ERZURUML İBRAHİM HAKKI HAYATI
Erzurumlu İbrahim HakkıErzurumlu İbrahim Hakkı, 18 Mayıs 1703 yılında Erzurum'a bağlı Hasankale'de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda annesini ve daha sonra babasını yitiren İbrahim Hakkı, bir süre amcasının yanında kalmış, bu süre içinde eğitimine devam etmiştir. 1747 tarihinde İstanbul'a gelerek Sultan I. Mahmut ile görüşmüştür. Yeniden Erzurum'a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dinî ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiştir.
Manzum ve düz yazı toplam on beş eser yazmış olan İbrahim Hakkı'nın en önemli eserleri Divan ve Marifetname'dir.
Erzurumlu İbrahim Hakkı, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok bilimsel çalışmalar yapmıştır. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşımaktadır. 1757'de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Yazarın söylediğine göre, Marifetname 400 kitaptan yararlanılarak yazılmıştır. Bu kitapta ilk defa bir alim tarafından güneş sistemi ('hey'et-i cedide') anlatıldı.
Eserleri
Tuhfet-ül Kiram
Nuhbet-ül Kelam
Meşarık-ül Yuh
Sefine-i Nuh
Kenz-ül Futuh
Definet-ür Ruh
Ruh-üş Şuruh
Urvet-ül islam
Heyet-ül İslam
İlâhî-nâme (Divan)
Marifetnâme
SEYREYLE SEN GÜMBÜRTÜYÜ
(HAYALAT-I MUHALAT)
Bin çay akıp bir olsalar,
Bir kaya başın bulsalar,
Ol kayadan dökülseler;
Seyreyle sen gümbürtüyü!!
İlin pek büyük top sürseler,
Keskin barut doldursalar,
Bir elden ateş vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin davullar alsalar,
Hep bir araya gelseler,
Andan çomağı çalsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin kazanlar alsalar,
Bir dağ başından salsalar,
Hep bile yuvarlasalar.
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin küp satın alınsalar,
Bir kayadan salınsalar,
Birbirine çalmsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin aygır eşek sürseler,
Bir kümbete doldursalar,
Bir perdeden angırsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hanende çok aldırsalar,
Kümbette ses kaldırsalstr,
Hem erganun çaldır salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hamam içi dolsa zenan,
Kaynar sular olsa revan,
Tas ü leğen etse figan;
Fikreyle sen gümbürtüyü!
Çermik saf asm sürseler,
Havuz yüzünde dursalar,
Yüzgeçle ayak vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hakkı; bahar olsa zaman,
Kâd ile berk olsa ayan,
Ol sayhadan dolsa cihan;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
(HAYALAT-I MUHALAT)
Bin çay akıp bir olsalar,
Bir kaya başın bulsalar,
Ol kayadan dökülseler;
Seyreyle sen gümbürtüyü!!
İlin pek büyük top sürseler,
Keskin barut doldursalar,
Bir elden ateş vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin davullar alsalar,
Hep bir araya gelseler,
Andan çomağı çalsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Yüz bin kazanlar alsalar,
Bir dağ başından salsalar,
Hep bile yuvarlasalar.
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin küp satın alınsalar,
Bir kayadan salınsalar,
Birbirine çalmsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Bin aygır eşek sürseler,
Bir kümbete doldursalar,
Bir perdeden angırsalar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hanende çok aldırsalar,
Kümbette ses kaldırsalstr,
Hem erganun çaldır salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hamam içi dolsa zenan,
Kaynar sular olsa revan,
Tas ü leğen etse figan;
Fikreyle sen gümbürtüyü!
Çermik saf asm sürseler,
Havuz yüzünde dursalar,
Yüzgeçle ayak vur salar;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
Hakkı; bahar olsa zaman,
Kâd ile berk olsa ayan,
Ol sayhadan dolsa cihan;
Seyreyîe sen gümbürtüyü!
MEVLAM GÖRELİM NEYLER NEYLERSE GÜZEL EYLER
Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa’âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil kâdî-i hâcâtı
Kıl Âna münâcâtı
Terk eyle murâdâtı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bir işi murâd etme
Olduysa inâd etme
Haktandır o red etme
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hakkîn olıcak işler
Boşdur gam u teşvişler
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep işleri fâikdır
Birbirine lâyıkdır
Neylerse muvâfıkdır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Dilden gamı dûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Tefvîz-i ümûr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen adli zulüm sanma
Teslim ol oda yanma
Sabr et sakın usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hiç kimseye hor bakma
İncitme gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Mü’min işi reng olmaz
Âkıl huyu ceng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hoş sabr-ı cemîlimdir
Takdîr-i kefîlimdir
Allah kim vekîlimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dilde Ânın adı
Her canda Ânın yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Nâçâr kalıcak yerde
Nâgâh açar ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her kuluna her ânda
Geh kahr u geh ihsânda
Her ânda O bir şânda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh mu’tî u geh mânî’
Geh dârr u gehî nâfî’
Geh hâfid u geh râfî’
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh bay ider geh miskin
Geh hurrem ü geh ğamgîn
Geh şûh u gehî sengîn
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler...
Geh ‘abdin ider ârif
Geh eymen u geh hâif
Her kalbi odır sârif
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh kalbini boş eyler
Geh hulkını hoş eyler
Geh ‘ışkına dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Az ye az uyu az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahî olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dem Ânı zikr eyle
Zeyrekliği koy şöyle
Hayrân-ı Hak ol söyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut Ânı bul
Koy gafleti hâzır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her sözde nasîhat var
Her nesnede zînet var
Her işte ganîmet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep remz ü işârettir
Hep ğamz ü beşâretdir
Hep ayn-ı inâyetdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her söyleyeni dinle
Ol söyleteni anla
Hoş eyle kabul canla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkî
Öğren edeb ü hulkı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Vallâhi güzel etmiş,
Billâhi güzel etmiş,
Tallâhi güzel etmiş,
Allah görelim netmiş,
Netmişse güzel etmiş…
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Hak şerleri hayr eyler
Zan etme ki ğayr eyler
Ârif ânı seyr eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen Hakka tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul
Sabr eyle ve râzı ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Kalbin Âna berk eyle
Tedbîrini terk eyle
Takdîrini derk eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hallâk-ı Rahîm Oldur
Rezzâk-ı Kerîm Oldur
Fa’âl-i Hakîm Oldur
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil kâdî-i hâcâtı
Kıl Âna münâcâtı
Terk eyle murâdâtı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bir işi murâd etme
Olduysa inâd etme
Haktandır o red etme
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hakkîn olıcak işler
Boşdur gam u teşvişler
Ol hikmetini işler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep işleri fâikdır
Birbirine lâyıkdır
Neylerse muvâfıkdır
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Dilden gamı dûr eyle
Rabbinle huzûr eyle
Tefvîz-i ümûr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Sen adli zulüm sanma
Teslim ol oda yanma
Sabr et sakın usanma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Deme şu niçin şöyle
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabr eyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hiç kimseye hor bakma
İncitme gönül yıkma
Sen nefsine yan çıkma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Mü’min işi reng olmaz
Âkıl huyu ceng olmaz
Ârif dili teng olmaz
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hoş sabr-ı cemîlimdir
Takdîr-i kefîlimdir
Allah kim vekîlimdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dilde Ânın adı
Her canda Ânın yâdı
Her kuladır imdâdı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Nâçâr kalıcak yerde
Nâgâh açar ol perde
Dermân eder ol derde
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her kuluna her ânda
Geh kahr u geh ihsânda
Her ânda O bir şânda
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh mu’tî u geh mânî’
Geh dârr u gehî nâfî’
Geh hâfid u geh râfî’
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh bay ider geh miskin
Geh hurrem ü geh ğamgîn
Geh şûh u gehî sengîn
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler...
Geh ‘abdin ider ârif
Geh eymen u geh hâif
Her kalbi odır sârif
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geh kalbini boş eyler
Geh hulkını hoş eyler
Geh ‘ışkına dûş eyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Az ye az uyu az iç
Ten mezbelesinden geç
Dil gülşenine gel göç
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bu nâs ile yorulma
Nefsinle dahî kalma
Kalbinden ırağ olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Geçmişle geri kalma
Müstakbele hem dalma
Hâl ile dahî olma
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her dem Ânı zikr eyle
Zeyrekliği koy şöyle
Hayrân-ı Hak ol söyle
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Gel hayrete dal bir yol
Kendin unut Ânı bul
Koy gafleti hâzır ol
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her sözde nasîhat var
Her nesnede zînet var
Her işte ganîmet var
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Hep remz ü işârettir
Hep ğamz ü beşâretdir
Hep ayn-ı inâyetdir
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Her söyleyeni dinle
Ol söyleteni anla
Hoş eyle kabul canla
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Bil elsine-i halkı
Aklâm-ı Hak ey Hakkî
Öğren edeb ü hulkı
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler…
Vallâhi güzel etmiş,
Billâhi güzel etmiş,
Tallâhi güzel etmiş,
Allah görelim netmiş,
Netmişse güzel etmiş…
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Arzum Benim
Efendim Gül Yüzlü Dosta Ermektir Arzum Benim
El Bağlatıp Divanında Durmaktır Arzum Benim
Kendi Bilir Ben Bilirim Yoluna Baş Koymuşum
Lütfederse Cemalini Görmektir Arzum Benim
Sıyırıp Sırtımdan Atsam İkilik Gömleğini
Kaldırıpta Yerden Yere Vurmaktır Arzum Benim
Bir Kez Yolum Uğrasaydı Erenler Meclisine
Sıdkile Huzurda Boyun Burmaktır Arzum Benim
Sinemi Sardı Çürüttü Gafletin Mikropları
Bu Müzmin İllete Şifa Sormaktır Arzum Benim
Kürrdeki Desen Desen Beşeri Alem İçin
Cümlesine Bir Fakülte Kurmaktır Arzum Benim
Ruhaniyim Hıfseyledim Yazısız Kitabı Ben
Bin Satırdan Bir Noktaya Varmaktır Arzum Benim
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Gel ey ruh-i revan söz tut
Nefs-i candır inan söz tut
Odur nutku beyan söz tut
Heman söz tut. heman söz tut
Teveccüh kıl, hidayet bul
Tevekkül kıl, himayet bul
Ve teslim ol. inayet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Her emr-i Hakk'a hurmet kıl
Ve cümle halka şefkat kıl
Bir iş emr etme hizmet kıl
Heman söz tut, heman söz tut
Kelamında demiş Allah
Hadisinde Habibullah
Muti' ol, söyle Eyvallah
Heman söz tut. heman söz tut
Havatır farkına hoş yet
Vesavis nev'ini nefy et
Pes İlahın sözünce git
Heman söz tut, heman söz tut
O söz kim, Hakk'a layıkdır
Dahi akla muvafıkdır
O nutku tut ki, fayıkdır
Heman söz tut, heman söz tut
Eğer tenha kalırsan hoş
Huzur-i Hak bulursun hoş
Çü halk içre olursun hoş
Heman söz tut, heman söz tut
Ve ger ülfet bulam dersen
Güzel huylu olam dersen
Ve hizmetler kılam dersen
Heman söz tut, heman söz tut
Çü, söz tutmakdır devlet
Saadet-i izzet ü rağbet
Ve rahat-i nimet ü lezzet
Heman söz tut, heman söz tut
Kimin tutsan sözün asan
Sever seni candan asan
Sevil, sev Hak içün ey can
Heman söz tut, heman söz tut
Heman söz dinle, kâm alma
Bu tedbirinle sen kalma
Güzel pendi, yere salma
Heman söz tut. heman söz tut
Sakın bir şey murad etme
Ne olduysa inad etme
Kabul et, aksine gitme
Heman söz tut, heman söz tut
Güzel söz tut, muhabbet bul
Mülayim söyle re'fet bul
Gönüller yap meveddet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Ulümi, gönderen sözdür
Kulüba indiren sözdür
Gönüller dönderen sözdür
Heman söz tut, heman söz tut
Derün-i dilde candır söz
Ve canlara revandır söz
Nihan fikr ü ayandır söz
Heman söz tut, heman söz tut
Söz, insanın özüdür bil
Odur mevlud-i can ü dil
Anı redd etme ey mukbil
Heman söz tut. heman söz tut
Kalemdir dil, yazan Hak'dır
Edep,söz tutmak ancakdır
Sözün şanı tutulmakdır
Heman söz tut, heman söz tut
Kamuyu söyleden birdir
Bu dillerden, O muhbirdir
Habir ol kim. bu bir sırdır
Heman söz tut, heman söz tut
Bu söz kim istişarettir
Sana Hakk'ı işarettir
Söz anlarsan, beşarettir
Heman söz tut, heman söz tut
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Can ellerinden gelmişem, fani mekanı neylerem
Ol mülke meylim salmışam. Ben bu cihanı neylerem
Dunyaya geldim gitmeye, tim ile hilm yetmeye
Aşk ile an seyretmeye. Ben în u anı neylerem
Devr-i zamandan doymuşam, Kevn ü fesadı koymuşam
Darü'1-amanı duymuşam, bu sicn-i canı neylerem
Hep i'tibarı atmışam, aşıldığa el katmışam
Ben nefsi dosta satmışam, bu düşmenanı neylerem
Aşkın şerabın içmişem, dil gülşenine göçmüşem
Ben varlığımdan geçmişem, nam ü nişanı neylerem
Aşkı, tabibım kılmışam, derdinde derman bulmuşam
Ben lübb-i hikmet bilmişem, Yunaniyani neylerem
Enfas-i aşkı darikem, mal ü menalı tarikem
Genc-i nihane mâlikem, nakd-i revani neylerem
Taht-i tevekkül bulmuşam, mülk-i kanaat bulmuşam
Mahfice sultan olmuşam, cah-i ayanı neylerem
Her ne gelirse yahşidir, o dostun bahsidir
Çün cümle anın işidir, ben bed-gümanı neylerem
Olmuş anınla kalmışam, ayn-i hayata dalmışam
Kendim bilip kam almışam, vehm ü hayalı neylerem
Gerçi zaman-i devran ile, pir etti cismin şan ile
Gönlüm cüvandır can ile, pir ü cüvanı neylerem
Ten beslemekten sapmışam, gönlüm sarayın yapmışam
Hurşidem, anda tapmışam, ben.ahteranı neylerem
Yarı bana bes görmüşem, ağyarı dilden sürmüşem
Ünsiyle tenha durmuşam, ben ins ü canı neylerem
Dilden dile bin terceman,varken ne söyler bu lisan
Çün can ü dildir hem-zeban, nutk ü beyanı neylerem
Hakkı, cemi'i halktan, müstağniyem billahi ben
Hallak-i alem varken, halk-i zamanı neylerem
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Ezeli Hak’tır Dadaş'ın Ebedi Hak kalacak,
Duracak durdukça cihan yine mutlak kalacak.
Aşmış Altayları, Cengiz'le beraber geliyor,
Eşi yok, benzeri yok, Varsa göster geliyor.
Fatih'in yoldaşıdır, Yavuz'un kan kardeşi,
Ruhta iman kaynağıdır, histe vicdan ateşi,
Hür doğmuştur anasından, yaşar hürriyet için
Adamıştır nesi varsa sulh için, millet için.
Mertliğin son merhalesi, o hamaset kalesi,
Medeniyet kaynağıdır ruhunun meş'alesi.
Eğilin ey ulu dağlar, savulun fırtınalar,
Sizi kahretmeye kadir bu celadet, bu vakar.
Heybetinden ezilirsin, şu çatılmış kaşa bak,
Nice mağrur başı eğmiş, şu eğilmez başa bak.
Şu eğilmez başa bak ki o ne mâna taşıyor?
Su çatılmış kaşa bak ki gene bayraklaşıyor.
Çekmesin hançerini hey! Hele bir çekse kınından,
Gelecekler ejder olsa geçemezler yakınından.
Kükreyip şahlanıverse, ona gökler daralır,
Toprak altında erir de başı ta arşa varır.
Devrilir mi, yıkılır mı böyle bir azm-i kavi?
Hilkatin şaheseridir, kudretin mucizesi
O, karanlıkları yurttan ebediyen kovacak,
Güneşin battığı yerden, Dadaş'ındır doğacak...
Onu var tarihe sor ki, hangi boydan geliyor?
Kökü ta Ergenekon'dan, Orta Asya'dan geliyor.
Başa geçmiş dadaşım, sanma sondan geliyor.
Ona sen tarihi sor ki O da ondan geliyor.
Bu gelen başta gelendir, yurt için aşka gelen,
Ünü dünyaları sarmış, bu gelen başka gelen.
Kaleler setleri aşmış, çiğnenmiş her siperi,
Gerilik şanına düşmez, ileri hep ileri! ...
Erzurumlu İbrahim Hakk
Efendim Gül Yüzlü Dosta Ermektir Arzum Benim
El Bağlatıp Divanında Durmaktır Arzum Benim
Kendi Bilir Ben Bilirim Yoluna Baş Koymuşum
Lütfederse Cemalini Görmektir Arzum Benim
Sıyırıp Sırtımdan Atsam İkilik Gömleğini
Kaldırıpta Yerden Yere Vurmaktır Arzum Benim
Bir Kez Yolum Uğrasaydı Erenler Meclisine
Sıdkile Huzurda Boyun Burmaktır Arzum Benim
Sinemi Sardı Çürüttü Gafletin Mikropları
Bu Müzmin İllete Şifa Sormaktır Arzum Benim
Kürrdeki Desen Desen Beşeri Alem İçin
Cümlesine Bir Fakülte Kurmaktır Arzum Benim
Ruhaniyim Hıfseyledim Yazısız Kitabı Ben
Bin Satırdan Bir Noktaya Varmaktır Arzum Benim
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Söz Tut
Gel ey ruh-i revan söz tut
Nefs-i candır inan söz tut
Odur nutku beyan söz tut
Heman söz tut. heman söz tut
Teveccüh kıl, hidayet bul
Tevekkül kıl, himayet bul
Ve teslim ol. inayet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Her emr-i Hakk'a hurmet kıl
Ve cümle halka şefkat kıl
Bir iş emr etme hizmet kıl
Heman söz tut, heman söz tut
Kelamında demiş Allah
Hadisinde Habibullah
Muti' ol, söyle Eyvallah
Heman söz tut. heman söz tut
Havatır farkına hoş yet
Vesavis nev'ini nefy et
Pes İlahın sözünce git
Heman söz tut, heman söz tut
O söz kim, Hakk'a layıkdır
Dahi akla muvafıkdır
O nutku tut ki, fayıkdır
Heman söz tut, heman söz tut
Eğer tenha kalırsan hoş
Huzur-i Hak bulursun hoş
Çü halk içre olursun hoş
Heman söz tut, heman söz tut
Ve ger ülfet bulam dersen
Güzel huylu olam dersen
Ve hizmetler kılam dersen
Heman söz tut, heman söz tut
Çü, söz tutmakdır devlet
Saadet-i izzet ü rağbet
Ve rahat-i nimet ü lezzet
Heman söz tut, heman söz tut
Kimin tutsan sözün asan
Sever seni candan asan
Sevil, sev Hak içün ey can
Heman söz tut, heman söz tut
Heman söz dinle, kâm alma
Bu tedbirinle sen kalma
Güzel pendi, yere salma
Heman söz tut. heman söz tut
Sakın bir şey murad etme
Ne olduysa inad etme
Kabul et, aksine gitme
Heman söz tut, heman söz tut
Güzel söz tut, muhabbet bul
Mülayim söyle re'fet bul
Gönüller yap meveddet bul
Heman söz tut, heman söz tut
Ulümi, gönderen sözdür
Kulüba indiren sözdür
Gönüller dönderen sözdür
Heman söz tut, heman söz tut
Derün-i dilde candır söz
Ve canlara revandır söz
Nihan fikr ü ayandır söz
Heman söz tut, heman söz tut
Söz, insanın özüdür bil
Odur mevlud-i can ü dil
Anı redd etme ey mukbil
Heman söz tut. heman söz tut
Kalemdir dil, yazan Hak'dır
Edep,söz tutmak ancakdır
Sözün şanı tutulmakdır
Heman söz tut, heman söz tut
Kamuyu söyleden birdir
Bu dillerden, O muhbirdir
Habir ol kim. bu bir sırdır
Heman söz tut, heman söz tut
Bu söz kim istişarettir
Sana Hakk'ı işarettir
Söz anlarsan, beşarettir
Heman söz tut, heman söz tut
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Neylerem
Can ellerinden gelmişem, fani mekanı neylerem
Ol mülke meylim salmışam. Ben bu cihanı neylerem
Dunyaya geldim gitmeye, tim ile hilm yetmeye
Aşk ile an seyretmeye. Ben în u anı neylerem
Devr-i zamandan doymuşam, Kevn ü fesadı koymuşam
Darü'1-amanı duymuşam, bu sicn-i canı neylerem
Hep i'tibarı atmışam, aşıldığa el katmışam
Ben nefsi dosta satmışam, bu düşmenanı neylerem
Aşkın şerabın içmişem, dil gülşenine göçmüşem
Ben varlığımdan geçmişem, nam ü nişanı neylerem
Aşkı, tabibım kılmışam, derdinde derman bulmuşam
Ben lübb-i hikmet bilmişem, Yunaniyani neylerem
Enfas-i aşkı darikem, mal ü menalı tarikem
Genc-i nihane mâlikem, nakd-i revani neylerem
Taht-i tevekkül bulmuşam, mülk-i kanaat bulmuşam
Mahfice sultan olmuşam, cah-i ayanı neylerem
Her ne gelirse yahşidir, o dostun bahsidir
Çün cümle anın işidir, ben bed-gümanı neylerem
Olmuş anınla kalmışam, ayn-i hayata dalmışam
Kendim bilip kam almışam, vehm ü hayalı neylerem
Gerçi zaman-i devran ile, pir etti cismin şan ile
Gönlüm cüvandır can ile, pir ü cüvanı neylerem
Ten beslemekten sapmışam, gönlüm sarayın yapmışam
Hurşidem, anda tapmışam, ben.ahteranı neylerem
Yarı bana bes görmüşem, ağyarı dilden sürmüşem
Ünsiyle tenha durmuşam, ben ins ü canı neylerem
Dilden dile bin terceman,varken ne söyler bu lisan
Çün can ü dildir hem-zeban, nutk ü beyanı neylerem
Hakkı, cemi'i halktan, müstağniyem billahi ben
Hallak-i alem varken, halk-i zamanı neylerem
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Ezeli Hak’tır Dadaş'ın Ebedi Hak kalacak,
Duracak durdukça cihan yine mutlak kalacak.
Aşmış Altayları, Cengiz'le beraber geliyor,
Eşi yok, benzeri yok, Varsa göster geliyor.
Fatih'in yoldaşıdır, Yavuz'un kan kardeşi,
Ruhta iman kaynağıdır, histe vicdan ateşi,
Hür doğmuştur anasından, yaşar hürriyet için
Adamıştır nesi varsa sulh için, millet için.
Mertliğin son merhalesi, o hamaset kalesi,
Medeniyet kaynağıdır ruhunun meş'alesi.
Eğilin ey ulu dağlar, savulun fırtınalar,
Sizi kahretmeye kadir bu celadet, bu vakar.
Heybetinden ezilirsin, şu çatılmış kaşa bak,
Nice mağrur başı eğmiş, şu eğilmez başa bak.
Şu eğilmez başa bak ki o ne mâna taşıyor?
Su çatılmış kaşa bak ki gene bayraklaşıyor.
Çekmesin hançerini hey! Hele bir çekse kınından,
Gelecekler ejder olsa geçemezler yakınından.
Kükreyip şahlanıverse, ona gökler daralır,
Toprak altında erir de başı ta arşa varır.
Devrilir mi, yıkılır mı böyle bir azm-i kavi?
Hilkatin şaheseridir, kudretin mucizesi
O, karanlıkları yurttan ebediyen kovacak,
Güneşin battığı yerden, Dadaş'ındır doğacak...
Onu var tarihe sor ki, hangi boydan geliyor?
Kökü ta Ergenekon'dan, Orta Asya'dan geliyor.
Başa geçmiş dadaşım, sanma sondan geliyor.
Ona sen tarihi sor ki O da ondan geliyor.
Bu gelen başta gelendir, yurt için aşka gelen,
Ünü dünyaları sarmış, bu gelen başka gelen.
Kaleler setleri aşmış, çiğnenmiş her siperi,
Gerilik şanına düşmez, ileri hep ileri! ...
Erzurumlu İbrahim Hakk
ıEy Cân
Gönülden çün dile vardır yol ey cân,
Mülâyim söyle, şîrîn söz bul ey cân,
Acı söz deme, hilm ile dol ey cân,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Namazlarını vaktinde edâ et,
Hem ehlinin her sözün tut, devlete yet,
Ne yol kim gösterirse ol yola git,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Büyüğünle her işte meşveret kıl,
Ki aklına uyan pişmân olur bil,
Sözün tut görme sen, bir işi müşkil,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Büyüğündür azîz ana niyât et,
Sakın nâz etme hizmetli firâz et,
Sözün az et hemîşe ketm-i râz et,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Sakın nâmahreme, sen de ba'îd ol,
Hemen ehlin safâsiyle sa'îd ol,
Murâdın terk edip söz tut reşîd ol,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Dilin hıfz eyle, gıybet etme ey yâr,
Ve yıkma bir gönül bir sözle zinhâr,
Sen etme sırr-ı nâsı nâsa izhâr,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Güzel sözlerle tatyîb-i kulûb et,
Sükût u samt ile setr-i uyûb et,
Yeterse kudretin keşf-i kürûb et,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Kula hizmetdir Allah'a ibâdet,
Kusûrun afvdır hakka riâyet,
Hudâ'nın lütfudur sabr u kanâat,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Seni Allah lütfundan yaratmış,
Sana lütfuyla Cennet'te yer etmiş,
Dahı dünyâda halka server etmiş,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Güzel Allah senden râzı olsun,
Güleç yüzün görenler zevki bulsun,
Sözünden her gönül lezzetle dolsun,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Çün Allah'ı seversin bil ki ol hem,
Seni sevmiştir ey cân senden erham,
Sen ey mahbûb-ı Hak ol şâd u hurrem,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Sakın bir kimseyi incitme, sövme,
Ve sen bir kimseden incinme, dövme
Dahî sen kendini sohbetde övme,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Hanîfe Hanımın atası Hakkı,
Der ey kızım hemen Kur'ânı oku,
Seninle bile bil her hâldeHakk'ı,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Gönülden çün dile vardır yol ey cân,
Mülâyim söyle, şîrîn söz bul ey cân,
Acı söz deme, hilm ile dol ey cân,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Namazlarını vaktinde edâ et,
Hem ehlinin her sözün tut, devlete yet,
Ne yol kim gösterirse ol yola git,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Büyüğünle her işte meşveret kıl,
Ki aklına uyan pişmân olur bil,
Sözün tut görme sen, bir işi müşkil,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Büyüğündür azîz ana niyât et,
Sakın nâz etme hizmetli firâz et,
Sözün az et hemîşe ketm-i râz et,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Sakın nâmahreme, sen de ba'îd ol,
Hemen ehlin safâsiyle sa'îd ol,
Murâdın terk edip söz tut reşîd ol,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Dilin hıfz eyle, gıybet etme ey yâr,
Ve yıkma bir gönül bir sözle zinhâr,
Sen etme sırr-ı nâsı nâsa izhâr,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Güzel sözlerle tatyîb-i kulûb et,
Sükût u samt ile setr-i uyûb et,
Yeterse kudretin keşf-i kürûb et,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Kula hizmetdir Allah'a ibâdet,
Kusûrun afvdır hakka riâyet,
Hudâ'nın lütfudur sabr u kanâat,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Seni Allah lütfundan yaratmış,
Sana lütfuyla Cennet'te yer etmiş,
Dahı dünyâda halka server etmiş,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Güzel Allah senden râzı olsun,
Güleç yüzün görenler zevki bulsun,
Sözünden her gönül lezzetle dolsun,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Çün Allah'ı seversin bil ki ol hem,
Seni sevmiştir ey cân senden erham,
Sen ey mahbûb-ı Hak ol şâd u hurrem,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Sakın bir kimseyi incitme, sövme,
Ve sen bir kimseden incinme, dövme
Dahî sen kendini sohbetde övme,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân.
Hanîfe Hanımın atası Hakkı,
Der ey kızım hemen Kur'ânı oku,
Seninle bile bil her hâldeHakk'ı,
Güleç yüzlü, güzel sözlü ol ey cân
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Gönül Seni
Vasf-i lisan seninledir, vasfedemem gönül seni
Nutku beyan seninledir, vasfedemem gönül seni
Her hünerin kemalisin, her güzelin cemalisin
Hüsn ile an seninledir, vasfedemem gönül seni
Şevk ü taleb ki sendedir, zevk ü tareb ki sendedir
Aşk ile can seninledir, vasfedemem gönül seni
Olmasa kibr ile riya, sensin ol Beyt-i Kibriya
Genc-i nihan seninledir; vasfedemem gönül seni
Bilmedi kimse cevherin, aleme doldu Kevser'in
Zevk-i cihan seninledir, vasfedemem gönül seni
Hükmüne Hakkı bendedir, canı seninle cindedir
Cümle cihan seninledir, vasfedemem gönül seni
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Vasf-i lisan seninledir, vasfedemem gönül seni
Nutku beyan seninledir, vasfedemem gönül seni
Her hünerin kemalisin, her güzelin cemalisin
Hüsn ile an seninledir, vasfedemem gönül seni
Şevk ü taleb ki sendedir, zevk ü tareb ki sendedir
Aşk ile can seninledir, vasfedemem gönül seni
Olmasa kibr ile riya, sensin ol Beyt-i Kibriya
Genc-i nihan seninledir; vasfedemem gönül seni
Bilmedi kimse cevherin, aleme doldu Kevser'in
Zevk-i cihan seninledir, vasfedemem gönül seni
Hükmüne Hakkı bendedir, canı seninle cindedir
Cümle cihan seninledir, vasfedemem gönül seni
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Sende
Ey gönül sendedir ol Kaf-i kanaat, sende
Sendedir akl ü edep, nutk ü belağet sende
Sendedir aşk ile can, hüsn ü melahat sende
Sendedir taht-i ala, necm-i saadet sende
Sendedir ilm-i ledünn, remz-i beşaret sende
Sendedir sırı-i Huda, bar-i emanet sende
Sendedir genc-i nihan, ayn-i keramet sende
Sendedir kan-i kerem zat-i hidayet sende
Sendedir hamr-i ezel, sükr ü ferağet sende
Var iken tanı özün, bunca firaset sende
Sendedir nür-i Huda, lutf ü inayet sende
Hasılı sendedir ol ğayet-i gayet, sende
Sendedir türlü hüner, türlü meharet sende
Sendedir zabt ile rabt, emre itaat sende
Sendedir halk-i cihan, cümle imaret sende
Sendedir bahr ile berr, cümle velayet sende
Bu cihan varlığı hoş buldu nihayet sende
Varlığın aşka değiş, eyle ferağet sende
Sendedir duzah-i suzan, dahi cennet sende
Sendedir iki cihan mülkü, tamamet sende
Gafil olma, gözün aç, Alem-i kübra sensin
Sidre vü Levh ü Kalem, Arş-i Mualla sende
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Ey gönül sendedir ol Kaf-i kanaat, sende
Sendedir akl ü edep, nutk ü belağet sende
Sendedir aşk ile can, hüsn ü melahat sende
Sendedir taht-i ala, necm-i saadet sende
Sendedir ilm-i ledünn, remz-i beşaret sende
Sendedir sırı-i Huda, bar-i emanet sende
Sendedir genc-i nihan, ayn-i keramet sende
Sendedir kan-i kerem zat-i hidayet sende
Sendedir hamr-i ezel, sükr ü ferağet sende
Var iken tanı özün, bunca firaset sende
Sendedir nür-i Huda, lutf ü inayet sende
Hasılı sendedir ol ğayet-i gayet, sende
Sendedir türlü hüner, türlü meharet sende
Sendedir zabt ile rabt, emre itaat sende
Sendedir halk-i cihan, cümle imaret sende
Sendedir bahr ile berr, cümle velayet sende
Bu cihan varlığı hoş buldu nihayet sende
Varlığın aşka değiş, eyle ferağet sende
Sendedir duzah-i suzan, dahi cennet sende
Sendedir iki cihan mülkü, tamamet sende
Gafil olma, gözün aç, Alem-i kübra sensin
Sidre vü Levh ü Kalem, Arş-i Mualla sende
Erzurumlu İbrahim Hakkı
RUBAIYYAT
Halk eyledin ey Hiidâ bu gayretgahi
Halk eyledin ey Hiidâ bu gayretgahi
(Ey Allah! bu çalışma yerini yarattın)
Eflâk ve anâsır ve bu şems ve mahi
(Feleklerle unsurları ve bu güneşi ay’ı)
Kur’ân’da dedin fe sümme vechuîlahi
jtlâhî erineleşya’e kemâ hi
(Ya Rabbi bize eşyayı olduğu gibi göster)
Eflâk-ü anâsır ve mevâlid ey dil
(Ey gönül feleklerle unsurları ve mevâlidi)
Ecsam-ü sanayi ve suvar’dır hep bil
(Hepsinin cisimler, sanatlar ve suretler olduğunu bil)
Çün âlemedir hükmü sunî şâmil
(Çünkü Allah’ın işlevi bütün âlemi kaplar)
Pes heyeti âlemi tefekkür hoş kıl
(O halde tüm âlemi iyice düşün)
Eflâk ile devr eder kevâkip her an
(Yıldızlar, her an feleklerle dönerler)
Te’sir edüp imtizaç eder bir erkân
(Bir tarafı te’sir edip birleşir)
Dört tabi muhalif olsa memzuç ey can
(Dört unsur ayrı da olsa birleşiktir ey can)
Madeniyle nebat olur ve hayvan insan
(Madenle bitki ve hayvan insan olur)
Hakkı! bu Cihanı bil kitab-ı hikmet
(Hakkı! bil ki bu cihan bir hikmet kitabıdır)
Eflâk ve anâsırı huruf ve kudret
(Feleklerle unsurları, harfler ve kudrettir)
Terkip ve mevâlid ve kelâm-ı izzet
(Karışım ve mevâlid ve Allah’ın sözleri)
Fehmet kelimât-ı Rabbi, al çok ibret
(Rabbın kelimelerini anla ve çok ibret al)
Bulan kelimât-ı Rabbi’den manayı
(Allah’ın kelimelerinden manayı bulan)
Hiç olmaz o, harfgir ve kor kavgayı
(O hiç kimsenin aybmı aramaz ve döğüşü bırakır)
Tuba ana kim o fehmeder eşyayı
(Eşyanın özünü anlayan ne mutludur)
Ne görüp işitse yad eder Mevlâyı
(Her ne görüp işitse Allah’ı anar)
Hakkı, dile gel kılma heves dünyaya
(Hakkı! gel, dünyaya heves etmemeyi dile)
Emvâcı koyup kendini sal deryaya
(Dalgaları bırak kendini denize salıver)
Bak bu kelimât-ı Rab olan eşyaya
(Allah’ın kelimeleri olan bu eşyaya bak)
Hoş bu kelimâtı anla dal manaya
(Bu kelimeleri güzel anla ve manalarını derin düşün) Bu bahr ne eksilir ne artar asla
(Bu deniz katiyyen ne eksilir ne artar)
Emvâcı gelir gider o bahre vusla
(Dalgaları, kesintisiz o denize gelir gider)
Âlem ki o mevcler gider
(Bir âlem ki o dalgalar)
Kalmaz iki an içinde bakî
(iki an bile içinde kalmaz gider)
Hakki, Hak için ver ehline dünyayı
(Hakkı! Allah için dünyayı istiyenlere ver)
Ednâyı unut sürsün ol âlâyı
(Sen bu alçak dünyayı unut o, sürsün safâsını)
Emvâv ile boş yorulma bul deryayı
(Sen dalgalarla boşuna kendini yorma denizi bul)
Yoğ anla bu mâsuvayı, bil Mevlâyı
(Bu dünyanın yok olduğunu anla ve yalnız Allah’ı bil)
Hakkı anı iste bil Cihanı fânî
(Hakkı! dünyanın fânî olduğunu bil. Yalnız onu (Allah’ı) iste)
Bul mevt-ı iradide hayat-i canı (Canın yaşantısını istekli ölümde bul)
Mutu kübh en tentûtü iyi tam
(ölmeden evvel ölünüz (hadîsini) iyi anla)
Dünya seni terkelmeden sen eyle anı
(Dünya seni bırakmadan sen onu bırak)
Ah savımla bağlasam dihanı hanı
(Ah keski oruçla ağzı bağlasam hani)
Akıl okusa nüsha-ı cihanı hanı
(Akıl, cihan kitabını okusa hani)
Dil bilse o ma’na-ı nihani hanı
(Dil, o gizli manayi bilse hani)
Ah sumtla bağlasam dihanı ham
(Ah susmakla ağzı bağlasam hani)
Dil söylese dinlesem nihani hanı
(Gönül o gizlilikleri söylese de dinlesem hani)
Can görse o ma’na-ı cihanı hanı
(Can (ruh) cihanın o manasını görse hani)
Aşkıyle bulaydım onu hanı ham
(Aşkıyla onu (Allah’ı) bulsaydım hani hani)
Bir bildim iki cihanı mağrur oldum
(Bir kere iki cihanı bildim ve gururlandım)
Ahkâmdı merâtibin koyup dur oldum
(Mertebelerinin ahkâmını bırakıp uzaklaştım)
Çün halle vahdet-ı vücudu buldum
(Çünkü hal yolu ile Allah’ın birliğini buldum)
Pes hıfz-ı meratibiyie mesrur oldum
(Sonra mertebelerini korumakla sevindim)
Hep varlığı bir bilince şadân oldum
(Tüm varlığı bir (tek) bilince çok sevindim)
Ahkâm-ı meratibinde nâdân oldum
(Mertebe (paye) lerinin ahkâmında bilgisiz oldum)
Çün bildiğimi görüp de hayran oldum
(Çünkü bildiğimi görünce de hayran oldum)
Her mertebede muti-i Ferman oldum
(Her mertebede Allah’ın emrine boyun eğdim)
Tevhid-i vücuda çünkü hemrah oldum
(Çünkü vücud birliği görüşüne uydum)
Ahkâm-ı meratibinde gümrah oldum
(Mertebelerinin ahkâmına şaştım)
Çün zevk-ı şuhûde erdim arâğ oldum
(Çünkü Allah’ı görme zevkini tattım ve bildim)
Her mertebesinde hoş nuı’allalı oldum
(Her mertebesinde lıos, Allah ile beraber oldum)
Zannımca yakın ve salıkla sıddlkım
(Yakınen bildiklerim doğrudur ve gerçektir)
Tevhid-i vücud ile dolu tahkikim
(Araştırmalarım, vücud birliğiyle doludur)
Her mertebede çün vücud eder hüküm değer
(Çünkü her mertebede hükmeden odur (Allah))
Pes hıfz-ı merâtip etsem zındîkım
(Sonra mertebeleri saklarsam dinsizim)
Bil vahdet-ı âlemi ki arz-ı Haktır
(Bil ki âlemin birliği Allah’ın varisidir)
Ol şeh ki gayyurdur bu sır muğlaktır
(Gayretli kişi bu sırrı saklar)
Esrar-ı cihanı söyleyen ahmaktır
(Cihanın gizliliklerini söyleyen ahmaktır)
Hıfz edeni hıfzeden Şeh-ı mutlaktır
(Saklayam koruyan Allah’tır)
Erzurumlu ibrahim Hakkı
Eflâk ve anâsır ve bu şems ve mahi
(Feleklerle unsurları ve bu güneşi ay’ı)
Kur’ân’da dedin fe sümme vechuîlahi
jtlâhî erineleşya’e kemâ hi
(Ya Rabbi bize eşyayı olduğu gibi göster)
Eflâk-ü anâsır ve mevâlid ey dil
(Ey gönül feleklerle unsurları ve mevâlidi)
Ecsam-ü sanayi ve suvar’dır hep bil
(Hepsinin cisimler, sanatlar ve suretler olduğunu bil)
Çün âlemedir hükmü sunî şâmil
(Çünkü Allah’ın işlevi bütün âlemi kaplar)
Pes heyeti âlemi tefekkür hoş kıl
(O halde tüm âlemi iyice düşün)
Eflâk ile devr eder kevâkip her an
(Yıldızlar, her an feleklerle dönerler)
Te’sir edüp imtizaç eder bir erkân
(Bir tarafı te’sir edip birleşir)
Dört tabi muhalif olsa memzuç ey can
(Dört unsur ayrı da olsa birleşiktir ey can)
Madeniyle nebat olur ve hayvan insan
(Madenle bitki ve hayvan insan olur)
Hakkı! bu Cihanı bil kitab-ı hikmet
(Hakkı! bil ki bu cihan bir hikmet kitabıdır)
Eflâk ve anâsırı huruf ve kudret
(Feleklerle unsurları, harfler ve kudrettir)
Terkip ve mevâlid ve kelâm-ı izzet
(Karışım ve mevâlid ve Allah’ın sözleri)
Fehmet kelimât-ı Rabbi, al çok ibret
(Rabbın kelimelerini anla ve çok ibret al)
Bulan kelimât-ı Rabbi’den manayı
(Allah’ın kelimelerinden manayı bulan)
Hiç olmaz o, harfgir ve kor kavgayı
(O hiç kimsenin aybmı aramaz ve döğüşü bırakır)
Tuba ana kim o fehmeder eşyayı
(Eşyanın özünü anlayan ne mutludur)
Ne görüp işitse yad eder Mevlâyı
(Her ne görüp işitse Allah’ı anar)
Hakkı, dile gel kılma heves dünyaya
(Hakkı! gel, dünyaya heves etmemeyi dile)
Emvâcı koyup kendini sal deryaya
(Dalgaları bırak kendini denize salıver)
Bak bu kelimât-ı Rab olan eşyaya
(Allah’ın kelimeleri olan bu eşyaya bak)
Hoş bu kelimâtı anla dal manaya
(Bu kelimeleri güzel anla ve manalarını derin düşün) Bu bahr ne eksilir ne artar asla
(Bu deniz katiyyen ne eksilir ne artar)
Emvâcı gelir gider o bahre vusla
(Dalgaları, kesintisiz o denize gelir gider)
Âlem ki o mevcler gider
(Bir âlem ki o dalgalar)
Kalmaz iki an içinde bakî
(iki an bile içinde kalmaz gider)
Hakki, Hak için ver ehline dünyayı
(Hakkı! Allah için dünyayı istiyenlere ver)
Ednâyı unut sürsün ol âlâyı
(Sen bu alçak dünyayı unut o, sürsün safâsını)
Emvâv ile boş yorulma bul deryayı
(Sen dalgalarla boşuna kendini yorma denizi bul)
Yoğ anla bu mâsuvayı, bil Mevlâyı
(Bu dünyanın yok olduğunu anla ve yalnız Allah’ı bil)
Hakkı anı iste bil Cihanı fânî
(Hakkı! dünyanın fânî olduğunu bil. Yalnız onu (Allah’ı) iste)
Bul mevt-ı iradide hayat-i canı (Canın yaşantısını istekli ölümde bul)
Mutu kübh en tentûtü iyi tam
(ölmeden evvel ölünüz (hadîsini) iyi anla)
Dünya seni terkelmeden sen eyle anı
(Dünya seni bırakmadan sen onu bırak)
Ah savımla bağlasam dihanı hanı
(Ah keski oruçla ağzı bağlasam hani)
Akıl okusa nüsha-ı cihanı hanı
(Akıl, cihan kitabını okusa hani)
Dil bilse o ma’na-ı nihani hanı
(Dil, o gizli manayi bilse hani)
Ah sumtla bağlasam dihanı ham
(Ah susmakla ağzı bağlasam hani)
Dil söylese dinlesem nihani hanı
(Gönül o gizlilikleri söylese de dinlesem hani)
Can görse o ma’na-ı cihanı hanı
(Can (ruh) cihanın o manasını görse hani)
Aşkıyle bulaydım onu hanı ham
(Aşkıyla onu (Allah’ı) bulsaydım hani hani)
Bir bildim iki cihanı mağrur oldum
(Bir kere iki cihanı bildim ve gururlandım)
Ahkâmdı merâtibin koyup dur oldum
(Mertebelerinin ahkâmını bırakıp uzaklaştım)
Çün halle vahdet-ı vücudu buldum
(Çünkü hal yolu ile Allah’ın birliğini buldum)
Pes hıfz-ı meratibiyie mesrur oldum
(Sonra mertebelerini korumakla sevindim)
Hep varlığı bir bilince şadân oldum
(Tüm varlığı bir (tek) bilince çok sevindim)
Ahkâm-ı meratibinde nâdân oldum
(Mertebe (paye) lerinin ahkâmında bilgisiz oldum)
Çün bildiğimi görüp de hayran oldum
(Çünkü bildiğimi görünce de hayran oldum)
Her mertebede muti-i Ferman oldum
(Her mertebede Allah’ın emrine boyun eğdim)
Tevhid-i vücuda çünkü hemrah oldum
(Çünkü vücud birliği görüşüne uydum)
Ahkâm-ı meratibinde gümrah oldum
(Mertebelerinin ahkâmına şaştım)
Çün zevk-ı şuhûde erdim arâğ oldum
(Çünkü Allah’ı görme zevkini tattım ve bildim)
Her mertebesinde hoş nuı’allalı oldum
(Her mertebesinde lıos, Allah ile beraber oldum)
Zannımca yakın ve salıkla sıddlkım
(Yakınen bildiklerim doğrudur ve gerçektir)
Tevhid-i vücud ile dolu tahkikim
(Araştırmalarım, vücud birliğiyle doludur)
Her mertebede çün vücud eder hüküm değer
(Çünkü her mertebede hükmeden odur (Allah))
Pes hıfz-ı merâtip etsem zındîkım
(Sonra mertebeleri saklarsam dinsizim)
Bil vahdet-ı âlemi ki arz-ı Haktır
(Bil ki âlemin birliği Allah’ın varisidir)
Ol şeh ki gayyurdur bu sır muğlaktır
(Gayretli kişi bu sırrı saklar)
Esrar-ı cihanı söyleyen ahmaktır
(Cihanın gizliliklerini söyleyen ahmaktır)
Hıfz edeni hıfzeden Şeh-ı mutlaktır
(Saklayam koruyan Allah’tır)
Erzurumlu ibrahim Hakkı
Ey aziz, iyilerin safında yer almak için, itikadı düzeltmek, namazları vaktinde kılmak, şehvetin arzularını unutmak, sıfatları bilmek ve zat-i ilahiyi sevmekle olur.
Dünya ile olan gönül zarardadır Ukbâ ile olan gönül erir Mevlâ ile olan gönül temiz ve ne güzeldir,Gafilin kalbi dünyaya bağlıdır Zâhidin kalbi ukbâya bağlıdır.
Ârif´in kalbi Mevlâya bağlıdır Gönül, çok şefkatli bir arkadaştır Kalbin Hakk ile olsun ve kalıbın halk ile kalsın.Ey Aziz! Dil insanın terazisidir Üç şey her belayı kendine çeker: Ciddi olmayan konuşma, şaka ve saçma sözdür Arkadaşların gıybeti rezalettir.
Dünya ile olan gönül zarardadır Ukbâ ile olan gönül erir Mevlâ ile olan gönül temiz ve ne güzeldir,Gafilin kalbi dünyaya bağlıdır Zâhidin kalbi ukbâya bağlıdır.
Ârif´in kalbi Mevlâya bağlıdır Gönül, çok şefkatli bir arkadaştır Kalbin Hakk ile olsun ve kalıbın halk ile kalsın.Ey Aziz! Dil insanın terazisidir Üç şey her belayı kendine çeker: Ciddi olmayan konuşma, şaka ve saçma sözdür Arkadaşların gıybeti rezalettir.
Şaka heybeti kıran afettir, minnet cömertliği yıkan felakettir Konuşursan, doğru söyle, söz verirsen tut, tatlı konuşmak ve sesle selam sünnet-i kiramdır.
Yumuşak söz ve bol selam insanların sevgisini kazandırır.
Ey Aziz! Zikrullahın en üstünü, sessiz olarak kalb huzuru ile Lailahe illallah kelime-i tayyibesini tekrardır Zikrullah, kalblerin nuru, ruhların huzurudur Zikrullah bedene lezzet, ruha kuvvettir.Gözlerin cilası, sırların nurudur Arifin adeti, Allahü Teâlâ´yı zikr ve O´ndan başkasını unutmaktır Zikrullah sadra cila, akla nurdur Kalblerin hayati, mahbubun likasıdır
Kötü ahlâktan kurtulmanın en kalıcı yolu, ilk önce kalbi uzun emelli olmak, aceleci olmak, haset etmek ve kibirli olmaktan arındırmaktır.
Mevlâm görelim neyler, neylerse güzel eyler.
Hiç ummadığın yerde, nâgâh açılır perde, derman erişir derde.
Hiç ummadığın yerde, nâgâh açılır perde, derman erişir derde.
Namahreme bakmayanın kalbi rahat olur.
İnsanlardan utanmayan Allah’tan haya etmemiş olur. Namahreme bakmayanın kalbi rahat olur. Sana söz getiren, senden de söz götürür. Babasına ve annesine itaatli olan, evladını kendisine itaatli bulur.
Görmemezlikten gelmek gibi hilm, bilmemezlikten gelmek gibi akıl olmaz. Allah katmda günah olanda, kullara itaat olunmaz.
Akıllı olana gerektir ki, doktorun hastaya söylediği gibi söylesin. O hiddet ve şiddet gösterdikçe bu yumuşak söylesin.
Hallan beğenmediği işleri isteme ki, hakkında iftiraya başlamasınlar.
İnsanlardan utanmayan Allah’tan haya etmemiş olur. Namahreme bakmayanın kalbi rahat olur. Sana söz getiren, senden de söz götürür. Babasına ve annesine itaatli olan, evladını kendisine itaatli bulur.
Görmemezlikten gelmek gibi hilm, bilmemezlikten gelmek gibi akıl olmaz. Allah katmda günah olanda, kullara itaat olunmaz.
Akıllı olana gerektir ki, doktorun hastaya söylediği gibi söylesin. O hiddet ve şiddet gösterdikçe bu yumuşak söylesin.
Hallan beğenmediği işleri isteme ki, hakkında iftiraya başlamasınlar.
insanlara teşekkür etmeyen Allahla şükretmiş olmaz.
Senden razı olana teşekkür etmek onun razı ve cömertliğini arttırır. Senden razı olmayana teşekkürün, ondan sana barış ve sevgiye sebep olur, insanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmemiş olur. Yanında başkasına teşekkür eden senden bir şey istemiş olur.
Senden razı olana teşekkür etmek onun razı ve cömertliğini arttırır. Senden razı olmayana teşekkürün, ondan sana barış ve sevgiye sebep olur, insanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükretmemiş olur. Yanında başkasına teşekkür eden senden bir şey istemiş olur.
Alime hürmet Hakk’ı tazimdir.
Öğüdü kabul eden yüzkaralığmdan kurtulur. Sana teveccüh edene yardım etmen gerekir. Alime hürmet Hakk’ı tazimdir, insanlar için kuyu kazan, kendi düşer içine.
Küçük musibeti büyük sayan daha büyüğüne tutulur. Halka ihsan eden, Hak’tan ihsan bulur.
Öğüdü kabul eden yüzkaralığmdan kurtulur. Sana teveccüh edene yardım etmen gerekir. Alime hürmet Hakk’ı tazimdir, insanlar için kuyu kazan, kendi düşer içine.
Küçük musibeti büyük sayan daha büyüğüne tutulur. Halka ihsan eden, Hak’tan ihsan bulur.
İnsanlarla iyi geçinenin ayıplan örtülür.
Malınla cömert, sırrınla cimri ol ki, mal veren aziz, sır veren zelildir. Seni öven belki boğazlar. Sana ayıbını söyleyen nasihat eder.
insanlara eziyet etmeyene kimse düşman olmaz. Senin hakkında iyi düşünce besleyen doğru çıkar.
İnsanlarla iyi geçinen selamet bulur. Kızgınlığına hâ-i kim olan halimdir. Şehvetine sahip olan hakimdir.
insanlarla iyi geçinenin ayıpları örtülür. Halkın ayıplarını arayanın ayıpları duyulur.
Malınla cömert, sırrınla cimri ol ki, mal veren aziz, sır veren zelildir. Seni öven belki boğazlar. Sana ayıbını söyleyen nasihat eder.
insanlara eziyet etmeyene kimse düşman olmaz. Senin hakkında iyi düşünce besleyen doğru çıkar.
İnsanlarla iyi geçinen selamet bulur. Kızgınlığına hâ-i kim olan halimdir. Şehvetine sahip olan hakimdir.
insanlarla iyi geçinenin ayıpları örtülür. Halkın ayıplarını arayanın ayıpları duyulur.
Kanaatin meyvesi azizliktir
Tevazu ilmin meyvesidir. Tevazu şeref süsüdür. Tevazuun meyvesi yükselmektir. Kanaatin meyvesi azizliktir.
Güzel huy her faziletin esasıdır. Güzel huy insana hayırlı arkadaştır. Güzel huy insana Hakk’ın nimetidir. Güzel huy insanı saadete götürür.
İnsanlarla öyle ol ki, bir tarafa gitsen seni arzu eylesinler. Vefat edersen sana ağlayıp senden söz etsinler.
Ülfetin sebebi vefadır. Ayrılığın sebebi ihtilaftır. Fakirliğin sebebi israftır. Gönüldeki sükûnet en güzel süstür.
Tevazu ilmin meyvesidir. Tevazu şeref süsüdür. Tevazuun meyvesi yükselmektir. Kanaatin meyvesi azizliktir.
Güzel huy her faziletin esasıdır. Güzel huy insana hayırlı arkadaştır. Güzel huy insana Hakk’ın nimetidir. Güzel huy insanı saadete götürür.
İnsanlarla öyle ol ki, bir tarafa gitsen seni arzu eylesinler. Vefat edersen sana ağlayıp senden söz etsinler.
Ülfetin sebebi vefadır. Ayrılığın sebebi ihtilaftır. Fakirliğin sebebi israftır. Gönüldeki sükûnet en güzel süstür.
Cömertlik insanın süsüdür:
Malik olursan rıfk eyle (yumuşak ve tatlılılıkla davran), söz verirsen tut, iyilik yaparsan gizle. Başa kakıcıla-nn yanında oruçlu ol. Başkasından kötü bir huy gördünse, onun benzerinden sakın.
Sevginin sebebi cömertliktir. Cömertlik zenginliğe ve rahatlığa sebeptir. Cömertlik insanın süsüdür. Cömertlikle efendilik olur. İnsanların elinde olandan elini çekmek iki cömertliğin biridir. Şükür ile nimet artar. Tatlılıkla zorlar kolay olur. Herkese selam vermek güzel haslettir.
Malik olursan rıfk eyle (yumuşak ve tatlılılıkla davran), söz verirsen tut, iyilik yaparsan gizle. Başa kakıcıla-nn yanında oruçlu ol. Başkasından kötü bir huy gördünse, onun benzerinden sakın.
Sevginin sebebi cömertliktir. Cömertlik zenginliğe ve rahatlığa sebeptir. Cömertlik insanın süsüdür. Cömertlikle efendilik olur. İnsanların elinde olandan elini çekmek iki cömertliğin biridir. Şükür ile nimet artar. Tatlılıkla zorlar kolay olur. Herkese selam vermek güzel haslettir.
Yardım et ki, yardım olunasın.
Yardım et ki, yardım olunasm. Kötülük edene iyilik et ki, ona sahip olasın. Kendine razı olduğun sözü insanlara söyle.
Senden büyüklere itaatli ve saygılı ol ki, senden küçükler seni saysınlar.
Sahibinin değerini düşüren işten kaç ki, sorulduğu zaman utanıp inkâr eder. İyi bir insana ihanet ettinse ondan sakın; kötü bir insana iyilik yaptmsa kendini ondan koru.
En faydalı hazine gönüllerdeki sevgidir. Miskin Allah’ın gönderdiği insandır, ona bir şey veren, onu gönderene vermiş olur; vermeyen, gönderene vermemiş olur.
Güzel ahlâkın en güzeli sana gelmeyene senin git-mendir, seni mahrum edene senin iyilik etmendir. Sana zulmedeni affetmendir. Hailem sana ihtiyacı, Hakk’ın nimetinin revaç bulmasıdır.
Yardım et ki, yardım olunasm. Kötülük edene iyilik et ki, ona sahip olasın. Kendine razı olduğun sözü insanlara söyle.
Senden büyüklere itaatli ve saygılı ol ki, senden küçükler seni saysınlar.
Sahibinin değerini düşüren işten kaç ki, sorulduğu zaman utanıp inkâr eder. İyi bir insana ihanet ettinse ondan sakın; kötü bir insana iyilik yaptmsa kendini ondan koru.
En faydalı hazine gönüllerdeki sevgidir. Miskin Allah’ın gönderdiği insandır, ona bir şey veren, onu gönderene vermiş olur; vermeyen, gönderene vermemiş olur.
Güzel ahlâkın en güzeli sana gelmeyene senin git-mendir, seni mahrum edene senin iyilik etmendir. Sana zulmedeni affetmendir. Hailem sana ihtiyacı, Hakk’ın nimetinin revaç bulmasıdır.
Cimri ve korkakla istişare etme.
Meşveret sana rahattır. İstişare rahmettir. Cimri ve korkakla meşveret etme. İyi insan güzel hareketleri kendi üzerine borç bilir ve bunları yerine getirir. Başa kakıcı alçak insanlar ise geçmişte yaptıkları iyilikleri halk üzerinde bir borç bilip almaya kalkışırlar.
Mü’min, insanların eziyetlerine katlanır, ondan ise kimse incinmez. İyi insan namusunu malıyla, kötü insan malını namusu ile korur.
Meşveret sana rahattır. İstişare rahmettir. Cimri ve korkakla meşveret etme. İyi insan güzel hareketleri kendi üzerine borç bilir ve bunları yerine getirir. Başa kakıcı alçak insanlar ise geçmişte yaptıkları iyilikleri halk üzerinde bir borç bilip almaya kalkışırlar.
Mü’min, insanların eziyetlerine katlanır, ondan ise kimse incinmez. İyi insan namusunu malıyla, kötü insan malını namusu ile korur.
iyi insan aza da şükreder.
Büyüklenmek telefin esasıdır. Kanaat kolaylığın özü, tamah, fakirin felâketidir. Söz vermek öyle bir hastalıktır ki, şifası vefasıdır.
Akıllı kimseye muhalefet etmek şiddetli tekdire gider. Ahmağa cevap vermemek en güzel cevaptır.
İyi insan aza şükreder, kötü insan çoğu da beğenmez, kötüye kullanır.
İyi insan verdiği sözü yerine getirir. Sözünü tutmayanı affeder.
Hakka yaklaşmak yalvarmakladır. İnsanlara yaklaşmak ise onlardan bir şey istememekledir.
Büyüklenmek telefin esasıdır. Kanaat kolaylığın özü, tamah, fakirin felâketidir. Söz vermek öyle bir hastalıktır ki, şifası vefasıdır.
Akıllı kimseye muhalefet etmek şiddetli tekdire gider. Ahmağa cevap vermemek en güzel cevaptır.
İyi insan aza şükreder, kötü insan çoğu da beğenmez, kötüye kullanır.
İyi insan verdiği sözü yerine getirir. Sözünü tutmayanı affeder.
Hakka yaklaşmak yalvarmakladır. İnsanlara yaklaşmak ise onlardan bir şey istememekledir.
Mü’min yumuşak olur.
Mü’min uysal ve yumuşak olur, emin ve güvenilir olur. İlim, yumuşak huyun esasıdır. İlmin basiret ve bilimdir. Bereket rifk iledir. İlmin başı kızgınlığını yenmek ve tahammüldür. Hikmetin başı insanlarla iyi geçinmektir. İnsanın nfk ve cömertliği düşmanına kendini sevdirir. İlmin zekâtı güzel idaredir. İlmin zekâtı zeki insanlara öğretmektir. İlmin süsü, hilm ve rızadır. Hilmin süsü, eziyete kadanmaktır. Kudretin süsü, insaf ve adalettir. Nimetin süsü, akraba ziyaretine gitmektir.
Mü’min uysal ve yumuşak olur, emin ve güvenilir olur. İlim, yumuşak huyun esasıdır. İlmin basiret ve bilimdir. Bereket rifk iledir. İlmin başı kızgınlığını yenmek ve tahammüldür. Hikmetin başı insanlarla iyi geçinmektir. İnsanın nfk ve cömertliği düşmanına kendini sevdirir. İlmin zekâtı güzel idaredir. İlmin zekâtı zeki insanlara öğretmektir. İlmin süsü, hilm ve rızadır. Hilmin süsü, eziyete kadanmaktır. Kudretin süsü, insaf ve adalettir. Nimetin süsü, akraba ziyaretine gitmektir.
İyi arkadaş hayatın süsüdür.
İyilik yapanla kötülük yapanı bir tutma, iyilik edeni duanda unutma. İyiliği unutup kusuru saklayan dost değil, düşmandır. Dostunun hatasına dayanamayan ölüm hastalığında yalnız kalır. Dostun, gözün gibi olan insandır. İyi arkadaş hayatın süsü ve belada yardımcıdır. Güzel görüşmekle arkadaşlık devam eder.
İyilik yapanla kötülük yapanı bir tutma, iyilik edeni duanda unutma. İyiliği unutup kusuru saklayan dost değil, düşmandır. Dostunun hatasına dayanamayan ölüm hastalığında yalnız kalır. Dostun, gözün gibi olan insandır. İyi arkadaş hayatın süsü ve belada yardımcıdır. Güzel görüşmekle arkadaşlık devam eder.
Özür dileyenin özrünü kabul et.
Allah’ı tanıyan kişi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatlı ve yumuşak söyle. Elinden geldiği kadar kusurları affet, ayıpları görmezden gel. Af, ihsanların en güzelidir.
Allah’ı tanıyan kişi insanlardan özür diler. Özür dileyenin özrünü kabul eyle. Sana eziyet edeni affedip tatlı ve yumuşak söyle. Elinden geldiği kadar kusurları affet, ayıpları görmezden gel. Af, ihsanların en güzelidir.
Dili tatlı olanın dostu çok olur.
Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır. Mü’min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâkı güzel olan yumuşak söyler. Çok selam ve tatlı dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açık selam vermektir. Dili tadı olanın dostu çok olur. Sözü tatlı olanın muhabbeti lazımdır.
Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır. Mü’min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâkı güzel olan yumuşak söyler. Çok selam ve tatlı dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açık selam vermektir. Dili tadı olanın dostu çok olur. Sözü tatlı olanın muhabbeti lazımdır.
İbrahim Hakkı’dan Öğütler
Kurtuluş doğruluktadır.
Ey aziz!
Konuşursan doğru konuş. Doğruluk keramettir. Yalan aşağılıktır. Kurtuluş doğruluktadır. Yalancı ve hileci şeytandır. Lâkin görünüşte insandır. Yalan söyleyen kimseden hayır umulmaz.
Boş laflar ve şakalar zarara yol açar; ömrü boşa geçirmektir. Gıybet ve koğuculuktan sakın ki, bunlar insanı halktan ve Hak’tan uzak ederler.
Kurtuluş doğruluktadır.
Ey aziz!
Konuşursan doğru konuş. Doğruluk keramettir. Yalan aşağılıktır. Kurtuluş doğruluktadır. Yalancı ve hileci şeytandır. Lâkin görünüşte insandır. Yalan söyleyen kimseden hayır umulmaz.
Boş laflar ve şakalar zarara yol açar; ömrü boşa geçirmektir. Gıybet ve koğuculuktan sakın ki, bunlar insanı halktan ve Hak’tan uzak ederler.