https://www.youtube.com/watch?v=DQBFAdhTLWI
İSTİAZENİN MANASI
Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah'ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.
KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA (İSTİAZE) EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM OKUYUN DİYE EMREDİYOR ALLAH(CC)
EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
KOĞULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRRİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
İSTİAZE ALEMLERİN RABBİNE SIĞINMAKTIR
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
ALLAH(CC) BU AYETTE BUYURUYORKİ KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM DEYİN
AYET: (NAHL-98)Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!
İstiaze: Alemlerin Rabbine Sığınma
Beşeriyetin yaşadığı ilk tecrübe, insanın bir himayeye, sığınağa en çok muhtaç olduğu ânı sahnelemektedir. Şeytanın vesvesesi sonucu Allah tarafından yerleştirildikleri cennetten çıkarılan Hz. Âdem ile Havva, yalnızlık ve çaresizlik içerisinde hatalarının farkına vardıklarında, yine O’ndan aldıkları şu sözlerle Rahmân’ın affına ve merhametine sığınmışlardı.
CENNETTEN ÇIKARILAN ADEM VE HAVVANIN ALLAHTAN BAĞIŞLANMA DİLEMESİ
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرينَ
AYET: A’raf, 23.“Rabbimiz, biz nefsimize yazık ettik. Şayet sen bizi bağışlamazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
Hz. Âdem ve Havva’dan sonra Allah’ın insanlar için seçtiği tüm önderler, elçiler çeşitli vesilelerle Rablerine sığınmayı bir hayat tarzı olarak benimsemişlerdi. Hz. Nuh, hakkında bilgisi olmayan şeyleri Rabbinden istemekten,8 Hz. Yusuf kendisine gayri meşru bir birliktelik için ısrar eden hanımın çağrısından,9 Hz. Musa, kavmine karşı alaycı bir tavır takınarak cahillik etmekten10 Rableri olan Allah’a sığınmışlardı.
Peygamberlerin, salih kulların ve örnek şahsiyetlerin yakarışlarında da gördüğümüz gibi insanoğlu için kendini kaybetmesinden, yolunu şaşırmasından, azgınlığa ve taşkınlığa sürüklenmesinden daha büyük tehlike yoktur.
Nitekim Allah, Son Peygamberine vahyettiği mesajlarında öncelikle kötülerden ve kötülüklerden sığınmayı öğretmiştir.
Hz. Âdem ile Havva kıssasında da görüldüğü üzere, insanı doğru yoldan saptırmayı ahdettiği için şeytan, kendisinden Allah’a sığınılacak baş ayartıcıdır.
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعيرِ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ŞÜPHESİZ ŞEYTAN SİİN İÇİN BİR DÜŞMANDIR ONU DÜŞMAN TANIYIN O SİZİ ANCAK CEHENNEME ÇAĞIRIR
AYET: (FATIR -6) “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.”
Bu yüzden Allah, Kur’an’da şeytandan korunmak için kendisine sığınılmasını sık sık emretmektedir:
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER ŞEYTAN SENİ AYATMAYA ÇALIŞIRSA HEMEN ALLAHA SIĞIN EĞUZUBİLLAHİMİŞŞEYDANİRRECİM DE
AYET: (FUSSİLET-36) “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni ayartmaya çalışırsa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطينِ﴿97﴾ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُون﴿﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ DEKİ YA RABBİ ŞEYTANLARDAN SANA SIĞINIRIM
AYET: (MÜMİNUN 97-98 )“De ki: ‘Yâ Rabbi, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım; onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.”
Hatta Yüce Yaratıcı, “Muavvizetân” olarak bilinen Felak ve Nas surelerinde Resûlü’nün şahsında tüm inananların şeytandan, şeytanî telkinlerden ve davranışlardan kendisine sığınmalarını istemektedir:
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿1﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿2﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ﴿3﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿4﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿5﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ÜFÜRKCÜLERİN ŞERRİNDEN KISKANCIN ŞERRİNDEN SANA SIĞINIRIM
AYET: (FELAK 1-5) “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!”
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ﴿1﴾ مَلِكِ النَّاسِ﴿2﴾ اِلٰهِ النَّاسِ﴿3﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ﴿4﴾ اَلَّذي يُوَسْوِسُ في صُدُورِ النَّاسِ﴿5﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ﴿6﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ VESVESE VEREN TÜM CİN VE İNSANLARIN ŞERRİNDEN SANA SIINIRIM
AYET: (NAS 1-6) “De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melik’ine (sahibine, hâkimine) insanların İlâh’ına sığınırım!”
Allah Resûlü, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak Allah’a sığınmayı prensip edinmiş, yatmadan önce kendisi mutlaka okuduğu gibi, yakınlarına da Allah’a sığınmada okunacak en güzel dua olarak bu iki sûreyi tavsiye etmiştir.
Allah, Hz. Peygamber’e, şeytandan olduğu gibi onun telkinleri neticesinde insanın sergileyebileceği olumsuz tutum ve davranışlardan da Rabbine sığınmasını öğretmişti. Nitekim Nebî (sav) Mekke’de İslâm’a davet ederken müşriklerden gördüğü şiddetli baskı ve kötü muamele karşısında
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ سَميعٌ عَليمٌ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER SENİ ŞEYTAN KIŞKIRTACAK OLURSA HEMEN ALLAH SIĞIN
AYET: (ARAF -200) “Eğer şeytan seni kışkırtacak olursa, hemen Allah’a sığın! Çünkü O, işitendir, bilendir.” âyet-i kerîmesi nâzil olmuştu.
Sevgili Peygamberimiz, çeşitli vesilelerle ashâbına da öfkeli anlarında, hiddet telkin eden şeytandan Allah’a sığınmalarını öğütlemiştir. Mamafih bir defasında Hz. Peygamber’in yanında birbirine hakaret eden iki kişiden biri o kadar öfkelenmişti ki boyun damarları şişmiş, rengi değişmişti. Bunu gören Nebî (sav) şöyle buyurdu:
إِنِّى لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ الَّذِى يَجِدُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ZATA SÖYLE EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM DERSE ÖFKESİ GİDER
HADİS: “Ben bir söz biliyorum, eğer şu zât o sözü söylese, öfkesi mutlaka gider.”
Orada bulunanlardan biri hemen adamın yanına giderek, Hz. Peygamber’in kastettiği “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm.” sözünü söylemesini tavsiye etti.
.Buhârî, Edeb, 44.
İNSANIN SIĞINMAYA İHTİYACI VARDIR
Bugün modern çağın insanının en büyük açmazı, Allah’dan uzaklaşarak kendini sığınaksız bırakmasıdır. Her türlü maddî imkâna ve en yüksek yaşam kalitesine sahip olmalarına rağmen bazıları için hayatın anlamını yitirmesi, buna paralel olarak zihinlerin intihara sürüklenmesi, bu açmazın en bariz göstergesidir. Üzüntü verici olan ise Allah’a inananların da kimi zaman böyle bir açmazın içine düşmesidir. Oysa sığınma, Yüce Yaratıcımızın gönlümüze yerleştirdiği güven içerisinde var kalabilme duygusudur. İstiâze, endişelerimizden, korkularımızdan, istemediklerimizden, her türlü kötülükten Allah’ın kudretine ve himayesine sığınmadır. O’ndan yardım talep etmedir. Ahlâklı olma, ahlâklı kalma çabasıdır. Sadece dilimizle Allah’ı anma ve O’na sığınma cümlelerini peş peşe sıralama değil, yalnız olmadığımızı gönlümüzün en derin yerinde hissetmedir. İstiâze, kendimizi, kulluğumuzu keşfetmenin aracıdır. Hayatımız ancak Allah’a yönelmekle, O’na iltica etmekle anlam kazanır.
Şu hâlde Müslüman kendisine en yakın olan Refîk-i A’lâ’ya/Yüce Dost’a sığınmalıdır. Bu sığınış, kulluğun en temel göstergesidir. Zira insan bununla hem kendi âcizliğini, güçsüzlüğünü hem de Allah’ın yüceliğini, kuvvet ve kudretini dile getirir. Dolayısıyla başta şeytan olmak üzere, onun karakterini taşıyan her tür varlığın kötülüğünden, içimize nüfuz edip bizi ayartmasından Allah’a sığınmak, kulluk vazifesinin bir parçasıdır. Bütün bunlardan sonra, Peygamber Efendimizin bize öğrettiği şu istiâze dilimizden eksik olmamalıdır:
« أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَجْمَعُ ذَلِكَ كُلَّهُ تَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ بِكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَعَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ »
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ÖRETTİĞİ DUA ALLAHIM PEYGAMBERİN SENDEN İSTEDİĞİ HAYIRLI ŞEYLERİ BİZDE İSTİYORUZ SANA SIĞINDIĞI ŞEYLERDEN BİZDE SANA SIĞINIYORUZ
HADİS: “Allah’ım! Peygamberin Muhammed’in senden istediği hayırlı şeyleri biz de istiyoruz. Peygamberin Muhammed’in sana sığındığı kötü şeylerden biz de sana sığınıyoruz. Yardım sendendir ve varış sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.”Tirmizî, Deavât, 88.
Peygamber Efendimiz dualarında şöyle buyurmaktadır:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الأَخْلاَقِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM BOZGUNCULUKTAN MÜNAFIKLIKTAN VE KÖTÜ AHLAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”Ebû Dâvûd, Vitr, 32.
أَنَّ النَّبِىَّ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ أَرْبَعٍ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَدُعَاءٍ لاَ يُسْمَعُ وَنَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ŞUN DÖRT ŞEYDEN ALLAHA SIĞININ 1- FAYDA VERMEYEN İLİM 2- HUŞU DUYMAYAN KALP 3- KABUL EDİLMEYEN DUA 4- DOYMAYAN NEFİS
HADİS: Rasulullah, şu dört şeyden; fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, kabul edilmeyen duadan ve doymayan nefisten Allah’a sığınırdı.Nesâî, İstiâze, 2, 3.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM SIKINTIDAN HÜZÜNDEN ACİZLİKTEN TEMBELLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN AĞIR BORÇ ALTINA GİRMEKTEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Allah’ım, sıkıntılardan, hüzünden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç altına girmekten ve insanların bana üstün gelmesinden sana sığınırım. Buhari, Deavat, 36, 44.
Sevgili eşi Hz. Âişe’nin bildirdiğine göre bir gece secde hâlinde şöyle dua ediyordu:
اللَّهُمَّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM GAZABINDAN RIZANA CEZANDAN AFFINA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.” Müslim, Salât, 222.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM FAKİRLİKTEN YOKLUKTAN VE ZİLLETTEN SANA SIĞINIRIM HAKSIZLIK ETMEKTEN VE HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTANDA SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” Ebû Dâvûd, Vitr, 32
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHM NİMETLERİMİN YOK OLMASINDAN SAĞLIĞIMIN BOZULMASINDAN CEZANDAN VE ÖFKENDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Nimetlerinin yok olmasından, sağlığımın bozulmasından, ansızın gelecek cezandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.” Müslim, Rikâk, 96
Sevgili Peygamberimiz (sav), hayatının acı bir felâketle son bulmasından da Allah’a sığınır ve şöyle dua ederdi:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَدْمِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ التَّرَدِّى وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْغَرَقِ وَالْحَرِيقِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ يَتَخَبَّطَنِى الشَّيْطَانُ عِنْدَ الْمَوْتِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ فِى سَبِيلِكَ مُدْبِرًا وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ لَدِيغًا
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM YIKINTI ALTINDA KALMAKTAN YÜKSEK YERDEN DÜŞMEKTEN SUDA BOĞULMAKTAN YANGINDAN ÖLÜM ANINDA ŞEYTANIN ALDATMASINDAN DÜŞMANDAN KAÇARKEN ÖLMEKTEN ZEHİRLİ HAYVANLARIN SOKMASINDAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Yıkıntı altında kalmaktan sana sığınırım, yüksek yerden düşmekten sana sığınırım. Suda boğulmaktan ve yangından sana sığınırım. Ölüm anında şeytanın gelip beni aldatmasından, senin yolunda savaş esnasında düşmandan kaçarken ölmekten ve zehirli hayvanların sokmasıyla ölmekten sana sığınırım.” Nesâî, İstiâze, 61
Sığınma ihtiyacını doğuran bir sebep de insanın huzur ve güven içinde var olma ihtiyacıdır. İnsan, çaresiz kaldığı, yaşamın sıkıntılarıyla baş etmekte zorlandığı durumlarda kendisini hayata bağlayacak ve ona güven verecek yüce bir varlığa sığınma ihtiyacı duyar.
اَمَّنْ يُجيبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قَليلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Hadis kaynaklarımızda aktarılan bilgiler, Hz. Peygamber’in, hem darlıkta hem de bollukta Allah’a sığınmayı yaşamının bir parçası hâline getirdiğini göstermektedir. Öyle ki büyük hadis âlimlerimizden İmam Nesâî, Sünen adlı kıymetli hadis kitabında “Kitâbü’l-İstiâze” (Sığınma Bölümü) adıyla müstakil bir bölüm ayırmış ve orada toplam yüz on bir hadis nakletmiştir. Bu hadislerde, müminin ahlâkî zaaflardan korunmasına ve kendisiyle hesaplaşmasına yönelik sığınmaların yanı sıra, kişinin elinde olmadan karşılaşabileceği ve hayatını zora sokacak dünyevî sıkıntı ve felâketlerden Allah’a sığınmasını ifade eden yakarışlar da dikkat çekmektedir.
Müslümanın Sığınma Anlayışı:
Müslüman için sığınma bir varoluş ahlâkıdır; sadece tehlikelerden korunmaya bağlı bir eylem değildir. Muhtemel tehlikelere karşı en sıkı tedbirleri aldığı durumlarda bile, Müslüman, varlığın tek sebebi olan Rabbine sığınmayı ihmal etmez. Müminin bu tutumu, kâinata hükmeden Yüce Yaratıcı’nın (cc) izni dışında hiçbir şeyin olamayacağı inancıyla alâkalıdır. Bizzat Resûlullah (sav) torunları Hasan ve Hüseyin için şöyle dua ederdi:
إِنَّ أَبَاكُمَا كَانَ يُعَوِّذُ بِهَا إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ ، أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ATANIZ İBRAHİM ŞU DUAYI YAPARDI HER TÜRLÜ ŞEYTANDAN HAŞEREDEN KEMDEN NAZARDAN ALLAHA SIĞININ
HADİS: “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı. Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Buhârî, Enbiyâ, 10.
Resûlullah’ın Müslümanlara öğrettiği bu dualarda geçen “Allah’ın tam kelimeleri” , “O’nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece ‘Ol!’ demektir, o da hemen oluverir.” âyetindeki “Ol!” buyruğudur.
HASTALIKTAN ALLAHA SIĞINMAK
Tedavi imkânlarının sınırlı olduğu Peygamber döneminde, çeşitli sıkıntılarla karşılaşan insanların ilk etapta Resûlullah’a gelmekten başka yapacak bir şeyleri yoktur, dolayısıyla Allah’a sığınarak kendilerini psikolojik bir güvence altına da almışlardır. Zira dinî bilginin ve telkinlerin insan psikolojisinde olumlu etkiler oluşturduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Hz. Peygamber, insan için zaman zaman psikolojik bir rahatsızlığa dönüşen “korku”ya karşı da müminleri Allah’ın tam kelimelerine sığınmaya davet etmiş, korkudan kurtulmaları için onlara şu duayı öğretmiştir:
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIN GAZABINDAN KULLARIN ŞERRİNDEN CİN VE İNSAN ŞEYTANLARININ VESVESELERİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ın gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (onların) bana uğramalarından, Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.” Ebû Dâvûd, Tıb, 19
İbadete düşkün bilge sahâbî Abdullah b. Amr, Peygamber Efendimizden (sav) naklettiği bu duayı yetişkin evlâtlarına öğretir, henüz aklı ermeyen küçükler için de yazıp boyunlarına asarmış.
GÜNLÜK HAYATTA OKUNACAK İSTİAZE DUALARI
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MÜMİNLER YATAĞA GİRDİKLERİNDE ALLAH SIĞINSIN
HADİS: Müminlere yatağa girdiklerinde huzur içinde uyumaları için Allah’a sığınmalarını tavsiye eden Hz. Peygamber’in (sav) bunun dışında çeşitli zaman ve mekânlarda ağzından eksik etmediği sığınma duaları vardı.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) EVDEN ÇIKARKEN ŞÖYLE DUA EDERDİ EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM ALLAHIM AYAĞIMN KAYMASINDAN VEYA KAYDIRILMASINDAN SAPMAKTAN VEYA SAPTIRMAKTAN HAKSZLK ETMEKTEN VEYA HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN CAHİLCE DAVRANMAKTAN VEYA DAVRANILMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: O (sav), evinden çıkarken dışarıda yaşayabileceği olumsuzluklara karşı şöyle dua ederdi: “Bismillâh! Allah’ım! Ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, sapmaktan veya saptırmaktan, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, kaba/cahilce davranmaktan ya da davranılmaktan sana sığınırım.” 61
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YOLCULUĞA ÇIKARKEN ALLAHIM YORGUNLUK VE SIKINTILARDAN YOLDAN KÖTÜ BİR ŞEKİLDE DÖNMEKTEN İYİ HALLERDEN KÖTÜ HALLERE DÜŞMEKTEN MAZLUMUN BEDDUASINDAN MALA VE AİLEYE GELECEK KTÜLÜKLERDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Yolculukta karşılaşabileceği her türlü sıkıntıdan daima Allah’a sığınan Sevgili Peygamberimizin, yolculuğa çıkmadan önce dudaklarının arasından şu cümleler dökülürdü: “Allah’ım! Yolculuğun yorgunluk ve sıkıntılarından, yoldan kötü bir şekilde dönmekten, iyi hallerden kötü hallere düşmekten, mazlumun bedduasından, mala ve aileye gelecek kötülüklerden sana sığınırım.”
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR YERDE KONAKLADIĞI ZAMAN ALLAHIM İHTİYARLIKTAN KEDERDEN ACİZLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN BORÇ SIKINTISINDAN HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Bir yerde konakladığında ise Allah’a şöyle sığınırdı: “Allah’ım! İhtiyarlıktan, kederden, âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç sıkıntısından ve güç sahibi olan kişilerin haksızlığına uğramaktan sana sığınırım.”
BESMELENİN MANASI
Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.
İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımı ile, Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmeledir. Peygamber efendimiz, (Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır) buyurdu.
Euzü okumak, (Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm); besmele okumak ise, (Bismillâhirrahmânirrahîm) demektir.
Hadis-i şerifte, (Kur'an-ı kerime saygı göstermek, Euzü okuyarak başlamakla olur ve Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) buyuruldu. Sure okurken, Euzü Besmele okunur. Âyet-i kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız Euzü okunur. Sure veya âyet okumaya başlarken Euzü okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken Besmele okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.
AYET: )(Nahl 98)Namazda, Sübhaneke okuduktan sonra Euzü Besmele okumak sünnettir. Allahü teâlâ, (Kur'an-ı kerim okuyacağın zaman E'uzü... söyle) buyuruyor.
HADİS: Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi mesela şarap içerken veya domuz eti yerken Besmele çekmek küfürdür.
HADİS: İyi işlere Besmele ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]
HADİS: (Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.)[Tibyan]
HADİS: (Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]
HADİS: (Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]
HADİS: (Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]
HADİS: (Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]
HADİS: (Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]
HADİS: (Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim”derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]
HADİS: (Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]
HADİS: Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]
HADİS: (Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]
HADİS: (Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]
HADİS: (Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]
HADİS: (Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]
HADİS: (Yemeğe başlarken, Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud,Tirmizi, Hâkim]
HADİS: (Yemeğe başlayan kimse, Bismillahi desin. Bismillah demeyi unutursa, hatırlayınca “Bismillahi evvelehü ve âhirehü” desin.) [İbni Mace]
HADİS: Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!
HADİS: İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile(Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)
HADİS: Besmeleyi İslam harfleriyle yazmak gerekir. Ancak Besmele şimdiki mektuplarda yerlerde sürünebileceği için mektuplara yazmamak daha uygun olur.
Maillerde ve mektuplarda, İslam harfleriyle yazılı şeklini Latin harfleriyle karışık yazmamalı. İslam harfleriyle yazılı olup elden götürülecek mektuplara ve yine İslam harfleriyle yazılan maillere Besmeleyle başlamak sünnettir. Büyük İslam âlimi Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:
HADİS: Peygamber efendimiz, mektupların başına, Bismillâhirrahmânirrahîm yazardı. Mesela, Dıhye-i Kelbî aracılığıyla Rûm kayseri Herakliyus’a gönderdiği mektuba Besmeleyle başladı. Kâfire bile yazılan mektuba Besmeleyle başlamak sünnettir. Hudeybiye barışında Hazret-i Ali’ye Besmele yazmasını emretti.
Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.
BESMELENİN FAZİLETİ
İlk yazılan, besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, besmeledir. Müminler, besmele yardımı ile sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası besmeledir.
Euzü okumak, "Euzü billâhi mineş-şeytânirracîm", besmele okumak ise, "Bismillâhirrahmânirrahîm" demektir.
Sûre okurken, "euzü besmele" okunur. Âyet-i Kerime okurken, âlimlerin çoğuna göre, yalnız "euzü" okunur. Sûre veya âyet okumaya başlarken "euzü" okumak vacip, Fatiha okumaya başlarken "besmele" okumak da vaciptir. Diğer surelere başlarken Besmele okumak sünnettir.
Namazda, "Sübhaneke" okuduktan sonra "euzü besmele" okumak sünnettir. Allah Teâlâ buyuruyor:
"Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!" (Nahl, 16/98)
Kesin haram olduğu bilinen bir şeyi, mesela şarap içerken veya domuz eti yerken "besmele" çekmek küfürdür.
İyi işlere "besmele" ile başlamalıdır! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır." (Feyzu’l-Kadir, V, 13)
"Kişi evine girdiği zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (avenelerine): 'Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!' der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): 'Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil.' der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken ('Bismillah!' diyerek) Allah'ı zikretmezse, şeytan (avanelerine): 'Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!' der." (Müslim, Eşribe,103; İbn Hanbel, 3/383)
"Bir yazı yazdığınız zaman, ‘Bismillahirrahmanirrahim’deki "Sin" harfini güzelce yazın; ihtiyaçlarınız giderilir. Ve onda aziz ve celil olan Allah’ın rızası vardır.” (Deylemi, 1/270, h.no: 1048).
"Resulullah ashabından 6 kişiyle yemek yiyordu. Derken bir arabi geldi ve onu (6 kişilik yemeği) iki lokma yapıp yedi. Bunun üzerine resulullah: “Eğer bu adam besmele çekseydi, bu yemek size kâfi gelirdi” diye buyurdu….” (İbn Mace, Etime, 7)
"Peygamberimiz(s.a.m) Hz. Ali’ye hitaben şöyle demiştir:
"Ya Ali! Bir sıkıntıya düştüğün zaman 'Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim' duasını oku; muhakkak Allah onunla dilediği kadar her türlü belayı uzaklaştırır.” (Deylemi, 5/324/h. no: 8324)
"Soyunurken çekilen 'besmele', cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler." (Taberani, el-Evsat, 7/128, h. no: 7066)
"Helaya girerken çekilen 'besmele', cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler." (Tirmizi, Salat, 426; İbnu’s- Sünni, Amelu’l-yevm, 1/21)
"Kim yemeğin başında 'Bismillah' demeyi unutursa, (yemek esnasında Besmeleyi çekmediğini) hatırladığında 'Bismillahi fi evvelihi ve ahirihi' (Yemeğin başında da sonunda da Allah’ın adıyla) söylesin. Çünkü, kişi bununla (bu besmeleyle) yeni bir yemeğe yöneliyor ve habisin (şeytanın) ondan bir şey nasiplenmesine mani oluyor.” (Taberani, Dua, 1/278)
"Deve gibi bir nefeste su içmeyin. Fakat ikişer ve üçer nefeste için. (Her nefeste) su içerken Besmele çekin, (başınızı) kaldırdığınızda ise hamdedin ('elhamdulillah' deyin)” (bk. Tirmizi, Eşribe, 13)
"Biriniz yemeğe başlarken, 'besmele' çeksin! Eğer unutursa, hatırladığı zaman 'Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi' desin!.." (Tirmizi, Et’ime, 47)
BESMELENİN ANLAM VE ÖNEMİ
HADİS: Kur'an-ı kerim'in anahtarı Besmele-i şerife'dir.
HADİS: Levh-i mahfuz'daki ilk yazı Besmele-i şerife'dir.
HADİS: Kur'an-ı kerim, Fâtiha Sûre-i şerif'inde; Fâtiha da Besmele'de toplanmıştır.
HADİS: Hazret-i Osman -radiyallahu anh- Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e Bismillâhirrahmânirrahîm'den sordu.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ona şu cevabı verdi:
HADİS: "Bismillah, Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Bununla Allah'ın en büyük ismi arasındaki yakınlık, gözün beyazıyla siyahı arasındaki yakınlık gibidir." (Hakim, Beyhaki)
Hadis-i şerif'lerde şöyle buyuruluyor:
HADİS: "Allah-u Teâlâ'nın en büyük ismi Allah'dır. Kur'an-ı kerim'e de her isimden önce Allah ile başlandığına dikkat etmez misiniz." (Buhârî)
HADİS: "Kim Bismillah'ı gönülden inanarak okursa, onunla birlikte dağlar da tesbih getirir. Ancak ne var ki dağların bu tesbih sesi duyulmaz." (Ebu Nuaym)
HADİS: "Şeytan'ın insanlardan çalmak istediği Kur'an'dan en büyük âyet, Bismillâhirrahmânirrahîm'dir." (Beyhâki)
HADİS: "İnsanların Allah kitabında en çok gaflet ettikleri âyet, Bismillâhirrahmânirrahîm'dir. Bu âyet Süleyman bin Dâvud müstesna Resulullah Aleyhisselâm'dan başka kimseye inmemiştir." (Beyhâki)
Duâ ederken; Allah-u Teâlâ'nın adını anarak başında kemâlî edeple getirilen Besmele-i şerife kabule vesiledir.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
HADİS: "Başında 'Bismillâhirrahmânirrahîm' Âyet-i kerime'si bulunan bir duâ geri çevrilmez."
HADİS: Peygamber Efendimiz'in yazdığı resmi ve hususi mektupları hep Besmele-i şerife ile başlardı.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Bizans imparatoru Herakliyüs'a yazdığı mektuba Besmele-i şerife ile başlayarak şöyle buyurmuştu:
HADİS: "Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den Rum'un büyüğü Herakl'e. Doğru yolda gidene selâm olsun. Bunu böylece bilesin. Sonra ben seni İslâm'a dâvet ediyorum. İslâm'a gir ki, selâmette kalasın. Allah da (hem İsa'ya, hem Muhammed'e iman ettiğin için) sana ecrini iki kat versin. Eğer kabul etmezsen, bütün halkın vebali senin boynundadır."
Şu Âyet-i kerime'yi de mektubuna ilâve etmişti:
AYET: "De ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda eşit bir kelimeye geliniz. Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp da kiminiz kiminizi ilâhlaştırmasın." (Âl-i imrân: 64)
HADİS: Hudeybiye'de anlaşmayı yazan Hazret-i Ali -radiyallahu anh-a Peygamber Efendimiz; "Besmele ile başla." buyurmuşlardır.
Emannâmeler, antlaşmalar, muamelâta, öşür ve zekâta dair, hülâsa bütün yazılara Besmele ile başlanmasını emretmişler ve tatbik etmişlerdir.
Hadis-i şerif'te;
HADİS: "Besmele ile başlanmayan her işte bereketsizlik olur." buyuruluyor. (İbn-i Mâce)
İbn-i Abbas -radiyallahu anh-den rivayetle şöyle buyurulmuştur:
HADİS: "Besmele'yi terk eden Allah'ın kitabından yüz on üç âyet terketmiş olur."
HADİS: "Besmele ile başlamayanın abdesti tam değildir." (İbn-i Mâce)
İbn-i Abbas -radiyallahu anh- Hazretleri, Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz için HADİS: "Namaza besmele ile başlardı." buyurmuşlardır.
Şu kadar var ki Resulullah Aleyhisselâm'a ilk inen
AYET: Âyet-i kerime; "İkra bismi Rabbikellezî halak; Yaratan Rabb'inin adıyla oku!" (Alâk: 1)
"Bismi" "Adı ile" demektir ki; "Hazret-i Allah'ın adı ile oku" buyuruluyor. Besmele'deki "Bismi" lâfz-ı şerifi aynı zamanda Rahmân Sûre-i şerif'i ve Vâkıa Sûre-i şerif'inin son Âyet-i kerime'lerinde de geçmektedir.
AYET: "Azamet ve ikram sahibi Rabb'inin adı ne yücedir!" (Rahmân: 78)
AYET. "Çok büyük olan Rabb'inin adını tesbih et!" (Vâkıa: 96)
Besmeledeki Hikmet:
Gerek dünya gerekse ahiret ile ilgili olsun, hayırlı ve meşru her işe Allah-u Teâlâ'nın adını anarak "Besmele" ile başlamak, her müslümanın üzerinde titizlikle durması gereken görevlerdendir.
Kur'an-ı kerim'de buna işaret eden emirler vardır. Ezcümle bir Âyet-i kerime'de şöyle buyurulmaktadır:
AYET: "Atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anınız." (Bakara: 200)
Bir müslüman meşru bir işe başlarken ihlâs ve samimiyetle Allah-u Teâlâ'nın İsm-i şerif'lerini anarsa, onun her hareketi rızâ-i Bâri'ye uygun yapılmış olur. O, Allah-u Teâlâ'nın yardımları ve nimetleri ile karşılaşır. Şeytanın iğvâlarından, hile ve desiselerinden korunur.
"Bismillâhirrahmânirrahîm."
"Bismillah" öyle bir Zât'ın ismidir ki;
Allah ile, Allah'ın adı ile başlamak. "Allah" ism-i azamdır. "Celâl" sıfatıyla tecelli eder, "Rahman"dır ve "Rahim" ismi "Cemâl" sıfatıdır.
Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz besmelesiz başlanan her işin feyizsiz ve bereketsiz olacağını Hadis-i şerif'lerinde beyan buyurmuşlardır:
HADİS: "Meşru işlerin her hangisi olursa olsun, Besmele-i şerife ile başlanmazsa nasipsiz, güdük (hayrı kesik) olur." (Münâvî)
Hadis-i şerif'te geçen Emr-i zîbâl; hayırlı iş, şerefli, meşru, mübah gibi mânâlara gelmektedir. Yemek-içmek, giyinmek-kuşanmak, konuşmak, yazmak, ilmî meşguliyet hep buna dahildir. Şu halde bütün bunlara zikrullahla başlamak, o meşru işleri ibadete çevirmek demektir. Bu ise uhrevî sevaplara sebep olur, böylece hayrı devam eder.
HADİS: "Besmele"siz olursa hayrı kesilir, eksik güdük olur.
Hadis-i şerif'te şöyle buyuruluyor:
HADİS: "Abdesti olmayanın namazı yoktur, Besmele çekmeyenin abdesti yoktur. Bana iman etmeyen Allah'a iman etmiş olmaz. Ensarı sevmeyenin bana imanı yoktur." (Ramuz el-Ehadis)
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:
HADİS: "Bir tehlikeye düştüğün zaman bu duâya devam etmeli. Allah-u Teâlâ bunların şerefiyle belâ ve musibetlerin her türlüsünü kaldırır."
(Bismillâhirrahmânirrahîmi velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm)
"HADİS: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile. Güç ve kuvvet ancak ve ancak pek yüce, azamet sahibi Allah'ındır."(Nevadir-ül usûl)
Bir defasında Resulullah Aleyhisselâm'ın bineği tökezlemişti. Terkisinde bulunan Üsâme bin Umeyr -radiyallahu anh- "körolasıca şeytan!" dedi.
Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdu ki:
HADİS: "Körolasıca şeytan deme. Çünkü sen böyle söyleyince o böbürlenir ve 'Gücümle onu yere yıktım!' der. Bunun yerine 'Bismillâh' diyecek olursan, sinek gibi oluncaya kadar küçülür." (Nesâi)
İşte bu, Besmele-i şerife'nin nuru, bereketi iledir.
Hadis-i şerif'te Besmele-i şerife'nin fazileti beyan buyurulmaktadır:
HADİS: "Cehennemin başlıca memurları bulunan on dokuz zebâniyenin azâb etmesinden kurtulmasını arzu eden kimse Besmele-i şerîfe'ye devam etsin." (Nevâdir'ül-usûl)
•Allah ile kulları arasındaki derûnî münasebeti ifade eden "Bismillâhirrahmânirrahîm; Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla." Kelime-i tayyibe'sinin Kur'an-ı kerim'den bir Âyet-i kerime olup olmaması hususu şöyledir:
Neml Sûre-i şerif'inin 30. Âyet-i kerime'sinde geçen "Besmele"nin Âyet-i kerime olduğu kesindir. Tevbe Sûre-i şerif'inin başında bulunmaması istisnâ edilirse, Sûre-i şerif'lerin başlarındaki 113 Besmele'nin her birinin sûreden mi, yoksa müstakil birer Âyet-i kerime olup olmadığında ihtilâf vardır.
İmâm-ı Şâfi -rahmetullahi aleyh- Hazretleri, her birinin başında bulunduğu Sûre-i şerif'ten bir Âyet-i kerime olduğunu söylemiş, böyle olunca da Fâtiha sûre-i şerif'inin başındaki Besmele'yi birinci Âyet-i kerime olarak kabul etmiştir.
İmâm-ı Âzam -rahmetullahi aleyh- Hazretleri ise, her birinin müstakil bir Âyet-i kerime olduğunu, fakat başında bulunduğu Sûre-i şerif'in bir cüz'ü olmadığını, sadece Sûre-i şerif'lerin arasını ayırmak ve teberrük olunması için nâzil olduğunu söylemiştir.
Vahiy kâtiplerinden olan İbn-i Mesud -radiyallahu anh- Hazretleri;
"HADİS: Biz iki sûre arasındaki fasılayı, 'Bismillâhirrahmânirrahîm' ininceye kadar bilmiyorduk." buyurmuşlardır.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِBESMELE BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA BAŞLARIM
Besmele, genel anlamda hayırlı her işin başında Allah’ın adını hatırlamanın, özelde de “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesinin adıdır. Her meşru ve anlamlı işin öncesinde besmele çekmek, peygamberler vasıtasıyla nesilden nesile aktarılan bir prensiptir. İslâm’dan önce Araplar arasında da bu âdet yaygındır.
BESMELENİN TARİHİ
Câhiliye Arapları besmelede bazen “Bismi’l-lât ve’l-uzzâ” şeklinde Lât ve Uzzâ isimli putların adını söylerler,3 bazen de Allah’ın adını kullanırlardı. Meselâ, Mekke’de İslâm’ı ilk kabul eden Hâşimoğulları’na boykot kararı alan müşrikler, bir belge kaleme alıp Kâbe’nin duvarına astıklarında, belgenin yazılı olduğu kâğıda “Bismike Allâhümme” yazmışlardı.4 Ayrıca Hudeybiye antlaşması sonrasında antlaşma metninin başına, yine bu cümlenin yazılmasını şart koşmuşlardı.5
Kur’an’da ilk nâzil olan “İkra’ bismi rabbike’llezî halak” (Yaratan Rabbinin adıyla oku!)6 âyeti de “besmele”yi ihtiva eder.
Ancak Müslümanların “Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesi ile ilk tanışmaları, Mekke’de nâzil olan ve başlangıçta hikâyesi anlatılan Neml sûresindeki söz konusu âyet ile olur. Böylece Resûl-i Ekrem de ilk defa mektuplarında “Bismillâhirrahmânirrahîm” metnini kullanmaya başlamıştır.7
Besmele, “Bismillahirrahmanirrahim” ayeti mealince Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla, esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla demektir. Besmele, Allah’ı anmaktır. O’nun ismi ile başlamaktır. Sözlük anlamında geçen “besmele çekmek” ise bir işe başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” sözünü söylemek anlamına gelmektedir.
Kuran'da surelerin başında bulunan Besmele, aynı zamanda Neml Suresi’nin 30. ayetinde de geçmektedir. Bazı görüşlere göre Fatiha Suresi’nin ilk ayetidir. Besmele Tevbe Suresi hariç bütün surelerin başlangıcında yer almaktadır. Güncel hayatta sıklıkla bazen de Bismillah (Allah’ın adıyla) şeklinde kısaltma olarak kullanılır.
Ebû Hüreyre’nin -radıyallahu anh- naklettiğine göre, Allah Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah'ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (HM8697 İbn Hanbel, II, 360.)
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır. İster dünyevî ister uhrevî olsun, bir Müslüman her meşru ve anlamlı işinin öncesinde besmeleyi okuyup Allah’ı anmakla, Allah Teâlâ’nın ilâhlığını (ulûhiyetini), kendisinin de kulluğunu (ubûdiyetini) ifade etmiş olur.
Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur. Diğer yandan besmele için Yüce Allah’ın doksan dokuz ismi içinden özellikle “Rahmân” ve “Rahîm” isimlerinin seçilmiş olması son derece anlamlıdır. Besmele çeken bir mümin, Allah Teâlâ’nın engin rahmet ve merhametini ifade eden bu isimleri söylemekle, bütün söz ve davranışlarında rahmet ve merhameti prensip edineceğini ilân etmiş olur.
BESMELE NEDİR?
BESMELE ARAPÇA - TÜRKÇE OKUNUŞU VE ANLAMI
Kuran'da surelerin başında bulunan Besmele, aynı zamanda Neml Suresi’nin 30. ayetinde de geçmektedir. Bazı görüşlere göre Fatiha Suresi’nin ilk ayetidir. Besmele Tevbe Suresi hariç bütün surelerin başlangıcında yer almaktadır.
Her işe besmele ile başlamalıdır. İstiâze Allah Teâlaya sığınmak, besmele ise Allah Teâla’nın adı ile başlamaktır.İstiâze:
اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”
Anlamı: “Kovulmuş Şeytan’ın şerrinden Allah’a sığınırım.”Besmele
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”
Anlamı: “Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adı ile..”
NEML SURESİ 30. AYET
Arapçası:
إِنَّهُ مِن سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Okunuşu: "İnnehu min suleymâne ve innehu bismillâhir rahmânir rahîm(rahîmi)."
Anlamı: "Süleyman'dan; o Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla (başlamakta)dır."
İSTİÂZE VE BESMELE (SÛRE BAŞI, ORTASI VE TEVBE SURESİNDEKİ OKUNUŞU)
BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)
Zira besmele ondokuz harftir
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:
«Allah’ın adıyla ki, O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiç bir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiç bir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)
BESMELE NE ZAMANDAN BERİ VAR? - HZ SÜLEYMAN'IN (A.S.) MEKTUBU
Kur’ân-ı Kerîm’de bir peygamberin bir kraliçeye yazdığı mektubu anlatan muhteşem bir kıssa vardır ve bu kıssada besmelenin kadim tarihine dair önemli bilgiler yer alır. Kıssa özetle şöyledir:
Cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan muazzam bir ordu, büyük bir düzen ve disiplin içinde yola koyulmuşlardı. Karınca vadisini henüz geçmişlerdi ki, ordunun kudretli komutanı Hz. Süleyman, Hüdhüd isimli kuşun orada bulunmadığını fark etti.“Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı? ” diye sordu etrafındakilere. Ancak kimse onun nerede olduğunu bilmiyordu. Kendisine haber vermeden uzaklaşan bu kuş, Hz. Süleyman’ı çok öfkelendirmişti. “Eğer bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmezse, ya onu ağır bir şekilde cezalandıracağım ya da kafasını keseceğim.” dedi oradakilere.
Neyse ki, çok geçmeden Hüdhüd Hz. Süleyman’ın yanına çıkageldi. Üstelik kendisini affettirecek önemli bir haber getirmişti ona. “Senin bilmediğin bir şey öğrendim. (Yemen taraflarındaki) Sebe’den sana sağlam bir haber getirdim.” dedi ve şunları anlattı, Hz. Süleyman’a: “Ben, Sebe’ halkına hükümdarlık eden, kendisine her şeyden bolca verilmiş ve büyük bir tahtı olan bir kadın gördüm. Onun ve halkının, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” Bunun üzerine Hz. Süleyman, Hüdhüd’e, “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız.” dedi ve ona bir mektup vererek, “Benim şu mektubumu götür ve onlara ver, sonra da yanlarından ayrıl ve ne sonuca varacaklarına bak.” diye emretti.
Hüdhüd mektubu alıp vakit geçirmeden Sebe’ kraliçesi Belkıs’a ulaştırdı. Mektubu alan Belkıs, halkının ileri gelenlerini toplayarak onu okumaya başladı. Mektubun ilk cümlesi şöyleydi:
AYET: (Neml, 27/17-30.)“İnnehû min Süleymâne ve innehû bismillâhirrahmânirrahîm”(Mektup Süleyman’dandır ve Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla (başlamakta)dır.)
Kur’an’da anlatılan bu çarpıcı hikâye, İslâm’ın en önemli sembollerinden olan besmelenin ne kadar uzun ve köklü bir tarihe sahip olduğunu gösterir bizlere.
HZ. NUH'UN DİLİNDE BESMELE
Kutlu cümle, Hz. Süleyman’ın mektubundan önce, Hz. Nuh’un dilinde de görülür. Kendisine iman edenleri tufandan kurtarmak için onlara gemiye binmelerini söylediğinde, Hz. Nuh’un dudaklarından besmele dökülür:
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞİ TOPLUCA YİYİN VE BESMELE ÇEKİNKİ BEREKETİ OLSUN
HADİS: “Yemeği topluca yiyin ve başlarken Allah’ın adını anın ki, bereketli olsun.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 14.[6]
BESMELE ŞEYTANDAN KORUR
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR KİMSE EVİNE GİRERKEN VE YEMEK YERKEN BESMELE ÇEKERSE ŞEYTAN EVE GİREMEZ YEMEK YİYEMEZ BESMELE ÇEKİLMEDEN EVE GİRİLİR YEMEK YENİRSE ŞEYTAN EVE GİRER VE YEMEK YER
HADİS: “Bir kimse evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada sizin için geceleme (imkânı da) yok, akşam yemeği de yok.’ der. Eğer o kimse evine girerken besmele çekmeden girerse şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada geceleme (imkânınız) var.’ der. Bir de besmele çekmeden yemek yerse, şeytan o zaman (arkadaşlarına) ‘Geceleme ve akşam yemeği (yeme imkânı)na kavuştunuz.’ der.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 15.[7]
Sahâbeden Câbir b. Abdullah, Allah Resûlü’nün, kendisine şöyle tavsiyede bulunduğunu nakleder:
أَغْلِقْ بَابَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا مُغْلَقًا وَأَطْفِ مِصْبَاحَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَخَمِّرْ إِنَاءَكَ وَلَوْ بِعُودٍ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَأَوْكِ سِقَاءَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK KAPIYI KAPA ÇÜNKÜ ŞEYTAN BESMELE ÇEKİLEN KAPIYI AÇAMAZ DERDİ
HADİS: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK LAMBAYI SÖNDÜR
Besmele çekerek lambanı söndür.
Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK SU KABINI ÖRT DERDİ
Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” Ebû Dâvûd, Eşribe, 22.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) HER İŞİNDE EĞUZU BESMELEYİ DAİMA ÇEKERDİ
Resûl-i Ekrem’in hayatında besmelenin son derece geniş bir kullanım alanı vardı.
HADİS: Allah Resûlü evden çıkarken,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MESCİDE GİRERKEN VE ÇIKARKEN BESMELE ÇEKER DUA OKURDU
HADİS: mescide girdiği ve mescitten çıktığı zaman besmele ile dua okurdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV)ABDEST ALACAĞI ZAMAN BEMELE ÇEKMEYİ SIKI SIKYA TEMBİH EDERDİ
HADİS: Abdest alınacağı zaman besmele çekilmesini sıkı sıkıya tembih eder,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) NAMAZDA BESMELE ÇEKMEYİ İHMAL ETMEZDİ
HADİS: namazda besmele çekmeyi de ihmal etmezdi.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİNEĞE BİNERKEN AYAĞINI ÜZENGİYE BASINCA EĞUZU BEELE OKUR BİNEĞE YERLEŞİNCEDE ZUHRUF 13 AYETİ OKURDU
AYET: “Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik” Zuhruf, 43/13.[9] âyetini okur
HADİS: Bineğine binmek için ayağını üzengiye basınca, “Bismillâh” der, bineğin sırtına yerleşince de:
… سُبْحَانَ الَّذي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ŞÜPHESİZ RABBİMİZE DÖNECEĞİZ ŞEKLİNDE DUA EDERDİ
HADİS: “Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” şeklinde dua ederdi.Ebû Dâvûd, Cihâd, 74.[10]
فَاجْتَمِعُوا عَلَى طَعَامِكُمْ وَاذْكُرُوا اسْمَ اللَّهِ عَلَيْهِ يُبَارَكْ لَكُمْ فِيهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ YEMEĞİ TOPLUCA YİYİN VE BESMELE ÇEKİNKİ BEREKETİ OLSUN
HADİS: “Yemeği topluca yiyin ve başlarken Allah’ın adını anın ki, bereketli olsun.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 14.[6]
BESMELE ŞEYTANDAN KORUR
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
إِذَا دَخَلَ الرَّجُلُ بَيْتَهُ فَذَكَرَ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ وَعِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ لاَ مَبِيتَ لَكُمْ وَلاَ عَشَاءَ وَإِذَا دَخَلَ فَلَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ دُخُولِهِ قَالَ الشَّيْطَانُ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ فَإِذَا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ عِنْدَ طَعَامِهِ قَالَ أَدْرَكْتُمُ الْمَبِيتَ وَالْعَشَاءَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR KİMSE EVİNE GİRERKEN VE YEMEK YERKEN BESMELE ÇEKERSE ŞEYTAN EVE GİREMEZ YEMEK YİYEMEZ BESMELE ÇEKİLMEDEN EVE GİRİLİR YEMEK YENİRSE ŞEYTAN EVE GİRER VE YEMEK YER
HADİS: “Bir kimse evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada sizin için geceleme (imkânı da) yok, akşam yemeği de yok.’ der. Eğer o kimse evine girerken besmele çekmeden girerse şeytan (arkadaşlarına), ‘Burada geceleme (imkânınız) var.’ der. Bir de besmele çekmeden yemek yerse, şeytan o zaman (arkadaşlarına) ‘Geceleme ve akşam yemeği (yeme imkânı)na kavuştunuz.’ der.” Ebû Dâvûd, Et’ıme, 15.[7]
Sahâbeden Câbir b. Abdullah, Allah Resûlü’nün, kendisine şöyle tavsiyede bulunduğunu nakleder:
أَغْلِقْ بَابَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ فَإِنَّ الشَّيْطَانَ لاَ يَفْتَحُ بَابًا مُغْلَقًا وَأَطْفِ مِصْبَاحَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَخَمِّرْ إِنَاءَكَ وَلَوْ بِعُودٍ تَعْرُضُهُ عَلَيْهِ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ وَأَوْكِ سِقَاءَكَ وَاذْكُرِ اسْمَ اللَّهِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK KAPIYI KAPA ÇÜNKÜ ŞEYTAN BESMELE ÇEKİLEN KAPIYI AÇAMAZ DERDİ
HADİS: “(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK LAMBAYI SÖNDÜR
Besmele çekerek lambanı söndür.
Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BESMELE ÇEKEREK SU KABINI ÖRT DERDİ
Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” Ebû Dâvûd, Eşribe, 22.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) HER İŞİNDE EĞUZU BESMELEYİ DAİMA ÇEKERDİ
Resûl-i Ekrem’in hayatında besmelenin son derece geniş bir kullanım alanı vardı.
HADİS: Allah Resûlü evden çıkarken,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MESCİDE GİRERKEN VE ÇIKARKEN BESMELE ÇEKER DUA OKURDU
HADİS: mescide girdiği ve mescitten çıktığı zaman besmele ile dua okurdu.
PEYGAMBERİMİZ(SAV)ABDEST ALACAĞI ZAMAN BEMELE ÇEKMEYİ SIKI SIKYA TEMBİH EDERDİ
HADİS: Abdest alınacağı zaman besmele çekilmesini sıkı sıkıya tembih eder,
PEYGAMBERİMİZ(SAV) NAMAZDA BESMELE ÇEKMEYİ İHMAL ETMEZDİ
HADİS: namazda besmele çekmeyi de ihmal etmezdi.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİNEĞE BİNERKEN AYAĞINI ÜZENGİYE BASINCA EĞUZU BEELE OKUR BİNEĞE YERLEŞİNCEDE ZUHRUF 13 AYETİ OKURDU
AYET: “Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik” Zuhruf, 43/13.[9] âyetini okur
HADİS: Bineğine binmek için ayağını üzengiye basınca, “Bismillâh” der, bineğin sırtına yerleşince de:
… سُبْحَانَ الَّذي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ŞÜPHESİZ RABBİMİZE DÖNECEĞİZ ŞEKLİNDE DUA EDERDİ
HADİS: “Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” şeklinde dua ederdi.Ebû Dâvûd, Cihâd, 74.[10]
اللَّهُمَّ بِاسْمِكَ أَحْيَا وَبِاسْمِكَ أَمُوتُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YATAĞINA YATARKEN ALLAHIM SENİN İSMİNLE YAŞAR SENİN İSMİNLE ÖLÜRÜM DİYE BESMELE İLE YATAĞA YATAR
Peygamber Efendimiz yatağına yatarken:
HADİS: “Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.” diye besmeleyle yatağına yatar; kalktığında da:
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِى أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَإِلَيْهِ النُّشُورُ
KALKTIĞINDADA CANIMIZI ALDIKTAN SONRA BİZİ DİRİLTEN ALLAHA HAMDOLSUN DİRİLTMEK YALNIZ ALLAHA MAHSUSTUR DİYE DUA EDERDİ
HADİS: “Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.” diye hamdeleyle dua ederdi.Müslim, Zikir, 59[11]
KURBAN KESERKEN BİSMİLLAHİ ALLAHU EKBER
HADİS: Kurban keserken, “Bismillâhi Allâhuekber” der,
CENAZEYİ KABRE KOYARKEN BİMİLLAHİ VE ALA MİLLETİ RESULİLLAH
HADİS: 31 cenazeyi kabre koyarken, “Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh [(Seni) Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere (kabre koyuyoruz).]” 32 buyururdu.
SAVAŞA ÇIKARKEN ASHABINA ALLAHIN YOLUNDA ALLAHIN ADI BİSMİLLAH İLE GAZA EDİN BUYURURDU
HADİS: Savaşa çıkarken ashâbına, “Allah yolunda Allah’ın adı (bismillâh) ile gazâ edin!” 33 buyururdu.
SITMA VE HER TÜRLÜ SANCI VEREN HASTALIKLARA KARŞI EĞUZU BESMELE ÇEKİN DERDİ
HADİS: Sıtma ve her türlü sancı veren hastalıklara karşı ashâbına besmele ve istiâze ile dua etmeyi34 öğretirdi.35
TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE EĞUZU BESMELE ÇEKMEYİ TAVSİYE EDERDİ
HADİS: Tuvalete girmeden önce “Bismillâh” demeyi tavsiye ederdi.
KENDİLERİNİN VE DOĞACAK ÇOCUKLARIN SELAMETİ İÇİN EVLİ ÇİFTLERE CİNSEL İLİŞKİDEN ÖNCE BESMELE ÇEKMEYİ TAVSİYE EDERDİ
HADİS: 36 Kendilerinin ve doğacak çocuklarının selâmeti için evli çiftlere cinsel ilişkiden önce besmele çekmelerini öğütleyen yine o idi.37
Besmele’nin Fıkhi Yönü:
Böylesi durumlarda besmele çekmek, sevaba ve Allah’ın rızasına vesile olan faziletli ve müstehap bir davranıştır. Ancak bazı durumlarda besmele, zorunluluk belirten farz hükmünü alır. Meselâ, eti helâl olan hayvanların kesiminden önce
KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA (İSTİAZE) EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM OKUYUN DİYE EMREDİYOR ALLAH(CC)
EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
KOĞULMUŞ ŞEYTANIN ŞERRRİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
İSTİAZE ALEMLERİN RABBİNE SIĞINMAKTIR
فَاِذَا قَرَأْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
ALLAH(CC) BU AYETTE BUYURUYORKİ KURAN OKUMAYA BAŞLADIĞINIZDA EĞUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRACİM DEYİN
AYET: (NAHL-98)Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!
İstiaze: Alemlerin Rabbine Sığınma
Beşeriyetin yaşadığı ilk tecrübe, insanın bir himayeye, sığınağa en çok muhtaç olduğu ânı sahnelemektedir. Şeytanın vesvesesi sonucu Allah tarafından yerleştirildikleri cennetten çıkarılan Hz. Âdem ile Havva, yalnızlık ve çaresizlik içerisinde hatalarının farkına vardıklarında, yine O’ndan aldıkları şu sözlerle Rahmân’ın affına ve merhametine sığınmışlardı.
CENNETTEN ÇIKARILAN ADEM VE HAVVANIN ALLAHTAN BAĞIŞLANMA DİLEMESİ
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرينَ
AYET: A’raf, 23.“Rabbimiz, biz nefsimize yazık ettik. Şayet sen bizi bağışlamazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.”
Hz. Âdem ve Havva’dan sonra Allah’ın insanlar için seçtiği tüm önderler, elçiler çeşitli vesilelerle Rablerine sığınmayı bir hayat tarzı olarak benimsemişlerdi. Hz. Nuh, hakkında bilgisi olmayan şeyleri Rabbinden istemekten,8 Hz. Yusuf kendisine gayri meşru bir birliktelik için ısrar eden hanımın çağrısından,9 Hz. Musa, kavmine karşı alaycı bir tavır takınarak cahillik etmekten10 Rableri olan Allah’a sığınmışlardı.
Peygamberlerin, salih kulların ve örnek şahsiyetlerin yakarışlarında da gördüğümüz gibi insanoğlu için kendini kaybetmesinden, yolunu şaşırmasından, azgınlığa ve taşkınlığa sürüklenmesinden daha büyük tehlike yoktur.
Nitekim Allah, Son Peygamberine vahyettiği mesajlarında öncelikle kötülerden ve kötülüklerden sığınmayı öğretmiştir.
Hz. Âdem ile Havva kıssasında da görüldüğü üzere, insanı doğru yoldan saptırmayı ahdettiği için şeytan, kendisinden Allah’a sığınılacak baş ayartıcıdır.
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعيرِ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ŞÜPHESİZ ŞEYTAN SİİN İÇİN BİR DÜŞMANDIR ONU DÜŞMAN TANIYIN O SİZİ ANCAK CEHENNEME ÇAĞIRIR
AYET: (FATIR -6) “Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.”
Bu yüzden Allah, Kur’an’da şeytandan korunmak için kendisine sığınılmasını sık sık emretmektedir:
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ هُوَ السَّميعُ الْعَليمُ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER ŞEYTAN SENİ AYATMAYA ÇALIŞIRSA HEMEN ALLAHA SIĞIN EĞUZUBİLLAHİMİŞŞEYDANİRRECİM DE
AYET: (FUSSİLET-36) “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni ayartmaya çalışırsa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطينِ﴿97﴾ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُون﴿﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ DEKİ YA RABBİ ŞEYTANLARDAN SANA SIĞINIRIM
AYET: (MÜMİNUN 97-98 )“De ki: ‘Yâ Rabbi, şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım; onların bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.”
Hatta Yüce Yaratıcı, “Muavvizetân” olarak bilinen Felak ve Nas surelerinde Resûlü’nün şahsında tüm inananların şeytandan, şeytanî telkinlerden ve davranışlardan kendisine sığınmalarını istemektedir:
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ ﴿1﴾ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ﴿2﴾ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ ﴿3﴾ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ ﴿4﴾ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ﴿5﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ ÜFÜRKCÜLERİN ŞERRİNDEN KISKANCIN ŞERRİNDEN SANA SIĞINIRIM
AYET: (NAS 1-5) “De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!”
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ﴿1﴾ مَلِكِ النَّاسِ﴿2﴾ اِلٰهِ النَّاسِ﴿3﴾ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ﴿4﴾ اَلَّذي يُوَسْوِسُ في صُدُورِ النَّاسِ﴿5﴾ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ﴿6﴾
ALLAH(CC) BUYURDUKİ VESVESE VEREN TÜM CİN VE İNSANLARIN ŞERRİNDEN SANA SIINIRIM
AYET: (FELAK 1-6) “De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melik’ine (sahibine, hâkimine) insanların İlâh’ına sığınırım!”
Allah Resûlü, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak Allah’a sığınmayı prensip edinmiş, yatmadan önce kendisi mutlaka okuduğu gibi, yakınlarına da Allah’a sığınmada okunacak en güzel dua olarak bu iki sûreyi tavsiye etmiştir.
Allah, Hz. Peygamber’e, şeytandan olduğu gibi onun telkinleri neticesinde insanın sergileyebileceği olumsuz tutum ve davranışlardan da Rabbine sığınmasını öğretmişti. Nitekim Nebî (sav) Mekke’de İslâm’a davet ederken müşriklerden gördüğü şiddetli baskı ve kötü muamele karşısında
وَاِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ اِنَّهُ سَميعٌ عَليمٌ
ALLAH(CC) BUYURDUKİ EĞER SENİ ŞEYTAN KIŞKIRTACAK OLURSA HEMEN ALLAH SIĞIN
AYET: (ARAF -200) “Eğer şeytan seni kışkırtacak olursa, hemen Allah’a sığın! Çünkü O, işitendir, bilendir.” âyet-i kerîmesi nâzil olmuştu.
Sevgili Peygamberimiz, çeşitli vesilelerle ashâbına da öfkeli anlarında, hiddet telkin eden şeytandan Allah’a sığınmalarını öğütlemiştir. Mamafih bir defasında Hz. Peygamber’in yanında birbirine hakaret eden iki kişiden biri o kadar öfkelenmişti ki boyun damarları şişmiş, rengi değişmişti. Bunu gören Nebî (sav) şöyle buyurdu:
إِنِّى لأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ الَّذِى يَجِدُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ZATA SÖYLE EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM DERSE ÖFKESİ GİDER
HADİS: “Ben bir söz biliyorum, eğer şu zât o sözü söylese, öfkesi mutlaka gider.”
Orada bulunanlardan biri hemen adamın yanına giderek, Hz. Peygamber’in kastettiği “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm.” sözünü söylemesini tavsiye etti.
.Buhârî, Edeb, 44.
İNSANIN SIĞINMAYA İHTİYACI VARDIR
Bugün modern çağın insanının en büyük açmazı, Allah’dan uzaklaşarak kendini sığınaksız bırakmasıdır. Her türlü maddî imkâna ve en yüksek yaşam kalitesine sahip olmalarına rağmen bazıları için hayatın anlamını yitirmesi, buna paralel olarak zihinlerin intihara sürüklenmesi, bu açmazın en bariz göstergesidir. Üzüntü verici olan ise Allah’a inananların da kimi zaman böyle bir açmazın içine düşmesidir. Oysa sığınma, Yüce Yaratıcımızın gönlümüze yerleştirdiği güven içerisinde var kalabilme duygusudur. İstiâze, endişelerimizden, korkularımızdan, istemediklerimizden, her türlü kötülükten Allah’ın kudretine ve himayesine sığınmadır. O’ndan yardım talep etmedir. Ahlâklı olma, ahlâklı kalma çabasıdır. Sadece dilimizle Allah’ı anma ve O’na sığınma cümlelerini peş peşe sıralama değil, yalnız olmadığımızı gönlümüzün en derin yerinde hissetmedir. İstiâze, kendimizi, kulluğumuzu keşfetmenin aracıdır. Hayatımız ancak Allah’a yönelmekle, O’na iltica etmekle anlam kazanır.
Şu hâlde Müslüman kendisine en yakın olan Refîk-i A’lâ’ya/Yüce Dost’a sığınmalıdır. Bu sığınış, kulluğun en temel göstergesidir. Zira insan bununla hem kendi âcizliğini, güçsüzlüğünü hem de Allah’ın yüceliğini, kuvvet ve kudretini dile getirir. Dolayısıyla başta şeytan olmak üzere, onun karakterini taşıyan her tür varlığın kötülüğünden, içimize nüfuz edip bizi ayartmasından Allah’a sığınmak, kulluk vazifesinin bir parçasıdır. Bütün bunlardan sonra, Peygamber Efendimizin bize öğrettiği şu istiâze dilimizden eksik olmamalıdır:
« أَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى مَا يَجْمَعُ ذَلِكَ كُلَّهُ تَقُولُ اللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ بِكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَعَلَيْكَ الْبَلاَغُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ »
PEYGAMBERİMİZ(SAV) ÖRETTİĞİ DUA ALLAHIM PEYGAMBERİN SENDEN İSTEDİĞİ HAYIRLI ŞEYLERİ BİZDE İSTİYORUZ SANA SIĞINDIĞI ŞEYLERDEN BİZDE SANA SIĞINIYORUZ
HADİS: “Allah’ım! Peygamberin Muhammed’in senden istediği hayırlı şeyleri biz de istiyoruz. Peygamberin Muhammed’in sana sığındığı kötü şeylerden biz de sana sığınıyoruz. Yardım sendendir ve varış sanadır. Güç ve kuvvet sadece senin yardımınladır.”Tirmizî, Deavât, 88.
Peygamber Efendimiz dualarında şöyle buyurmaktadır:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الأَخْلاَقِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM BOZGUNCULUKTAN MÜNAFIKLIKTAN VE KÖTÜ AHLAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”Ebû Dâvûd, Vitr, 32.
أَنَّ النَّبِىَّ كَانَ يَتَعَوَّذُ مِنْ أَرْبَعٍ مِنْ عِلْمٍ لاَ يَنْفَعُ وَمِنْ قَلْبٍ لاَ يَخْشَعُ وَدُعَاءٍ لاَ يُسْمَعُ وَنَفْسٍ لاَ تَشْبَعُ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ŞUN DÖRT ŞEYDEN ALLAHA SIĞININ 1- FAYDA VERMEYEN İLİM 2- HUŞU DUYMAYAN KALP 3- KABUL EDİLMEYEN DUA 4- DOYMAYAN NEFİS
HADİS: Rasulullah, şu dört şeyden; fayda vermeyen ilimden, huşu duymayan kalpten, kabul edilmeyen duadan ve doymayan nefisten Allah’a sığınırdı.Nesâî, İstiâze, 2, 3.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ، وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM SIKINTIDAN HÜZÜNDEN ACİZLİKTEN TEMBELLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN AĞIR BORÇ ALTINA GİRMEKTEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Allah’ım, sıkıntılardan, hüzünden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ağır borç altına girmekten ve insanların bana üstün gelmesinden sana sığınırım. Buhari, Deavat, 36, 44.
Sevgili eşi Hz. Âişe’nin bildirdiğine göre bir gece secde hâlinde şöyle dua ediyordu:
اللَّهُمَّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM GAZABINDAN RIZANA CEZANDAN AFFINA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.” Müslim, Salât, 222.
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM FAKİRLİKTEN YOKLUKTAN VE ZİLLETTEN SANA SIĞINIRIM HAKSIZLIK ETMEKTEN VE HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTANDA SANA SIINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” Ebû Dâvûd, Vitr, 32
Rasulullah buyurdular ki:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ وَجَمِيعِ سَخَطِكَ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHM NİMETLERİMİN YOK OLMASINDAN SAĞLIĞIMIN BOZULMASINDAN CEZANDAN VE ÖFKENDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Nimetlerinin yok olmasından, sağlığımın bozulmasından, ansızın gelecek cezandan ve öfkene sebep olan her şeyden sana sığınırım.” Müslim, Rikâk, 96
Sevgili Peygamberimiz (sav), hayatının acı bir felâketle son bulmasından da Allah’a sığınır ve şöyle dua ederdi:
اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَدْمِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ التَّرَدِّى وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْغَرَقِ وَالْحَرِيقِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ يَتَخَبَّطَنِى الشَّيْطَانُ عِنْدَ الْمَوْتِ وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ فِى سَبِيلِكَ مُدْبِرًا وَأَعُوذُ بِكَ أَنْ أَمُوتَ لَدِيغًا
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIM YIKINTI ALTINDA KALMAKTAN YÜKSEK YERDEN DÜŞMEKTEN SUDA BOĞULMAKTAN YANGINDAN ÖLÜM ANINDA ŞEYTANIN ALDATMASINDAN DÜŞMANDAN KAÇARKEN ÖLMEKTEN ZEHİRLİ HAYVANLARIN SOKMASINDAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ım! Yıkıntı altında kalmaktan sana sığınırım, yüksek yerden düşmekten sana sığınırım. Suda boğulmaktan ve yangından sana sığınırım. Ölüm anında şeytanın gelip beni aldatmasından, senin yolunda savaş esnasında düşmandan kaçarken ölmekten ve zehirli hayvanların sokmasıyla ölmekten sana sığınırım.” Nesâî, İstiâze, 61
Sığınma ihtiyacını doğuran bir sebep de insanın huzur ve güven içinde var olma ihtiyacıdır. İnsan, çaresiz kaldığı, yaşamın sıkıntılarıyla baş etmekte zorlandığı durumlarda kendisini hayata bağlayacak ve ona güven verecek yüce bir varlığa sığınma ihtiyacı duyar.
اَمَّنْ يُجيبُ الْمُضْطَرَّ اِذَا دَعَاهُ وَيَكْشِفُ السُّوءَ وَيَجْعَلُكُمْ خُلَفَاءَ الْاَرْضِ ءَاِلٰهٌ مَعَ اللّٰهِ قَليلًا مَا تَذَكَّرُونَ
Hadis kaynaklarımızda aktarılan bilgiler, Hz. Peygamber’in, hem darlıkta hem de bollukta Allah’a sığınmayı yaşamının bir parçası hâline getirdiğini göstermektedir. Öyle ki büyük hadis âlimlerimizden İmam Nesâî, Sünen adlı kıymetli hadis kitabında “Kitâbü’l-İstiâze” (Sığınma Bölümü) adıyla müstakil bir bölüm ayırmış ve orada toplam yüz on bir hadis nakletmiştir. Bu hadislerde, müminin ahlâkî zaaflardan korunmasına ve kendisiyle hesaplaşmasına yönelik sığınmaların yanı sıra, kişinin elinde olmadan karşılaşabileceği ve hayatını zora sokacak dünyevî sıkıntı ve felâketlerden Allah’a sığınmasını ifade eden yakarışlar da dikkat çekmektedir.
Müslümanın Sığınma Anlayışı:
Müslüman için sığınma bir varoluş ahlâkıdır; sadece tehlikelerden korunmaya bağlı bir eylem değildir. Muhtemel tehlikelere karşı en sıkı tedbirleri aldığı durumlarda bile, Müslüman, varlığın tek sebebi olan Rabbine sığınmayı ihmal etmez. Müminin bu tutumu, kâinata hükmeden Yüce Yaratıcı’nın (cc) izni dışında hiçbir şeyin olamayacağı inancıyla alâkalıdır. Bizzat Resûlullah (sav) torunları Hasan ve Hüseyin için şöyle dua ederdi:
إِنَّ أَبَاكُمَا كَانَ يُعَوِّذُ بِهَا إِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ ، أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ ، وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ATANIZ İBRAHİM ŞU DUAYI YAPARDI HER TÜRLÜ ŞEYTANDAN HAŞEREDEN KEMDEN NAZARDAN ALLAHA SIĞININ
HADİS: “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı. Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Buhârî, Enbiyâ, 10.
Resûlullah’ın Müslümanlara öğrettiği bu dualarda geçen “Allah’ın tam kelimeleri” , “O’nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece ‘Ol!’ demektir, o da hemen oluverir.” âyetindeki “Ol!” buyruğudur.
HASTALIKTAN ALLAHA SIĞINMAK
Tedavi imkânlarının sınırlı olduğu Peygamber döneminde, çeşitli sıkıntılarla karşılaşan insanların ilk etapta Resûlullah’a gelmekten başka yapacak bir şeyleri yoktur, dolayısıyla Allah’a sığınarak kendilerini psikolojik bir güvence altına da almışlardır. Zira dinî bilginin ve telkinlerin insan psikolojisinde olumlu etkiler oluşturduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Hz. Peygamber, insan için zaman zaman psikolojik bir rahatsızlığa dönüşen “korku”ya karşı da müminleri Allah’ın tam kelimelerine sığınmaya davet etmiş, korkudan kurtulmaları için onlara şu duayı öğretmiştir:
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ غَضَبِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ وَمِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَنْ يَحْضُرُونِ
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BUYURDUKİ ALLAHIN GAZABINDAN KULLARIN ŞERRİNDEN CİN VE İNSAN ŞEYTANLARININ VESVESELERİNDEN ALLAHA SIĞINIRIM
HADİS: “Allah’ın gazabından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (onların) bana uğramalarından, Allah’ın tam kelimelerine sığınırım.” Ebû Dâvûd, Tıb, 19
İbadete düşkün bilge sahâbî Abdullah b. Amr, Peygamber Efendimizden (sav) naklettiği bu duayı yetişkin evlâtlarına öğretir, henüz aklı ermeyen küçükler için de yazıp boyunlarına asarmış.
GÜNLÜK HAYATTA OKUNACAK İSTİAZE DUALARI
PEYGAMBERİMİZ(SAV) MÜMİNLER YATAĞA GİRDİKLERİNDE ALLAH SIĞINSIN
HADİS: Müminlere yatağa girdiklerinde huzur içinde uyumaları için Allah’a sığınmalarını tavsiye eden Hz. Peygamber’in (sav) bunun dışında çeşitli zaman ve mekânlarda ağzından eksik etmediği sığınma duaları vardı.
PEYGAMBERİMİZ(SAV) EVDEN ÇIKARKEN ŞÖYLE DUA EDERDİ EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYDANİRRECİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM ALLAHIM AYAĞIMN KAYMASINDAN VEYA KAYDIRILMASINDAN SAPMAKTAN VEYA SAPTIRMAKTAN HAKSZLK ETMEKTEN VEYA HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN CAHİLCE DAVRANMAKTAN VEYA DAVRANILMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: O (sav), evinden çıkarken dışarıda yaşayabileceği olumsuzluklara karşı şöyle dua ederdi: “Bismillâh! Allah’ım! Ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, sapmaktan veya saptırmaktan, haksızlık etmekten veya haksızlığa uğramaktan, kaba/cahilce davranmaktan ya da davranılmaktan sana sığınırım.” 61
PEYGAMBERİMİZ(SAV) YOLCULUA ÇIKARKEN ALLAHIM YORGUNLUK VE SIKINTILARDAN YOLDAN KÖTÜ BİR ŞEKİLDE DÖNMEKTEN İYİ HALLERDEN KÖTÜ HALLERE DÜŞMEKTEN MAZLUMUN BEDDUASINDAN MALA VE AİLEYE GELECEK KTÜLÜKLERDEN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Yolculukta karşılaşabileceği her türlü sıkıntıdan daima Allah’a sığınan Sevgili Peygamberimizin, yolculuğa çıkmadan önce dudaklarının arasından şu cümleler dökülürdü: “Allah’ım! Yolculuğun yorgunluk ve sıkıntılarından, yoldan kötü bir şekilde dönmekten, iyi hallerden kötü hallere düşmekten, mazlumun bedduasından, mala ve aileye gelecek kötülüklerden sana sığınırım.”
PEYGAMBERİMİZ(SAV) BİR YERDE KONAKLADIĞI ZAMAN ALLAHIM İHTİYARLIKTAN KEDERDEN ACİZLİKTEN CİMRİLİKTEN KORKAKLIKTAN BORÇ SIKINTISINDAN HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN SANA SIĞINIRIM
HADİS: Bir yerde konakladığında ise Allah’a şöyle sığınırdı: “Allah’ım! İhtiyarlıktan, kederden, âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç sıkıntısından ve güç sahibi olan kişilerin haksızlığına uğramaktan sana sığınırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder