İSLAMDA YÖNETİM
https://www.youtube.com/watch?v=sIti9sn5zZw
İSLAMDA YÖNETİM DEMOKRASİDİR(ŞURA) DEMOKRASİ: İslamın benimsediği idari yapı danışma(şura) üzerine kurulması gerektiğinden hareketle oluşan yönetim sistemidir.
OTOKRASİ: Herhangi bir diktatörün şahsa dayanan yönetim sistemidir.
TEOKRASİ: Kendisinde ilahi bir statü olduğundan ortaya çıkan kişinin idaresindeki yönetim sistemidir.
OLİGARŞİ: Üstün azınlık sınıfının hakimiyetine dayanan yönetim sistemidir.
DEMAOGOJİ: Kişilerin heva heveslerine göre idare edilen yönetim sistemidir.
LAİK DEMOKRASİ: Parası çok olanın, medyayı iyi kullananın, sülalesi ve çevresi güçlü olanın, sermaye guruplarıyla arası iyi olanın seçilebildiği, din dışı partilerin başa geçebildiği, insanların icat ettiği anayasanın değiştirilebildiği, haramın, helal, helalında haram yapılabildiği bugünkü Türkiye de uygulanan yönetim sistemidir.
Egemenliğin dolayısıyla hüküm vermenin insana ait olduğu LAİK CUMHURİYET v.b bugün var olan hiçbir idari yönetim islami yönetim değildir. Bunları tek tek ele alırsak
OTOKRASİ: İslam ın ilk yılları asla teokrasi yönetimi değildir. Çünkü peygamberimiz(sav) hasta yatağında yatarken tüm ısrarlara rağmen kendinden sonra başa geçecek kişiyi belirlememiştir. Eğer teokratik yönetim uygulasaydı. kendinden sonra ya kızını, ya hem amcasının oğlu ve de damadı olan hz.Aliyi, veya fıkıhta söz sahibi olan ve yönetme vasfı olan hz. Aişeyi tavsiye ederdi ama asla kimseyi tavsiye etmediği gibi kimseye de işaret etmemiştir. Ve hz ebu bekir şura ve beyat sistemiyle başa gelmiştir.
TEOKRASİ: İslam yönetimi Teokraside değildir. çünkü eğer teokrasi yönetimi olsaydı başa ehli beytten birisi geçmesi gerekti. Bu da olmamış ehli beytten olmayan hz. Ebubekir başa geçmiştir.
OLİGARŞİ: İslamın yönetimi Oligarşide değildir. Eğer oligarşi olsaydı peygamberimizin sülalesinden birisi olurdu.
İslam idari bakımdan uyması gereken herhangi bir sistem tesbit etmemiştir. Ancak idari sistemin adaleti tahakkuk etttirmesi için gerekli sabit ve değişmez hükümler koymuştur. Zira insanların ihtiyaçları, bulundukları cemiyetlerin zaman ahvalin değişmesiyle değişecektir. Allah(cc) Kuranda tafsilatlı ve sınırlı hükümler tesbit etseydi. Şüphesiz Müslümanlar zorluklarla karşı karşıya kalmış olacaklardı. Bundan dolayı Allahın Kuranda asli hükümleri zaman ve mekana göre değişmeyen genel hükümler koyarak ayrıntıları ve tafsilatı Kuranın asli hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla milletlerin ihtiyaçlarına uygun olarak tasarruflarına terketmesi ilahi bir hikmet icabıdır. İşte islamın esas ve değişmeyen idari kurallarından biri şura dır.
ŞURA: istişare etmek demektir. İstişare herhangi bir konuda doğruya ulaşmak için başkasının görüşlerine başvurmak demektir. Toplanıp istişare yapan topluluğada şura denir. Şura islam şeriatinin bir kaidesidir. Bu yüzden kuran-ı kerimin bir suresinin adı şura suresidir.
ŞURA MECLİSİ ALLAHIN EMRİDİR
Şura suresinde şura meclisi kurmayı ve istişare yapmayı Allah(cc) emretmektedir. Şura demokratik nizamın temelidir. o nedenle islamda devlet nizamının demokrasi ile bağdaşmadığını iddia edenler. islam yönetimi teokratik ve krallık yönetimidir diye iddia edenler, yanılmaktadırlar. Gerçek demokrasi İslam nizamında mevcuttur. Elbette kastettiğimiz bugün geçerli olan ve hala tam oturmamış olan laik demokrasi değildir. Kuranın nuzulunden 1400 yıl sonra hala krallık yönetimi hakimken Kuranın ve islamın şurayı emretmesi, 4 halifenin seçimle iş başına gelmesi islamın demokrasiye verdiği önemi ispatlamaktadır. Ve gerçek çağdaş ileri ve aydının kim olduğu da ortaya çıkmaktadır. Nitekim bakınız ayet ne buyuruyor.
AYET: (Şura.38)”Onların işleri aralarında danışma iledir. ”
Bu ayetten açıkca anlaşılıyor ki istişare farzdır. Hangi işi yapmaya kalkarsa istişare etmelidirler. istişare emri sadece insanlara farz kılınmamış idarecilere de farz kılınmıştır. Bırakın idarecileri vahiy ile direkt görüştüğü, hadisi kutsiler ile direkt konuştuğu peygamberimize bile bize örnek olması açısından istişareyi emretmiştir. İşte
AYET: (Ali imran.159)”onları affet onlar için istiğfar et işlerde onlara danış.”
İşte bu ayetin gereğini peygamberimiz yerine getirmiştir. Şöyle ki savaşların bir çoğunda kendisi hem Allahtan vahiy ile desteklenen peygamber, hem kendi dediğini yaptıracak ve kimsenin karşı çıkamayacağı hükümdar, ve savaşı yönetmeye tam yetkili ordu komutanı olduğu halde. Bedir savaşında ele geçirilen esrilerin durumunu yanındakilerle istişare etmiş ve kendi istediği değil şura meclisinin aldığı kararı uygulamış fidye karşılığında esirler serbest bırakılmıştır. Yine hendek savaşında şehrin etrafına hendek kazılması fikri peygamberimizin değil, şura meclisinin kararıyla olmuştur. Uhut savaşına da düşmanın dışarıda karşılanması fikri peygamberimizin değil şura meclisinin kararıdır. Savaşta bile istişareye önem veren bir dini dikdatörlükle suçlamak abesle iştigaldir. Hudeybiyede, taif seferinde, ifk hadisesinde, ezan konusunda ve birçok konuda istişarede bulunmuştur.
HADİS: Ebu hureyre peygamberimizden çok istişare yapan etrafındakilere danışan bir insan görmedim demiştir.
Bu nedenle hiçbir idareci istişareden muaf olamaz. Peygamberine bile istişareyi emreden dinin yöneticilere istişare etmemiş olması düşünülemez. İşte bu nedenle 4 halife zamanında istişareye büyük önem verilmiş. hz Ömer halifeliği zamanında hz Osman, hz.Ali, Abdurrahman.b.avf ,Muaz. b.cebel, Ubey .b.kaab, Zeyd .b.sabit ten müteşekkil istişare heyeti kurmuştur.
Şura suresinde şura meclisi kurmayı ve istişare yapmayı Allah(cc) emretmektedir. Şura demokratik nizamın temelidir. o nedenle islamda devlet nizamının demokrasi ile bağdaşmadığını iddia edenler. islam yönetimi teokratik ve krallık yönetimidir diye iddia edenler, yanılmaktadırlar. Gerçek demokrasi İslam nizamında mevcuttur. Elbette kastettiğimiz bugün geçerli olan ve hala tam oturmamış olan laik demokrasi değildir. Kuranın nuzulunden 1400 yıl sonra hala krallık yönetimi hakimken Kuranın ve islamın şurayı emretmesi, 4 halifenin seçimle iş başına gelmesi islamın demokrasiye verdiği önemi ispatlamaktadır. Ve gerçek çağdaş ileri ve aydının kim olduğu da ortaya çıkmaktadır. Nitekim bakınız ayet ne buyuruyor.
AYET: (Şura.38)”Onların işleri aralarında danışma iledir. ”
Bu ayetten açıkca anlaşılıyor ki istişare farzdır. Hangi işi yapmaya kalkarsa istişare etmelidirler. istişare emri sadece insanlara farz kılınmamış idarecilere de farz kılınmıştır. Bırakın idarecileri vahiy ile direkt görüştüğü, hadisi kutsiler ile direkt konuştuğu peygamberimize bile bize örnek olması açısından istişareyi emretmiştir. İşte
AYET: (Ali imran.159)”onları affet onlar için istiğfar et işlerde onlara danış.”
İşte bu ayetin gereğini peygamberimiz yerine getirmiştir. Şöyle ki savaşların bir çoğunda kendisi hem Allahtan vahiy ile desteklenen peygamber, hem kendi dediğini yaptıracak ve kimsenin karşı çıkamayacağı hükümdar, ve savaşı yönetmeye tam yetkili ordu komutanı olduğu halde. Bedir savaşında ele geçirilen esrilerin durumunu yanındakilerle istişare etmiş ve kendi istediği değil şura meclisinin aldığı kararı uygulamış fidye karşılığında esirler serbest bırakılmıştır. Yine hendek savaşında şehrin etrafına hendek kazılması fikri peygamberimizin değil, şura meclisinin kararıyla olmuştur. Uhut savaşına da düşmanın dışarıda karşılanması fikri peygamberimizin değil şura meclisinin kararıdır. Savaşta bile istişareye önem veren bir dini dikdatörlükle suçlamak abesle iştigaldir. Hudeybiyede, taif seferinde, ifk hadisesinde, ezan konusunda ve birçok konuda istişarede bulunmuştur.
HADİS: Ebu hureyre peygamberimizden çok istişare yapan etrafındakilere danışan bir insan görmedim demiştir.
Bu nedenle hiçbir idareci istişareden muaf olamaz. Peygamberine bile istişareyi emreden dinin yöneticilere istişare etmemiş olması düşünülemez. İşte bu nedenle 4 halife zamanında istişareye büyük önem verilmiş. hz Ömer halifeliği zamanında hz Osman, hz.Ali, Abdurrahman.b.avf ,Muaz. b.cebel, Ubey .b.kaab, Zeyd .b.sabit ten müteşekkil istişare heyeti kurmuştur.
İSLAMDA İSTİŞARE FARZDIR
İslam da istişare sistemi çoğunluk yada azınlık farkı gözetmeksizin imkan dahilinde herkesin görüşünü almayı gerektirmekte bunun yanında görüşler içinde tercihe şayan olanın parmak hesabıyla değil derin ve tarafsız akli araştırması neticesi tesbit edilmiş olanın tatbik mecburiyetini içermektedir.
İslam da istişare sistemi çoğunluk yada azınlık farkı gözetmeksizin imkan dahilinde herkesin görüşünü almayı gerektirmekte bunun yanında görüşler içinde tercihe şayan olanın parmak hesabıyla değil derin ve tarafsız akli araştırması neticesi tesbit edilmiş olanın tatbik mecburiyetini içermektedir.
