https://www.youtube.com/live/w9pYikmRi4Y
İSLAMDA TEVBE
TEVBE EDEN HEM DÜNYA HEM AHİRETİNİ KAZANIR
TEVBE: Geri dönmek rücu etmek, pişman olmak, nedamet duymak, yaptığı günahı bırakıp Cenab-ı hakka yönelmek demektir. Bu itibarla tövbe kul hakkında günahtan dönmeyi Rabbimiz hakkında da Cezalandırmadan dönmeyi ifade eder. Yani kul Rabbine döner Rabbi de onu kabul eder. Ve onu cezalandırmaktan vazgeçer. Çünkü Allah’ın 99 isminden bir tanesi de Tevvabtır. Tövbeleri çokça kabul eden demektir. İslam’da tövbe Allah yönünden yapılan kötülüğü işlenen günahı affedip bağışlamaktır. Kul yönünden ise yaptığının günah ve kabahat olduğunu bilip, onu bırakıp terk etmek; Allaha yönelmek onun emirlerine uyup yasaklarından kaçınmak suretiyle olur. Allaha sığınıp ondan af ve bağışlama dilemek pişman olarak yalnız ona yalvarmak demektir. Allah(CC) rızası için yapılmayan hiçbir amel kabul değildir. Mesela rejim yapmak için tutulan oruç, spor yapmak için. kılınan namaz. Nasıl kabul değilse yani bu ibadetleri yaparken niyetimizin Allah rızası olması gerekiyorsa; Nasıl ki niyetler amellere göre ise günahlarda öyledir. İçki den tövbe eden insan içki günah olduğu için tövbe etmelidir yoksa cimrilikten dolayı parasını esirgediği için. Bedeni zarar görmemesi için veya başkalarına mahcup olmamak için yapılan tövbe kabul değildir. Çünkü tövbe aynı zamanda bir ibadettir. Allah karşı işlenen bir suçtan dönmek için Allaha verilen bir sözdür. Aynı şekilde erkeklikten kesilmiş bir erkeğin zina yapmamaya tövbe etmesi geçerli değildir. Çünkü o günahı değil günah onu bırakmıştır. Tövbenin kabul olabilmesi için tövbeyi yapanın günah işlemeye gücü yeter olduğu halde vazgeçmesi lazımdır. Günahlara dalarak yüce yaratanını unutmuş olan kul tövbe etmekle Allah’ı hatırlamış ve onun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmayı zorunlu bir vazife bilerek bu şuur içinde Allaha olan inancını yeniden kuvvetlendirmek suretiyle bu inancının gereği olan iş ve davranışları da yerine getirmeye başarmıştır. İkinci olarak bu kul işlemiş olduğu günahlarına bakarak Ben Allah’ın kötü kulu oldum düşüncesiyle ümitsizliğe kapılarak daha fazla günah işlemekten kurtul. Bu yeni umut ve inançla Rabbine daha fazla bağlanıp yaklaşarak emirlerini yerine getirmeye ve yasak ettiklerinden kaçınmaya son derece gayret gösterir. Çünkü insanoğlu geleceğe dönük olan ümit ve hayalleri ile hayatını devam ettirmektedir. Bu ümit ve hayalleri yıkılmış bir insanın Dünyanın çeşitli dertleri ve sıkıntıları altında hayatını sürdürmesi gittikçe zorlaştığı için ya devamlı olarak başkalarına zararı olmakta veya kendi canına kıymaktadır. Pekala bilinir ki insanları hayata bağlayan unsurların başında umut ve inancını yeniden kazanarak hayata bağlanmakta ve yaşayışında ortaya çıkan acı durumlara katlanma konusunda yerine göre sabredip yerine göre mutlu olmasını başarabilmektedir ve başkalarına da elden geldiği kadar faydalı olmaya çalışmaktadır.
ALLAH(CC) TEVVABTIR TEVBE EDENLERİ SEVER
MÜSLÜMAN ALLAHIN(CC) KULLARININ TÖVBESİNİ KABUL EDECEĞİNİ SADAKALARI GERİ ÇEVİRMEYECEĞİNİ VE ALLAHIN TÖVBELERİ ÇOKÇA KABUL EDEN HALA BİLMEZMİ
AYET:(Tevbe.104) ''Allah’ın kullarının tövbesini kabul edeceğini sadakaları geri çevirmeyeceğini Ve Alahın tövbeyi çokça kabul eden ve çok esirgeyen olduğunu hala bilmez mi?(Müslümanlar)'' yine
AYET:(Hud.3) ''Ve ta ki Rabbinizden mağfiret isteyin; sonra ihlas ile ona dönün.
KUL TÖVBE ETTTİĞİ ZAMAN ALLAH(CC) ÇÖLDE DEVESİNİ YİTİRİP SONRA BULAN YOLCUNUN SEVİNCİNDEN DAHA FAZLA SEVİNİR
HADİS-i KUTSİ: ''Kulunun tövbesi ile Allah’ın hoşnutluğu yiyeceği ve içeceği üzerinde olduğu halde, ıssız bir çölde giderken elinden devesini kaçıran ve ondan umudunu kesip bir ağacın gölgesine gelip devesinden ümidini kesmiş halde yanı üzerine yatan ve böyle umutsuz haldeyken birden bire devesinin yanı başında durduğunu görüpte yularından yapışıp, aşırı sevincinden dolayı şaşırarak. Ey Allahım ben senin kulunum sen benim Rabbimsin diyeceği yerde. Ben senin Rabbinim sen benim kulumsun. Dediği andaki sevincinden daha fazladır.''(Müslim)
Sayın okurlarım tövbe etmemiz, Allah’ın nasıl hoşuna gittiğini görüyor musunuz? O halde ne duruyoruz hem kendi günahlarımızı affettirmek; hem de Allah’ı sevindirmek güzel değil mi? Hangi aklı başında Müslüman bunu istemez. Şimdi yazacağım hadisi de dikkatli okuyun lütfen tövbe etmenin bir insana neler kazandırdığını görün.
100 ADAM ÖLDÜRÜP TÖVBE ETMEYE GİDEN ADAMIN TÖVBESİNİN KABUL EDİLMESİ
HADİS:' 'Peygamberimiz şöyle buyurmuştur. Sizden evvelkilerden bir adam vardı. 99 kişiyi öldürmüştü. Dünya ehlinin en bilgin kimsesini sordu. Kendisine bir rahip gösterildi. Rahibe vardı 99 kişiyi öldürdüğünü kendisi için tövbe imkanı olup olmadığını sordu. Rahip yoktur dedi rahibi de öldürdü, yüzü tamamladı. Sonra dünya ehlinin en alimi kimdir diye sordu bir alime yol gösterildi. Ona kendisinin yüz adam öldürdüğünü ve kendisi için tövbenin kabul olup olmayacağını sordu. Oda evet dedi Allah’la tövbe arasına kim girebilir. Falan yere git orda Allaha ibadet eden kişiler vardır. Onlarla beraber sende ibadet et yurduna dönme zira orası fena bir yerdir dedi. O kimse derhal yola çıktı ve yarı yolda öldü. Onun hakkında rahmet ve azap melekleri münakaşa ettiler. Rahmet melekleri bu adam tövbekar olarak kalben Allaha yönelerek geldi dediler. Azap melekleri ise O hiçbir hayır işlemedi dediler. Onlara bir melek geldi onu hakem yaptılar. O melek bu adamın geldiği yolla gideceği yolu kıyaslayınız. Hangisi daha yakınsa ona göre muamele yapın dedi. Yolu ölçtüler gideceği yere daha yakın olduğu anlaşıldı. Onu rahmet melekleri aldı götürdü. Yani imanlı olduğu kabul edildi.''(Buhari-Müslim)
Sayın okurlarım dikkat ettiniz mi adam bir değil iki değil tam yüz adam öldürmüş ve de hiçbir ibadeti hiçbir iyiliği yok sadece iyi niyet var tövbe var görüyor musunuz? Tövbenin gücünü. Ey kendini haşa Allah’ın yerine koyanlar biz yüz adam öldürmedik ibadette yapıyoruz tövbe de ediyoruz. Niye bizi cehenneme atıyorsunuz atmayın bizi cehenneme; Biliyoruz cennetin cehennemin tapusu sizde iyide biraz insaf edin ne olur Bak bizi yaratan Rabbim bize nice kolaylıklar sunuyor. Biz rabbimize inanıyor ve güveniyoruz. Siz alçak adi yaratıklarsınız siz yalancı düzenbaz üç kağıtçı dünyası ve ahireti kararmış zavallılarsınız. Siz size güvenen sizi gözünde büyüten saf cahil samimi Müslümanların parası ile imkanları ile bağışları ile ayakta duran sürüngen köpeklersiniz. Artık Müslümanlar uyanacak sizin ipliğinizi pazara çıkaracaklar. Müslümanlar artık uyandı siz ne kadar onlar dünyadan haberi olmasın diye okumayı, televizyonu, gazeteyi yasaklasanız da onlar bir şekilde gerçekleri öğreniyorlar. Yakında işsiz kalacaksınız . Müritlerinizden topladığınız paralarla hani cennetin tapusu karşılığında aldığınız paralarla baş başa kalacak ama hazıra dağ dayanamadığı için bitecektir ve Dünyada ve ahirette perişan olacaksınız. İnşallah.
ALLAHIN TEVBESİNİ KABUL ETMEYECEĞİ HİÇBİR KUL YOKTUR
HADİS: ''Ademoğlunun hepsi günah işler. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edendir.''(ibni mace.züht.30)
Peygamberlerden başka hiç kimse masum değildir. Herkes az veya çok gizli veya aşikar geçici veya sürekli; Bazen Allaha karşı, bazen kullara karşı bazen de her ikisine karşı kul günah işler. Hiç kimse ben günahsızım diyemez.
AYET: (Bakara.160)''Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği ortaya koyanlar başkadır. Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.'' Bu ayette Allah(cc) tövbe edenlerin tövbelerini kabul edeceğini beyan ediyor. Ancak ölüm anında yapılan tövbeyi kabul etmiyor. Mesela firavunun son nefeste Kızıldeniz de boğulurken yaptığı tövbeyi kabul etmediği gibi.
AYET:(Nisa.17.18) ''Allah’ın kabul edeceği tövbe ancak bilmeden kötülük edipte sonra tez elden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah(cc) bunların tövbesini kabul eder. Yoksa kötülük yapıp yapıp ta içerinden birine ölüm gelip çatınca ben şimdi tövbe ettim diyenler ile kafir olarak ölenler için tövbe yoktur. Onlar için acı bir azap vardır.'' Vakit varken derhal tövbe etmeli tövbeyi son nefese bırakmamalıdır. Görüldüğü gibi Allah(cc) son nefeste yapılan tövbeyi kabul etmiyor. Tövbe ettikten sonra Müslümanın düzelmesini istiyor. Nitekim
AYET:(Maide.39)''Kim haksız davranışlardan sonra tövbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah(cc) çok bağışlayan çok esirgeyendir. Allah(cc) tövbe edenlere büyük müjde veriyor. Tövbe edenleri cennetin en yüksek makamına Adn cennetine koyacağını bildiriyor. Nitekim.
AYET:(Meryem.60-61)Ancak tövbe edip iman eden yararlı iş yapan iyi davranışta bulunan kimseler hariçtir. Bunar hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete çok merhametli olan Allah’ın kullarına gıyaben vadettiği Adn cennetlerine girecekler. Şüphesiz Allah vaadinden dönmez.''
HZ.ALİ: Çocuklarına şöyle söylerdi oğlum Allahtan öyle bir korkun ki bütün insanların yaptığı iyiliklerle onun huzuruna çıksan onun bunu gene kabul etmeyeceğini zannet. Oğlum Allaha öyle bir ümitle bağlan ki onun huzuruna bütün insanların günahları ile çıkacak olsan gene de Allah’ın affedeceğini zannet.'' Kıymetli okuyucularım akıllı Müslümanlar Allahtan ümidini kesmezler.
TEVBE EDEN CENNETE GİRER
Allah(cc) tövbe eden, pişman olan yararlı iş yapan sonra böylece doğru yoldan gidenleri bağışlayacağını bildiriyor. Nitekim
AYET:(Taha-82) Şu da muhakkak ki ben tövbe eden inanan ve yararlı iş yapan sonra böylece doğru yolda gidenleri bağışlarım.
AYET:''(Furkan.70-71)'' Ancak tövbe ve iman edip iyi davranışlarda bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır. Engin merhamet sahibidir. Kim tövbe edip iyi davranış gösterirse şüphesiz o tövbesi kabul edilmiş olarak Allaha döner.''
Sayın okurlarım bu ayet üzerinde biraz duralım. Bu ayette Cenab-ı hak bizim için son derece önemli bir müjde veriyor. Tövbe edeni affetmekle bırakmam günahlarını silmekle de yetinmem peki bunun daha ilerisi var mı? tövbemizi kabul ediyor yetmiyor günahlarımızı siliyor, daha ne isteriz değil mi?
Allah’ın rahmeti biter mi? üstüne üstlük günahlarını da sevaba çevireceğim buyuruyor. Bundan daha büyük bir armağan şeref, itibar, güzellik, servet ve imkan olabilir mi? Olur olur bizim Rabbimiz merhametlilerin en merhametlisidir. Onun rahmetinden şüphe edenlere yazıklar olsun, Onun rahmetine layık olmayanlara yazıklar olsun. Teşbihte hata olmaz adamın birinin sürekli parasını çalıyorsunuz. Son kez çaldığınızda pişman oluyorsunuz diyorsunuz ki ben senin çok paranı çaldım ama artık pişman oldum. Al paranı geri beni affet o kişi ne yapıyor seni affediyor. Yetmiyor verdiğin parayı geri veriyor. Oda yetmiyor eski çaldıklarını affediyor oda yetmiyor sen eskiden şu kadar çalmıştın ama mademki tövbe ettin o çaldığın para kadar al sana para üstelikte benim güzel bir villam var al senin olsun orda otur. Kim yapar bunu? Hiç kimse Allahtan başka yarabbi sana binlerce şükürler olsun. Bizi kendine kul ettin bize iman nasip ettin.
AYET: (Tahrim-8)''Ey iman edenler bir daha günaha dönmeyecek şekilde tövbe edin umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından nurları aydınlatıp giderde Ey Rabbimiz nurunu bizim için tamamla, bizi bağışla çünkü sen her şeye kadirsin derler.''
Rabbimin verdiği müjdeleri görüyor musunuz? Sayın okurlarım ne karşılığında sadece tövbe; bir ömür boyu çalışıyorsun bir ev zar zor alıyorsun ama Allah(cc) sadece tek bir tövbe karşılığında ebedi cennet veriyor. Ne güzel alışveriş Allah’ım.
HADİS: Peygamberimiz(sav) buyurdu ki Ey insanlar Allaha tövbe edin ve ondan mağfiret dileyin ben günde 100 kez tövbe ediyorum.(Müslim, zikr.12)
Sayın okurlarım duydunuz değil mi peygamberimiz peygamber olduğu halde 100 kez tövbe ediyor ya biz bırakın günde yılda 100 kez tövbe ediyor muyuz? İnşallah bundan böyle edeceğiz öyle değil mi? Yeri gelmişken söyleyeyim biz of dedikçe hocamız derdi ki of niçin çekiyorsunuz hocam bunalıyoruz rahatlamak için çekiyoruz. Derdi ki OF diyeceğinize (AF) deyin hem rahatlamış olursunuz hem de Allah’ı zikretmiş olursunuz. Hem Allaha dua etmiş olursunuz, hem de Allaha tövbe etmiş olursunuz. Derdi şimdi bende size aynı tavsiyeyi ediyorum. Sizde sevdiklerinize aynı tavsiyeyi yapınız. OF değil AF.
AYET:(Bakara -222)'' Muhakkak ki Allah(cc) hem çok tövbe edenleri hem de çok temizlenenleri sever.''
Kardeşler gelin Allah’ın bizi sevmesini istiyorsak bol bol tövbe edelim. Diyeceksiniz ki hocam tövbe edeceğiz ama bunun yolunu yordamını bilmiyoruz. O zaman inşallah bundan sonraki konumuz dua ve zikir hakkında olacaktır selam ve dua ile Allah(cc) bolca tövbe eden ve tövbeleri kabul olanlardan eylesin. Amin.
NASUH TÖVBESİ
İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’an-ı Kerim'de,
“Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar..." (Nisa, 4/116)
buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.
Kitaplarımızda canıgönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah Teala,
“Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim, 66/8)
buyurarak, yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:
1. Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.
2. Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
3. Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair kesin bir karar içerisinde olmak.
4. Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek.
Bir rivayette de "Nasuh Tövbe" şöyle tarif edilmiştir:
"- Günahlara pişmanlık.
- Farz ibadetleri yapmak.
- Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
- Kırgın ve küskünlerle barışmak.
- Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek." (bk. Kenzü'l-ummal, 2/3808)
İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.
Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz, ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. "Ben çok iyiyim, bu işi hallettim." demek ne kadar yanlışsa; "Ben bittim, beni Allah kabul etmez." demek de o kadar yanlıştır. Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah’a sığınmak da büyük bir ibadettir. Günah işleyip de daha sonra tövbe ederim gibi bir düşünce de yanlıştır.
Manevî Kirlerden Arınma Yolu: Tövbe
Sözlükte “Allah’a dönüş ve yöneliş” anlamına gelen tövbe, dini terim olarak “günahtan Allah’a dönme” anlamıyla meşhur olmuştur.1
İmam Gazalî, İbn Arabi, İbn Hacer gibi İslâm âlimleri tövbeyi farklı şekillerde tarif etmişlerdir.2
Biz burada tövbeyi açık ve anlaşılır bir tarzda tarif edecek olursak şöyle diyebiliriz: Tövbe; yapılan kötülüğü, işlenen günahı veya kabahati günah olduğunu bilip, onu bırakıp terk ederek Allah’a dönmek, O’ndan affetmesini, bağış lamasını dilemek, yaptıklarından pişman olduğunu da belirterek yalnız Allah’a yal varmak demektir.
1. Tövbenin Önemi:
Sevgili Peygamberimiz (asm.) bir hadis-i şeriflerinde:
“Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)buyurmaktadır. Başka bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (asm):
“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” (Müslim, Tevbe, 9, 10, 11) buyurmuştur.
Bu zikrettiğimiz hadislerden de anlaşıldığı üzere, insan, günah ve sevap işleme özelliğinde yaratılmış bir varlıktır. Günah işlemek, insanı meleklerden ayıran bir özelliktir. Bilindiği gibi melekler nurdan yaratılmış olup, asla Allah’a karşı gelmeyen, günah işle me yen varlıklardır.
İslâm fıtrat dinidir. İslâm’da insanın günah işleyebileceği kabul edilmiş ve bundan korunma ve kurtulma yolları insana öğretilmiştir. İşte yapılan kötülükten, işlenen günah ve kabahatten kurtulup manevi kirlerden temizlenme yolu tövbedir. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlar dan kurtulup o günah ve hataları hiç yapmamış gibi tertemiz olur. Nitekim bu hususta Peygamber Efendimiz,
“Günahtan tam dönen ve tövbe eden, o günahı hiç işlememiş gi bidir.” (İbn Mace, Zühd 30) buyurur.
Yüce Allah kullarını tövbeye çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Ey müminler! Hepiniz toptan Allah’a tövbe ediniz ki, felaha edesiniz.” (Nur, 24/31) Başka bir ayette ise Yüce Al lah, Peygamberine şöyle buyurur:
“De ki: Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Al lah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O, çok affedicidir, merhamet ve ihsanı fazladır.” (Zümer, 39/53)
Bu ayette Yüce Allah, Peygamberine, günahkâr kullara, Allah’ın rah metinden umut kesmemelerini söylemesini emrediyor. Çünkü çok bağışlayan, çok acıyan Allah, dilerse bütün günahları bağışlar. Bundan dolayı kullar, Allah’ın azabı gelmezden önce Allah’a yönelmeli, O’na teslim olmalı, şirki ve bütün günahları bırakmalıdırlar.
Bir rivayete göre, çok günah işlemiş olan bazı müşrikler, Müslüman oldukları takdirde günahlarının affedilip edilmeyeceğini Hz. Peygambere (asm) sormuşlar ve bunun üzerine bu ayet inmiştir.3 Bu ayet, bütün insanları tövbeye ve İslâm’a yöneltmekte, Müslüman oldukları takdirde Allah’ın, onların bütün günahlarını affedeceğini bildirmekte, günahkârlara umut kapılarını ardına kadar açmaktadır.
Kullar ne kadar günah işlemiş olurlarsa olsunlar, umutsuzluğa kapılmadan Allah’a yönelip tövbe ederlerse Allah onları affeder. Bu ayetler yanında kulları umutsuzluktan kurtarıp tövbeye yönelten çok hadis vardır. (bk. Buhârî, Enbiyâ 54; Müslim, Tevbe 46, 47)
Günah ruhun kiri, tövbe ise cilasıdır. Günahta ısrar, kulun ruhunu iyice bozar. Onun için Mevlânâ Celâleddin Rûmî de her insanı, her ne durumda olursa olsun mutlaka günah bataklığından tövbenin aydın düzlüğüne şöyle çağırmaktadır:
Gel, gel, ne olursan ol, yine gel! Kâfir, Mecusî, putperest de olsan gel! Bizim bu dergâhımız umutsuzluk dergâhı değildir. Yüz bin kere tövbeyi bozmuş olsan da yine gel!
Yüce Allah, Tahrim suresi 8. ayette:
“Ey inananlar, tövbe-i nasûh ile Allah’a tövbe ediniz. Umulur ki Rabbiniz, kötülüklerinizi örtüp temizler ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere yerleştirir...”
buyurmaktadır. Bu ayette kastedilen nasûh tövbesi nedir?
Nasûh Tövbesi Nedir?
Nasûh, nush kökünden mübalağa kipidir. Çok öğüt veren demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine, günahı bırakmasını öğütleyen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gele cekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir.4
Efendimiz (asm), nasûh tövbesini;
“Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması, Allah’a tam rucu’ edip, tıpkı sütün memeye dönmediği gibi, kişinin tekrar günaha dönmemesidir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/446)
şeklinde tanımlamıştır.
Gazalî, nasûh tövbesini tanımlarken şunlara yer vermiştir:
“Nasûh tövbesi yapanlar, tövbe edip ölünceye kadar tövbesinde duranlardır. Bunlar geçmişteki eksiklerini tamamlar ve bir daha günaha dönmeyi hatırdan bile geçirmezler, zelle ve sürçmeler müs tesna. İşte tövbede istikamet budur. Günahların sevaplarla değiştirilip hayırlarda müsabaka edenler bu tür tövbe sahipleridir.”5
2. Tövbenin Kabulünün Şartları:
Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah’ın tövbe edenleri methetmesi (Tevbe, 9/112) ve tövbe kapısını çalan kullarını sevdiğini ifade etmesi (Bakara, 2/222), tövbelerin kabul edileceğinin birer delilidir.
Allah Resulü (asm), kullarının tövbesi karşısında Allah’ ın ne kadar hoşnut olacağını şöyle bir örnekle anlatmaktadır: “Allah’ın kulunun tövbesine sevinmesi şuna benzer: Bir insan azığını, su tulumunu bir deveye yüklemiş, sonra yolculuğa çıkmıştır. Nihayet çorak bir yere vardığında uykusu gelmiş, devesinden inerek bir ağacın altında istirahata çekil miştir. Kalktığında devesinin kaybolduğunu görmüş ve değişik tepelere koşarak onu aradığı halde bulamamış ve yorgun bir vaziyette, ağacın altına yatmıştır. Tekrar uyandığında devesini yanı başında durduğunu görüp de yularından yapışıp, son derece sevinerek, yanlışlıkla;
“Ey Allah! Sen benim kulumsun, ben senin Rabbinim.” (Buhârî, Deavât 4; Müslim, Tevbe 3)
demiştir. İşte Yüce Allah, kendisine tövbe eden kuluna, devesini kaybettikten sonra bulan adamdan daha fazla sevinir.
Tövbenin Allah katında makbul olması için bazı şartlar vardır. Yalnız bu şartlar işlenen günahın çeşidine göre farklılık arz etmektedir. Günahın kime karşı işlenmiş ol duğu, onlardan kurtulmak için tövbe yapılırken önem arz etmektedir. Bu bakımdan gü nahı ikiye ayırabiliriz:
a. Allah Hakkı ile İlgili Günahlar: Allah hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etme nin üç şartı vardır:
1) O günahı işlediğine pişmanlık duymak: İnsan vicdanında, işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde, bir huzursuzluk6 ve pişmanlık başlayacaktır.
Günah işleyen kul, tövbe kapısına; günahlarını itiraf ederek, bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş, uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir.7 Sözü edilen huzursuzluk, şahsı tövbe etmeye iten bir etkendir.
Pişmanlık tövbenin ilk şartıdır. Nitekim Allah Resulü, önemine binaen,
“Tövbe pişmanlıktır!..” (İbn Mâce, Zühd 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/376, 423)
buyurmuştur. Pişmanlık tövbenin kendisidir. Pişmanlık olmadan tövbe yapılamaz.
2) Tövbe edilen günahı kesinlikle terk etmek: Tövbe; yalnız bir kalp işi, bir ürperti, irkilme ve gözyaşı dökme şeklinde, soyut bir pişmanlık değildir. Yani tövbe, birtakım iç duygulardan ibaret değildir. Aksine tövbe, derunî duygular üzerine birtakım eylemlerin bina edildiği bir süreçtir. Örneğin, tövbe eden, Allah’ın yasakladığı günahı terk etmeli 8, imkân ölçüsünde emirlerini yerine getirmelidir. 9 Tövbe ettiği günaha devam etmemelidir. 10 Günahlarına tövbe ettiği halde, onları işlemeye devam eden fert, kendisi ile tezada düşmüş demektir. Böyle bir tavır, pişmanlık olgusu ve günahı tekrar işleme yeceğine dair sözü ile bağdaşmayacaktır. Hâlbuki şahsın, tövbe ettiği günahları hemen terk etmesi,piş manlığının ve aynı günahı tekrar işlememedeki kararlılığının bir belirtisi ola caktır.
3) Tövbe edilen günaha kesinlikle dönmeme kararı: Geçmişteki günahlarından pişmanlık duyan şahsın, tövbe etmiş olması için, o günahı tekrar işlememeye kesin karar vermiş olması gerekmektedir.11 Pişmanlık ve tövbe edilen günaha dönmeme kararı, birer kalp işi olduğundan, bunları gerçek anlamıyla yalnız Allah bilebilecektir. Dolayısıyla, ki min gerçek manada tövbe etmiş olacağı insanlar tarafından bilinemeyecektir.12 Tövbenin sıhhat bulması için, şahsın tövbe ettiği günaha tekrar dönmeyeceğine dair Allah’a söz vermesi gerekmektedir.13
b. Kul Hakkı ile İlgili Günahlar: Kul hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin ise dört şartı vardır. Bu şartlar; yukarıda zikrettiğimiz üç şartla birlikte dördüncü şart ise; hakkı yenilen kulun hakkını sahibine iade etmek ve ondan helallik almaktır. Kul hakları, mal nevinden ise, aşağıdaki ihtimallerle karşılaşılabilecektir.
1) Gasbedilen mal, elde mevcut ve sahibi de biliniyorsa geri verilmelidir.14 Burada suçu gizleyerek tövbe etmeye çalışmak yetmez.
2) Çalınan mal, hırsızın elinde mevcut, ancak sahibi bilinmiyorsa, bu mal tasadduk edilerek zimmetten çıkarılır.15
3) Bir şahısta önceki yıllara ait kul hakları var ve sahipleri de belli değilse, gasbe dilen mallar kadar tasadduk eder, hayır-hasenat yapar.
4) Suçlunun yediği bir mal, mislî değil de kıymeti belirlenebilen cinstense ve şah sın imkânı da varsa, o kıymeti sahibine vermelidir.16 Buna gücü yetmiyorsa, imkân bul duğunda vermeye niyet etmelidir. İmkân nispetinde, malı sahibine ulaştırmaya çalışıp da bunu başaramayanı Allah’ın affetmesi umulur.
5) Malında ne kadar haram bulunduğunu bilmeyen şahıs, zann-ı galibine göre, bir miktar ayırır ve onu önceki kul haklarını elinden çıkarma niyeti ile dağıtır.18
İşte bu şekilde, günahkâr şahıs, utanarak Rabbinden bağışlanmasını ister ve zik rettiğimiz bu şartları yerine getirirse, Allah böyle tövbe eden kulunun tövbesini kabul ederek bağışlayacak ve ona azap etmekten hayâ edecektir.
3. Tövbede Zaman Unsuru:
Günahlar, Allah’a giden yolda birer engeldir. Günahkâr, zehirlenmiş bir insan gi bidir. Zehirlenen kişi için, vakit geçirmek ne derece tehlikeli ise, günah işleyenin de tövbede gecikmesi o derece risklidir.
Günah işleyen mü’min, imanının bir belirtisi olarak rahatsızlık duyacak ve hemen ondan kurtulmanın yollarını arayacaktır. Günahın hemen ardından tövbe etmenin farz ol duğu hususunda icma mevcuttur. Ayrıca tövbeyi geciktirenler bu sebeple günah kazan maktadırlar.19
Gazâlî’ye göre; kişi yaptığının günah olduğunu anladığı an, derhal pişmanlık duy malı ve onun tesirini iyi amel ile silmelidir. Aksi halde, kötülükler kalbi istila eder ve bir daha izalesi mümkün olmaz.20
Nitekim hadiste şöyle buyurulmaktadır:
“Mü’min günah işlediğinde, kalbinde siyah bir leke olur. Tövbe eder, günahı terk eder ve istiğfar ederse, bu siyahlıktan kurtulur, günah artarsa siyahlık da artar...” (İbn Mâce, Zühd 29)
Tövbe için geçerli olan zamanın son sınırı hakkında şu hadis bize bir fikir vermektedir:
“Allah kulunun tövbesini, can boğaza gelmedikçe kabul eder.” (Tirmizî, Deavât 100; İbn Mâce, Zühd 30)
Ölüm kesinleşip, can boğaza geldiğinde ise, tövbe kabul edilmeyecektir.
Son nefeste tövbenin kabul edilmeyişinin sebepleri şunlardır: İnsan o anda ümit sizlik halindedir. Hâlbuki tövbe, kişinin hayattan ümidini kesmediği bir ortamda olmalıdır. Son nefeste fertlerden teklif kalkar. O anda yapılan işler için iyi veya kötü denmez. Hâlbuki tövbe dünya işlerindendir ve teklif kalkmadan yerine getirilmelidir. Ahirette herkes pişman olacaktır, ancak o halleri tövbe olarak nitelendirilmeyecektir.21 Zira son nefeste günahkârların pişmanlık duydukları an, teklifin olmadığı andır.22 Son nefeste yapılan tövbe kabul edilmediği gibi, o bir yok hükmündedir ve sonuç olarak hiç bir şey ifade et memektedir.23 Ömrü boyunca hiç tövbe etmeyenle, ölümü anında tövbe eden, sonuç itibarıyla aynı görülmektedir.24
Sonuç olarak, tövbe ile ilgili şöyle bir zaman dilimi çizebiliriz: Tövbe için zaman; günahın peşinden başlamakta, ileriki günlerde herhangi bir vakte bağlı kalmadan devam etmekte ve ölüm alametleri belirince son bulmaktadır. Yani, tövbenin son sınırı olarak; yaşama ümidinin bitmesi, ölüm alametlerinin belirmesi ve şahsın son anlarını yaşamasıdır.
4. Tövbede Mekân Unsuru:
Namaz, hac gibi bazı ibadetlerin, belli mekânlarda yapılması, faziletli veya gerekli olduğu hâlde, tövbe için böyle bir13 mekân şartı yoktur. Zira tövbe, çok yönlü bir pişmanlık olduğu için, yalnız bir mekânda başlayıp sona ermeyecektir.
Bu sebeple, tövbe edebilmek için, şahsın camide bulunması, tekke veya zaviyede olması şeklinde bir şart yoktur. Diğer taraftan; cemaat ha linde, bir araya toplanarak, koro halinde tövbe etmek de şart değildir.
Günah işlemiş insan, tövbesini her mekânda gerçekleştirebilir. Şahıs için, günah larını göz önüne getirdiği, onların çirkinliklerinden kurtulmaya karar verdiği her yer tövbe mekânıdır. Yani işçi işinin başında, çiftçi tarlasında, evde kalanlar evlerinde, bu kararı ve rebilir ve tövbe sürecini başlatabilir.
Nitekim Yunus (a.s) balığın karnında ve denizin karanlıklarında;
“Ya Rabbi sensin ilah, senden başka ilah yoktur, Sübhansın, bütün noksanlıklardan münezzehsin, yücesin. Doğrusu ben kendime zulmettim, yazık ettim. Affını bekliyorum Rabbim!” (Enbiyâ, 21/87)
deyip, en faziletliyi yapabilecek iken faziletli olanı yaptığından ötürü Allah’tan af dilemiş tir.25 Allah da onu affetmiştir.
Yine bilindiği gibi Hz. Âdem ve Hz. Havva, cennette yasak meyveden yiyerek, Al lah’ın emrine karşı gelmişlerdi. Cennetten çıkarılıp, dünyada epey müddet dolaştıktan sonra Arafat meydanında “Rahmet Dağı” denen bir dağın başında yaptıkları hatadan do layı Allah’a tövbe etmişler;
“Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ki ziyana uğrayanlardan oluruz.” (A’raf, 7/23)
diyerek Yüce Allah’a yalvarmışlar ve af dilemişler, Cenab-ı Hak da onları affetmiştir.
Tövbe süreci, günahlardan kurtulmaya kalbin kesin olarak karar vermesiyle başlamaktadır. Bu kararın verilebildiği her yerde tövbe sahihtir. Tövbeyi bir mekâna hasretmek, tövbe için kutsal bir yer şartını ileri sürmek, tövbe olayını bilmemek ve konu ile ilgili İslâm’ın esprisini yakalayamamak demektir.
Sonuç:
Yüce Allah, insanı sevap ve günah işleyebilecek bir özellikte yaratmıştır. Yapılan kötülüklerden, işlenen günah ve kabahatten kurtulma, manevî kirlerden arınma yolu tövbedir. Tövbe ile insan, yapmış olduğu günah ve kusurlardan kurtulur ve o günahı hiç işlememiş gibi tertemiz olur. Her insanın tövbeye ihtiyacı olduğu tartışılmaz bir gerçektir.
Tövbe, günahın hemen peşinden olabileceği gibi, ölüm döşeğine düşüp, ölüm emarelerinin belirmesi öncesine kadar devam eden bir zaman içinde yapılabilir. İnsanın eceli belli olmadığı için, bir an önce tövbe etmelidir.
Tövbe etmek için, insanın bir aracıya ihtiyacı olmadığı gibi, belirli zaman ve mekânda tövbe eylemini gerçekleştirmek gibi, bir zorunluluk da yoktur.
Gerçek tövbe için; kişi geçmişe pişmanlık duymalı, gelecekte aynı hatayı işlememe kararı ile birlikte, yaşadığı ortamda günahı terk etmelidir. Kul haklarının sahibine iade edilmesi tövbenin en önemli rüknüdür.
Yapılan tövbe sonucu, günahlardan temizlenip temizlenilmediği kuşkusu yersiz olup, Allah her türlü günah işleyeni temizlemek için tövbe kapısını açık bulundurmaktadır. İnsanların dikkatli olması gereken husus; tövbenin sahih olarak ortaya konulup konulmadığıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder