21 Mayıs 2023 Pazar
KARABAŞ TECVİDİ MAHREÇLER (Harflerin çıkış yerleri)
KARABAŞ TECVİDİ HARFİMED- SEBEBİ MED-MEDDİ TABİ
https://www.youtube.com/live/4TH5Hhhbe2s
KARABAŞ TECVİDİ HARFİMED- SEBEBİ MED-MEDDİ TABİ
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ MUTTASIL
https://www.youtube.com/live/pwAwZkCDf0c
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ MUNFASIL
https://www.youtube.com/live/DbYGMjGNocs
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ LAZIM
https://www.youtube.com/live/EKkauweyH2U
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ LAZIM
Babü Meddi Lazım Kaçan harfi medden sonra sebebi med sükün lazım vaki olsa meddi lazım olur. Sükunu lazım neye derler? Vakfen ve vaslen sabit olan sükuna derler. Ve dahi bu meddi lazım dört türlüdür. 1- Biri Meddi Lazım kelimei müsakkaledir. Misali:Veleddaaalliiin, Elhaaaggatü, Te’müruunniii,gibi 2-Ve biri Meddi lazım Kelimei muhaffefedir. Misali:El aaane 3-Ve biri Meddi lazım harfi Musakkaledir. Misali:Elf Lam Mim in Lamı, Elif Lam Mim Sad ın Lamı ve Ta Sin Mim in Sin i gibi. 4-Ve biri Meddi lazım harfi Muhaffeftir. Misali:Elif Lam Mim in Mim i, Elif Lam Mim Sadın Mim i ve Sad ı, Elif Lam Mim Ranın Lam ı ve Ha Mim in Mim i gibi. Meddi Lazımın meddi vaciptir, müttefekun aleyh olduğu için. Ve bunun mertebesi cemi kurra katında dört elif miktarı med olunmaktır. BÂBU MEDD-İ LÂZIM Soru : Medd-i lâzım, ne demektir? Cevap : Mutlaka uzatılması gerekli olan medd demektir. Soru : Medd-i lâzım, ne zaman olur? Cevap : Harf-i medden biri bulunup harf-i medden sonra sebeb-i med, sükûn-i lâzım (cezim veya şeddeli harf) bir kelimede bulunduğu zaman, medd-i lâzım olur. Misal: VELEZZALLİN- ELHAGGETU- TEMURUNNİ gibi. Soru : Sükûn-i lâzım, ne demektir? Cevap : Sükûn-i lâzım, durulduğunda da geçildiğinde de sabit olan sükûndur. Yani, vakfen (durulunca) ve vaslen (geçilince) sabit olan, durumunu muhâfaza eden sükûn (cezim ve şeddeli harf) demektir. Soru : Medd-i lâzım, kaç türlüdür? Cevap : Medd-i lâzım, kelime ve harf olmak üzere ikiye ayrılıp cezim ve şeddeli olmak üzere de iki bölüme ayrıldığından dört çeşit medd-i lâzım vardır. 1. Kelime-i müsakkale (şeddeli kelime): VELEZZALLİN- ELHAGGETU gibi 2. Kelime-i mühaffefe (cezimli kelime): ALANE gibi. 3. Harf-i müsakkale (şeddeli harf) ELİFLAMMİMİM LAMI- ELİFLAMİMSADIN LAMI- DASİMİMİN SİNİ gibi. Elif lâm mîmin (lâmı), Elif lâm mîm sâdın (lâmı) ve tâ sîn mîmin (sini) gibi. 4. Harf-i mühaffefe (cezimli harf) : Elif lâm mîmin (mîmi) ve Elif lâm mîm sâdın (mîmi ve sâdı) ve Elif lâm rânın (lâmı) ve Hâ mîmin (mîmi) gibi. Soru : Kelime-i müsakkale ne demektir? Cevap : Kelime-i müsakkale, ağır kelime demektir. Soru : Kelime-i mühaffefe ne demektir? Cevap : Hafif kelime demektir. Harf-i müsakkale ile Harf-i mühaffefe de böyledir. Soru : Bunlara neden bu isimler verilmiştir ? Cevap : Şeddeliler, cezimlilere nisbetle okunuşta daha ağır olduklarından onlara Müsakkal, cezimliler de şeddelilere nisbetle okumada daha hafif olduğundan onlara da Muhaffef ismi verilmiştir. Soru : Medd-i lâzım ne kadar uzatılır? Cevap : Medd-i lâzımı dört elif miktarı uzatmak vaciptir. Çünkü bütün kurrâ (kırâat imamları = Kur’ân okuma ilmiyle uğraşan alimler) bunda görüş birliğindedir. Aralarında ittifak etmişlerdir
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ ARIZ
https://www.youtube.com/live/h3j4SACz_6E
KARABAŞ TECVİDİ MEDDİ LİN
KARABAŞ TECVİDİ TENVİN - NUNİ SAKİN
https://www.youtube.com/live/T3GfXH2aLFs
KARABAŞ TECVİDİ İHFA
https://www.youtube.com/live/hrPLT69VnT4
KARABAŞ TECVİDİ İZHAR
https://www.youtube.com/live/lonvzEumBNI
KARABAŞ TECVİDİ İGLAB
KARABAŞ TECVİDİ İDGAM MEĞALĞUNNE
https://www.youtube.com/live/ldB2qrvikRc
KARABAŞ TECVİDİ İDGAM BİLAĞUNNE
https://www.youtube.com/live/84i8AqiN1eg
KARABAŞ TECVİDİ İDGAM MİSLEYN
https://www.youtube.com/live/nYN7Xh7zLi8
KARABAŞ TECVİDİ İDGAM MÜTECANİSEYN
https://www.youtube.com/live/S_gTtw0d4IE
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU İDĞÂM-İ MÜTEKÂRİBEYN
https://www.youtube.com/live/NWDufXn0UXs
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU İDĞAM-I ŞEMSİYYE
https://www.youtube.com/live/0mPn8UPYp7E
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU İZHÂR-I KAMERİYYE
https://www.youtube.com/live/GPX23wjP3kY
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU KALKALE
https://www.youtube.com/live/F8EjqzBsp7w
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU HÜKMÜ’R-RÂ
https://www.youtube.com/live/nORATJmanqA
KARABAŞ TECVİDİ BABU LAFZATULLAH
https://www.youtube.com/live/3vkrb329NFk
KARABAŞ TECVİDİ BABU LAFZATULLAH
BABULAFZATULLAH Soru :: Allah (C.C.) lâfzının lâmları ne zaman kalın okunur? Cevap : Üst tarafı üstün veya ötre olduğu zaman kalın okunur. MİSAL: ALLAHU-HUVALLAHU-NASRULLAHİ-MİNALLAHİ-NASRULLAHİ GİBİ Soru :: Ne zaman ince okunur? Cevap : harf esreli olduğu zaman ince okunur. MİSAL: BİLLAHİ-LİLLAHİ-ĞANİLLAHİ-DİNİLLAHİ-RESULİLLAHİ GİBİ
KARABAŞ TECVİDİ ZAMİR
https://www.youtube.com/live/gX0qbPrCEs4
KARABAŞ TECVİDİ BÂBU’S - SEKTE
https://www.youtube.com/live/NZgPJ-uSTCk
HZ MEHDİ KİMDİR
https://www.youtube.com/live/JkpGgPekBPE
HZ MEHDİ KİMDİR
MEHDÎ KİMDİR ? Yol gösteren, hidayete eren, doğru yolu bulan, Allah tarafından kendisine rehberlik edilen kimse. Kıyamete yakın dönemde zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip yeryüzünü adaletle dolduracağı ve İslâmı hâkim kılacağı söylenen Ehl-i beytten birisi. Mehdi, kelime olarak Arapça He-De-Ye kökünden ismi mef'ul olup hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi anlamını taşır. Mehdî'nin ahir zamanda çıkacağına ve insanları hayır ve adalete yönelteceğine dair ahad haberler mevcuttur. Hz. Peygamber (s.a.s)'den nakledilen İbni Mâce'de mevcut hadislere göre Mehdî'nin Ehl-i beytten olacağı bildirilmektedir: "Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1). "Biz Abdülmuttalib evlâdı Cennet ehlinin efendileriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" (Ebu Davud, Mehdî, 1; Tirmizî, Fiten, 52-53; İbn Mâce, Fiten, 34). "Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir" (Ahmed b. Hanbel, II, 117-118). Bu gibi hadislerin yanısıra diğer muhaddislerin hadis mecmualarında da bazı haberler mevcuttur. Bu hadisleri takviye edecek mütevatir derecede bir bilgi olmadığı gibi, bununla ilgili olarak Kur'âni nass da mevcut değildir. Ayrıca Mehdî konusu Maturidî ve Eş'arî gibi Ehl-i Sünnet'in temelini oluşturan akaide dair eserler telif eden imamların eserlerinde işlenmemiş ve bu konu ele alınmamıştır. Ayrıca fer'i bir konu olduğundan ve ahad habere dayandığından dolayı bunu inkâr küfre sebeb olmadığı için ilk dönem akaid kitaplarına yansımamıştır.Bir hadis-i şeriflerinden Allah Resûlü, “Başında benim bulunduğum, sonunda İsa bin Meryem'in, ortasında (sondan önce) Mehdî'nin bulunacağı bir ümmet helâk olmaz.”1 buyururlar. Çünkü, tarih şahittir ki, başında kendisinin bulunduğu ümmet helâk olmamıştır. Sonda Hz. İsa’nın ve sondan önce pâk neslinden Hz. Mehdînin bulunduğu ümmet de helâk olmayacaktır. Hz. Mehdî'nin hizmetleri öylesine önemli ve büyüktür ki, rivayetlerden onun hilafetinden sadece insanların değil, bütün yer ve gök ehlinin memnun olacağı belirtilir.2 Çıkışı sadece ehl-i îman için değil, yer ve gök ehli için dahi sevinç kaynağı olur. Öyle ki kuşlar, vahşî hayvanlar, denizdeki balıklar dahi sevinirler.3 Hattâ Mehdî'nin bu güzel hizmetleri sebebiyledir ki, ölüler bile dirilip onun zamanında yaşamayı temennî ederler.4 Kısaca Allah, kalbleri onun muhabbetiyle doldurur.5 Büyüklerden Tavus-u Yemenî onun zamanında yaşamayı çok arzulamıştır. Bu önemli hakikati ifade ettikten sonra İslâmı, sadece âhiret diniymiş gibi görme veya göstermenin İslâmı tanımamak mânâsına geldiğini, peygamberlerin sadece âhiret işlerinde değil, dünya işlerinde de rehber oldukları gibi Hz. Mehdînin de maddî ve mânevî her konuda yol göstereceğini, ıslahatını her sahada yapacağını hemen belirtelim. Evet, Hz. Mehdî vazifesini sadece din sahasında değil, saltanat, hilafet, sosyal hayat, cihad gibi hayatı kuşatan her sahada icra edecektir. Biz şimdi rivayetlere dayanarak bu hizmetlerinin en dikkat çekici olanları üzerinde duralım: a. Dini İkâme Hz. Mehdî bir müceddittir. Cenab-ı Hak onunla dini tekrar iâde edecektir.6 O, âhir zamanda, Asr-ı Saadette olduğu gibi İslâmı yeni baştan hâkim kılacak, yüceliğini, üstünlüğünü bütün dünyaya îlan edecektir. Nuru'l-Ebsar müellifi Said bin Cübeyr, “Müşrikler hoşlanmasalar da Allah, bu dini bütün dinlere üstün kılacaktır.”7 âyetinin tefsirinde dini üstün kılacak kişinin Hz. Fatıma'nın çocuklarından Hz. Mehdî olduğunu belirtir. Bunun, “O İsa'dır (a.s.)” diyenlerin sözleriyle de çelişki teşkil etmediğini, zira Hz. İsa'nın Hz. Mehdî'ye zemin hazırlayacağını söyler.8
BÜYÜK OSMANLI ŞAİRİ YUSUF NABİYİ TANIYALIM
BÜYÜK OSMANLI ŞAİRİ YUSUF NABİYİ TANIYALIM
https://www.youtube.com/live/xVNSThpy-O8BÜYÜK OSMANLI ŞAİRİ YUSUF NABİ ŞİİRLERİ
İlmün enva’ı ile ol mâli Belki lâzım gele isti’mâli “Belki kullanılması gerekir diye ilmin her çeşidiyle donan.” 302. Bilmek elbetde degül mi ahsen Sorsalar ben anı bilmem dimeden “Bir şeyi sorduklarında bilmek, bilmiyorum demekten daha güzel değil mi?” 303. Hazretün nâsa budur telkîni “Utlubû'l-’ilmi velev bi's-Sîni” “Hz. Muhammed’in halka tavsiyesi budur: İlim Çinde de olsa isteyin.” 304. İtme âr ogren okı ehlinden Her şeyün ilmi güzel cehlinden “Utanma, ilmi ehlinden öğren. Her şeyin ilmi cehlinden güzeldir.” 305. Cühelâ ‘âlime nisbet hardur Belki hardan da bile bedterdür “Cahiller, bilgine oranla eşektir; belki eşekten de kötüdür.” 306. Kandedür bî-haber ü kande habîr Mütesavî degül a’mâ vü basîr “Habersiz nerde, bilen nerde? Kör ve gören bir değildir.” 307. Ne kadar bulsa da ferr ü şevket Câhile câh ile gelmez ragbet “Makamla ne kadar güç ve iktidar elde etse de cahile, kimse rağbet etmez.” 308. Cehldür mâye-i şerm ü haclet Cehldür mevris-zill ü nahbet “Cahillik, utanmanın mayasıdır. Cahillik, alçaklık ve ağlama sebebidir.” 309. Cehldür âdeme zindân-ı belâ Ki düşenler göremez rûy-ı rehâ “Cehalet, insan için düşenlerin kurtulama yüzü görmedikleri bela zindanıdır. 310. Cehldür mahz-ı adem ilm vücûd Hiç berâber mi olur bûd ü ne-bûd “Cehalet mutlak yokluk, ilim varlıktır. İç olma ve olmama (var-yok) eşit olur mu?” 311. Matlabun eyle maâlî-i umûr Vâdi-i felsefeden eyle ubûr “İşlerin yücesi amacın olsun; felsefe vadisinden geç, uzaklaş.” 312. Olmaya ilm kadar emr-i bülend ‘İlmden görmedi hîç kimse gezend “İlim kadar yüce bir iş yoktur. Kimse ilimden zarar görmedi.” 313. Ger re’âyâ vü gerek sâhib-i tâc Lâbüd olur ‘ulemâya muhtâc “Gerek vatandaş, gerekse padişah, herkes eninde sonunda bilginlere muhtaç olur.” 314. Şeref-i’ilme nihâyet yokdur Sıfat-ı Bâri'ye gâyet yokdur “İlmin şerefine son yoktur; Allah’ın sıfatına sınır yoktur.” 315. Olmayınca mütenâhî ma’lûm Mümkin olur mı tenâhî-i ulûm “Sonlu olan bilinmeyince hiç ilimlerin sonuna ulaşılabilir mi?” 316. Kalma kışrında ulûmun ammâ Olagör vâsıl-ı lübb-i ma’nâ “Fakat ilmin kabuğunda kalma; anlamın özünü öğrenmeye çalış.” 317. Zâhirün bâtınına eyle ubûr Yeke perle uçabilsün mi tuyûr “Görünenin içyüzüne nüfuz et, geç; hiç tek kanatla kuşlar uçabilir mi?” 318. ‘Hânenün zâhiridür cây-ı güzâr Halvet-i bâtınıdur cây-ı karâr “Evin dışı geçilecek yerdir; oturulacak yer ise içidir.” 319. Sâhil-i bahrda olsun mı le’âl Gevher istersen eğer ka’rına dal “Deniz kenarında inci olur mu? İnci istersen eğer derinine dal.” 320. Sarf u nahv ü ‘Arabiyyet lâzım ‘Arabî bilmeğe âlet lâzım “Arapça bilmek için sarf, nahiv, Arapça bilgisi gerek.” 321. Lîk âletle geçürme evkât Bî-teemmül neye yarar âlât “Fakat aletle vakit geçirme, araştırıp inceleme olmadıktan sonra alet neye yarar?” 322. İlmün it cümlesini istihsâl Cümlesin itme velî isti’mâl “İlmin hepsini elde ewt ama tamamını kullanma.” 323. Sana kâfîdür ola nakş-ı zamîr ‘İlmden fıkh u hadîs ü tefsîr “Senin için iç süsü olarak ilimden fıkıh, hadis ve tefsir yeterlidir.” 324. Gayrısın okı velî itme amel Olma pâ-mâl-i da’âvî vü cedel “Diğer ilimleri oku ama onlarla amel etme; tartışma konularının ayak altında sürünme.” 12b.325. Fıkhdan eyle ibâdâta nazar Eyleme semt-i da’âvîye güzer “Fıkıh ilminden ibadet konularına bak; tartışmalı konular tarafına geçme.” 326. Naks virmez iki âlemde sana Bilmemek mes’ele-i bey’ ü şirâ “Alış veriş konularını bilmemek ikiş dünyada sana zarar vermez.
HAYRİYYE’DEN: MATLAB-I DÂNİŞ-İ ENVA-I ‘ULÛM “İlim çeşitlerini öğrenme bölümü) 284. İy nihâl-ı çemen-ârâ-yı edeb Nûr-ba‘hşâ-yı dil ü dîde-i eb “Ey edeb gül bahçesinin süsü olan fidan, ey babanın gönül ve varlık gmzüne ışık bağışlayan” 285. Sa’y kıl ilm-i şerîfe şeb ü rûz Kalma hayvân-sıfat ol ilm-âmûz “Şerefli ilme gündüz gece çalış, hayvan gibi kalma, ilim öğrenici ol.” 286. ‘İlme sa’y eylememekden hazer it ‘İlm ü sa’y ikisi birdür nazar it İlme çalışmamaktan sakın; dikkat et ilim ve çalışmanın her ikisi eşittir.” 287. Müdde’âma bu suhan şâhiddür ‘İlm ü sa’yun adedi vâhiddür “İlleri sürdüğüm görüşe, ilim ve sa’y kelimelerinin sayısal değerlerinin eşit oluşu tanıktır.” 288. Bulamaz ‘ilm bi-lâ-sa’y vücûd Biri gitse biri olur nâ-bûd “İlim, gayretsiz ortaya çıkmaz; biri gitse diğeri de yok olur.” 289. Sıfat-ı Hazret-i Mevlâ'dur ilm Cümle evsâfdan a’lâdur ilm “İlim, yüce Mevla’nın sıfatıdır;ilim bütün sıfatlardan üstündür.” 290. Taleb-i ‘ilme çalış ol a’lem Farzdur didi Resûl-i Ekrem “İlim öğrenmeye çalış, çok bilgili ol;(çünkü) Hz. Muhammed, ilim farzdır, dedi.” 291. Dahı emr eyledi ol sâhib-i ilm “Mehdden lahde dek ol tâlib-i ilm” “Yine o ilim sahibi, “beşiktene mezara kadar ilmi iste” dedi.” 292. ‘İlm içün oldı şeh-i hıtta-i nûr “Rabbi zidnî” talebiyle me’mûr “O nur ülkesinin padişahı ilim için, “Allahım arttır” talebiyle memur edildi.” 293. Bula gör eyle medîneye vusûl Ki kapusı ola damad-ı Resûl “Kapısı, Allah resulünün damadı (Hz. Ali) olan ilim şehrini bulup ulaşmaya çalış.” 294. ‘İlmdür mâşıta-i rûy-ı vücûd ‘İlmdür vâsıta-i bûd ü ne-bûd “Varlık yüzünün süsleyicisi ilimdir. Varlık ve yokluk aracı ilimidri.” 295. ‘İlmdür mâ’ide-i Rabbânî ‘İlmdür mevhibe-i Yezdânî “İlim Rahman olan Allah’ın sofrasıdır. İlim allah’ın hediyesidir.” 296. ‘İlmdür rabıta-i ‘izz ü ulâ ‘İlmdür bâ’is-i temkîn-i safâ “İlim, değer ve yücelik bağıdır. İlim, sevinç ağırbaşlılığının sebebidir.” 297. ‘İlmdür zâbıta-i câh u celâl ‘İlmdür râbıta-i birr ü nevâl “Makam ve heybetin koruyucusu ilimdir. İyilik ve bağışın, kısmetin bağı ilimdir.” 298. ‘İlm bir lücce-i bî-sahildür Anda âlim geçinen câhildür “İlim, sahilsiz bir okyanustur. Onda âlim geçinen câhildir.” 299. Cehle Hak mevt didi ilme hayât Olma hem-hâl-i gürûh-ı emvât “Allah, cehalete ölüm; ilme hayat dedi. Ölüler topluluğu ile arkadaş olma.” 300. Olma mahrûm-ı hayât-ı ebedî ‘İlm ile fark ide gör nîk ü bedi “İlimle iyiyi ve kötüyü fark et; sonsuz hayatın yoksunu olma.”
1. TEVHİD: Ta’alallâh zihî dîvân-tırâz-ı sûret ü ma’nâ Ki cism-i lafz ile rûh-ı me’âli eylemiş peydâ “Yüce Allah, Lafzın cismiyle anlamın ruhunu yaratarak mana ve görünüş divanını ne hoş yaratmış.” Zihî hayyât-ı hil’at-dûz-ı bâzâr-ı hakâyık kim Kad-ı ma’nâyı itmiş câme-i terkîb ile ber-pâ “Hakikat pazarının hil’at diken terzisi mana güzelinin boyunu terkip elbisesiyle ne hoş ayakta tutmuş.” Olup hurşîd ü mehden mühre-keş evrâk-ı eflâke Hutût-ı rûz u şebden nüsha-i sun’ eylemiş inşâ “Güneş ve aydan, gökyüzü sayfasına mühre çekip gündüz ve gece çizgilerinden (yazılarından) sanat eseri inşa etmiş.” İdüp vaz’-ı kalem evrâk-ı hikmet-hâne-i sun’a Çeküp müsvedde-i gaybı beyâza eylemiş imlâ D.s.1) “Sanat hikmethanesinin kâğıtları üzerine kalemini koyup gayb müsveddesini temize çekmiş.” Zihî mübdi’ ki bî-reng-i ‘amâdan eylemiş tasvîr Hezârân çihre-i rengîn hezârân dîde-i bînâ “Ne güzel Yaratıcı! Yokluğun renksizliğinden binlerce güzel yüz, binlerce gören göz tasvir etmiş” Zihî Hâlik ki kemter nutfe-i nâ-çîzden itmiş Kıbâb-ı bârgâh-ı çarha sığmaz kimseler peydâ (D.s.2) “Ne güzel Yaratıcı! Basit bir meniden gök kubbeye sığmayan insanlar yaratmış” Bu emvâc-ı mecâzun ka’rına reh-yâb olam onlar Ki var tahtında pür dürr-i hakîkat jerf bir deryâ (D.s.3) “Bu mecaz dalgalarının derinliğine vakıf olanlar, altında hakikat incileriyle dopdolu derin bir deniz olduğunu anlarlar
1. Gülsitân-ı dehre geldük reng yok bû kalmamış Sâye-endâz-ı kerem bir nahl-ı dil-cû kalmamış 2. Eylemiş der-beste dükkânın tabîb-i rûzgâr Hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış 3. Teşnegânun çâk çâk olmış leb-i hâhişgeri Çeşmesâr-ı merhametde bir içim su kalmamış 4. Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenün250 Çâr-sû-yı kâbiliyyetde terâzû kalmamış 5. Ceyş-i gamdan kanda itsün ilticâ ehl-i niyâz Kal’a-i himmetde Nâbî burc u bârû kalmamış Divan, s.720 1. Dünya gülbahçesine geldik renk yok, koku kalmamış. Cömertlik gölgesi salar bir gönül çekici bir fidan kalmamış. 2. Feleğin mavi hokkasında ilaç kalmadığından zamanın hekimi dükkânını kapamış. 3.Merhamet çeşmesinde bir içim su kalmadığından susamışların su isteyen dudakları çatlamış, yarık yarık olmuş. 4. Yetenek çarşısında terazi kalmadığından tartılı incilerin değerini anlayan yok. 5. Ey Nâbî, gayret kalesinde burç ve beden kalmadığından istek sahipleri gam ordusundan nereye sığınsın? * 1. Ne hoşdur mîve-çîn-i şâhsâr-ı iştiyâk olmak Ne müşkildür leked-hâr-ı nigehbân-ı firâk olmak 2. İderler kûhveş keştîleri bir lafz ile tahrîk Ne hoşdur bir suhanda yek-zebân-ı ittifâk olamk 3. Hüner bir hâtır-ı vîrânı ta’mîr itmedür yohsa Degüldür âdemiyet nakş-perdâz-ı revâk olmak 4. O denlü var ki yokdur ‘ârız-ı ikbâlinün ânı Egerçi devlete mâni’ degüldür bî-mezâk olmak 5. Hüner mânend-i pül bâre tahammül itmedür yohsa Degüldür çok hüner bâlâ-yı mihrâb üzre tâk olmak 6. Hünerdür Nâbiyâ ebnâ-yı ‘asrun i’tikâdında Riyâz-ı ülfete çirk-âbe-efşân-ı nifâk olmak Divan, s.749 1. Özlem ağacınının meyvelerinin toplayıcısı olmak ne hoştur! Ayrılık gözcülüğünün tekme yiyicisi olmak ne zordur! 2. Bir sözle dağ gibi gemileri hareket ettirirler; bir sözde dil birliği içinde olmak ne hoştur. 3. Hüner, bir yıkık gönlü yapmaktır; çardak süsleyici olmak insanlık değildir. 4. Her ne kadar zevksizlik ikbal sahibi olmaya engel değilse de ikbalinin yanağının güzelliği o kadar yoktur. 5. Hüner, köprü gibi yüke katlanmaktır yoksa mihrabın üzerindeki kemer olmak çok makbul değildir. 6. Ey Nâbî, zamane çocuklarının inancındae hüner, arkadaşlık bahçesine bozgunculuk çirkefi atmaktır.