Bu sistem iktidar nazariyesinde bir yenilik olup, ekseriyetin ekseriyete tahakkümünü saf dışı etmektedir. Bununla beraber İslami müşavere sistemi arzu edilen neticeye varabilmesi için pedegojik hazırlık devresine ihtiyaç vardır. Devlet başkanlarının istişare edeceği heyet değişik bir kadro teşkil etmelidir. Bazen Uhut savaşunda olduğu gibi çoğunluğun görüşü benimsenmiş, bazen havazın ganimet taksiminde olduğu gibi istişare heyetinin tamamının oluruyla karar verilmiş, bazen de bedir esirlerin de olduğu gibi bilirkişi şura heyeti oluşturulup karar verilmiştir. Bazen de galafanın çekilme meselesinde olduğu gibi bilirkişi olan said b. muazve sait .b. ubadenin kararı benimsenmiştir.
Görüldüğü gibi gerçek demokrasinin bütün örnekleri peygamberimiz zamanında yaşanmıştır ve benimsenmiştir ve gösterilmiştir. Ancak şura meclisi ne şekilde olursa olsun alınan karar keyfi bir idare diktatörlük ve zulum ve adaletsizlik amacıyla kullanılamaz. Devlet başkanı ile şura meclisi arasında anlaşmazlık çıkması halinde ihtilaf konusu tartışılır, incelenir. Sonra görüş bildirecek bilir kişiden oluşan hakem heyeti oluştururlur.
HADİS: Nitekim hz Ömer bunu tatbik etmiştir. Şama giderken yolda veba hastalığı baş göstermiş, yola devam konusunda itilaf etmiştir. Şura heyeti ile aralarında anlaşma olmayınca Kureyş büyüklerinden hakem heyeti kurmuş Onların geri dönelim teklifini kabul ederek geri dönmüştür.(Buhari.tıp,30.müslim.selam.98.muvatta . medine.22)
İstişare ile siyasi, içtimai, askeri v.b. bütün meselelerin en doğru çözüme kavuşması mümkündür. Kişi ne kadar akıllı, zeki ve tecrübeli olursa olsun. istişareye önem vermedikçe faydalı sonuçlara ulaşılması ve problemleri güzel bir şekilde çözmesi pek mümkün değildir.
Görüldüğü gibi gerçek demokrasinin bütün örnekleri peygamberimiz zamanında yaşanmıştır ve benimsenmiştir ve gösterilmiştir. Ancak şura meclisi ne şekilde olursa olsun alınan karar keyfi bir idare diktatörlük ve zulum ve adaletsizlik amacıyla kullanılamaz. Devlet başkanı ile şura meclisi arasında anlaşmazlık çıkması halinde ihtilaf konusu tartışılır, incelenir. Sonra görüş bildirecek bilir kişiden oluşan hakem heyeti oluştururlur.
HADİS: Nitekim hz Ömer bunu tatbik etmiştir. Şama giderken yolda veba hastalığı baş göstermiş, yola devam konusunda itilaf etmiştir. Şura heyeti ile aralarında anlaşma olmayınca Kureyş büyüklerinden hakem heyeti kurmuş Onların geri dönelim teklifini kabul ederek geri dönmüştür.(Buhari.tıp,30.müslim.selam.98.muvatta . medine.22)
İstişare ile siyasi, içtimai, askeri v.b. bütün meselelerin en doğru çözüme kavuşması mümkündür. Kişi ne kadar akıllı, zeki ve tecrübeli olursa olsun. istişareye önem vermedikçe faydalı sonuçlara ulaşılması ve problemleri güzel bir şekilde çözmesi pek mümkün değildir.
Zira peygamberimiz(sav) insanların en akıllı en zekisi olduğu halde ,Allah(cc) tarafından bizzat vahiyle irtibat kurabildiği halde öyle ya savaşta cenabı hakka nasıl savaşmak gerektiğini sorarak gelen vahye göre de hareket ederdi, ama burada bizlere örnek olmak vardır belki bilmediğimiz başka hikmetler vardır.
Topulumun düştüğü hataların çoğunluğu istişare etmeden verilen kararlar neticesinde olmuştur .Bilhassa ticarette iş adamları para benim diyerek istişare yapmadan karar vermekte ve böylece çoğu iflas etmektedir.
İSLAM KRALLIK VE PADİŞAHLIĞI YASAKLAR
İslam zorbalardan, krallardan, firavunlardan, imparatorlardan, meliklerden asla hoşlanmaz.
AYET: (Kehf.79)”Arkalarında her sağlam gemiyi zorla alan bir melik vardı.”
AYET: (Neml.94)”Şüphesiz melikler bir ülkeye girdiklerinde orayı ifsat ederler. O ülke halkının aziz olanlarını zelil ederler. Onlar böyle yaparlar.”
HADİS: ”Halifelik melikliğe dönerse kötü yönde pek çok olaylar gerçekleşir”(Ebu davut.cihat.35.)
Nitekim peygamber efendimizin bu engin ileri görüşlülüğü doğru çıkmış. Hz Ali zamanında Şam valisi olan Muaviye melik olabilmek için Peygamberimizin bütün sülalesinin öldürülmesi gerektiğine karar vermiş, önce peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu halife Hz Ali ile Peygamberimizin sevgili eşi Hz. Aişe annemizi sıffın(deve) savaşında karşı karşıya gelmelerine sebep olmuş tamamen ehli beytten 70 kişi nin ölmesine sebep olmuş bununla yetinmeyip sırasıyla Hz aliyi. sonra oğlu yezid peygamberimizin biricik torunları hz hasan ve hz. hüseyini bizzat şehit etmiş ve peygamberimizin sülalesinden hiç kimse bırakmamıştır. Soyunu tamamen kurutmuştur. Daha sonra zorla yönetimi ele geçirmiş kendi ismi altında yani
Emevi devletini kurmuş, seçimle iş başına gelmeyi kaldırmış( ayetlere rağmen )üstelik bunu din adına yaptığını iddia etmiş. Bununla da yetinmeyip Kurani kerimin ayetlerinde nesh vardır bazı ayetlerin hükmü kaldırılmış diyerek ve Kuranın ayetlerini hiç kimse anlamaz diyerek istediği şekilde kafasına göre ayetleri yorumlatarak, ayetlerin noktalama ve durak işaretleri ile oynayarak, krallığını sağlama almış ona karşı gelen alimleri ya öldürtmüş yada imam Hanefi gibi hapislerde ölmesini sağlamış ve kendi kafasına göre fetva veren alimlerle İslama en büyük darbeyi vurmuştur. İslam düşmanlarının eline büyük kozlar vermiştir.
Şimdi bile bütün İslam düşmanları İslamiyetin yönetimini babadan oğula geçen krallık olduğunu savunmaktadır. Bunun vebali ve günahı Muviye ve oğlu Yezidin üzerindedir. Oğlu yezit peygamberimizin göz nurları sevgili torunlarını öldürmenin mükafatı olarak melik olmuştur babasından sonra .
Ama ne yazık ki öyle bir beyin yıkamışlar ki Peygamberimizin sülalesini savunan Muaviye ve Yezide laf söyleyen benim gibileri alevilikle suçlayan dindar inançlı kardeşlerimiz var.
Be kardeşim sen Peygamberimizi sevmiyor musun? seviyorsun o halde onun soyunu kurutan adamı nasıl olurda savunursun.Onun koymadığı hükümleri koyan, islama en büyük zararı veren bu kişileri nasıl savunursun. neymiş sahabelere dil uzatılamazmış peygamberimizin öz amcası Ebu Leheb ve karısına Allah(cc) bizzat beddua etmiyor mu. elleri kurusun demiyor mu? Tebbet suresinde Halbuki ebu leheb ne peygamberimizin soyunu kuruttu ne de İslamın ahkamını bozdu nede asırlar boyu Müslümanların sırtına kambur vurdu. Müslümanların hakir görülmesine sebep oldu. Tek suçu peygamberimize eziyet etmekti, Allah(cc) Resulunu o kadar seviyor ki onu üzen öz amcasını Kuranda lanetliyor ve kıyamete kadar her Müslümanın lanetlemesine sebep oluyor.
Ya peygamberimizin(sav) soyunu kurutan bu Mauviyeye ve Yezide nasıl mauamele edecek hiç düşündünüzmü? Kaldı ki Allah(cc)sahabeye lanet ediyorsa biz niye etmeyelim.
Sayın okurlarım lütfen uyanalım lütfen gerçekleri görelim artık taassubu bırakalım.
Sayın okurlarım şimdi soruyorum size Kuran-ı Kerimin nuzulu tamamlanmış, Peygamberimiz(sav)vefat etmiş. Hz Ebubekir, hz.Ömer ,hz.Osman ve hz Ali devirlerinde islamın emirleri ve ahkamı tam olarak yaşanmış. Fakat Şam valisi olan hain, münafık Allah lanet etsin(bana kimse çıkıp yok vahiy katibiydi yok bilmem neydi masallarını okumasın. Müslümanların içine giren müslüman girip islama en büyük darbeyi atan kişiye hz Muaviye diyenlere de yazıklar olsun. Be hey gafil hz. Aliye biat etmeyen(sizden olanlara biat edin ayeti var) sonrada hz ali başta olmak üzere tüm peygamberin sülalesini şehit eden sahabe arasına fitne sokup peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu ile eşini şavaştıran, şura suresi ve şura ayetlerini yok sayıp krallık yönetimini getiren, Kurandaki ayetler birbirinin hükmünü kaldırmıştır diyerek onlarca ayeti yok sayan, ve bu şekilde işine geldiği gibi hüküm veren. bir münafığa sen nasıl hz. dersin nasıl saygı gösterirsin de bana Allah aşkına. Allahın laneti, Muaviyenin, oğlu Yezidin ve bile bile onları sevenlerin üzerine olsun.
İslam zorbalardan, krallardan, firavunlardan, imparatorlardan, meliklerden asla hoşlanmaz.
AYET: (Kehf.79)”Arkalarında her sağlam gemiyi zorla alan bir melik vardı.”
AYET: (Neml.94)”Şüphesiz melikler bir ülkeye girdiklerinde orayı ifsat ederler. O ülke halkının aziz olanlarını zelil ederler. Onlar böyle yaparlar.”
HADİS: ”Halifelik melikliğe dönerse kötü yönde pek çok olaylar gerçekleşir”(Ebu davut.cihat.35.)
Nitekim peygamber efendimizin bu engin ileri görüşlülüğü doğru çıkmış. Hz Ali zamanında Şam valisi olan Muaviye melik olabilmek için Peygamberimizin bütün sülalesinin öldürülmesi gerektiğine karar vermiş, önce peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu halife Hz Ali ile Peygamberimizin sevgili eşi Hz. Aişe annemizi sıffın(deve) savaşında karşı karşıya gelmelerine sebep olmuş tamamen ehli beytten 70 kişi nin ölmesine sebep olmuş bununla yetinmeyip sırasıyla Hz aliyi. sonra oğlu yezid peygamberimizin biricik torunları hz hasan ve hz. hüseyini bizzat şehit etmiş ve peygamberimizin sülalesinden hiç kimse bırakmamıştır. Soyunu tamamen kurutmuştur. Daha sonra zorla yönetimi ele geçirmiş kendi ismi altında yani
Emevi devletini kurmuş, seçimle iş başına gelmeyi kaldırmış( ayetlere rağmen )üstelik bunu din adına yaptığını iddia etmiş. Bununla da yetinmeyip Kurani kerimin ayetlerinde nesh vardır bazı ayetlerin hükmü kaldırılmış diyerek ve Kuranın ayetlerini hiç kimse anlamaz diyerek istediği şekilde kafasına göre ayetleri yorumlatarak, ayetlerin noktalama ve durak işaretleri ile oynayarak, krallığını sağlama almış ona karşı gelen alimleri ya öldürtmüş yada imam Hanefi gibi hapislerde ölmesini sağlamış ve kendi kafasına göre fetva veren alimlerle İslama en büyük darbeyi vurmuştur. İslam düşmanlarının eline büyük kozlar vermiştir.
Şimdi bile bütün İslam düşmanları İslamiyetin yönetimini babadan oğula geçen krallık olduğunu savunmaktadır. Bunun vebali ve günahı Muviye ve oğlu Yezidin üzerindedir. Oğlu yezit peygamberimizin göz nurları sevgili torunlarını öldürmenin mükafatı olarak melik olmuştur babasından sonra .
Ama ne yazık ki öyle bir beyin yıkamışlar ki Peygamberimizin sülalesini savunan Muaviye ve Yezide laf söyleyen benim gibileri alevilikle suçlayan dindar inançlı kardeşlerimiz var.
Be kardeşim sen Peygamberimizi sevmiyor musun? seviyorsun o halde onun soyunu kurutan adamı nasıl olurda savunursun.Onun koymadığı hükümleri koyan, islama en büyük zararı veren bu kişileri nasıl savunursun. neymiş sahabelere dil uzatılamazmış peygamberimizin öz amcası Ebu Leheb ve karısına Allah(cc) bizzat beddua etmiyor mu. elleri kurusun demiyor mu? Tebbet suresinde Halbuki ebu leheb ne peygamberimizin soyunu kuruttu ne de İslamın ahkamını bozdu nede asırlar boyu Müslümanların sırtına kambur vurdu. Müslümanların hakir görülmesine sebep oldu. Tek suçu peygamberimize eziyet etmekti, Allah(cc) Resulunu o kadar seviyor ki onu üzen öz amcasını Kuranda lanetliyor ve kıyamete kadar her Müslümanın lanetlemesine sebep oluyor.
Ya peygamberimizin(sav) soyunu kurutan bu Mauviyeye ve Yezide nasıl mauamele edecek hiç düşündünüzmü? Kaldı ki Allah(cc)sahabeye lanet ediyorsa biz niye etmeyelim.
Sayın okurlarım lütfen uyanalım lütfen gerçekleri görelim artık taassubu bırakalım.
Sayın okurlarım şimdi soruyorum size Kuran-ı Kerimin nuzulu tamamlanmış, Peygamberimiz(sav)vefat etmiş. Hz Ebubekir, hz.Ömer ,hz.Osman ve hz Ali devirlerinde islamın emirleri ve ahkamı tam olarak yaşanmış. Fakat Şam valisi olan hain, münafık Allah lanet etsin(bana kimse çıkıp yok vahiy katibiydi yok bilmem neydi masallarını okumasın. Müslümanların içine giren müslüman girip islama en büyük darbeyi atan kişiye hz Muaviye diyenlere de yazıklar olsun. Be hey gafil hz. Aliye biat etmeyen(sizden olanlara biat edin ayeti var) sonrada hz ali başta olmak üzere tüm peygamberin sülalesini şehit eden sahabe arasına fitne sokup peygamberimizin damadı ve amcasının oğlu ile eşini şavaştıran, şura suresi ve şura ayetlerini yok sayıp krallık yönetimini getiren, Kurandaki ayetler birbirinin hükmünü kaldırmıştır diyerek onlarca ayeti yok sayan, ve bu şekilde işine geldiği gibi hüküm veren. bir münafığa sen nasıl hz. dersin nasıl saygı gösterirsin de bana Allah aşkına. Allahın laneti, Muaviyenin, oğlu Yezidin ve bile bile onları sevenlerin üzerine olsun.
OY KULLANIRKEN ETKİLENDİĞİMİZ ŞEYLER ŞUNLARDIR
1-NEFİS:(ego)AYET:(yusuf suresi.83)”Nefis daima kötülüğü emreder.”
işte kötülüğü emreden nefis kişi oy kullanacağı zaman şöyle telkin yapar. Sakın ha dürüst, dinine bağlı, vatanına bağlı, çalmayan, Allahtan korkan, adaletten yana olan fakiri düşünen, lidere oy verme ,onu başına getirme eğer o kişi başa gelirse senden alır fakire dağıtır. Senin vergi vermene sebep olur. çalıştırdığın işcilerini sigortalı yapmanı ister, ihaleleri alamazsın, rüşvet veremez veya rüşvet yiyemezsin, dönen çarkına çomak sokar.
Fakir paralanır sana mahkumiyeti azalır fakiri istediğin gibi kullanamazsın, fakiri ezemezsin, onu 3 kuruşa köle gibi günde 12 saat çalıştıramazsın, lideri kafa kola alıp istediğini yaptıramazsın, suç işleyince cezanı çekmek zorunda kalacaksın, yaptığın yanına kar kalmayacak, doya doya alem yapıp içki içip fuhuş yapamayacaksın, kaçakcılık yapamayacaksın, uyuşturucu kullanamayacak, ticaretini yapamıyacaksın, kumar oynayamıyacak oynatamıyacaksın,
Senin villandan fakirlerde alacak senin, lüks arabandan fakirlerde alacak, havan bitecek, senin okuduğun okullarda onlarda okuyacak, senin geldiğin makamlara onlarda gelecek. Aman ha sakın ha o kişiyi iktidar yapma olmaması içinde her türlü gücünü kullan, medya gücünü kullan, para gücünü kullan, makamını kullan, gücünü çevreni kullan ne yap onun iktidar olmasına mani ol.
Sayın okurlarım işte nefis bu ve buna benzer sebeplerden milletine faydalı olacak kişiyi değil, kendisine ve çevresine faydalı olacak kişiyi seçmekte seçtirmektedir.
2-MENFAAT:
2-MENFAAT:
Maalesef dünya menfaat dünyası olmuştur. Bugünün insanının menfaati için satamayacağı hiçbir değeri kalmamıştır. Menfaati için (mal, para, makam, şöhret, rütbe, çevre, çıkar) feda edemeyeceği hiçbir değeri kalmamıştır. Akrabasını, arkadaşını, dostunu, şerefini, haysiyetin ve en önemlisi namusunu gözünü kırpmadan feda edebilmektedir. Elbette istisnalar kaidei bozmaz. Ve menfaat için her şey istismar edilebilir. Din ,diyanet aklınıza gelen her şeyi istismar etmekten asla rahatsızlık duymamaktadırlar. Onların menfaati için her şey mübahtır. içki, kumar, zina, adam öldürme, yalan, iftira aklınıza gelebilecek her türlü kötülük onlar için gayet normaldir. Ve bunu yaparken de bir şeylerin arkasına saklanmayı iyi bilirler, yaptıkları haltlara kulp uydururlar, mesela vatan millet sakarya için bunları yapıyoruz derler.
3- AKRABALIK-AHBABLIK:
3- AKRABALIK-AHBABLIK:
Bazı insanlar hırsız olduğunu bile bile o makama layık olmadığını bile bile sırf akrabalık, dostluk, arkadaşlık, milliyetcilik, sülalecilik sebebiyle bile bile oy verir benden olsun da isterse hırsız olsun der.
4-PARTİ TAASSUBU:
4-PARTİ TAASSUBU:
Bazı insanlarda da aşırı parti sevgisi vardır, takım tutar gibi parti tutmaktadırlar. Partisinin her yaptığı doğru, partisi asla hata yapmaz. Öyle bir partiye tapma vardır ki biri anasına avradına sövse kızmaz. Ama partisine en ufak söz söylense kıyameti koparır. Partisine adeta tapar. Parti lideri namussusda olsa, hırsızda olsa, şerefsizde olsa, dinsizde olsa ,ona hizmet vermesede, ona çile çektirsede, onu aç susuz bıraksada asla partisinden ve liderinden vazeçmez. parti başkanı Allah kendisi kuludur İşte böyle bir parti taassubu olan bir insanın sağlıklı karar verebilmesi mümkün değildir. Partisi memlekete ne kadar büyük zarar verirse versin asla partisinden vazgeçmez.
5-HATIR İÇİN OY VERENLER:
5-HATIR İÇİN OY VERENLER:
Bazı insanlarda sevdikleri birinin hatırı için bile bile hırsıza oy verirler. Kendilerine ve topluma yazık ederler.
6-CAHİLLER:
6-CAHİLLER:
Bazıları da bilmeden araştırmadan iyi zannedip oy verirler. İşte belki Allah onları affeder. Elbette daha birçok sebep varsa da sebep ne olursa olsun herkes verdiği oydan dolayı hesaba çekilecektir.
Seçtiği lider memleketine vatanına milletine yararlı işler yaparsa onun aldığı sevaptan oy verende payını alacak eğer zararı varsa onun aldığı günahtan elbette payını alacaktır.
Çünkü cenabı hak işlenen zerre şerrin ve zerre hayrın karşılığını mutlaka göreceğimizi şöyle beyan ediyor.
AYET:(feemmel misgale zerretin hayreyyereh veemmel misgale zerretin şerrey yereh.)Her kim zerre miktarı hayır işlerse karşılığını görür her kimde zerre miktarı şer işlerse karşılığnı görür.”
Sayın okurlarım zerre miktarı hayrı ve şerri hesaba katan Allah(cc) koskoca bir memleketin milyonlarca insanın geleceğini kaderini yönlendiren yönetimden ve onu oraya getiren kişiden hesap sormayacağını iddia etmek en hafif ifade ile aptallıktır. Bakınız kıyamet gününde seçilen ve seçenler birbirini suçlayacak seçilenler bizim suçumuz yok onlar bizi seçti diyecekler. İşte ayet
AYET:(Araf.38)”Allah(cc) buyuracak ki sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında sizde ateşe girin. Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler öncekiler için Ey rabbimiz işte bizi bunlar saptırdılar. onun için bunlara bizden bir kat daha fazla azap ver, diyecekler. Allahta herkes için bir kat fazla azap vardır. Siz bilmezsiniz diyecektir.”
Bu ayetten de açıkca anlşılacağı gibi önde giden liderler hem kendileri sapıp hem de emirleri altındakileri saptırdıkları için iki kat azaba uğrayacaklardır Onları seçenlerde iki kat azaba çarptırılacaklardır. Çünkü o milyonlarca insanın günaha girmesine sebep olmuştur. Elbette bir insan günah işlese suçu kendinedir. Fakat işlediği suç milyonlarca insanı etkiliyorsa elbette onların günahlarından da pay alacaktır. Aynı şekilde bir haramı icat eden kişi yapılan bütün günahlardan pay alacaktır. Mesela Adem (as) oğlu kabil ilk cinayeti işlediği için ve bu harama yol açtığı için kıyamete kadar işlenen her günahtan oda payını alacaktır. Hayra çığır açanda öyledir.
Sayın okurlarım zerre miktarı hayrı ve şerri hesaba katan Allah(cc) koskoca bir memleketin milyonlarca insanın geleceğini kaderini yönlendiren yönetimden ve onu oraya getiren kişiden hesap sormayacağını iddia etmek en hafif ifade ile aptallıktır. Bakınız kıyamet gününde seçilen ve seçenler birbirini suçlayacak seçilenler bizim suçumuz yok onlar bizi seçti diyecekler. İşte ayet
AYET:(Araf.38)”Allah(cc) buyuracak ki sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında sizde ateşe girin. Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca sonrakiler öncekiler için Ey rabbimiz işte bizi bunlar saptırdılar. onun için bunlara bizden bir kat daha fazla azap ver, diyecekler. Allahta herkes için bir kat fazla azap vardır. Siz bilmezsiniz diyecektir.”
Bu ayetten de açıkca anlşılacağı gibi önde giden liderler hem kendileri sapıp hem de emirleri altındakileri saptırdıkları için iki kat azaba uğrayacaklardır Onları seçenlerde iki kat azaba çarptırılacaklardır. Çünkü o milyonlarca insanın günaha girmesine sebep olmuştur. Elbette bir insan günah işlese suçu kendinedir. Fakat işlediği suç milyonlarca insanı etkiliyorsa elbette onların günahlarından da pay alacaktır. Aynı şekilde bir haramı icat eden kişi yapılan bütün günahlardan pay alacaktır. Mesela Adem (as) oğlu kabil ilk cinayeti işlediği için ve bu harama yol açtığı için kıyamete kadar işlenen her günahtan oda payını alacaktır. Hayra çığır açanda öyledir.
OY VEREN OYUNDAN SORUMLUDUR
Ey oy veren güzel kardeşim verdiğin oyun sorumluluğunu bil. Hem dünyanı hem ahiretini karartma ve milyonlarca insanın vebalini yüklenme unutmaki biz kendimizi düzeltmedikçe Allah(cc) Bizim dururmumuzu düzeltmez.işte
Ey oy veren güzel kardeşim verdiğin oyun sorumluluğunu bil. Hem dünyanı hem ahiretini karartma ve milyonlarca insanın vebalini yüklenme unutmaki biz kendimizi düzeltmedikçe Allah(cc) Bizim dururmumuzu düzeltmez.işte
AYET:.(rad.11)''Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanları düzeltmez.''
Bu ayette cenabı hakkın ne demek istediği açık değilmi. Siz böyle devam ettiğiniz müddetçe Allah için vatanınız için toplumun menfaati için değilde sırf nefsiniz ve menfaatiniz ,çıkarınız için oy vermeye devam ettikçe bende sizi süründürmeye devam ederim. Buyuruyor.
Ve sizin verdiğiniz oylar neticesinde kasabanızda başa getirdiğiniz. kötü liderler peydahlanır.işte
AYET:(enam.123)''Böylce biz her kasabada aralarda bozgunculuk yapmaları için günahkarlarını liderler yaptık onlar yanlız kendilerini aldatırlar.Ama farkında olmazlar.''
gördünmü ayet ne buyuruyor.siz oy verdiniz bende lider yaptım. siz istediniz. hem adamı sen seç vaya adamın zulumlarına katlan hemde allahı suçla başımıza neden bunu verdin diye sen getirdin onu başa hadi sen getirmedin diyelim niye zulmune razı oluyorsun neden onu almıyorsun ordan.ondan sonrada yandım allah diyorsun.
Bir memleketin helakına sebep olanlar o memeleketi yönetenlerdir buyrun
AYET:(isra.16)''Bir ülkenin helakına sebep ele başlarıdır.''işte sen liderini seçerek elebaşını seçerek ülkenin helakına sebep oluyorsun.
Ama sanmaki Allaha bunun hesabını vermiyeceksin liderinle beraber sende huzura çağrılacaksın. işte AYET: (isra.71)''Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağız.''Neymiş liderinle birlikte hzura çağrılacaksın eğer güzel işler yaptıysa liderin sende nasipleneksin kötü işler yaptıysa sende yukarıdaki
AYET:(Araf.38)Allah buyuracak ki: «Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin!» Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lânet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca, sonrakiler öncekiler için, «Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!» diyecekler. Allah da: Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz, diyecektir. ayetinde geçtiği gibi muamele göreceksin.
Demekki hem oy veren hemde oy verilen sorumlu oalacak hem kendi günhlarını hemde sebep oldukları milyonların güznahlarını yüklenecektir.Allah(cc) durup durup dururken hiçbir ülkeyi helak etmez. O adalet sahibidir. işte
AYET:(enam.131)''Gerçek şuki halkı habersizken rabbin haksızlık ile ülkeyi helak edici değildir.'' demekki rabbim durup dururken hiçbir ülkeyi helak etmez mutlaka sebepleri verdır işte bir sebep ayette şöyle geçer.
AYET: (İsra 16) '' Bir ülke helak olacağı zaman o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşlarına iyilikleri emrederiz. Buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke helaka müstehak olur. Bizde orayı darmadağan ederiz.
AYET:''(kasas.58)'' Biz refahından şımarmış nice memleketi helak ettik.
AYET: ''(ankebut.31)'' Elçilerimiz dedilerki biz bu memleket halkını helak edeceğiz çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
AYET: ''(kasas.59)''Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketi helak ederiz.''
MUSLUMANLARIN ZAFERİ NE ZAMAN?
AYET: (saff.13)'' Seveceğiniz başka birşey var mümünlere müjdeleki Allahın yardım ve fethi çok yakındır.'
KAFİRLERİN HELAKI İÇİN ACELE ETME BİZ ONLARIN GÜNLERİNİ SAYIYORUZ
AYET: (enbiya 11)''Zalim olan nice beldeyi kırıp geçirdik.'' Sayın okurum insanalara zulmeden taşkınlık yapan,haksızlık yapan,çalan çırpan yöneticilerin sonunu bakın
AYET: (şura.42)''İnsanlara zulmedenlere ve yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır.işta acıklı azap onlaradır.''
Sayın okurlarım cenabı hak sabırlıdır acele etmez.yolan çıkan bir ülkeyi hemen helak etmez. ona bir müddet tanır.O nedenle bugün zalim olan nice memleketler.Allahın takdir ettiği günü bekliyor.o gün geldimi Allah(cc)onları da ötekiler gibi helak edecektir.işte delili
AYET: (isra.58)''Kafirlerin helakı için acale etme biz onların günlerini sayıyoruz.Ne kadar ülke varsa biz onların hepsini kıyamet gününden önce ya helak edecek ya azaplandıracağız.''
Bugün dünyaya hakim olan ve dünyaya zulmeden Amerikanında sonu yakındır merak etmeyin.Sayın okurlarım yüce Allah ülkelerin helakında acele etmediği gibi insanların cezalandırmasındada acele etmez. Belli bir süreye kadar erteler ve sonunda ya dünyada ya ahirette yada ikisinde birden cezalandırır.işte
AYET:.(Fatır.45)''Eğer Allah(cc) yaptıkları yüzünden insanları hemen cezalandırsaydı.yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı.Allah belli bir sure erteler ve cezalandırır.''
NEDEN KAFİRLER ZENGİN MÜSLÜMANLAR FAKİR
Bugün müslamanların tamamına yakını bu soruyu kendi kendilerine veya birbirlerine soruyor. En çok sorulan ve cevabı merak edilen soru budur. her konuda olduğu gibi Kuran-ı kerimin bu soruyada cevabı vardır.işte cevap
AYET: (Zuhruf.33-35)''Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması tehlikesi bulunmasaydı Rahmanı inkar edenlerin(kafirlerin)tavanlarını ve üzerlerine yaslanacakları koltuklarını da hep gümüşten yapardık ve onları zinetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliliğidir.ahiret ise rabbinin katında Allahın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur''.
Evet sayın okurlarım yanlış okumadınız hata yok kafirlere tavanları ve koltukları gümüş ve zinetlere boğmak istiyorum buyurduğu müslümanlar değil kafirler.Allah(cc) yarattığı kullarını elbet biliyor.
Ben kafirlere dünyada istedikleri herşeyi vermek istiyorum. çünkü ahirette nasipleri yok onların cenneti dünya fakat ben kafirlerin hepsini zengin edersem müslümanlar onlara heves eder. hepsi kafir olur.;işte bu yüzden ağırlıklı olarak onlara zenginlik versemde müslümanlarada zenginlik veriyorum. kafirlerin kimisine fakirlik veriyorum ki müslümanlar onlara heves edip kafir olmasınlar. ama böyle olmasına rağmen bazı inancı zayıflar maalesef dinlerini değiştirebilmektedirler.
Şimdi anladıkmı neden kafirler zengin müslümanlar fakir şimdi anladıkmı Allah (cc) habibim dediği en çok sevdiğim dediği sen olmasaydın dünyayı yaratmazdım dediği. alemlere seni rahmet olarak gönderdiğim dediği peygamberimizi niçin yetim ve öksüz büyüttüğünü, erkek çocuk larını niçin yaşatmadığını, niçin açlıktan karnına taş bağlayacak kadar fakir bıraktığını anladınızmı , Demekki allah sevdiği kula daha fazla mükafat vermek için onu dünyada çilelerle imtihan ediyor
Teşbihte hata olmaz çocuğunu seven ana baba onu yıllarca okutur. her sabah kaldırır, ders çalışmak için zorlar o ççocuk için azaptır o ana babanın o çocuğa kastımı var yok adam olması için bu zülmü yapıyor ona ama onu sevmese okutmaz çocukta zahmet etmez hangisi çocuğuna dost.
Sayın okurlarım unutmayalım ki kafirlerin refahı zenginliği en çok 70 senedir halbuki nüslümanların refahı ve zenginliği ebedi olarak cennette kalmaktır.
Biliyorsunuz.İmamı azam zengindi. birgün gümüş eğerli paha biçilmez saf kan asil atıyla ve son derece zengin giyimle dolaşırken Fakir bir kafir atın önüne geçmiş imamı azamı durdurmuş demişki Hani bu dünya müslümanlara cehennem kafirlere cennetti sana bak bana bak . Evet doğrudur demiş öyledir ama benim şu andaki sahip olduğum nimetler cennetteki kazanacağım nimetlerin yanında bir hiçtir. Seninde bu dünyada yaşadığın sıkıntılar cehennemde ayaşayacağın sıkıntılar yanında bir hiçtir.
Sayın okurlarım çok uzattığımın farkındayım o nedenle müslümanların zaferi ne zaman, ne zaman islam dünyaya hakim olacaktır. bu konuda 50 ayet olduğu halde sadece bir kaç ayet numarası verecemki merak eden arkadaşlar araştırsın.
Sayın okurlarım çok uzattığımın farkındayım o nedenle müslümanların zaferi ne zaman, ne zaman islam dünyaya hakim olacaktır. bu konuda 50 ayet olduğu halde sadece bir kaç ayet numarası verecemki merak eden arkadaşlar araştırsın.
AYET: (saff.13)'' Seveceğiniz başka birşey var mümünlera müjdeleki Allahın yardım ve fethi çok yakındır.''bakınız.(saff.8,kalem.48,mümin.77,tarık.15,aliimran.139,enbiye.105,hac.40,hac.48,kehf.59,meryem.75,meryem.84,enfal.8,isra.81,nur.55,enbiye.18,hac.61,saffat.172,fatır.45,mümüin.21,isra.5)v.b merak eden okuyucularımın dikkatine sunulur. selam ve dua ile.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder