pub-6450042492155979 İRFAN AKDOĞANIN TÜM SİTELERİ: İSRAF VE BİLİNÇSİZ TÜKETİM

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

17 Şubat 2025 Pazartesi

İSRAF VE BİLİNÇSİZ TÜKETİM

 اَعُوذُ بِاللَّهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ بِسْــــمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيـم

https://www.youtube.com/live/sW6BwwnvSB4

İSRAF VE BİLİNÇSİZ TÜKETİM
Dünyada 1.5 milyar insan açlık savaşı veriyor. Her 5 saniye de bir çocuk ölüyor.
İnsanın değeri kendisine verilen nimet ve yeteneklerle yakından ilgilidir. Düşünme, fikir üretme, bilgi sahibi olma, karar verme ve isteği doğrultusunda amel edebilme yeteneği onu diğer yaratıklardan ayıran başlıca özelliklerdir.
Tüketim ve harcamada; en aşağı derecede cimrilik, ortası iktisat, aşırısı ise israftır. Allah, Kuran’ı mümin kullarının niteliklerini sayarken şöyle buyuruyor:
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ MÜMİN ALLAHIN VERDİĞİ NİMETLERDEN FAYDALANACAK NİMETLERE ŞÜKREDECEK AMA İSRAF VE CİMRİLİKTEN SAKINACAKTIR
HADİS: “Allah, kulunun üzerinde nimetin görülmesinden hoşnutluk duyar.”( Tirmizî, Edeb, 54, .V, .124) İşte mümin, Allah’ın verdiği nimetlerden yararlanacak, bu nimetleri verene de şükredecektir. Yalnız bu nimetlerden yararlanırken Allah’ın sevmediği iki huydan da sakınacaktır. Bu huylar israf ve cimriliktir.
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ HZ MUAZI YEMENE VALİ TAYİN EDERKEN LÜKS VE İSRAF İÇİNDE YAŞAMAKTAN SAKIN DİYE EMİR VERMİŞTİR
HADİS: Efendimiz (s.a.v.) Hz. Muaz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken: “Lüks ve israf içinde yaşamaktan sakın. Çünkü Allah’ın kulları, nimetler içerisinde yüzer değildir.” Buyurmuştur.
Mal ve Servetin sahibi Allah, biz onun mülkünde emanetileriz
Mal, kişinin malik olduğu eşyanın hepsini ifade eder. İslâm inancına göre, evrendeki her şey Allah’a aittir. İnsanların elde ettiği mal ve mülkün hepsi O’nundur.
İslâm’da kişiler mülklerinde veya sahip oldukları değerlerde sınırsız tasarruf hakkına sahip değillerdir. Başka bir ifade ile kişinin, “nasıl olsa mülk bana aittir, sahip olduğum maddî ve manevî değerleri, gerek fert gerekse toplumsal bazda fayda ve zararı gözetmeden kullanma hakkına sahibim.” deme özgürlüğü yoktur.
İslâm, kişiyi servet edinmede nasıl birtakım kurallarla bağlı kılmışsa, elde edilen servetin tüketimi ya da tasarrufunda da meşrû ölçüler doğrultusunda hareket edilmesini öngörmüştür.
Helalinden kazanacaksın,
Karaborsa, faiz, yalan, hile ve aldatmaya gitmeyeceksin,
Başkasının hakkını gasbetmeyeceksin,
Çalıp çırpmadan kazanacaksın
İSRAFIN ANLAMI
Arapça bir kelime olan israf “serefe” kökünden gelmektedir. Seref, yemek, içmek, giyip, gezmek gibi meşru ve mübah olan hususlarda ma’kul ve ma’ruf sınırı aşmak demektir. İnsan fiillerinde sınırı aşana, aşırılık yapana, dengesiz harcama yapan kimseye de müsrif denir.
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ İSRAF YEME İÇME GİYİM KUŞAM ALIŞ VERİŞ UYKU VEİSTİRAHAT GİBİ HER TÜRLÜ DURUM VE DAVRANIŞTA SINIRI AŞMAKTIR
HADİS. İsraf "yeme içme giyim kuşam alış veriş uyku ve istirahat hatta konuşup yazmak gibi her türlü hâl ve davranışta sınırı aşmaktır" diye tarif ediliyor.
İsraf; herhangi bir konuda aşırı gitmek, doğru ve gerçek olandan sapma, meşrû sınırların ötesine geçme; imkanları ve sahip olunan değerleri, gerekli görülen yerler dışında veya gereğinden fazla harcama(Taberî, Câmiu’l-Beyân, Mısır 1374, VII, 272) anlamına gelmektedir.
AYET: İsraf kelimesi iki âyette, ( Nisâ,4/6;Al-i İmran, 3/147) bunun fiil ve isim şeklindeki türevleri ise, 21 âyette geçmektedir. Bunlardan 4 tanesi yeme-içme-giyme ile ilgilidir. Yani insanların tabiattan ürettiklerinin israf edilmemesi konusundadır. Ayrıca israf anlamına gelen “tebzîr” ve türevleri de kullanılmaktadır. Bu kelimeler, hadislerde de yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “meşrûiyet sınırını aşanlar” için sık sık “müsrif” ve “müsrifîn, müsrifûn” kelimeleri kullanılmaktadır.
İsraf nimeti küçümsemektir. İsraf şükre de zıttır. İsraf aynı zamanda bereketsizliğin de sebebidir. israf beden ve çevre sağlığını da bozan sebeptir.
İslam’ın emri iktisattır. İktisat; tüketim ve harcamada itidal üzere olmak, lüzumundan fazla ve noksan harcamaktan kaçınmaktır. İsrafın mukabili olan iktisat, mü’minlerin bâriz vasıflarından birisidir.
Meselâ birine bir hediye verilse o da verenin gözü önünde onu çöpe atsa; hiç şüphesiz o hediyeyi küçümsemiş olur. Hatta diliyle teşekkür etse bile bu tavrıyla teşekküre zıt bir davranış sergilemiş olur. Cenâb-ı Hakkın sonsuz rahmetiyle verdiği nimetleri israf etmek de o nimetleri küçümsemek anlamını taşır. Hem israf kanaatsizliği doğurduğu için çalışma şevkini kırar. İnsanı tembelliğe atar. Şükredeceği yerde devamlı şikâyetçi olur.
Zamanı “öldürmek”, sahip olunan ilmi insanlarla paylaşmamak, ALLAH’ın emanet olarak verdiği bedene fiili dua anlamında iyi bakmamak, çocukları ALLAH’tan ve imandan uzak yetiştirmek gibi ALLAH’ın bahşettiği her nimetin, ALLAH rızası dışında gereksiz yere harcanması israftır. Ayrıca israf Cenâb-ı Hakkın ihsan ettiği nimeti küçümseme anlamını taşıdığı için de o nimetten mahrum olmaya sebep olur.
İslâm’da İsraf Âyet Ve Hadislerle Yasaklanmıştır.
وكُلُواْ وَاشْرَبُواْ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ YİYİNİZ İÇİNİZ İSRAF ETMEYİNİZ ALLAH İSRAF EDENLERİ SEVMEZ
AYET: “...Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (A’râf, 7/31) âyeti israfın haram olduğunu açıkça dile getirmektedir.
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيراً. إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُوراً.
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ GEREKSİZ YERE SAÇIP SAVURMA ZİRA SAVURGANLAR ŞEYTANIN DOSTLARIDIR
AYET: “Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.”( İsra, 17/26-27)
وَهُوَ الَّذٖى اَنْشَاَ جَنَّاتٍ مَعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا اُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُوا مِنْ ثَمَرِهٖ­ اِذَا اَثْمَرَ وَاٰتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهٖ وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ
AYET: “Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O'dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yeyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am Suresi, 141)
Hz. Peygamber (s.a.s.) de
كُلُوا وَاشْرَبُواْ وَتَصَدَّقُوا وَالْبَسُوا في غَيْرِ إسْرَافٍ وَ مَخِيلَةٍ
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ DERE KENARIN AKAN SUDAN ABDEST ALSAN BİLE SUYU İSRAF ETME
HADİS: “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz.”( Nesâî, Zekât, 66,.V, 79) sözü ile israfın yasaklığını ifade buyurmuştur. Dikkat çekici bulduğumuz şu olay İslâm’ın israf konusunda ne denli titiz olduğu hususunda bize yeterli fikir vermektedir:
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ
HADİS: Bir defasında Hz. Peygamber (s.a.s.) Sa’d’e uğradı. Sa’d bu esnada abdest alıyordu. Resûlullah (a.s.), (onun suyu aşırı kullandığını görünce);
فقَالَ مَا هذَا السَّرَفُ "Bu israf nedir"? diye sordu. Sa’d de,
فقَالَ أفِي الْوُضُوءِ إسْرَافٌ؟ "Abdestte de israf olur mu?" dediğinde Hz. Peygamber (s.a.s) de
, قَالَ نَعَمْ وَإنْ كُنْتَ عَلى نَهَرٍ جَارٍ “Evet, hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile” şeklinde cevap verdi.( İbn Mâce, Taharet, 48, I,.148)
İslâm’da helâlinden kazanmak ve bu kazancı uygun şekilde ve gereği gibi kullanmak temel esas ve hedeftir. Dinimizde, haram kazanç yerildiği gibi, helâl kazancın da gerekli ölçüler çerçevesinde kullanılmaması kınanmış hatta yasaklanmıştır. Kazancın ya da sahip olunan değer ve nimetlerin gereği gibi kullanılmaması, israf kavramı ile ifade edilmektedir ki, İslâm’da, her çeşidiyle israf haram kılınmıştır.
Dinimiz ibadetlerde bile itidali emrediyor, aşırılığı yasaklıyor. Kazandığımız malı ve sahip olduğumuz imkanları kullanırken de her türlü israf ve aşırılıktan uzak durmamız gerekiyor. Çünkü eriştiğimiz nimet ve imkanlar Allah’ın bizlere lütfettiği emanetlerdir. Bunları, Allah’ın rızasını kazanmaya ve topluluğun mutluluğuna vesile olacak şekilde harcamaya mecburuz.
İçki, kumar, fuhuş gibi ferdi ve sosyal zararları olan yerlerde malı harcamak israftır, haramdır. Dinimizin yasakladığı şeylerle lüks sayılan maddelerin tüketimi israf olduğu gibi helal olan maddelerin ihtiyaçtan fazla tüketimi de israftır.
Toplumumuzda israf hemen her türüyle yer almaktadır. Ancak biz en çok karşılaştığımız israf alanlarına kısaca işaret ederek bazı değerlendirmelerde bulunacağız.
İnsan İsrafı
Yeme-İçmede (gıda) İsraf
Giyim-Kuşamda (moda) İsraf
Törenlerde Yapılan İsraf
Zamanın İsrafı
Emek İsrafı
Kaynakların İsrafı
Enerji İsrafı
1. İNSAN VE INSANA AIT DEĞERLERIN ISRAFI
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ ALLAHIN HAYAT ADINA SİZE SUNDUĞU NİMETLERİ İSRAF ETMEYİN
AYET: Allah’ın (cc) hayat adına bize sunduğu imkanları, bizler baki hayatımız için bir fırsat bilmeliyiz. Cennet karşılığı nefislerimizi ve mallarımızı sermaye yapabilmeliyiz. (Tevbe, 9/111)
ثُمَّ صَدَقْنَاهُمُ الْوَعْدَ فَاَنْجَيْنَاهُمْ وَمَنْ نَشَآءُ وَاَهْلَكْنَا الْمُسْرِف۪ينَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ ONLARA VERDİĞİMİZ SÖZLERİ YERİNE GETİRDİK İSRAF EDENLERİ İSE HELAK ETTİK
AYET: “Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz (başka) kimseleri kurtardık. Müsrifleri ise helak ettik.” (Enbiya, 21/9)
قَالُوا طَآئِرُكُمْ مَعَكُمْۜ اَئِنْ ذُكِّرْتُمْۜ بَلْ اَنْتُمْ قَوْمٌ مُسْرِفُونَ
وَلَا تُط۪يعُوٓا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ اَلَّذ۪ينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ FESAT ÇIKARAN İSRAF EDEN YÖNETİCİLERE İTAAT ETMEYİN
AYET: “Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin.” (Şuara, 26/151,152)
2. İNSANIN SAHIP OLDUĞU IMKANLARIN VE KENDISINE EMANET EDILEN NIMETLERIN ISRAFI
Allah Rasulu (sav)’in نعمتان مغبون فيهما كثير من الناس، الصحة والفراغ
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ İKİ NİMET VARDIKİ İNSANLAR BUNDA ALDANMIŞTIR SAĞLIK VE BOŞ ZAMAN
HADİS. “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunlarda aldanmıştır. Sağlık ve boş vakit.”(Buhari, Rikak,1; Tirmizi, Zühd,1) hadiside insanın yerinde ve ölçülü kullanmadığında tükeneceği nimetleri anlatır. Bu nimetler ile beraber ömür ve gençliğimizin hesabıda bizden sorulacak. Bu konu ayrı bir vaaz konusu olduğu için bununla iktifa edelim.
Ancak üzerinde durulması gereken ekmek, su, enerji gibi bir başka kardeşimizin hakkını ilgilendiren hatta gelecek nesillerimizin hakkına girmenin söz konusu olduğu, bizlere nimet olarak verilen imkanlarında israf edilmemesi gerekiyor. Bununda yeri gelmişken bir iki tanesine vurgu yapalım.
Değerli Kardeşlerim,
Yerini bulmayan bir tuğla parçası, yırtılıp atılan bir kâğıt, hayvanın yemesi gerekirken çevreye atıp saçtığımız meyve kabuğu vs. bir israftır. Dünyada gıda israfı ciddi boyutlara ulaşmıştır. Gıda üretiminin üçte biri israf edilmektedir. Oysa israfın dörtte bir oranında azaltılmasıyla yetersiz beslenen 842 milyon insanın gıda ihtiyacı karşılanabilmektedir. Ecdadımız sofrada ufalanan ekmek parçalarını atmazlar, bayatlayan parça ekmekleri de sulu yemeklerde tüketirler, çöpe ekmek atmazlardı.İNSANIN İSRAFI
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ İNSAN EN DEĞERLİ VARLIK OLDUĞUNA GÖRE ASIL İSRAF EDİLMEMESİ GEREKEN İNSANDIR
AYET: Yaratılmışlar içinde en değerli yaratık insan olduğuna göre, yerde ve göktekilerin insan için yaratılıp, insana hizmet ettiğine göre, asıl israf edilmemesi gereken şey insandır. (Bakara 2/29; İbrahim 14/32)
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ İSRAF İNSANIN YAPTIĞI ŞEYLERDE HADDİ AŞMASIDIR
HADİS. İsraf: “İnsanın yaptığı şeylerde haddi aşmasıdır” diye tarif edilmiş.(El-Müfredat, Ragıb, İsraf maddesi.) Rabbine ibadet etmesi için yaratılan insanın, isyan etmesi haddi aşmaktır. Dünyadan cennete doğru uzanan sırat-ı müstakimden çıkıp, cehenneme doğru yol alması haddi aşmaktır, israftır.
Sırat-ı müstakimde, insanlara kılavuzluk yapan peygamberlere uymaması, onların kılavuzluğunu reddetmesi kendini israftır.
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ PEYGAMBERİ İNKAR EDENLER MÜSRİFTİR
AYET: Peygamberi inkar edenlerin كَذٰلِكَ يُضِلُّ اللّٰهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ مُرْتَابٌ (Mü’min 40/34; Yasin 36/19).
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ KAFİRLER MÜSRİFTİR
AYET: Kur’an’a inanmayanların müsrif olduğunu اَفَنَضْرِبُ عَنْكُمُ الذِّكْرَ صَفْحًا اَنْ كُنْتُمْ قَوْمًا مُسْرِفٖينَ (Zuhruf 43/5) haber verir Rabbimiz. Kılavuzu takip etmeyen, cehalet ve küfür bataklığına çakılıp boğulan insan kendisini israf etmiştir.
İnsanın da israfı; (Hani ekmeğin israfı nasıldır? Yenilmesi gerekirken çöplüğe atılması israftır) İnsanın da cennete girmesi gerekirken cehenneme gitmesi israftır. Onun için en büyük israf budur.
İki gözü dünyaya kapalı, Allah’a açık olanlar, iki gözü dünyaya açık, Allah’a kapalı olanlardan daha iyidirler. Hac suresinin 46. ayetinde açıklandığı gibi, asıl körlük gönül körlüğüdür. Gözleri görmeyen kaldırımdan düşebilir. Gönül gözü kör olanların düşüşü ahrette akıl almaz şekilde olacaktır..
İki gözü de kör olan İbni Ümmü Mektum, İran’ın fethinde Kadisiye’de kör gözleriyle sancağı elinde tutarak İranlıların hakkı görmelerine sebep olmuştur.
YEME-İÇMEDE İSRAF
İnsanoğlu hayatını sürdürebilmek için çok çeşitli ihtiyaç maddelerini temin etmek zorundadır. Yiyecekten giyeceğe, barınmaktan ısınmaya, taşıttan zorunlu kullanım eşyasına kadar nelere muhtaç değiliz ki...
Varlığımız ve iş yapma gücümüzün devamı için gerekli gıdaları almak insanî olduğu kadar dinî bir görevdir. İnsan bu görevi yerine getirirken yeteri kadar gıdayı almak mecburiyetindedir.
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ GEREĞİNDEN FAZLA YİYİP İÇMEK HARAMDIR
AYET: Yüce Dinimiz, ihtiyacımız olan gıdayı azaltıp iş gücümüzü kaybetmeyi tasvip etmediği gibi, gereğinden fazla yiyip içmeyi de yasaklamıştır (A’râf, 7/31).
İnsan karnını tıka basa, ölçüsüzce doldurmayacak, ama güç ve takatten düşecek derecede de aç durmayacaktır. Hz. Peygamber (s.a.s.),
مَا ﻣﻸ آدَمِىُّ وِعَاءً شَرّاً منْ بَطْنٍ، بِحَسَبِ ابنِ آدَمَ لُقَيْمَاتٌ يُقْمِنَ صَلْبَهُ، فَإنْ كَانَ َﻻ مَحَالَةَ فَاﻋﻼ، فَثُلُثٌ لِطَعَامِهِ، وَثُلُثٌ لِشَرابِهِ، وَثُلُثٌ لِنَفَسِهِ
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ YEMEK YEDİĞİNİZ ZAMAN MİDENİZİN 3TE 1 İNİ YEMEĞE 3 TE 1İNİ İÇMEYE 3 TE 1İNİDE NEFES ALMAYA AYIRSIN
HADİS: “ Ademoğlu, karnından daha şerli bir kap doldurmamıştır. İnsana belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Yemek yediği zaman, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeğe, üçte birini de nefes almaya ayırsın.”( Tirmizî, Zühd, 47. .V, .590) sözüyle haddinden fazla yemenin insanı sürükleyeceği zarara dikkat çekmektedir.
Günümüz toplumlarına şöyle bir göz attığımızda, yapılan yiyecek ve içecek israflarının haddi hesabının olmadığını görmek hiç de zor olmasa gerektir.
Çöplere atılan ekmeklerin, dökülen yemeklerin, boşa akan suların, milyonları bulan şehirlere yetecek miktara ulaştığından bahsedilmektedir. Oysa gerek ülkemizde gerekse dünyada, hoyratça atılan bir parça ekmeğe, dökülen bir tabak çorbaya hatta umursamadığımız miktarda musluklardan sızan bir damla suya muhtaç ne kadar da insan vardır. Bilerek veya bilmeyerek çöpe attığımız ekmeklerde bütün bir millet hakkının bulunduğunu hiç düşündük mü? İşte bütün bunları, ruh terbiyesinden, maneviyattan dahası Allah’a gerçek manada kul olmaktan uzak olmanın sonucu olduğunu görmekteyiz. Halbuki, müminin, yemek yerken sofrasına düşen kırıntıları bile toplayarak yemesi onun terbiyesinin sadece bir parçasıdır.
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ EKMEĞE HÜRMET EDİNİZ ZİRA EKMEK YERİN VE GÖĞÜN BEREKETİDİR
HADİS. “Ekmeğe hürmet ediniz zira ekmek göğün ve yerin bereketidir. Sofradan düşen kırıntıları alıp yiyen kişiyi Allah mağfiret eder”
EKMEĞE HÜRMET EDİNİZ
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ekmeğe hürmet ediniz. Zîrâ Allâhü Teâlâ onu rızıkların en şereflisi kılmıştır. Kim ekmeğe hürmet ederse Allâhü Teâlâ da ona ikramda bulunur.” buyurmuşlardır.
Ekmeğe hürmet etmeli, ayakaltına, pis yerlere, çöplüklere atmamalı, onu hor görmemeli, âdî şeylerde kullanmamalı ve onunla bir şeyi temizlememelidir.
Ekmeğin kızarmış, kabarmış tarafını veya ortasını yiyip kenarlarını yememek israftır. Şâyet onlar da yenilecekse bir mahzur yoktur. Tabağındaki artıkları ekmekle sünnetleyip onu da yemelidir.
İhtiyaçtan fazla ekmek almak, sofraya fazla ekmek koymak, ekmek parçalarını ve kırıntılarını yememek israftır. Bunlar da ekmeğe hürmetsizliktir.
Âbidlerden biri bir arkadaşına birkaç tane ekmek ikram etti. O da, en iyisini, güzelini seçmek için ekmekleri alıp çevirmeye başlayınca âbid sitemle dedi ki: Öyle yapma! Senin alıp sonra beğenmeyip bıraktığın o ekmekte ne kadar çok hikmetler olduğunu, onda ne kadar çok kişinin hakkı, emeği olduğunu biliyor musun? Suları taşıyan buluttan, toprağı sulayan sudan, rüzgârdan, topraktan, onu ekip toplayan insan ve bu işte çalışan hayvanlardan sonra nihâyet sana gelmiştir. Bu kadar emekten sonra sen de alıp elinde çeviriyor sonra da beğenmiyorsun.
İhyâu Ulûmiddin’de geçen bir hadîs-i şerîfte şöyle buyuruldu:
“Sana ikram edilip önüne gelen ekmeği elinde çevirip de beğenmemezlik etme. Zîrâ onda üçyüz altmış hâdimin emeği vardır.
Birincisi Mîkâil Aleyhisselâmdır. O Allâhü Teâlânın rahmet hazînesinden yağmuru sevk eder.
Sonra bulutları sevk eden melekler, güneş, ay, diğer gök cisimleri, diğer melekler, yeryüzündeki hayvanlar… en sonra da ekmeği pişiren fırıncıdır.Üç sey kalbe kasvet verir : 1- Çok yemek, 2- Çok uyumak,3- Çok rahatlik. (Ramuz : S/264)
Bir Hadis-i Şerif'te ise şöyle buyurulur;
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ CANININ ÇEKTİĞİ HERŞEYİ YEMEN İÇMEN ŞÜPHESİZ İSRAFTIR
HADİS: Canının çektiği ve arzu ettiğin her şeyi yemen, şüphesiz israftır!” (İbn-i Mâce, Et‘ime, 51) Peygamberimiz(s.a.v)'ce buyrularak böyle bir hareket, ölçüsüzlük olarak telâkki edilmiştir. Allâh dostlarına göre ise şeriatte doyduktan sonra yemek israf, tarîkatte doyuncaya kadar yemek israf, hakîkatte de Allâh'ın huzûrunda olduğunu unutarak yemek israftır.
"Kurtarıcı üç şeyden biri, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, iktisada riayet etmektir."Beyhaki
Sanki Yedim Camiinin hikayesi. Keçeci Hayreddin Efendi’nin İstanbul Fatih’teki 18 yy. da İstanbul’da Keçeci Hayreddin Efendi canının istediği aperatif türü yiyecekleri sanki yedim diyerek bir kumbaraya atıyor. Yıllarca böyle para biriktiriyor. Sonunda kumbarayı açtığında çok parasının olduğunu görüyor ve bununla bir cami yaptırmaya karar veriyor. Bu cami halen İstanbul Fatih’te Sanki Yedim Camii adıyla ibadete açık. Hayreddin Efendinin amel defteri de açık.
İstanbul fırıncılar odası başkanı açıkladı: istanbulda günde 2 milyon ekmek çöpe atılıyor. (NTV haberi 16 Ağustos 2011 Salı) Türkiye Fırıncılar Federasyonu verilerine göre Türkiye'de günlük ekmek üretimi yaklaşık 120 milyon adet. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de her gün ortalama 10 milyon 80 bin ekmek çöpe atılıyor. Çöpe atılan ekmeklerin maddi tutarı ise 7 milyon 56 bin lirayı aşıyor. Türkiye'de bir yılda israf edilen ekmek ortalama 450 bin ton buğdaya karşılık geliyor. (07.03.2012 /ANKARA) Yere düşen ekmek gördüğümüzde kaldırır, yüksek bir yere koyarız. Hatta öpüp alnımıza koyar, öyle bırakırız. Ekmeğe gösterilen bu saygı ve nimetlere şükür, günümüz çocuklarına yeterli öğretilmiyor. Hatta bu nimetlere şükürsüzlükle de sınırlı kalmıyor, hiçbir şeyden memnun olmayan yeni nesiller yetiştiriliyor. Verilen nimetlere karşı şükür ve saygı hissiyatları geliştirilmediği takdirde çocukta nankörlük, duyarsızlık oluşuyor. Tohum olarak tarlaya atıldıktan hasat edilmesi, değirmende un olması, hamur haline getirilerek pişirilmesi ve nihayet bize ulaşmasında kim bilir kaç kişinin alın teri vardır? Acaba çarşıdan buğday alarak kendimiz imal etmeye çalışsak, bu fiyata bu kalitede ekmek yapabilir miyiz?ABD’de yılda 30milyon ton gıda çöpe atılıyor. Uzmanlar çöpe atılan bu miktarla 80 milyon kişinin doyacağını ifade ediyorlar. 7 yıldır gönüllü olarak, her gün 3 sokaktan, çöpe atılan 2 çuval ekmek toplayan Gökbulut, yaşanan israfa dikkati çekmek için TBMM Dilekçe Komisyonuna mektup göndermişti. Ülkemizde Satılmak Üzere Marketlere Gelen Sebze Ve Meyvaların : Halde %10'u, %15'i Markette , %15'i De Satın Alınan Ev Ve İş Yerlerinde Çöpe Atılıyor. Toplam: %40Otellerdeki israf ayrı bir konu Yiyecek İçecek Yöneticileri Derneği'nin, Alanya ile Fethiye arasındaki sahil bandında bulunan 5 Yıldızlı tesislerde yaptığı araştırmada, bu bölgede günlük üretimin bir kilo aşağıya çekilmesi halinde toplam tasarrufun 60 bin tonu bulacağına dikkat çekiliyor. Bin kişilik otelde dökülen yemek 200 kişiye çok rahat yeter. Yıllık 30 milyona yakın turist alan Türkiye, otellerde yapılan ikramlarda da çok büyük bir israfa sahne oluyor. Açık büfe yemekler hazırlayan otellerde arta kalan yiyecekler çöpe dökülüyor. Yiyecek İçecek Yöneticileri Derneği'nin araştırmasına göre, her üç tabak yemekten biri çöpe dökülerek israf ediliyor. Araştırmayı yapan uzmanlar, otellerde kişi başına 5,5 kilo yemek hazırlandığına dikkat çekiyor.
GİYİM-KUŞAMDA İSRAF (MODA)
insanlık âlemine şöyle bir göz atıldığında kaynağı her ne olursa olsun bütün toplumlarda giyinmenin bir zorunluluk olduğu görülür. Bazen dinden bazen örften kaynaklanabilir. Öyle ki, giyim-kuşamın tarihsel kökeni, ilk insana kadar dayanmaktadır. ثُمَّ لَتُسْپَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعيمِ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ İNSANLAR KENDİLERİNE VERİLEN HER NİMETTEN HESABA ÇEKİLECEKLERDİR
AYET: insan kendisine verilen her türlü nimetten sorguya çekilecektir.( Tekâsür, 102/8)
TÖRENLERDE YAPILAN İSRAF
Evlilik, sünnet ve cenaze törenleri gibi Her milletin kendine özgü belirli törenleri vardır. Bir milletin elbette eğlenebileceği, bazı dinî ve millî duygularını canlı tutacağı, toplumsal birlikteliği perçinleyici törenleri olacaktır. Ancak niteliği ve dayanağı ne olursa olsun, yapılan merasimlerde milli ve manevî değerlerin zedelenmemesi temel amaç olmalıdır. Nasıl olsa yılda veya ömürde bir gün veya bir gece anlayışı ile başta israf olmak üzere her şey mubah görülmemelidir.
Nitekim günümüzde servetlerin düğün törenleri ve benzeri törenlerde ölçüsüzce israf edildiğini, yapılan davranışların meşrûluk kapsamında olup olmadığının hiç dikkate alınmadığını görmekteyiz. Anlamsızca kırılan tabaklar, yakılan masalar, tüketilen alkollü içkiler ve dahası...
Ülkemiz gibi dar gelirlilerin çoğunlukta olduğu bir ülkede harcanan bu paralarla kaç öğrenciye burs verilir, kaç fakirin karnı doyurulur...
ZAMANIN İSRAFI
Her şey zaman içinde varolmakta, gelişmekte ve yine zaman içinde yok olmaktadır. İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan ilim, servet ve diğer bir çok değer, zaman içinde elde edilebilmektedir. Zamanı, gerektiği şekilde değerlendirebilenler hem dünyada hem de âhirette huzuru yakalayacaklardır.
Kur’an-ı Kerim’de إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ وَالْعَصْر ِ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ ZAMANA YEMİN OLSUNKİ BURADA ALLAH ZAMANIN KIYMETİNİ BİZE ANLATIYOR
AYET: “ Asra yemin ederim ki insan ziyan içindedir...” (Asr, 103/1-2) buyurularak zamanın öneminin bir sûre ile vurgulanması gerçekten anlamlıdır. Ve Allah değerli olan şeylere kuranda yemin etmektedir. Zaman da bu önemli şeylerden biridir. Sevgili Peygamberimiz de;
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَةُ وَالْفَرَاغُ
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ SAĞLIK VE BOŞ ZAMAN İNSANLARIN KIYMETİNİ BİLMEDİKLERİ ÇOK BÜYÜK NİMETLERDİR
HADİS: “İki nimet vardır ki insanların çoğu bunların değerinden habersizdirler. Bunlar sağlık ve boş zamandır”( Buhâri, Rikâk, 1, .VII, 170) buyurmak suretiyle zamanın ve sağlığın önemine dikkat çekmiştir.
Hayatımız, saniyelere, dakikalara bağlı değil midir? Bütün servetler feda edilse, Rabbimizin takdir ettiği ömrümüz bittiğinde bir saniyemizi geri getirme gücümüz ve imkanımızın olmadığı düşünülürse, zamanın bizler için ne derece önemli olduğu daha iyi anlaşılır.
İnsan hayatında her şeyin zamanla bir bağlantısı var. İbadetlerimiz zamana bağlı, uykumuz, dahası insan olarak her şeyimiz zaman mefhumu içinde dönüp dolaşmaktadır. Üzülerek belirtelim ki, israf ettiğimiz değerlerin başında zaman israfı gelmektedir. Hiçbir gayeye, amaca matuf olmayan ömür ve ideal sahipleri, zaman bittiğinde hüsranın en büyüğünü yaşayacaklardır.
Bir insanın Allah’ın verdiği ömür nimetini pervasız ve sorumsuzca tüketmesinden daha üzücü ne olabilir? Hz. Peygamber (s.a.s);
لاَ تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ
RESULULLAH(SAV) BUYURDUKİ HİÇBİR KUL KIYAMET GÜNÜNDE NEREDE TÜKETTİĞİNDEN NE İŞLER YAPTIĞINDAN NEREDEN KAZANIP NEREDE HARCADIĞINDAN VE BİLDİKLERİNİ YAŞAYIP YAŞMADIĞINDAN HESABA ÇEKİLMEDİKÇE YERİNDEN KIPIRDATILMAZ
HADİS: “Hiçbir kul, kıyamet gününde,
Ömrünü Nerede Tükettiğinden,
İlmiyle Ne Gibi İşler Yaptığından,
Malını Nereden Kazanıp Nerede Harcadığından,
Vücudunu Nerede Yıprattığından Ve
Bildiklerini Yaşayıp Yaşamadığından sorguya çekilmedikçe bulunduğu yerden kıpırdayamaz.” (Tirmizî, Kıyâmet, 1, .IV, .612) sözüyle insanın sorguya çekileceği değerlerin başlıcalarına işaret etmiştir.
İnsanın kendisine biçilen ömrü, en güzel şekilde değerlendirmesi, yaşadığı zamanı iyi değerlendirilmesi ile mümkündür. Zamanını iyi değerlendirmeyen kimsenin ömrünü iyi değerlendirdiği iddia edilemez. İşlerini, güçlerini bir tarafa bırakıp, lüzumsuz mekanlarda hoyratça zaman harcayan insanların, ömürlerini iyi değerlendirdikleri söylenebilir mi?
Bazıları diyorlar ya; “Vakit geçiremiyorum, vakit geçmiyor, vakit geçirmek için yaptım” Genelde haram ve malayani işlerler meşgul olan kimselerin kabahatlerine mazeretleri böyledir. Vakit geçmiyor. Nedir vakit? Müslümanın vakti nasıl geçmelidir? Boş zamanlar kimler için vardır?
Saatlerce tv başında o kanal benim bu dizi senin, ardı arkası kesilmeyen yayınlarla gününü gecesini heder edenler, kahve köşelerinde saatlerce köşe dönmeyeye, fayans dizmeye çalışanlar, boş boş oturanlar (ki peygamber boş duran insana bile selam vermediğni hatırlayalım)dedikodu, gıybet, iftira, yalan konuşılan, içki masalarında, rezil ortamlarda, haram işlenen yerlerde bulunanlar acaba o zamanlarının hesabını nasıl verecekler. Bunların her biri birer zaman israfı aynı zamanda günah değil midir?
İnsanın boş zamanı yoktur. Boş zaman tembellerin, ahmakların ve akılsızların uydurduğu bir kelimedir. Allah (c.c.) zamanı insanlar için, insanları da “kendisini bilmesi” için yaratmıştır. Harcanan zaman değil, insandır. Öldürülen de zaman değil, insanın kendisidir. Boş zamanlar boş kafalar için vardır.
Dini öğrenmeye, yaşamaya sıra geldi mi “vakit bulamıyorum, vaktim yok” diyenler gaflet içindedirler. Allah cümlemizi gaflet uykusundan uyandırsın
Yüce Allah müminlerin özelliklerinden bahsederken, وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ O MÜMİNLERKİ BOŞ VE FAYDASIZ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRİRLER
AYET: “Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler” (Mü’minûn, 23/3) ifadesini kullanmaktadır. Buna göre müminin huzuru yakalayabilmesi için, dünya ve âhiretine, kendisi ve topluma faydası olmayacak her şeyden uzak durması gerekli temel şarttır.
EMEK İSRAFI
İsrafın en kötüsü, insan ve emeğin zayi edilmesidir. İnsana, insanüstü bir değer verip onu yüceltmek israf olduğu gibi, onun kadrini ve kabiliyetini bilmemek de israftır.
Çocuklara önem vereceğiz diye, büyükleri ihmal etmek, onları horlayıp dışlamak israftır.
Bilgili ve becerikli insanları değerlendirmemek ve onları faydalı olamayacakları sahalarda çalıştırmak israftır.
Bir emanet olan devlet ve millet işlerini; ehline vermeyip, korkak aciz kimselere vermek emanete ihanet ve israftır.
İnsanların güç ve gayretlerini, haram olan işyerlerinde harcaması da günahtır. İnsanın ve emeğin israfıdır.
Bu dünyada iken Rabbimin insana vermiş olduğu nimetleri değerlendirmemek bir israftır. Bir insanda fevkalade cevval bir zeka varsa, öbüründe fevkalede bedeni bir kabiliyet varsa. Öbüründe sanata, ticarete bir kabiliyet varsa, bunlar değerlendirilmeden gidiyorsa, keşfedilmemiş madenler gibi yok olup gidiyorlar. Cehennem çöplüğüne atılmış olduğundan dolayı israf edilmiş oluyor.
KAYNAKLARIN İSRAFI
Kaynaklar bir ülkenin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü zenginlikleri Denizler, akarsular, ormanlar, tarıma elverişli araziler, kara ve deniz hayvanları, madenler.
Lüzumsuz kullandığımız lamba, boşa akan damla, bahçede ve saksıda olması gerekirken koparılan çiçek, bir müddet sonra çer-çöp olan çelenk, çeşitli sebeplerle katledilen orman ve ağaçlar birer israftır.
Çağımızda gerek dünya gerekse ülkeler bazında kaynak israfının göz ardı edilemeyecek boyuta ulaştığı bir gerçektir.
Allah, evrendeki hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır, her şeyi insanın hizmetine sunmuştur. Yaratılan her şey, denge temeline oturtulmuştur. وَالسَّمَاء رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَان أَلاًّ تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ GÖĞÜ ALLAH YÜKSELTTİ VE DENGEYİ KOYDU SAKIN DENGEYİ BOZMAYIN
AYET: “Göğü Allah yükseltti ve mîzanı (dengeyi) O koydu. Sakın dengeyi bozmayın” (Rahmân, 55/7-8) Bu dengenin bozulması, insanlık âlemi için zor günlerin başlangıcının habercisidir.
Gerçek şu ki, genel anlamıyla kainatta özel anlamıyla çevrede tahrip edilen her değer, aslında insanlığın hayatından, geleceğinden kaybettiği bir değerdir. Sadece bitkiler ve hayvanlar âlemi için değil, insanlık için de büyük tehlikeler arz etmektedir
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ İNSANLARIN BİZZAT İŞLEDİKLERİ YÜZÜNDEN KARADA VE DENİZDE DÜZEN BOZULDU
AYET: “İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın;belki de, (tuttukları kötü yoldan) dönerler.” (Rûm, 30/41) buyurulmaktadır.
Bu âyet, insanların, yerüstü ve yeraltı kaynaklarını, denizleri, ormanları, madenleri ölçüsüzce ve bilinçsizce kullanmaları sonucunda kainatta dengenin bozulacağına işaret etmektedir.
Allah’ın insanlar için verdiği nimetlerin, olumsuz kullanımı, israftır. Yapılan her israf da, ister fert ister toplumsal bazda olsun, o nimetin elden çıkmasına neden olacaktır.
Kaynakların israfında ülkemizde de her çeşidine rastlamak mümkündür. Oksijen kaynağımız olan ormanlarımız yakılmakta veya bilinçsizce kesilmekte, tarıma elverişli arazilere fabrika ve yerleşim merkezleri yapılmakta, denizlerimiz, akarsularımız kirletilmektedir. Sonra kirlenen denizlerimizin ya da akarsularımızın temizlenmesi, yanan ormanların yerine ağaç dikilmesi için yüklü paralar harcanmaktadır. Bütün bunlar israfın bir başka boyutunu teşkil etmektedir.
SU KITLIĞI AVRUPA'YI TEHDİT EDİYOR 24.03.2012 sabah Bu yıl 12-17 Mart arasında Marsilya'da yapılan Dünya Su Forumu öncesinde, UNESCO'nun açıkladığı rapor da bu tehlikeyi kanıtlıyor. Su kıtlığının 2070'e kadar da özellikle Orta ve Güney Avrupa'da görüleceğinin altı çiziliyor. Raporu hazırlayan Kanadalı biyokimyager Richard Connar'a göre, dünyadaki su miktarı aynı kalıyor, ama kullanılıp kirletilen kaynak suyu miktarı son 50 yılda üç katına çıktı. Rapora göre dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişi, temiz içme suyundan yoksun.
ENERJİ İSRAFI
Ülkemizde enerji israfı göz ardı edilemeyecek bir derecededir. Kamu kurum ve kuruluşlarımız da dahil olmak üzere evlerimizde, iş yerlerimizde, sokaklarımızda enerji israfı konusunda gerekli titizlik gösterilmemektedir. Halbuki israf edilen enerji, ülkenin kaynağının israfıdır.
Allah Kur’an’ı Kerim’de : “Şüphesiz, Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır” (Kamer, 54\49) buyuruyor. Toplamda 8 ana enerji çeşidi vardır. Bunlar potansiyel, kinetik, ısı, ışık, elektrik, kimyasal, nükleer ve ses enerjisidir. Fazla enerji fazla paradır, Fazla para israftır, çevreye ve kendimize zarardır. Enerjinin kontrolsüz kullanımı çevre kirliliğine hava kirliliğine su kirliliğine neden olur. Bunun sonucunda küresel ısınma ve sağlık problemleri meydana çıkar.
Elektriği gereksiz yere kullanmamak, mümkün olduğunca geri dönüşümü olan ürünler kullanmak, suyu israf etmemek, ihtiyaçlarımızı isteklerden ön planda tutmakla başlayabiliriz ki Geç olmasın…
Bütün bu israfların temelinde, iyi eğitilmemiş, ahlaki değerlerden habersiz, gayesiz insanlar yatmaktadır. İnsan gereği gibi eğitilse, milli ve manevî değerler kendisine yeterli derecede aşılansaydı, bu konuma düşmeyebilirdi.
İslâm, israfın her çeşidine karşıdır. Bu israfın kişisel boyutta olması ile kitlesel boyutta olması arasında fark yoktur. Her şeyde itidali (dengeli ve ölçülü olmayı) öneren dinimiz İslâm, yemede, içmede, giyimde kuşamda, ibadette dengeli ve ölçülü davranmamızı emretmiştir. O, dayanağı her ne olursa olsun ifrat ve tefritin karşısındadır.
İLAÇ İSRAFI Yapılan araştırmalar, her 100 evden 80’inde bir ya da birden fazla türden ilaç bulunduğunu gösteriyor. Bu ilaçların da büyük bir bölümünü antibiyotikler, ağrı kesiciler, ateş düşürücüler ve romatizmal ilaçlar oluşturuyor. evde bulunan bu ilaçların sadece beşte biri, gerçekten evde ilaç ihtiyacı olan bir hasta tarafından kullanılıyor. Geri kalan ilaçlar evde lüzumsuz olarak bulunuyor. Evde lüzümsuz olarak bulunan bu ilaçların ülke ekonomisine yıllık maliyetinin 8 milyon dolardan fazla olduğu tahmin ediliyor. Bir çok hasta doktora gelince, “evde bulunsun, lazım olabilir” diye reçetede boş bir yer kalmışsa mutlaka oraya bir ağrı kesici, antibiyotik, vitamin, öksürük şurubu yada krem eklettirme eğilimindedir. Özellikle en ufak soğuk algınlığında bile antibiyotiklere sarılmak adet haline gelmiştir. Uygunsuz ilaç kullanmanın ülke ekonomisine verdiği zarar oldukça yüksektir. toplumumuzda başkalarının tavsiyesi ile “ ona iyi geldiyse banada iyi gelir” düşüncesiyle ilaç alımları olmaktadır. (Dr.Ahmet ERGİN Aile Hekimliği Uzmanı)
İsrafı Hazırlayan Sebepler
İsrafı hazırlayan sebeplerin başında tüketim arzusu vardır. fıtrattaki mala düşkünlük arzunu frenlenmeye alıştırmadığımız sürece insan kendini israf içinde bulur. İsrafın bir başka sebebi sosyal çevredir; insanların birbirlerinden görerek etkileşimleridir. Diğer bir sebep "reklâm"unsurudur. Özellikle göze ve kulağa, ya da hem göze hem kulağa hitab eden reklâm araçları, tüketim ve israf ekonomisinin motorları gibidir. Yaz, kış, sezon sonu, yılbaşı, bayram vs. gibi Kampanyalar (M.Arif Yüksel Hocamın dediği gib Eğer bir şey gerekli değilse %90 indirimli de olsa israftır ve pahalıdır. ), Kredi kartlarının cazip dünyası, Vadeli satışlar, düşük faizli Tüketici kredisi gibi tüketimi kolaylaştıran pek çok etken israfa sebep olmaktadır.
İnsanlar,üretmeden tüketmek istiyorlar. Türkiye’nin geri kalmasının önemli bir sebebi de budur. Çılgınca bir tüketim, tüketilen nesnenin yeri doldurulmuyor. İnsanlar, çocuklarının hatta torunlarının kaynaklarını tüketiyorlar.
Gereksiz harcamalarımızdan birisi de sigaradır ve hem bedeni israf etmekte hemde malımızı havaya uçurmaktadır.
Peygamberimiz (sas) buyuruyor: "İktisat eden fakir olmaz..." "Atalarımız der ki; bir mıh (çivi) bir nal, bir nal bir ayak, bir ayak bir at, bir at bir asker, bir asker bir ordu, bir ordu bir vatan kurtarır!"Ata sözlerimiz aslında israfı en veciz şekliyle ifade etmektedir. Ak akçe kara gün içindir./Ayağını yorganına göre uzat./ İşten artmaz, dişten artar. / Bugünün işini yarına bırakma./ Güvenme varlığa, düşersin darlığa. /Tutumlu olan kimse fakir olmaz. / Ucuzdur vardır illeti, pahalıdır vardır hikmeti. / Ekmek olmayınca, yemek olmaz. / Gençlikte taş taşı, ihtiyarlıkta ye aşı. / Damlaya damlaya göl olur./Har vurup, harman savurma. /Sakla samanı, gelir zamanı. /Cennetin kapısını cömert açar.
İSRAF: TÜKETİRKEN TÜKENMEYELİM
Değerli Müminler,günümüz insanını etkisi altına alan ve hastalığa dönüşen “israf” veya modern bir tabirle söyleyecek olursak “tüketim”, dünyamızı, insanlığı ve hatta tüm mahlukatı etkiler hale gelmiştir. İnsanın dünya ahiret tükenmesine götüren bu hastalık, nesillerin ahlaki olarak yozlaşmasından, hava, su, enerji, ekmek gibi ihtiyaçların heder olmasına, zaman ve sağlık gibi nimetlerin de elimizden uçup gitmesine sebep olmaktadır.
İnsanın hayatını devam ettirmesi için ihtiyacı olmayan pek çok istekleri, temel (zaruri) ihtiyacı imiş gibi algılanması neticesinde, hem bizatihi insanın nefsinin hem de hayatın idamesi için gerekli ihtiyaçların yok olmasına, mahvolmasına; yani sarf ederken sınırsız ve ilkesiz tüketimimiz hem kendimizin hem de bize emanet edilen değer ve nimetlerin tükenmesine yol açıyor. Bir insana günde üç dilim ekmek yetecekse o dilimleri bir öğünde yemesi israfın alametidir. Günde 4.9 milyon ekmek israf ediliyor. Evimizde üç takım elbise var ve bizim on yıl ihtiyacımıza yetecekse, bizim bir takım elbise daha almamız ne ile açıklanacak… Bir odayı aydınlatmak için eskiden bir kaç mum yeterken şimdilerde odalarımızı yüz mumluk ampüllerle aydınlatıyoruz. 8-10 ampüllük avizeleri ise hiç bahse konu etmeyelim… İstatistiklere göre günde altı saat televizyon seyreden, üç saat intenette gezinen ve sadece günde bir dakika, yılda da altı saat kitap okuyan bir milletiz. Zamanın kıymeti nedir bizim için?
Bu örnekler tüketirken tükenmişliğimizin alameti değil midir?
İşte insanın kendisini ve kendisine emanet edilen değerleri acımasızca tüketmesi, harcaması israftır. İsraf, mal ve imkanları meşru olmayan amaç ve ölçülerde saçıp savurmak, dengesiz ve ilkesiz harcama yapmak, haddi aşmak anlamlarına gelir. Kuran’ı Kerim’e göre; İnsanın yaptığı harcamalarda elini sıkması cimrilik, ortasını bulması iktisat, aşırıya gitmeside israftır.
وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ CİMRİLİK YAPMA İSRAFTA ETME
AYET: “Elini bağlayıp boynuna asma (cimrilik yapma!) Ama onu büsbütün de açma (israf etme!). Sonra kınanır ve hasret çeker hale düşersin.” (İsra, 17/29)
وَالَّذ۪ينَ اِذَآ اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ ONLAR HARCAMALARINDA NE İSRAF EDER NE CİMRİLİK EDERLER İKİSİ ARASINDA DENGELİ HAREKET EDERLER
AYET: “Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.” (Furkan, 25/67)
AŞIRI İSRAF DÜNYANIN SONUNU GETİRMEKTEDİR
Bir şey haddinden fazla kullanılır ya da tüketilirse bu durum insanı olumsuz yönde etkileyecektir. Çok fazla yenen bir yemek, fazla içilen su, gereği olmayan keyif verici maddeleri tüketmek insan sağlığını bozmaktadır. Suyun, ekmeğin, her hangi bir gıdanın, zamanın israf edilmesi, içme sularının kirletilmesi, çevrenin kirletilmesi, doğanın bozulması uygun olan ve seyrinde giden bir sistemin uygunsuz hale gelmesine yol açmak birer israftır. İnsanların, hayvanların ve bitkilerin bir arada yaşamak durumunda olduğu ekosistem, günümüzde insan eliyle yapılan israflar yüzünden bozulmaktadır. Gıdaların elde edildiği doğal kaynaklar da israflar nedeniyle bozulmaktadır. Bu kapsamda, “tarlada, bahçede israf büyük boyutlara ulaşmıştır. Buğday hasadında kayıp veya israfın dekara %4 kayıpla 24 kg’a kadar çıktığı, çeltik hasadında ise %13 civarında olduğu belirlenmiştir. Meyve-sebzelerin toplama sırasında yüzde 4-12, taşıma sırasında yüzde 2-8, pazara hazırlık evresinde yüzde 5-15, depolamada ise yüzde 3-10 civarında israf ediliyor. Sonuçta, sebze-meyvenin dörtte biri tüketilmeden kaybediliyor. Türkiye’de her yıl üretilen 49 milyon ton meyve-sebzenin yüzde 25-40’ı tüketilmeden çöpe atılıyor.
Sadece kayıp ya da atık yoluyla yiyecekleri kaybetmiyoruz, gıdanın yanında aynı zamanda su, toprak, enerji, iş gücü, sermayeyi de yok ediyoruz. Gıda atık ve kayıpları, dünya çapında sera gazı emisyonunun yüzde 8’ini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Raporu’na göre, eğer atık gıdalar bir ülke olsaydı, bu ülke, sera gazı salımı sıralamasında dünya genelinde ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada olurdu. Yani gereksiz yere sera gazı emisyonları üretiyoruz, küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine sebep oluyoruz. Bu yüzden gıda atık ve kayıplarının azaltılması ‘üçlü kazanç’ olarak değerlendiriliyor. Atık ve kayıplarda azalma çiftçiler, şirketler ve tüketiciler için para kaybının önlenmesi, daha az israfla daha fazla insanın beslenmesi ve iklim, su ve toprak kaynakları üzerindeki baskının azalması anlamına gelmektedir.
EN ÇOK İSRAF EDİLEN YERLER?
Restoranlar ve gıda endüstrisi dünyanın en fazla atık üreten sektörlerinin başında geliyor. Gelişmekte olan ülkelere bakıldığında en büyük kayıpların süreçlerdeki dağılımı şöyledir:
Hasat öncesi ve hasat sonrası: % 16-20.
Aracı: % 8–12,
Perakendeci: % 8–12,
Müşteri: % 5-8.
Meyve ve sebzede yaşanan ağır kayıpları önlemek için TÜBİTAK ile birlikte fire nedenlerinin araştırmasının sonuçlarını paylaşan Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan; “Yaptığımız araştırma, bize, kötü koşullarda tedarik edilen ürünün iyi koşulda tedarik edilene oranla 9 kat daha fazla atığa dönüştüğünü gösterdi. Yine araştırma sonucuna göre, yaşanan kayıpların en çok olduğu aşamaların paketleme ve nakliye olduğu ortaya çıktı. Bu araştırma bize gıda kayıp ve atıklarında da sürece bütünleşik bakmanın çok önemli olduğunu gösterdi. Zincirin tek bir halkası eksik kalırsa bu halkanın tüm zincire olan etkisi çok daha büyük oluyor. Tedarik zincirinin altı aşamasının iyi ve kötü koşul örneklemleriyle yapılan araştırma sürecinin sonucunda; kötü koşullarda tedarik edilen ürünün iyi koşulda tedarik edilene kıyasla 9 kat daha fazla atığa dönüştüğünü gözlemledik. Bunun yanı sıra iyi tedarik zinciri uygulamaları ile önemli miktarda ürünün kaybedilmesinin önüne geçilmesinin mümkün olduğunu gördük” dedi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfekçi, Türkiye’de yaklaşık 100 milyar liralık meyve-sebze ticareti yapıldığını belirterek, “Sebze ve meyve ticaretinde prim oranlarının çok yüksek olduğunu biliyoruz. Yaklaşık yüzde 25 oranında asgari bir fire olduğunu düşündüğümüzde bu 25 milyarı çöpe atıyoruz demektir. Biz istiyoruz ki bu 25 milyar, hem satıcının hem üreticinin hem de tüketicinin cebinde kalsın. Düzenleme mantığımız bunun üzerinde gidiyor” dedi. Tüfekçi, Türkiye’nin sebze üretiminde Avrupa 4’üncüsü, meyve üretiminde dünya 10’uncusu olduğunu belirten Tüfekçi, “Kazanç ve ticaret bakımından istediğimiz oranda üreticiye, bu işin ticaretini yapanlara ve tüketiciye yansımadığını görüyoruz.” şeklinde ifadede bulunmuştur.
TÜRKİYEDE İSRAF
Metro Toptancı Market Genel Müdürü Kubilay Özerkan göre Türkiye’de üretilen 49 milyon ton meyve ve sebzenin yüzde 25-40’ı ya üretim ve dağıtım zinciri aşamasında kayba uğruyor ya da satış ve tüketim aşamasında atık haline dönüşüyor. TÜBİTAK araştırma verilerine göre; en iyimser tahminle kayba uğrayan ürün miktarı, 11.6 milyon ton. Bu da yıllık yaş sebze- meyve ihracatımızın tam 4 katına karşılık geliyor. Parasal açıdan bakacak olursak, Türkiye’de sebze-meyve ticareti 100 milyar TL civarında, bu miktarın minimum 25 milyarlık bölümü atık ve kayıp oluyor. Bu gerçekten büyük bir milli kaynak israfıdır. Üstelik bu rakamlarda tüketici tarafı yok. Farklı kaynaklara göre değişmekle birlikte, Türkiye’de sebze ve meyvedeki kayıp oranı tüketiciye ulaşana kadar yüzde 48’e ulaşıyor. Eğer tüketici tarafındaki israfı da hesap edilirse rakamların çok büyüdüğü görülmektedir
DÜNYADA İSRAF
Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı’nın yaptığı bir çalışmaya göre, Milano’da 7’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nda dünya çapında bu zamana kadar yapılan en kapsamlı ‘Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi’ yayınlandı. Buna göre, dünya nüfusunun üçte ikisini ve gayrisafi küresel hasılanın yüzde 87’sini temsil eden endeks, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 25 ülkedeki gıda ve beslenme sürdürülebilirliğine dair ölçümler yapmıştır. Sürdürülebilir tarım, beslenme zorlukları ve gıda israfı olmak üzere üç temel konuda, 58 kritere dayanarak gerçekleştirilen endekste ilk üç sırayı Fransa, Japonya ve Kanada alırken Fransa, gıda israfıyla mücadelede uyguladığı yenilikçi politikalar ve nüfusunun dengeli beslenmesi ile ilk sırada yer almış, Japonya ve Kanada sürdürülebilir tarım politikalarının yanı sıra dengeli beslenme rejimlerinin yaygın olarak benimsenmesi ile ikinci ve üçüncülüğü paylaşmıştır. Türkiye ise 25 ülkenin sürdürülebilir tarım açısından değerlendirildiği endekste kendisine 19’uncu sırada yer bulmuştur. Gıda maddelerinin kişi başına en fazla israf edildiği ülkeler ise Suudi Arabistan (427 kg), Endonezya (300 kg), ABD (277 kg) ve Birleşik Arap Emirlikleri (169 kg) olarak sıralanmıştır.
AŞIRI İSRAF YÜZÜNDEN DÜNYA HIZLA FAKİRLEŞMEKTEDİR
Yerini bulmayan bir tuğla parçası, yırtılıp atılan bir kâğıt, çöpe atılan bir ekmek (parçası), cam kırığı, hayvanın yemesi gerekirken çevreye atıp saçtığımız meyve kabuğu vs. bir israftır. Hayvana hayvan muamelesi yapılması gerekirken haddi aşarak, pek çok insana gösterilmeyen ilgiyi göstermek israftır.
İslâm’a göre, evrendeki her şey Allah’a aittir. İnsanların elde ettiği mal ve mülkün hepsi O’nundur. Yüce Allah insanla birlikte yeryüzü ve çevresinde, bütün canlılara yetebilecek ölçüde rızık ve nimet de yaratmıştır. Kâinattaki her canlının rızkı, Yaratan tarafından lutfedilmiştir.
Meşrû yollarla elde edilen mal ve servetin harcanması veya tüketiminde de meşrû ölçüler çerçevesinde hareket etme zorunluluğu vardır.
İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşünde de en önde gelen etkenlerden birisidir. Verilen her nimetten sorguya çekilme yaptırımı, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.
Bu konuyu, en veciz bir şekilde ifade eden şu ayetle tamamlayalım:
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُوماً مَّحْسُوراً.
ALLAH: (CC) BUYURDUKİ ALLAHIM GÜNAHLARIMIZI VE İŞLERİMİZDEKİ İSRAFI AFFEYLE BİZİ YOLUNDA KAİM KIL KAFİRLERE KARŞI BİZE YARDIM ET
AYET: “Allah’ın günahlarımızı ve işlerimizdeki israfı affeyle. Bizi yolunda kaim kıl ve kafirlere karşı bize yardım eyle." (ÂLİ IMRÂN suresi 147. ayet)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder