pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: ALAY ETMEK ; ALLAH İLE

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

ALAY ETMEK ; ALLAH İLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ALAY ETMEK ; ALLAH İLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2025 Pazartesi

İNSANLARLA ALAY ETMEK ; ALLAH İLE ALAY ETMEKTİR.

https://www.youtube.com/live/bv-UVKj5b1w

 İNSANLARLA ALAY ETMEK ; ALLAH İLE ALAY ETMEKTİR.

Kıymetli okurlarım Müslüman kardeşiyle alay etmez. İnsanlarla alay eden kişi o insanı yaratanla alay etmiştir. Bir resmi beğenmeyip alay eden kişi resmi değil o resmi yapanı beğenmemiş o ressamla alay etmiştir öyle değil mi? İşte Bir insanı alaya alırsanız o insanı değil. O insanı yaratanı alaya alıyorsunuz demektir. Çünkü o insanı o şekilde yaratan Allah’tır(cc).
Bilindiği gibi insanların yaratılışıyla alay etmek, aslında Allah-u Zülcelal’in kudret ve hikmetiyle alay etmektir. Çünkü bu şekilde yaratmayı O uygun bulmuş ve insanları bu şekilde kendisi yaratmıştır. Bu sebeple, bir adam, küçültücü ve alaycı bir bakışla bir zencinin yüzüne bakınca, zenci; insanı düşündüren şu cümleleri söylemiştir; “Ne o? Boyayı mı beğenmedin, yoksa boyacıyı mı beğenmedin?”
ALAY ETMEK:
Bir şeyle veya bir kişiyle eğlenmek, insanları hafife almak, tahkir etmek, başkasının kusur ve noksanlarını söz, işaret veya yazı ile teşhir etmek, toplumda küçük düşürme hareketleri.
Alay etme duygusu insanlarda, kendini büyük görmeyle başlar; daha sonra karşısındaki insanı hiçe sayıp, ona tepeden bakmaya kadar gider. Neticede bu duygu insanları alaya aldırır, şeytanı Rabbine isyan ettiren böbürlenerek Hakkı kabul etmemek ve insanları hor görmek şeklinde tezahür eden kibir ve gurur hastalığını ortaya çıkarır.
Alay eden kimsenin gururlanıp kibirlenmesi yanında, alay etme hareketiyle mümin kardeşini incitmesi ve rahatsız etmesi de söz konusudur. Kibirlenmek haram olduğu gibi mümine eziyet de haramdır. Her iki kötülüğün neticesi olarak İslâm toplumunda kardeşlik bağlarının gevşemesi söz konusu olmaktadır. Zira alay ile beraber fertler arasına düşmanlık ve nefret duygusu girer. Böylece de bir bina hâlinde tarif edilen İslâm toplumu dağılmış, parçalanmış olur.
Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık etmez. Onun malına ve ırzına tecavüz etmez. Onu aldatmaz. Onunla alay etmez. Onu kıracak söz ve davranışlardan uzak durur. Kendisine yapılmasını istemediği bir işi ona da yapmaz. Onu sever, malını, şerefini ve namusunu korur. Her ne şartla otursa olsun, başkalarıyla eğlenmek, onu sevmediği ve hoşlanmadığı takablarla çağırmak, ahlaki bakımdan çok çirkin bir harekettir. İnsan istihza ve alayın dışındaki her şeyi unutabilir, fakat bu gibi tavır, davranış ve hareketleri asla unutmaz. Bu sebeple İslam, insanları bu kötü huydan şiddetle men etmiştir. İslam, istihzayı, insanlara açıktan açığa sövüp saymayı, onları yazılı ve sözlü olarak tahkir ve tezyif etmeyi hoş görmez. Çünkü bu tür davranışlar insanın manevi hayatına tecavüz etmek manasını taşır ki, bu da ahlak yokluğundan, terbiye eksikliğinden ileri gelir. Böyle olan kimseler de ahlaki faziletlerden, insani meziyetlerden yoksun sayılırlar. İslam’da değil insanlara, hayvanlara bile kaba ve çirkin sözler söylemek yasaklanmıştır. Yaratılan yaratanı bilse, yaratılan yaratanın yaratıklarını nasıl incitir, onları nasıl üzer. Yunus ne güzel demiş:
İslâm toplumu bir bütündür. İslâm'da her ferdin haysiyet ve şerefinin dokunulmazlığı vardır. Ferdin manevî hayatının temelini oluşturan ırz, şeref, haysiyet, namus duyguları lekelenemez. İnsan haysiyetini lekeleyecek olan kötü hareketlerin başında alay etmek gelir. İslâm, insan hak ve hürriyetini, insan haysiyet ve şerefini koruma esası üzerinde durur; bu sebeple, Müslümanların duygu ve düşüncelerini Kur'an-ı Kerîm vasıtasıyla garanti altına alır:
ALLAH(CC) EY İMAN EDENLER BİR TOPLULUK BAŞKA TOPLULUĞU ALAYA ALMASIN OLURKİ ALAYA ALINAN TOPLULUK ALAYA ALAN TOPLULUKTAN DAHA HAYIRLDIR KADINLARDA KADINLARI ALAY ALMASIN BELKİ ONLAR DAHA HAYIRLIDIR BİRBİRİNİZİ AYIPLAMAYIN VE KÖTÜ LAKAPLARLA ATIŞMAYIN
AYET: (Hucurât-11)"Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; olur ki, alay edilenler kendilerinden daha hayırlı bulunurlar. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdırlar. Hem birbirinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklıkla adlanmak ne kötü isimdir!. Kim de tövbe etmezse, iste onlar zalimlerin ta kendileridir. "
İslâm, kardeşlik bağlarını korumak için alay etmeyi kesinlikle yasaklamıştır. Allah'a ve Ahiret gününe inanan bir müminin, insanları alaya alması, eğlence ve nükte konusu yapması caiz değildir. Her ne şekilde olursa olsun, başkalarıyla eğlenmek, onu kötü ve sevmeyeceği lakaplarla çağırmak ahlâk bakımından da çok kötü bir şeydir. Çünkü bu hareket, insanın kolayca unutamayacağı ızdırap veren bir yaradır.
Toplum hayatındaki ilişkiler samimiyet üzerine kurulur. Bu samimiyetin derecesini ölçen alet de kalptir.
Dünyada tek yüce değeri maldan ibaret sanıp, malıyla güçlü olduğunu zanneden ve karşısındaki bütün değerlerle alay edenleri Kur'an-l Kerîm kınamaktadır:
ALLAH(CC) BUYURDU DİLİ İLE ÇEKİŞTİRİP YÜZÜNDENDE ALAY EDENLERİN VAY HALİNE O MALININ KENDİSİNİ EBEDİLEŞTİRECEĞİNİ SANIR HAYIR ONLAR CEHENNEME ATILACAKTIR
AYET: (Hümeze, 104/1-9)"Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay hâline! O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır. Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin? O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları hâlde) ateş onların üzerine kapatılacaktır."
ALLAH SİZİN ŞEKLİNİZE VE KALIBINIZA BAKMAZ KALPLERİNİZE BAKAR
HADİS: "Allah sizin şeklinize ve mallarınıza bakmaz. Fakat kalplerinize bakar." (Müslim, Birr, 32) buyurmuştur.
İnsanlar, daima dış görünüşe vakıftırlar iç alem bilinmez. Allah katında tartılacak olan dış görünüş değil, kalplerin takvasıdır. İnsanın ilmi ise bunu bilmeye ve anlamaya yeterli değildir. Bu sebeple bir kimse önüne geleni horlayamaz, nazargâh-ı ilâhî olan kalbi alaya alarak kıramaz.
HADİS: Anlatıldığına göre, birisi, Hz. Peygamber (s.a.v)’in yanında bir başkasının taklidini yaptı. Hz. Peygamber (s.a.v) bundan rahatsız oldu ve: “Allah’a yemin ederim, bütün dünya bana verilse, bir kimseyi küçültücü mahiyette taklit etmek istemem” buyurdu. (Ebu Davud, Tirmizi)
DİNİ DEĞERLERLE ALAY EDENLER
Yüce dinimiz İslâm; insana, onun inanç ve düşüncelerine, dinî değerlere ve kutsallara saygıyı esas alır. Çünkü insana saygı, Allah’a saygının gereğidir. Dinî değerlere, kutsallara, peygamberlere ve müminlere saygısızlık etmek,bunları alaya almak, insan onuruna ve haysiyetine yakışmayan bir davranıştır.
“Dinî değerler”den maksat, İslâmî ilkeler, emir ve yasaklardır. “Dinî değerler ile alay etmek” ise onları küçümsek, hafife almak, beğenmemek, eğlence konusu yapmaktır. Bu husus Kur’an’da “hüzüv” ve “la’ıb” kelimeleri ile ifade edilmiştir. Maide suresinin 57–58. ayetlerinde ehl-i kitap ve kâfirlerin, din ve dinî değerlerle alay edişlerinden şöyle söz edilmektedir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَآمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَالَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْاللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
ALLAH(CC) BUYURDU EY İMAN EDENLER KAFİRLERİ DOST EDİNMEYİN ALLAHA KARŞI GELMEKTEN SAKININ
AYET:( MAİDE 57-58) “Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer müminler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının.
وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَىالصَّلاَةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًا ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لاَّ يَعْقِلُونَ
Siz namaza çağırdığınız vakit onu (ezanı) alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.”
Birinci ayette genel anlamda dinin, ikinci ayette ise dinî bir gereklilik olan ezan ve namazın alaya alınması zikredilerek, dinî değerlere yöneltilen her türlü alay etme, küçümseme ve onları eğlence yerine koyma gibi, bazı kırıcı davranışlara dikkat çekilmiştir.
İnsanları alay etmeye iten iki psikolojik etken vardır. Biri, alay eden kişinin büyüklenmesi, kendi inanç, değer, düşünce ve davranışlarını beğenmesi; diğeri ise karşısındakini beğenmemesi, küçük, hakir, değersiz, önemsiz ve ikinci sınıf görmesidir. Dolayısıyla “alay”; inanç ve davranışla ilgili ahlâkî bir zafiyettir.
Mekke’de müşrikler, Hz. Peygamber’i, müminleri, ayetleri; Medine’de ise münafıklar, bazı Yahudi ve Hristiyanlar ezanı, namazı ve dinî değerleri alaya alıyorlardı.
Ayetlerde yüce Allah, müminlere seslenerek dinî değerleri alaya alanları dost ve sırdaş edinmemelerini, ilâhî emir ve yasaklara riayet etmek suretiyle, Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını emretmektedir.
Ezan ve namaz gibi dinî değerlerle alay edenlerin, akıl ve düşüncelerini kullanmayan kimseler olduğuna, dıştan Müslüman görünüp, içinden küfür ve nifak taşıyan, dini kişisel ve çirkin amaçlarına alet yapan, dini eğlence ve oyuncak yerine koyan,Müslümanlar arasında fitne ve fesat saçmak isteyen kâfir ve münafıklara dikkat çekilmektedir.
Ayetler, din ile ve dinî değerlerle alay etmenin, dini oyun ve eğlence yapmanın küfür olduğuna, alaycıların dost edinilmemesi gerektiğine açık seçik delalet eder.
Dinî değerlerle, ayet, peygamber ve müminlerle alay etmek, inanmayanların geçmişten günümüze sergiledikleri genel bir tavırdır.
Kur’an’da bu tavır birçok ayette bildirilmekte, alay edenler kınanmakta ve Allah’ın alaycıları dünya ve ahirette cezalandıracağı bildirilmektedir. Vaazımızda Kur’an’da alay konusu edilen dinî değerleri,alaycıların akıbetini ve alaycılara karşı alınması gereken tavırları dile getirmeye çalışacağız.
ALAY KONUSU EDİLENLER
PEYGAMBERLER
Kur’an, bütün peygamberlerin alay konusu edildiğini bize haber vermektedir. Şu ayeti örnek olarak zikredebiliriz:
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنقَبْلِكَ فِي شِيَعِ الأَوَّلِينَ
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍإِلاَّ كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ
AYET. “Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik.Onlar kendilerine gelen her peygamberle alay ediyorlardı.” (Hicr, 10-11; bk.En’âm, 10; Ra’d, 32; Enbiya, 36, 41; Furkan, 41; Yasin, 30; Zuhruf, 6-7)
Geçmiş toplumlar, peygamberleri ile alay ettikleri gibi, Mekke’de müşrikler,Medine’de münafıklar ve bazı Yahudiler, Peygamberimiz ile alay etmişlerdi.Peygamber ile alay edenler, hiç şüphesiz sapıklığı tercih etmiş, saygısızlığı ve ahlâk dışılığı şiar edinmiş kimselerdir.
b) KURAN VE AYETLER
Mekke’de müşrikler, Medine’de münafıklar ve bazı Yahudiler, sadece peygamberlerle değil, Kur’an ve ayetlerle de alay ediyorlardı. Şu ayetleri örnek olarak verebiliriz:
وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْآيَةٍ مِّنْ آيَاتِ رَبِّهِمْ إِلاَّ كَانُواْ عَنْهَا مُعْرِضِينَ
“Hak (Kur’an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.” (En’âm, 5)
وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّإِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْتَسْتَهْزِؤُونَ
AYET: “Eğer münafıklara (ayetlerle niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk” derler. De ki, “Allah’la, onun ayetleriyle ve peygamberiyle mi alay ediyorsunuz?” (Tevbe, 65; bk. Şuara, 6; Rum, 10;Şuara, 5-6; Casiye, 9)
Kâfirler, ayetleri yalanmakla kalmıyorlar aynı zamanda ayetleri, dinî hükümleri küçümsüyorlar ve alaya alıyorlardı. Günümüzde de aynı şekilde ayetlerin içerdiği hükümleri beğenmeyen, ayetleri eleştiri ve alay konusu yapanlar vardır.
c) MÜMİNLER
Mekke’de müşrikler, Medine’de münafıklar müminlerle alay ediyorlardı. (Bakara,14; Tevbe, 64) Kur’an’da bu husus pek çok ayette haber verilmektedir. Şu ayetleri örnek olarak zikredebiliriz:
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْالْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ اتَّقَواْفَوْقَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَاللّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
AYET:(Bakara, 212) “İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay ediyorlar. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların üstündedir. Allah dilediğine hesapsız rızık verir.”
Bu ayet, kâfirlerin genel karakterini, dünya nimetlerine ve servetine düşkünlüklerini, dinî değerleri önceleyen, ahiret için hazırlık yapmada titiz davranan müminleri alaya aldıklarını, müminlerin ahirette kâfirlerden üstün olacaklarını beyan etmektedir.
Medine’de bir gün Peygamberimiz, müminlerin sadaka vermelerini teşvik etti. Sahabîlerden yüklü miktarda sadaka verenlerin yanında, çok az miktarda sadaka verenler de oldu. Meselâ Âsım adındaki sahabî yüz deve yükü hurma getirdi. Ukeyl adındaki sahabî ise bir ölçek hurma getirdi ve “Ey Allah’ın Elçisi! İki ölçek hurmam vardı. Bir ölçeğini aileme bıraktım, bir ölçeğini sadaka olarak getirdim” dedi. Münafıklar, “Âsım’ın sadakası riyadır, Allah ve Peygamberi Ukeyl’in bir ölçek sadakaya ihtiyacı yoktur” dediler.
Bunun üzerine şu ayet indi:
الَّذِينَ يَلْمِزُونَ الْمُطَّوِّعِينَمِنَ الْمُؤْمِنِينَ فِي الصَّدَقَاتِ وَالَّذِينَ لاَ يَجِدُونَ إِلاَّ جُهْدَهُمْفَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ سَخِرَ اللّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
AYET:(Tevbe, 79) “Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan müminlerle,güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirenler ve onlarla alay edenler var ya, işte Allah onların cezasını verecektir, onlar için elem dolu bir azap vardır.”
Şu ayet münafıkların müminlere karşı alaycı tavırlarını ortaya koymaktadır:
وَإِذَا لَقُواْ الَّذِينَآمَنُواْ قَالُواْ آمَنَّا وَإِذَا خَلَوْاْ إِلَى شَيَاطِينِهِمْ قَالُواْ إِنَّامَعَكْمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُونَ
AYET:(Bakara, 14) “İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “inandık” derler.Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz,biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.”
ALAYCILARIN AKİBETİ
Her şeye gücü yeten yüce Allah; elbette peygamberi, ayetleri, dini ve müminleri alaya alanları cezasız bırakmaz. Alaycılar tövbe etmedikleri takdirde, dünyada ve ahirette cezalandırır.
Bunu ifade eden pek çok ayet vardır. Dünyada cezalandırması ile ile ilgili şu ayetleri zikredebiliriz:
فَلَمَّا جَاءتْهُمْ رُسُلُهُمبِالْبَيِّنَاتِ فَرِحُوا بِمَا عِندَهُم مِّنَ الْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوابِهِ يَسْتَهْزِؤُون
AYET: “Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
فَلَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَاقَالُوا آمَنَّا بِاللَّهِ وَحْدَهُ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِ مُشْرِكِينَ
AYET: Azabımızı gördükleri zaman; “yalnız Allah’a inandık; O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri inkâr ettik”, dediler.
فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْإِيمَانُهُمْ لَمَّا رَأَوْا بَأْسَنَا سُنَّتَ اللَّهِ الَّتِي قَدْ خَلَتْ فِي عِبَادِهِوَخَسِرَ هُنَالِكَ الْكَافِرُونَ
Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar.” (Mümin, 83–85; bk. Enbiya,41; En’âm, 10; Enbiya, 41; Hud, 8, 38; Nahl, 34; Şuara, 6; Casiye, 33; Ahkaf,26)
وَلَقَدِ اسْتُهْزِئَ بِرُسُلٍمِّن قَبْلِكَ فَأَمْلَيْتُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ فَكَيْفَ كَانَعِقَابِ
AYET: “Andolsun, (ey Muhammed!) Senden önce nice peygamberler alaya alındı da Ben,inkâr edenlere bir süre/mühlet verdim, sonra da onları azap ile yakalayıverdim.Benim cezalandırmam nasılmış (gördüler)!” (Ra’d, 32)
Alaycı kâfirlere ahirette ise acıklı bir azap vardır ve onlar cehennemde cezalandırılacaklardır:
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَشْتَرِي لَهْوَ الْحَدِيثِلِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ اللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا أُولَئِكَ لَهُمْعَذَابٌ مُّهِينٌ
“İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve Allah yolunu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.” (Lokman, 6; bk. Casiye, 9; Tevbe,79; Casiye, 9, 33–35)
ذَلِكَ جَزَاؤُهُمْ جَهَنَّمُبِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَرُسُلِي هُزُوًا
AYET: “İşte böyle. İnkâr etmeleri, ayetlerimi ve peygamberlerimi alay konusu yapmaları yüzünden, onların cezası cehennemdir.” (Kehf, 106; bk. En’âm, 70)
Bu ayet, peygamber, ayetler ve dinî değerlerle alay etmenin inkâr ile eşdeğerde olduğunu ifade etmektedir. Çünkü cehenneme atılış sebebi olarak iki şey zikredilmiştir: Biri inkâr diğeri alaydır. Öncesindeki ayetlerde bu kimselerin inkâr ve alayları sebebiyle ziyana uğradıkları ve amellerinin boşa gittiği bildirilmektedir.
Alaycıları cezalandırmasına karşılık yüce Allah, alay edilen müminlere ahirette sabretmelerinin mükâfatını verecektir. Şu ayet bunun açık delilidir:
AYET: “Kullarımdan, “Ey Rabbimiz! Biz iman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” diyen bir grup vardı. Siz onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar, size Beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
إِنِّي جَزَيْتُهُمُ الْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوا أَنَّهُمْهُمُ الْفَائِزُونَ
AYET: Sabretmeleri sebebiyle, bugün Ben onları mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Müminun, 110)
ALAYCILARA KARŞI ALINACAK TAVIR
Mümin hiç kimse ile alay etmediği gibi, alay edenleri de tasvip etmez. Tasvip etmemekle kalmaz, alaycılara karşı gereken tepkiyi gösterir, yanında müminlerin veya dinî değerlerin alaya alınmasına izin vermez, engel olmaya çalışır. Engel olamazsa o meclisi terk eder, onların günahlarına ortak olmaz. Bu husus Kur’an’da açıkça bildirilmektedir:
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ALLAHIN YAETLERİNİN İNKAR EDİLDİĞİNİ VE ALAYA ALINDIĞINI İŞİTTİĞİNİZDE ONLARLA OTURMAYIN
AYET: “Allah size Kitapta (Kur’an’da), “Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.” (Nisa, 140; bk. En’am, 68)
Kâfirlerin bu inkâr, hakaret ve alayları, açık veya kapalı bir şekilde devam ettiği sürece müminlerin görevi sükût etmemek, buna rıza göstermemek, evrensel manada ahlâkî olmayan bu davranışı engellemektir.
Eğer müminlerin gücü böyle bir tepki göstermeye yetmiyorsa,bulunduğu meclisi ve beraberliği terketme vazifesi vardır.
Dinin inkâr edildiği, aleyhinde bulunulduğu ve alaya alındığı yerde -bunu engellemeye gücü yetmeyen mümin- oturmayacak, bunları yapanlarla beraberliğini sürdürmeyecek, o yeri ve o kimseleri terkedecek, onlardan uzaklaşacaktır.
KAFİRLERLE BİRLİKTELİĞİN ZARARLARI ŞUNLARDIR
a) Bunu yapanların cüret ve cesaretlerinin artması,
b) Böyle bir davranış karşısında tepkisiz kalan müminlerin giderek buna alışmaları, hatta etkilenmeleri; kutsal değerlerine yönelik hassasiyetlerinin zaafa uğraması,
c) Güçlerinin yettiği ölçüde tepki göstermedikleri, bu manada olup bitene razı oldukları için günahkâr olmaları.
Nitekim ayette geçen, “Aksi takdirde şüphesiz, siz de onlar gibi olursunuz” şeklindeki ağır suçlama ve uyarı, bir yandan müminlerin bu zararlı sonuçtan kurtulmalarını hedeflerken, diğer yandan zahirde olanı tasvir etmektedir. Çünkü bir mecliste dine hakaret edildiği, mukaddeslerle alay edildiği halde hiçbir kimse tepki göstermiyorsa “orada olanların tamamının kâfir olduğuna” hükmedilebilir, yani burada hiçbir müminin bulunmadığı zannı hâsıl olabilir.” (Karaman Hayrettin ve arkadaşları, Kur’an Yolu Türkçe Meal veTefsir, II.165, DİB Yayınları, Ankara, 2006)
Sonuç olarak; peygamber, Kur’an, ayetler ve dinî değerlerle alay etmek,insanlık onuru ile bağdaşmayan, geçmişten günümüze mümin olmayanların sergilediği bir davranıştır. Mümin, insanlarla, hiçbir dinî değer ve kutsallarla alay etmediği gibi, alay edenleri de tasvip etmez, onları dost edinmez. Alaylarına karşı duyarsız kalmaz, gereken medenî tepkisini gösterir. En azından dinî değerlerle alay edilen mecliste durmaz ve onları tasvip etmez.
“Ayetlerde yüce Allah, müminlere seslenerek dinî değerleri alaya alanları dost ve sırdaş edinmemelerini, ilâhî emir ve yasaklara riayet etmek suretiyle,Allah’a karşı gelmekten sakınmalarını emretmektedir.”
“Peygamber, Kur’an, ayetler ve dinî değerlerle alay etmek, insanlık onuru ile bağdaşmayan, geçmişten günümüze mümin olmayanların sergilediği bir davranıştır.Mümin insanlarla, hiçbir dinî değer ve kutsallarla alay etmediği gibi, alay edenleri de tasvip etmez, onları dost edinmez. Alaylarına karşı duyarsız kalmaz, gereken medenî tepkisini gösterir.”
ALAY ETMEK ALLAHIN ESERİNİ ALAYA ALMAKTIR.