PEYGAMBERE İTAAT ALLAHA İTAATTIR
Peygamberimiz (sav) buyurdular:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ SİZDEN NEYİ YASAKLAMIŞSAM ONDAN KESİNLİKLE UZAK DURUN NEYİ EMRETMİŞSEMDE GÜCÜNÜZ YETTİĞİNCE YAPIN
HADİS: “Size neyi yasaklamışsam ondan kesinlikle uzak durun, size neyi emretmişsem onu da gücünüz yettiği kadar yapmaya çalışınız. Şüphe yok ki, sizden öncekileri helak eden şey çokça soru sormaları ve peygamberlerine muhalefet etmeleridir.” (Buhari, İ’tisam, 2; Müslim, Fedail, 130)
Bu hadis-i şerif İslam’ın temel kurallarındandır. İslam dininde iman esasları vardır ve bu altı esastır. Bunlardan birisi de “Peygamberlere İman”dır. Peygamberlere iman peygamber olduğunu iddia eden kişinin Allah ile konuştuğuna ve her söylediğinin doğru olduğuna inanmaktır. İnsanlara Allah’ın mesajlarını ileten ve bu mesajların nasıl anlaşılması ve uygulanması gerektiğini öğreten peygamberdir. Bu bakımdan insanların ve inananların Allah’a itaat etmesi peygambere itaat etmesi, dediklerine itiraz etmemesi, yaptıklarının doğru olduğunu kabul etmesi demektir. Allah buyruklarını ve mesajlarını peygamberler aracılığı ile insanlara bildirmiştir. Peygamber “Bu Allah’ın kelamıdır” diye insanlara haber verdiği şeylere itiraz etmek imansızlık ve Allah’a inanmamaktır. Müşriklerin ve kâfirlerin yaptığı da budur. Yoksa Mekke müşrikleri de, Hıristiyan ve Yahudiler de Allah’a inanmaktadırlar. Ancak Hz. Muhammed’in (sav) sözlerine inanmamaktadırlar. Müminler de peygamberin sözlerine inanarak onun ağzından çıkan sözleri tasdik etmektedirler. Peygamber “Bu Allah’ın kelamıdır ve Kurandandır” dediklerini “Allah’ın kelamı” olarak, “Bu benim sözüm ve sünnetimdir” dediklerini de “Sünnet” olarak kabul edip iman etmektedirler. Gerçekte iman budur. Bunu kabul etmeyen peygambere ve o peygamberi gönderen Allah’a inanmamış olur.
Yukarıda izah ettiğimiz gibi anlaşılmaktadır ki
ALLAHA İTAAT PEYGAMBERE İTAATİR
AYET:(Nisa, 4:80) “Allah’a itaat, peygambere itaattir.”
Yüce Allah Kuran-ı Kerimde
PEYGAMBERE İTAAT ALLAH İTAATTIR
AYET:(Nisa, 4:13) “Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiştir”
KİM ALLAHA VE RESULUNE İTAAT EDERSE CENNETE GİRER
AYET:(Nisa, 4:69) “Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse altından ırmaklar akan cennete girer” “Kim peygambere itaat ederse o kimse Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler ile beraberdir. Onlar ne iyi arkadaştırlar” buyurarak bunu çok net ve açık bir şekilde ifade etmiştir. “Allah’a ve resulüne itaati emreden” yüzlerce ayet vardır. Bu ayetlerde emredilen “Allah’a itaatin” Kurân-ı Kerim’in emirlerine uymak olduğu açıktır; peygambere itaat emri ne anlama gelmektedir? Elbette peygamberin emirlerine ve sünnetine uymak anlamı taşımaktadır.
Peygamberin emri emir” veya “nehiy” yani; ya “yapın” veya “yapmayın” şeklindedir. Emre itaat güç ve imkân nispetindedir; ancak yasaklarından kaçmak ise herkesin yapabileceği bir husustur. Bu sebeple peygamberin yasaklarını kesinlikle itaat edilmeli, emirleri ise güç ve imkân nispetinde yapılmalıdır. Yani zekât ve hac emri güç ve imkân isterken, içki içmeme ve zinadan sakınma güç ve imkân istemeyen bir husustur ve her inananın bunlardan kaçınması zaruridir. Hadis bunu ifade etmektedir.
Bir diğer husus da “peygambere çok soru sormama” ile ilgilidir. Burada soru sormamaktan amaç dini öğrenmek için değil, emri uygulama ile ilgili olmalıdır. Zira dini öğrenme hususunda soru sormayı peygamberimiz (sav) pek çok hadislerinde teşvik etmiştir. Verilen bir emri kabul ederek hemen uygulamak gerekirken sorular sorarak isteksizlik göstermek ve itiraz etmek elbette istenmeyen bir durumdur. Nitekim Ebu Hureyre (ra) tarafından rivayet edilen bir hadiste bunu görmekteyiz. Peygamberimiz (sav) bir gün hutbe irad ederek
HADİS: “Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmıştır, siz de haccediniz” buyurdu. El-Akra’ b. Habis adında bir sahabe sordu “Ey Allah’ın resulü her sene mi haccedeceğiz?” Peygamberimiz (sav) bu soruya cevap vermeyerek sustu. Adam soruyu üç defa tekrar etti. Bunun üzerine peygamberimiz (sav) mecbur kalarak şöyle cevap verdi:
HADİS: “Ey kişi! Şayet ‘Evet!’ diyecek olsam bu size vacip olurdu ve buna sizler güç yetiremezdiniz. Benim size bıraktığım hususlarda siz de beni bırakınız. Sizden öncekiler peygamberlerine çok soru sormaları ve emrine muhalefet etmeleri yüzünden mahvoldular. Öyle ise sizlere neyi yasaklamışsam ondan kesinlikle kaçınız. Size neyi emretmişsem onu da gücünüz nispetinde yapmaya çalışınız” (Müslim, Hac, 412; İbn-i Mâce, Menâsik, 2) buyurdu.