s.a.v.) mezarları ziyaret eder ve onlara selam verirdi. Hayat olmayan bir mezara Hz. Peygamber neden selam versin veya dua etsin.)
11- Hz. Peygamber bir seferinde 'kabir azabından Allah'a sığının' buyurdu. Ve Sahabeye bunu üç defa tekrar ettirdi. (Müslim)
Sonuç: Hem Kur'an-ı Kerim'in işareti, hem hadisler, hem sahabenin beyanı ve hem de akait kitapları kabir azabının hak olduğunu söyler. Yüzyıllardır İslam ulemasının güçlü kabullerinden birisidir. Kabir azabının hak olması.
Kıyamete yakın olanın veya eski ölenin azabının eşit olup olmayacağı Yüce Allah'ın bir taksimatıdır. Allah dilerse on dakikada azabın en şiddetlisini tattırır, dilerse de bu azabı hafifletip bir yıla yayar. İsterse kabirde azabı hafif tutar -veya nimeti- ahirette ise onu tamamlar.

KABİRLERDEN KALKIŞ:
Kuran-ı kerim kıyametin kopmasından sonra sura ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar dirileceklerini ifade eder. O kadar ki öldükten sonra dirilmenin anlatılmadığı çok az sure vardır. Öldükten sonra dirilme hem beden hem de ruhla birlikte olacaktır. İşte
KABİRDEN KALKIŞ RUHLA VE BEDENLE BİRLİKTE OLACAKTIR
AYET:(Nisa.56)”Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar, onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için onları başka derilerle değiştirip yenileyeceğiz. Şüphesiz ki Alla(cc) mutlak galiptir. Yegane hüküm sahibidir buyrulur. Kuran-ı kerim yeniden dirilmeyi inkar edenlere karşı yeniden dirilmenin aklen mümkün olduğunu açıklamak için birkaç yol izlemiştir. Yeniden dirilmeyi ilk yaratmaya kıyaslamıştır. İşte
AYET:(Yasin.78-79)Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş dedi. Deki onları ilk defa yaratan diriltecek o her yaratmayı hakkıyla bilir” Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, ilk yarattığına gücü yetenin ikinci defa yaratması daha kolay değil midir? Kaldı ki göklerin ve yerlerim yaratılması insanın yaratılmasından elbette zordur.
AYET:(Rum.28)” Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonrada tekrar diriltecek olan odur. Bu ona pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar onundur.’
AYET:(Kaf.15)”Biz ilk yaratmadan aciz mi kaldık hayır onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar.”
AYET:(Hac.6-7)’2 Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün Fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman o harekete gelir. Kabarır her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kadirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah kabirlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır.”
AYET:(yasin.80-81)” O Allah ki size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan onlar gibi yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter.
Kur`an, kıyametin kopmasından sonra Sûr`a ikinci defa üfürülme ile bütün canlı yaratıkların hesap için tekrar diriltileceklerini ifade eder. O kadar ki, öldükten sonra dirilmenin anlatılmadığı çok az sûre bulunabilir. Pek çok surede bu konuyu açıklayan örnekler getirilerek, akıllara gelebilecek tereddütleri ortadan kaldırır.
Kabirlerden kalkış dediğimiz tekrar dirilme inancı, kişilerin ve toplumun ıslahında çok önemli bir ilke olduğu için Kur`an-ı Kerim bu konuya önemle eğilir. Gerçekten de öldükten sonra tekrar dirilmenin gerçekleşeceğini bilen insan, hayır ve iyilik yapmaya, işlediği kötülükleri en aza indirmeye çalışır. Fakat yeniden dirilişe inanmayan kimse topluma ve kendisine her zaman zarar verebilir.
Öldükten sonra tekrar diriliş hem beden hem de ruh ile olacaktır Bu konuya açıklık getiren bir ayette: "Ayetlerimizi inkar ile kâfir olanlar (var ya) onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı tadıp durmaları için, onları başka derilerle yenileyip değiştireceğiz. Şüphesiz ki Allah mutlak galiptir, yegane hüküm ve hikmet sahibidir" (en-Nisâ, 4/56), buyurulur.
Kur`an-ı Kerim, öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr eden kimselere karşı, yeniden dirilişin aklen mümkün olduğunu ve muhakkak meydana geleceğini açıklamak için bir kaç yol izlemiştir.
Yeniden dirilmeyi, ilk yaratmaya kıyaslamıştır. Bu konuda bize şöyle buyurur: "O, kendi yaratılışını unutarak bize bir misal getirdi. "Bu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?" dedi. De ki:
AYET: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı hakkıyla bilendir" (Yâsin, 36/78-79)
Zor bir şeyi yaratmaya gücü yetenin, kolay bir şeyi yaratması elbette mümkündür. Göklerin ve yerin yaratılması, insanın yaratılmasından daha zordur. Bunu yapabilen, insanı da öldükten sonra diriltebilir. Kur`an-ı Kerim`de şöyle buyurulur: "Bütün varlıkları yoktan var eden ve sonra da tekrar diriltecek olan O`dur. Bu, O`na pek kolaydır. AYET: Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O`nundur" (er-Rûm, 30/27). "
AYET: Biz ilk yaratmadan âciz mi kaldık? Hayır, onlar yeniden yaratılmaktan şüphe ediyorlar" (Kâf, 50/15)
Kupkuru ve ölü bir durumda olan yeri, bitkilerle canlandıran, insanı da diriltebilir Ayetlerde şöyle buyurulur:
AYET:". Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü görürsün. Fakat biz onun üstüne suyu indirdiğimiz zaman, o harekete gelir, kabarır; her güzel çiftten nice bitki bitirir. Bunun sebebi şudur: Çünkü Allah hakkın ta kendisidir. Şüphesiz hakkıyla kâdirdir. O şüphesiz her şeye hakkıyla kâdirdir. O saat elbette gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur. Doğrusu Allah, kabırlerde olan kimseleri de diriltip kaldıracaktır" (el-Hacc, 22/5-7)
Bir şeyi zıddına çevirmeğe gücü yeten, onu benzerine çevirebilir. Allah, ağaçlarda bol miktarda bulunan suya rağmen, nasıl ondan ateş çıkartıyorsa, öylece insanları da tekrar yaratabilir. Bu konuyla ilgili ayetlerde şöyle buyurulur:
AYET: "O Allah ki, size yeşil ağaçtan bir ateş yaptı da, simdi siz ondan yakıp duruyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratılmaya gücü yetmez mi? elbette buna gücü yeter. O herşeyi yaratandır her şeyi bilendir" (Yâsin, 36/80-81).
Kur`an-ı Kerim`de ikinci defa Sûr`a üfürülme ile meydana gelecek gelişmeler şöyle açıklanır:
Sûr`a ilk defa üfürüldüğünde kıyamet kopacaktır. Yani bu ilk üfürülmeyle, dünya hayatı sona erecek, Allah`ın istisnâ ettiği varlıkların dışında bütün canlılar ölecektir. Bu konuda ayet-i kerimede şöyle buyurulur:
AYET: "Sûr`a üfürülünce, Allah`ın dilediğinden başka, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düşer" (ez-Zümer, 39/68).
İsrâfil (a.s)`ın Sûr`a ikinci defa üfürmesiyle, insanlar kabırlerinden kalkıp Rablerine doğru akın akın koşacaklardır. Bu konuyla ilgili olarak iki ayeti hatırlatmak yeterlidir.
AYET: "Sur`a üfürülmüştür. Bir de görürsün ki, onlar kabırlerinden kalkıp Rablerine doğru koşup gidiyorlar" (Yasin, 36/51).
AYET: "Sonra ona (Sûr`a bir daha üfürülecektir. O anda görürsün ki ölüler dirilip, ayakta bakınıp duruyorlar" (ez-Zümer, 39/68).
İsrâfil (a.s)`ın Sûr`a iki kez üfürmesi arasında geçecek süre kesin olarak bilinmemektedir. Çünkü Ebû Hüreyre (r.a)`den rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s)
HADİS: "Sûr`a iki defa üfürülme olayı arasında kırk (zaman) vardır" buyurmuşlardır. Orada bulunanlar, hadisi nakleden Ebû Hureyre`ye "Ey Ebû Hureyre; kırk gün mü?" diye sormuşlar; "Bilmiyorum" cevabını alınca, "Kırk ay mı?" demişler; yine: "Bilmiyorum" karşılığını alınca, "Kırk yıl mı?" diye sormuşlar. Bu soruya da Ebû Hureyre "Bilmiyorum" cevabını vermiştir (Müslim, Fiten, 28; Ebû Dâvud, Sünne, 22).
Kur`an-ı Kerim`de ölülerin diriltilmesi ile ilgili olarak Cenâb-ı Hak`la ile İbrahim arasında geçen konuşma ibretlidir.
HADİS: Rivayete göre Hz. İbrahim (a.s)`ın "Ey Rabbim ölüleri nasıl diriltiyorsun? Bana göster," sorusunu sormasının sebebi şu idi: Bir gün Hz. İbrahim (a.s) deniz kenarında bir insan ölüsü görür. Dalga, ölünün üzerini açtığı zaman, hemen denizdeki yaratıklar ölüye saldırır, kopardıkları parçanın bir kısmı denize düşer ve diğer kısmını yerler. Dalga çekilince kara ve hava hayvanları saldırır. Kara hayvanları kopardıklarının bir kısmını yer, bir kısmını da havada boşluğa bırakırlardı. Bunu gören Hz. İbrahim (a.s) merak eder. Bu parçaların nasıl ayrı ayrı yerlerden toplanıp bir araya getirileceğini görmek ister. İşte bu konuyla ilgili olarak Kur`an-ı Kerim`de şu ayeti buluyoruz:
AYET: "Bir vakit de İbrahim: Rabbim, ölüleri nasıl diriltirsin? Bana göster, demişti. Allah ona; inanmadın mı? buyurmuştu. O da; hayır, inandım. Fakat kalbim yatışsın diye (arzuluyorum) demişti. (Allah) dedi ki: "Dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra parçalayıp her parçasını bu dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Koşarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah, her şeye üstün ve yegane hikmet sahibidir" (el-Bakara, 2/260).
Cenâb-ı Hak kabırden kalkış ve mahşer meydanında toplanıp hesap verme işinin gerçekleşeceğini şöyle ifade buyurur:
AYET:"Ey Rabbimiz; şüphesiz sen, geleceğinde şüphe olmayan bu günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz ki Allah va`dinden dönmez derler" (el-Bakara, 2/9).
HADİS: Hz. Peygamber, ölümünden sonra insanın her şeyinin çürüyüp yok olacağını, ancak acbü`zzeneb denilen "kuyruk sokumu kemiği"nin bundan müstesna olduğunu bildirmiş, kıyamet koptuktan sonra ikinci yaratılışın bu çürümeyen kemikten derlenip toparlanacağını belirtmiştir (Buhârı, Tefsîru Sure, 39/3, 78/1; Müslim, Fiten, 14 t-143; Ebû Dâvud, Sünne, 22; Nesâî, Cenâiz, 117; İbn Mâce, Zühd, 32; Mâlik, Muvatta, Cenâiz, 49; Ahmed b. Hanbel, II, 322, 428, 499, III, 28).
Acbü`z-zeneb`le ilgili Hadislerde tasvir edilen ikinci yaratılış, başka bir deyimle kabırlerden kalkış, insanın ana rahmindeki oluşumuna benzemektedir. Nitekim tıp ilminin verilerine göre, sperm ana rahmine düştüğü zaman, ilk oluşum sırasında ana rahmi ile insan embriyonu arasında birleştirici bir sap bulunur. Başlangıçta cenin bu sap üzerinde büyür. İşte bu sap, insan embriyonunun kuyruk sokumuna tekabül eden bölgesi ile bağlantılıdır. Sonuç olarak hadis-i şeriflerde acbü`z-zeneb veya acmü`z-zeneb diye ifade edilen unsurun ölümsüzlüğünü ve yeniden dirilişin çekirdeğini teşkil edeceğini düşünmek mümkündür. Allah ve Resulunun haber verdiği bazı konuların nasıl gerçekleşeceğini bugün için pozitif, ilimlerin tam olarak açıklayamaması, sonucu değiştirmez. Çünkü yaratıcı ve O`nun adına konuşan elçisi bir şeyi söylemişse onun doğruluğuna inanmak gerekir. Nitekim, yeni bilimsel araştırmalar İslâm`ın daha önceki asırlarda açıklanamayan tabiatla ilgili pek çok konularını günümüzde gün ışığına çıkarmıştır.